ARSIVANA SAYFA
 
1 Temmuz '00
SAYI: 24
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan...
Düzen cephesinde krizler ve reformist solda hayaller
"Kriter" tartışmaları ve teslimiyet platformu...
"Kophenag kriterleri" tekerlemesi ve...
Sistem kontr-gerillasız yapabilir mi?
Sermaye patronları açık köle pazarına dönmüş...
24 Haziran İstanbul mitingi
Mamak belediyesi işçileri grev kararı aldı
Çorlu deri işçileri baskı ve teröre rağmen...
Asgari ücret mi, sefalet ücreti mi?
Enerji-Yapı Yol Sen üyelerinin ülke çapında...
Tüm Sosyal Sen ve SES'in ortak eylemi
Tekirdağ'da 20 bin kişilik üretici köylü gösterisi
TÜGSAŞ ve İGSAŞ'ın özelleştirilmesi...
Sivas katliamının perde arkasında...
Hırsızlık, Yolsuzluk, pislik ve "Yüce Meclis"!
Devrimci tutsakların "sağlıklı yaşam hakkı"...
İstanbul Barosu'nun cezaevi etkinlikleri
Emperyalist tekeller kâr uğruna doğayı katlediyorlar!
Ekim Gençliği'nden...
Almanya'da anlamlı öncü işçi etkinliği
Otomobil sektöründe neler oluyor!
Basında hücre saldırısı
Mücadele tarihimizden
Mücadele Postası
 
Tüm başlıklar





 
 
Almanya’da anlamlı öncü işçi etkinliği:

Öncü otomobil işçilerinin ikinci konferansı
başarıyla gerçekleşti


Otomobil sektöründe çalışan öncü işçiler uzun bir süredir, kapitalizmin yapısal krizinin işçi ve emekçilerin sırtına yıkılması saldırılarına karşı öncü müdahalelerde bulunabilmek için bir araya geliyorlar. Bir koordinasyon kurarak çalışmalarını sürdürüyorlar. Öncü işçiler geçtiğimiz yıl ilk konferanslarını topladılar. “Otomobil İşçileri Danışma Konferansı” yerel ayaklar üzerine yükseliyor.

Otomobil işçilerinin ikinci konferansı, 24-25 Haziran tarihlerinde, Almanya’nın Köln kentinde gerçekleştirildi. 32 otomobil işletmesinden 275 işçinin katılımı sağlandı. İki gün süresince otomobil sektörünün durumunun tartışıldığı konferans başarıyla sona erdi. Konferansta Almanya dışında 7 ülkeden (Belçika, Arjantin, G. Afrika, Endonezya, Filipinler, Avusturya) katılımcılar yeralıyordu.

Yerel inisiyatiflerin önden çalışmalarıyla tespit edilen gündem konuları şunlar:

    1. Esnek üretimin aileler üzerindeki etkileri.
    2. Otomobil sektöründe uluslararası yapısal kriz.
    3. Rapor alan işçilerin karşılaştığı sorunlar.
    4. 21. yüzyılda toplumsal perspektifler.
    5. Tamamen esnek çalışma-geleceğin fabrikası.
    6. “İş için birlik” oluşumundan dışarı! Sendikalar mücadele örgütleridir!
    7. Çalışma stresi, vardiyalı çalışma ve sağlık sorunu.
    8. Tam ücret karşılığında 6 saatlik işgünü-tüm dünyada.
    9. Araba, doğa ve trafik-nasıl bir gelecek istiyoruz?

Birinci gün:
Konferans selamlama, açılış konuşması, gündem maddelerinin ve yabancı katılımcıların tanıtılması ile başladı. Öğleden sonra saptanan gündemlere ilişkin atölyelere geçildi. Atölyeler daha önce yerel inisiyatiflerdeki çalışma grupları tarafından tartışılıp hazırlanmış konulardan oluşuyordu ve her grup neler üzerine çalışmak istediklerini açıklayıcı bilgiler verdiler. Toplantıya katılan herkes ilgi duyduğu atölyelere dağıldı. Bizler, “otomobil sektöründe uluslararası yapısal kriz”, “21. yüzyılda toplumsal perspektifler”, “İş için birlikten dışarı-sendikalar mücadele örgütleridir”, “tam ücret karşılığı 6 saatlik işgünü-tüm dünyada” konularının tartışıldığı çalışma gruplarına katıldık.

Otomobil sektöründe uluslararası yapısal kriz tartışmaları, bir hafta önce kendiliğinden gerçekleşen ve başarıyla sonuçlanan Opel grevi, güncelliği, grevi besleyen koşullar, zamanlaması, sürdürülüş biçimi, talepleri ve kazanımları bağlamında tartışıldı. Katılımcılar arasında grevde aktif görevler alan erkek-kadın işçilerin ve meslek öğrenimi yapan genç Opel işçilerinin de bulunması, canlı tartışmalar yarattı. Opel işçileri; yasadışı olarak sürdürülen 9 saat çalışma tartışmasını, işçilerin Opel’in işyerini kapatma tehditine karşı duydukları öfkeyi, sendika ve işçi temsilcilerinin bazılarının grevi baltalama çabalarını, işçileri bölme çabasının sonuçsuz kaldığını, işçilerin tek vücut olduklarını, kadın işçilerin baştan itibaren grevcilerin en kavgacı bölümünü oluşturduklarını, özellikle meslek öğrenen gençlerin ikinci gün greve katılmalarının grevi daha da canlı kıldığını vurguladılar.

Dünyanın en büyük otomotiv devi General Motor’un bu grevle dize getirilmesinin kazandırdığı politik sınıf bilinciyle tartışmalar sürdürüldü. Taleplerin genel bir çerçevede kaldığını vurgulayan bir kadın işçi; “Yıllar önce babalarımız sokaklara çıkıp direndiklerinde, kendi hakları ve bizim haklarımız için mücadele ettiler ve kazandılar. Bugün bizler babalarımızın bizim için de kazandığı hakları korumak için eylem yapıyoruz. Ve ben bugün çocuklarımız için değil, kendi işyerimi koruyabilmek için mücadele ettiğim için utanıyorum.” diyerek, hakların sadece bugün değil yarın için de kazanılması gerektiğini vurguluyordu.

Katılımcılar Opel grevinin de etkisiyle mücadeleci bir çizgi öneriyordu. Yanısıra çözümün sosyalizm olduğuna işaret ediyorlardı. Büyük bir otomobil tekelinde çalışan işçi temsilcisi bir yoldaşımız da konuşmasında dikkati özellikle bu noktaya çekti.

Diğer ülkelerden gelen işçi ve sendika temsilcileri ülkelerindeki sorunları ve deneyimlerini anlattılar. Tüm konuşmalar değişik dillere anında tercüme ediliyordu. Dolayısıyla tüm katılımcılar tartışmanın içeriğini anlama konusunda hiçbir sıkıntı duymuyordu.

Bize gelince, konferansı önceleyen süreçte bir araya gelmiş ve önden belli hazırlıklar yapmıştık. Koordinasyonda büyük bir otomobil fabrikasında işçi önderi olan bir yoldaşımız bulunuyordu ve bu bize belli bir kolaylık sağlıyordu. Tüm yoldaşların aktif katılımcı olmasını tartışmıştık. Nitekim başka bir otomobil fabrikasında çalışan bir başka işçi önderi yoldaş da bunun gereklerini yerine getirdi. Dikkati çeken bir performans sergiledi. Bu aktif müdahaleciliği ikinci gün de sürdürdük. Sonuç bildirgesinin istenilen çerçevede olması için çaba gösterdik. Toplantı öncesi kararlaştırdığımız şeylerin biri de şuydu: Tartışmalara parti programımızdan hareketle katılmalıydık. İleri süreceğimiz düşünce ve önerileri partimizin programını esas alarak yapacaktık. Toplantı aralarında programın ilgili bölümlerine bakılıyordu.

Özellikle bir salonda canlı ve verimli tartışmalar gerçekleşiyordu. Tartışma konusu divan tarafından dile getiriliyor, salona konan mikrofonlar aracılığıyla işçiler sırasıyla gelip düşüncelerini açıklıyorlardı. Bir tür demokrasi platformu gibiydi bu.

Toplantının akşamki bölümü kültürel etkinliklerle geçti. Çeşitli bölgelerden işçi gruplarının ve orada oluşturulan ve hazırlanan tiyatro ekiplerinin sorunları dile getiren küçük skeçleri ilgi çekti. Delegeler kendi ülkeleri ve çalıştıkları işleriyle ilgili bilgi verdiler. Endonezyalı temsilcinin dia eşliğinde 1 Mayıs ile ilgili anlatımları, bir hayli canlı ve göz doldurucuydu. BİR-KAR’ın platforma gönderdiği dayanışma mesajı okundu, büyük bir beğeni ile karşılandı.

İkinci gün:
Konferansın ikinci günü, ilk gün atölyelerde tartışılarak süzülen ve platforma sunulan maddelerden oluşacak sonuç bildirgesi üzerine tartışmalarla geçti.

Biz iki noktada yoğunlaştık. Birincisi sonuç bildirgesinin istediğimiz çerçevede olmasına ilişkindi. Biz platformun öncü işçilerin oluşturduğu politik bir platform olduğunu düşünüyor, bu nedenle de platformun çok açık biçimde kendi önüne, bildirgede dile getirilen acil talepler için tutarlı ve kararlı bir biçimde mücadele etme görevini koymasını istiyorduk. Fakat yanısıra, net bir biçimde, sömürüye, baskıya ve eşitsizliklere karşı mücadele görevlerinin, sosyalizm hedefinin de koyulmasını istedik. Temsilci yoldaş bu amaçla üstüste iki kez söz hakkı aldı ve ısrarlı davrandı. Yine de, sonuçta istediğimiz gibi olmasa da, geri adım atıldı ve kısmi bir düzeltme yapıldı. Türkiyeli işçilerin de sınıf mücadelesine çekilmesi için özel çaba gösterilmesini platformun önüne koymasını talep ettik. Ancak zaman darlığı nedeniyle tartışma fırsatımız olamadı.

Normal süre aşılarak yapılan tartışmalar sonucunda, her bir konuda karar taslakları okundu, tek tek onaylandı ve kabul edildi. Bildirge onaylandı.

İkinci gün ortaya koyduğumuz çabalardan biri de şuydu:

Türkiye’deki grevlerle dayanışma, özelde de Kimya-Teknik işçileriyle dayanışma kararı çıkarttık. Bu onaylandı ve kabul edildi.
Otomobil İşçileri Danışma Konferansı’nda okunan mesaj


Hücre ölümdür! Türkiye cezaevlerinde politik tutsaklara yönelik izolasyona hayır!

Türk rejiminin cezaevlerindeki siyasi tutsaklara dönük izolasyon politikasını şiddetle reddediyor, baskılara, işkencelere ve katliamlara derhal son verilmesini istiyoruz.

Siyasi tutsaklara en içten devrimci dayanışma içinde olduğumuzu bildiriyor, devrimci selamlarımızı iletiyoruz.

Siyasi tutsaklara özgürlük!

- Belçika Emek Partisi temsilcisi

- Endonezya İşçi Mücadelesi İçin Ulusal Cephe temsilcisi

- Güney Afrika ulusal sivil örgütü temsilcisi

- Güney Afrika’da işten atılan VW işçisi

Kimya-Teknik işyeri temsilcisinin çağrısı okundu, alkışlandı. Cezaevleriyle ilgili bir metin okundu, destek ve dayanışma kararı çıkartıldı.

TKİP-YDÖ’nün dayanışma mesajı sunuldu. Mesajımızın otomobil işçileri danışma konferansı bülteninde yayınlanacağı bildirildi.

Koordinasyon kurulu sözcüsü ile röportaj yapıldı. Diğer ülkelerden gelen işçi ve sendika temsilcileri de hazırladığımız tutsaklarla dayanışma mesajını imzaladılar. Toplantı yeni dönemdeki çalışmaya öncülük edecek yeni koordinasyan kurulunun seçimi ile sürdü. Büyük bir işletmeden temsilci olarak konferansa katılan bir başka yoldaşımız da yeni koordinasyona seçildi.

Sonuç olarak, yeterli düzeyde olmasa da, toplantı boyunca sergilediğimiz çabalarla başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz. Açtığımız stand ilgi çekti. Tartışmalardaki aktif tutumumuz da öyle. Bir diğer toplantıya daha hazırlıklı ve daha zengin bir programla katılmak ve gelecek otomobil işçileri danışma konferansına hazırlık için yerel inisiyatiflerde daha aktif yer almak görevi duruyor önümüzde. Bu çaba, önümüzdeki süreçte yurtdışı çalışmasının istenilen düzeye getirilebilmesi açısından da önem taşıyor.

Otomobil işkolundan TKİP’li işçiler/Almanya




TKİP-Yurtdışı Örgütü’nün
Otomobil İşçileri Danışma Konferansı’na mesajı:

Sermayenin saldırılarına karşı
tek sınıf, tek cephe!


Otomobil İşçileri Danışma Konferansı’na!
24-25 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirdiğiniz İkinci Otomobil İşçileri Danışma Konferansı’nı en içten proleter duygularımızla selamlıyor, baskıya, sömürüye ve eşitsizliklere karşı mücadelenizde sizlerle tam dayanışma içinde olduğumuzu bildiriyoruz.

Arkadaşlar, yoldaşlar!
Bugün tüm dünyada sermaye sınıfı ağır bedeller ödeyerek kazandığımız iktisadi, sosyal ve siyasal tüm haklarımıza karşı son derece pervasız bir saldırı başlatmıştır. Bu saldırıda kapitalistler sınıf çıkarları temelinde tek bir sınıf olarak hareket ediyorlar. Fakat öte yandan yerli ve yabancı ayrımını körükleyerek, aramıza ulusal çitler örerek, ırkçılığı, şovenizmi ve faşizmi besleyip güçlendirerek, biz işçi ve emekçileri bölmeye ve eylemimizi zayıflatmaya çalışıyorlar. Buna fırsat vermeyelim!

Yakın tarihte çeşitli uluslardan işçiler ve emekçiler olarak Köln’de, Seattle’da, Davos’ta ve son olarak 1 Mayıs’ta tek sınıf ve tek cephe halinde sermayenin saldırılarına dur demek için yürüdük. Tek bir ağızdan haykırdığımız “Kapitalizme ölüm!” şiarı ile dünya egemenlerinin yüreğine korku saldık. Yine aynı yoldan yürüyelim! Ya kapitalist barbarlık içinde çöküş ya da tüm insanlığın kurtuluşu sosyalizm! Üçüncü bir yol yoktur!

Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!
Sermayenin saldırılarına karşı tek sınıf, tek cephe!
Yaşasın sosyalizm!

TKİP-Yurtdışı Örgütü
24 Haziran 2000




Hücre saldırısına karşı
enternasyonal dayanışma çağrısı:


Otomobil İşçileri Danışma Konferansı’na!

Değerli arakdaşlar,
26 Eylül gecesi Türk devleti başkent Ankara’da özel timleri aracılığı ile siyasal tutsaklara karşı planlı ve alçakça bir katliam gerçekleştirdi. Bu saldırıda 10 devrimci katledildi, birçoğu ağır olmak üzere onlarcası yaralandı. Bu da yetmemiş olacak ki, katliamın sorumluları ve suçluları elini kolunu sallayarak dolaşırken, katliamdan tesadüfen sağ kurtulan 85 devrimci hakkında 5 arkadaşlarını öldürmekten dava açıldı.

Türk devletinin önümüzdeki süreçte saldırılarını daha da azgın ve vahşi metodlarla sürdüreceği bekleniyor. Çünkü Türk devleti yıllardır siyasal tutsakların direnişleri sonucunda bir türlü uygulamaya koyamadığı hücre tipi cezaevlerini uygulamaya sokmak istiyor. Hücre tipi cezaevlerinin birçoğu Ağustos ayına değin tamamlanmış olacak.

Rejim bununla siyasal tutsakları tüm toplumsal yaşamdan yalıtarak izole etmeyi, onları fiziksel ve ruhsal olarak yoketmeyi hedefliyor.

Rejim politik ve ekonomik terör ile dışarıda da işçi ve emekçilerin yaşamını hücreleştirmeye çalışıyor. Cezaevlerinde ise ortak tavır alma ve direnmeyi kırmak istiyorlar. “Gerekirse ölürüz, ama hücrelere girmeyeceğiz!” sözleriyle siyasal tutsaklar, bize saldırının boyutlarını ve kararlılıklarını gösteriyorlar.

Bu çerçevede sizleri, hücre tipi cezaevlerinin derhal kapatılması, yapımı sürdürülenlerin yapımının derhal durdurulması talepleriyle, Türk devletini protesto etmeye ve siyasal tutsaklarla dayanışmaya çağırıyoruz.

BİR-KAR
25 Haziran 2000




Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!


Bugün sermaye tüm dünyada sendika bürokratlarını da yanına alarak, savaşarak elde ettiğimiz ekonomik, sosyal ve politik haklarımıza karşı pervasızca saldırılarını sürdürüyor. Bu saldırılarını sürdürürken sınıf çıkarları doğrultusunda davranıyor. Diğer yandan değişik uluslardan biz işçileri bölerek kavgamızı zayıf düşürmek istiyorlar.

Bu sistem tüm değerlere yabancılaşmıştır. Uluslararası tekellerin insanlığa açlık ve yoksulluk, işsizlik, baskı, terör ve savaştan başka vereceği hiçbir şey olamaz. Onların sadece bir amacı ve perspektifi vardır: Herşeye karşın kâr.

Uluslararası tekellerin bu saldırıları tüm dünyada proletaryanın ortak mücadelesi ile püskürtülebilir ancak.

Bizler BİR-KAR olarak 2. Otomobil İşçileri Danışma Konferansı ile dayanışma içinde olduğumuzu bildiriyoruz. Bugün özellikle böylesi oluşumların hiç olmadığı kadar önemli olduğunu vurguluyoruz. Otomobil işçilerinin metal sektöründeki öncü rolünü düşündüğümüzde, bu adım daha da büyük önem kazanıyor.

Sömürüsüz ve baskısız bir dünya için mücadeleye!
Sınıfa karşı sınıf, düzene karşı devrim,
kapitalizme karşı sosyalizm!
Yaşasın uluslararası dayanışma!

BİR-KAR
24 Haziran 2000