ARSIVANA SAYFA
 
17 Haziran '00
SAYI: 22
Kızıl Bayrak'tan...
Hücre saldırısına karşı hazırlık!
Sosyal yıkım saldırısı sürüyor!
Sermaye enflasyonu düşürme masalıyla...
15-16 Haziran ve işçi sınıfının öncü rolü
İnsanca yaşanacak bir ücret için...
"Kararlılığımızı koruyarak sınıf adına mücadelemizi...
Devrimci kamu emekçileri sorumluluk...
Bu çizgi "zafer" değil, sürekli yenilgi getirir!
Eğitim-Sen bürokratları Ankara eyleminde...
Yaşamı devrimci tarzda dönüştürmek esas olmalı!
MHP'ye çekilen cila tutmaz!
Dönemi kazanmanın olanakları...
Hücre karşıtı faaliyetin durumu ve devrimcilerin görevi
İzolasyon politikası hücre tipi cezaevleriyle...
Katıl karşı duralım!...
Öldürtme, sahip çık!
"Cinsel Taciz ve Tecavüze Hayır" Kurultayı
Son İEP toplantısı ve...
Sol liberallerin "Emek Platformu" aşkı
Çoçuk emeği, kapitalizm ve sosyalizm!
Dünyanın en adaletsiz sınav sistemi
Hafız Esad'ın ölümü ve hassasiyet kazanan...
Arjantin'de bir kez daha genel grev!
Clinton gezisinin perde arkası...
Ateşi Çalmak
Mücadele Postası






 
 

İşte yine bir ÖSS bizi bekliyor. Bu hafta sonu bir kez daha yüzbinlerce işçi-emekçi çocuğu üniversitede okuma hayallerini gelecek yıllara erteleyecek, ya da buna tümden elveda diyecek...

Dünyanın en adaletsiz sınav sistemi


Üniversite öğrencileri, özelleştirme saldırısını yurt, kantin ve yemekhanelerin satılması, belli başlı üniversitelerin parça parça peşkeş çekilmesi olarak yaşıyor. Genelde üniversite sorunlarına (akademik-bilimsel bir eğitim isteğinden özelleştirme saldırısına kadar) ve toplum sorunlarına yönelik muhalefet oluşturduğunda hukuk, soruşturma terörüne maruz kalıyor.

Lise öğrencileri ise katkı payları, karne ve spor paraları vb. tek tip kıyafet uygulaması gerici, yoz, bilimsellikten uzak bir eğitim ile karşı karşıyadır. Birşeyler yapılmak istendiğinde okuldan atmaya kadar varan disiplin cezaları ile yüzyüzedir. Bu saldırılar zincirine bir de yeni sınav sistemi eklenmiş durumdadır.

Yeni sınav sistemi üzerine
Yeni sınav sisteminin kendi içinde büyük fırsat eşitsizliği içerdiği bir gerçektir. Meslek ve normal okullarda okuyan öğrencilerin üniversiteye girme şanslarının yok olma noktasına geldiği, fen-anadolu liseleri ve özel okulların daha avantajlı hale geldiği bilimsel verilerle ifade edildi. Fırsat eşitsizliğinin yansımalarına da göz atalım. Bir kere sınav sisteminde AOÖBP diye bir uygulama ortaya atıldı. Ortaya atılan bu uygulamanın amaçları arasında güya, varolan “fırsat eşitsizliğini” gidermek, her öğrenciyi eşit bir şekilde sınava sokmak vardı. Gerçekte ise koskoca bir yalan balonu olduğu anlaşıldı ve patlaması uzun sürmedi.

AOÖBP’nin içerisinde hem kendi başarınız, hem de okulun başarısı yer alıyor. Doğudaki bir okulla batıdaki bir okulun başarısı nasıl aynı kefeye konup tartılabilir?

Hem bilimsel bir eğitim vermiyorsunuz, hem de insanları eşit şartlarda sınava tabi tutuyorsunuz! Böylesine adaletsiz bir sınav sistemini dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız.

Bu sınav sistemiyle okullar arasında derin uçurumlar oluştuğunu söylemiştik. Normal liseler ve meslek liseleri üçüncü sınıf okul seviyesine indirildi.

Meslek liselerindeki öğrencilerin durumu
Sistemin bu uygulamasıyla meslek lisesi öğrencilerinin üniversiteye girme hayalleri tuzla buz olmuştur.

Somut örnek vererek devam edelim: AOÖBP uygulamasına göre iki öğrenci alalım. Bunlardan biri meslek lisesinde (meslek liseleri kendi içinde üç dala ayrılır; meslek, anadolu meslek, anadolu teknik, yasa her üçünü de etkiliyor), diğeri lise dengi okullardan birinde olsun. Her iki öğrencinin de üç yıllık diploma notu 5.00 olsun. Normalde 5.00 diploma notuna gelen OÖBP: 80 x 0.5=40; ama meslek lisesinde okuyan öğrencinin OÖBP’si 80 x 0.2 = 16’dır. Arada 24 puanlık muazzam bir fark oluyor.

Öğrenciler, bu sınav sisteminde 0,0…’lık devirli sayılara bakılarak sıralamaya konuluyor. Bunun yanında 24 puanlık uçurum düşünüldüğünde, eşitsizlik katbekat artıyor. Örneğin bir meslek lisesi öğrencisi 180.518 puan almış olsun. Bu ham puana göre (AOÖBP’si eklenmemiş haliyle) bu öğrenci genel sıralamada 480. olsun. AOÖBP eklendiğinde, aynı öğrenci 10.000. sıraya, ya da daha aşağılara kadar düşebiliyor.

Hadi bunu geçtik. Bir elektrik öğrencisi düşünelim. Elektrik üzerine 3 yıl boyunca eğitim alıyor. Yeni sınav sisteminin 1999-2000 Yüksek Öğretim Programları ve kontenjanları kılavuzu sy.110’a baktığımızda, elektrik öğrencisine elektrik mühendisliğinin verilmediğini görürüz. Verilen 7 seçenekten 5’inin 2 yıllık (elektrik, elektrik-elektronik, hidroelektrik santralleri, otoelektrik-elektronik, uçak elektriği), diğer ikisinin 2 yıllık (elektrik öğretmenliği, orduya bağlı havacılık elektrik ve elektroniği) olduğunu görürsünüz.

Bu uygulama diğer meslek lisesi branş öğrencileri için (elektronik vb.) geçerlidir. Onlara da mühendislik verilmez. Verilmeyişin nedenleri ise Fethi Tokyer’in medyadaki basın toplantılarından anlaşılıyordu: “Ülkemizde fazlasıyla mühendis var, dolayısıyla mühendise ihtiyaç yok”. Meslek lisesi öğrencilerinin kalifiye eleman olması, fabrikalardaki ara eleman boşluğunu doldurması salık veriliyor.

Hemen karşı soru sorarak ve somut örnek vererek cevaplayalım. Mühendis fazla ise, niye bir yıl boyunca tonlarca mühendis mezunu veriliyor? Düşünün ki bunların büyük bir bölümü işsizler safına katılıyor. Ülkemizde milyonlarca işsizin varlığı düşünüldüğünde, yukarıdaki iddialar ne yazık ki dişimizin kovuğunu doldurmuyor.

İşte yine bir ÖSS bizi bekliyor. Bu hafta sonu bir kez daha yüzbinlerce işçi-emekçi çocuğu üniversitede okuma hayallerini gelecek yıllara erteleyecek ya da elveda diyecek. Geleceksizlik gençliğe böylesine bir eşitsizlik eşliğinde dayatılacak. İşçiler ve emekçiler ise çocuklarına onurlu bir gelecek bırakmak ve bu türden haksız uygulamaları püskürtmek için devrimin ve sosyalizmin kızıl bayrağı altında savaşmalıdırlar.

Artık ya direnilerek kazanılacak, ya da teslimiyet içinde herşey peyderpey kaybedilecektir.



İzmir’de Öğrencilerden eylem


Eğitimdeki özelleştirmeye karşı ve AOBP ve ÖSYS’nin kaldırılması için İZALİS (İzmir Demokratik Liseliler Birliği), EÜDER (Ege Üniversitesi Öğrenci Dernekleri), HUFÖD (Hukuk Fakültesi Öğrenci Dernekleri), BEFÜDER (Buca Eğitim Fakültesi Öğrenci Dernekleri), CBÜÖD (Celal Bayar Üniversitesi Öğrenci Dernekleri) tarafından Konak Sümerbank önünde yapılan eyleme yaklaşık 50 kişi katıldı.

Saat 13:00’te önce Konak Meydanı’nda toplanan öğrencilerle polis arasında tartışma oldu. Polisin provokatif tutumu sonucu öğrenciler eylemlerini Sümerbank önünde devam ettirdi. Eğitim-Sen 1 ve 2 No’lu Şube, Nakliyat-İş, Dev Maden-Sen, Genel-İş 5 No’lu Şube, Limter-İş, BTS ve Narlıdere Halkevi temsilcilik düzeyinde katıldı.

Polisin eylemdeki tahammülsüz tutumu eylem öncesi günlerde de görülüyordu. Eğitim-Sen 1 No’lu Şube’ye eylemden birkaç gün önce Emniyet tarafından gönderilen faks da bunun kanıtıydı.

Kızıl Bayrak/İzmir



İsviçre’de gençlik kampı


İsviçre Ekim Gençliği’nin düzenli olarak yaptığı gençlik kamplarının beşincisi de 10-12 Haziran’da başarılı bir şekilde gerçekleştirildi.

Daha önce düzenlenen gençlik kamplarından edinilen tecrübe ile oluşturulan organizasyon komisyonunun önüne koyduğu hedefler, bu kamp döneminde pratiğe geçirilmeye çalışıldı.

Kampla hedeflenen, gençleri apolitik ortamdan biraz olsun uzaklaştırıp, sosyal ve politik yaşama kültürel faaliyetlerin yardımıyla çekmekti.

5. Gençlik kampında yapılan faaliyetler ana hatlarıyla şöyle geçti:

İsviçre’nin çeşitli bölgelerinden gelen gençlerle tanışma ve kampın programının tanıtımı ile, etkinlik başlanmış oldu. Daha sonra Ulucanlar’da katledilen devrimcilerin anılması ve saygı duruşu yapıldı. Paris’den gelen gençlerin oluşturduğu müzik grubunun yaptığı müzik dinletisi ile gençler rahat bir ortama girdi. Komünal bir ortamda bulunduğumuz için, kolektif bir çalışmayla hazırlanan akşam yemeği yenildi ve birlikte temizlik yapıldı.

Daha sonra dia gösterisi ile sonuçlanacak bir tartışma başlatıldı. Tartışmanın konusu ‘68’lerden başlayarak bugüne kadar olan gençlik hareketinin değerlendirilmesiydi. Bu tartışmadan sonra çeşitli eğlenceler ve mesajlarla yüklü bir bilgi yarışması düzenlendi. İlk gün böyle geçti.

Kampın ikinci günü, kır gezisi düzenlendi. Bu gezide değişik sportif faaliyetler yapıldı. Kır gezisinden dönüldüğünde TKİP’nin oluşum sürecini anlatan bir seminer verildi. Bu seminerden sonra karşılıklı soru ve tartışmalarla, konu genişletilerek anlatılmaya, kavranmaya çalışıldı. Gençlerin en çok beğendikleri ve ilgilendikleri dia gösterimi bu konu hakkında da yapıldı.

Akşam yemeğinden sonra zaman zaman güldüren, zaman zaman hüzünlendiren, hatta ağlatan bir güzellikte hazırlanan tiyatro gösterimi yapıldı. Tiyatronun temel konusu Ulucanlar katliamıydı. Bu tiyatro gösteriminde konu, anlamlı mesajlarla zenginleştirilmişti. Bütün katılımcıların büyük beğenisini topladı. Bu tiyatronun devamında, olayları bizzat yaşayan bir yoldaşın konu hakkındaki yazısı okundu. Türkiye’de bir cezaevinden kampımıza gönderilen mesaj okundu.

Gençlerin oluşturduğu jüri üyelerinin değerlendirdiği müzik ve şiir yarışmaları düzenlendi. Bu yarışmaların konu ağırlığı yine amaca yönelikti. Kamp ortamı o kadar çekici ve eğlenceliydi ki, gençler uyumak bile istemediler. Sabahın ilk ışıklarına kadar halaylarla sohbetlerle geçti.

Üçüncü ve son günün ağırlığı; yapılan kampın değerlendirilmesi, eleştirilerle beraber kamptan edinilen tecrübeler tartışıldı. Bir daha ki kampa yönelik görüşler sunuldu.

Bu 5. kampın diğerlerinden ayrı bir özelliği vardı. İlk defa kampın organizasyonu gençlere bırakıldı. Bu ilk organizasyonda çeşitli eksikliklerimiz vardı. İsviçre Ekim Gençliği olarak önümüzdeki kampta da bu eksiklikleri gidererek sağlıklı bir programla kampın daha verimli geçmesini amaçlıyoruz.
Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm!

İsviçre/Ekim Gençliği