23 Ağustos '03
Sayı: 33 (123)


  Kızıl Bayrak'tan
  Saldırılara karşı birleşik örgütlü mücadeleyi yükseltelim!
  İşte en ağır enkaz: Çürümüş düzen, kokuşmuş devlet...
  "Meşruiyet" değil emperyalist saldırganlık!
  KESK yönetimi ve görüşme süreci üzerine...
  Toplu görüşme oyunu değil, genel grev-genel direniş!
  Büyükdemir direniş deneyimi...
  Gücümüz birliğimizdir! Direnmek kazanmaktır!
  Hacı Bektaş Şenlikleri'nde etkin kitle çalışması...
  İlk adım atıldı, beş bin emekçi ve gençten söz alındı...
  Onurlu aydınlar ve sanatçılar gençliğin sözünün arkasındalar!
  Kampanya çalışmamızdan izlenimler...
  Kamuda tasfiye saldırısı ve devrimci görevler
  "Ulusal çıkarlar" değil işbirlikçi sermayenin çıkarları
  Irak'ta direniş büyüyor...
  Emperyalist barbarlık direnişin yayılmasını engelleyemiyor!
  Siyonistlerden iki yüzlü manevralar...
  Deneyimlerden öğrenmeliyiz
  Sınıf hareketindeki son gelişmeler
  Bültenlerden...
  Neyin "yol haritası"?
  3. Bir-Kar Gençlik Kampı...
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
3. Bir-Kar Gençlik Kampı...

Başarılı bir gençlik kampı gerçekleştirdik

3. Bir-Kar Gençlik kampı Almanya, Hollanda, Fransa ve İsviçre’den gelen gençlerin katılımıyla 10-16 Ağustos tarihleri arasında Almanya’nın Bielefeld kentinde yapıldı.

Kampımıza 50 genç katıldı. Bu katılım, diğer iki kampımızla karşılaştırıldığında düşüktü. Kampa hazırlık çalışmaları konusunda diğer yıllara göre daha organize olmamıza ve katılım için epey çaba harcamamıza rağmen bu durumu aşamadık. Bunun nedenlerinden biri kampımızın yaz dönemine denk gelmesiydi. Birçok arkadaşımız tatile gittiler. Fakat elbette bunun asıl nedeni birçok yerelimizde hala istikrarlı, hedefli ve örgütlü gençlik çalışmamızın olmamasıdır.

Kampımızın bütün ön hazırlık çalışmalarını Bir-Kar Gençlik Komisyonu yürüttü. İki ayda bir periyodik olarak toplanan komisyonumuz oldukça zengin bir program ortaya çıkardı ve iyi bir işbölümü yapıldı. Ufak-tefek bazı aksaklıklar hariç programımızı eksiksiz hayata geçirdik diyebiliriz.

Programımız şu ana başlıklardan oluşuyordu: Sosyal ve kültürel etkinlikler (müzik, tiyatro, folklor, bilgi ve yetenek yarışması), seminerler (sosyal hak gaspları ve gençlik, ırkçılık, eğitimde özelleştirme, iletişim ve insan ilişkileri konulu forumlar), şair ve yazarlarımızdan N. Hikmet, A. Arif ve Orhan Kemal’in yaşamları ve eserleri, devrimci önderlerden D. Gezmiş, M. Çayan ve İbrahim Kaypakkaya’nın yaşamları ve mücadeleleri, sprotif faaliyetler, iş ve teknik (fotoğraf çekme, marangozluk, bilgisayar kullanımı, pankart yazma), film gösterimi (‘Büyük adam küçük aşk’ ve ‘Sarhoş atlar zamanı’ filmleri).

Seminer ve tanıtımların hepsi genç arkadaşlar tarafından sunuldu. Birçoğunun deneyimsizliğine rağmen seminerlerin oldukça verimli geçtiğini söyleyebiliriz. Öte yandan geçmiş kamplara göre gençlerin ilgi ve katılımı bu yıl daha olumluydu. Seminerler konusunda geçmiş kamplardan kazandığımız deneyimlerin de etkisiyle iyi bir tarz yakaladığımızı düşünüyoruz.

Gençler ilgi alanlarına göre tiyatro, folklor, müzik, şiir gibi dallara ayrılıp altı gün boyunca birlikte çalışarak çok kısa zamanda oldukça güzel ürünler ortaya çıkardılar. Birlikte üretmenin ve paylaşmanın hazzını yaşadılar. Yanı sıra toplu olarak spor yapıldı, çeşitli turnuvalar düzenlendi. İş-teknik saatinde yetenekli arkadaşlarımız belirlenen konularda ilgi duyan arkadaşlarımıza yardımcı oldular. Çeşitli ürünler ortaya çıkardılar. Oldukça öğretici geçen bilgi yarışmasından sonra kazanan gruba ödül olarak seçilmiş kitaplar verildi.

3. Bir-Kar Gençlik Kampımızın oldukça verimli, üretken ve nitelikli bir kamp olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle yeni katılan arkadaşların hiç çekinmeden inisiyatif gösterip görev almaları, bu görevleri büyük bir ciddiyetle yerine getirmeleri oldukça sevindiriciydi. Kampımızın en büyük kazanımlarından birisi yeni gençler kazanma konusunda atılan adımlardı. Gençler, çıkarsız, paylaşımcı, eşit ve devrimci bir ortamda bir hafta boyunca kendilerini ifade etme olanağı bulup, yeni yeteneklerini keşfettiler. Varolanları geliştirme imkanı buldular.

Şimdiye kadar yaptığımız bütün kampların olumlu sonuçlarına ve kazanımlarına rağmen kampların birbirini tekrar etmemesi için şimdiden bazı önlemler almamız gerekiyor. Her kampın gerek katılım gerekse nitelik açısından bir öncekini aşması gerekiyor. Bu da yerellerde yürütülecek gençlik çalışmasının genişliğine ve niteliğine bağlıdır. Herşeyden önce kamplardan elde edilen olumlu sonuçların yerellerdeki gençlik çalışmalarına yansıtılması gerekiyor. Buradan hareketle bundan sonra gençlik çalışmamızın olmadığı bölgelerde en kısa zamanda bir çalışma (özellikle kültürel, sanatsal faaliyetler) başlatma hedefiyle hareket edeceğiz. Bu sorumluluk ise en başta Bir-Kar Gençlik Komisyonu olmak üzere tüm yerel örgütlerimizin omuzlarındadır. Aksi takdirde gençleri senede bir hafta gençlik kampına g&oum;türmek fazla bir anlam ifade etmeyecektir. Bu onları geri kalan 51 hafta düzenin kokuşmuş ve çirkef yüzüyle başbaşa bırakmak demektir.

Kampımız, altı gün boyunca hazırlıkları yapılan ürünlerin sergilendiği bir final gecesiyle taçlandırıldı. Dışarıdan gelen konukların da izlediği final gecesinde folklor, koro, tiyatro, şiir, türküler, skeçler, taklitler vb. etkinlikler gerçekleştirdik. Gecenin sonunda bir hafta boyunca birlikte üretmenin ve paylaşmanın tatlı heyecanı ve hazzı herkesin yüzünden okunabiliyordu. Kampımız cumartesi günü yaptığımız kamp değerlendirme toplantısı ile sona erdi.

Bir takım küçük aksamalara ve kimi eksikliklere rağmen kampımızın amacına ulaştığını düşünüyoruz. Değerlendirme toplantısında dile getirilen düşünceler de bunu gösteriyordu. Mesela ilk kez katılan bir arkadaşın şu düşünceleri kampımızın atmosferini ve başarısını özetliyor bizce: “Ben böyle bir kampa ilk defa katılıyorum. Gelmeden önce böyle güzel bir ortamla karşılaşacağımı hiç düşünmemiştim. Gençler çok yetenekli ve uyumlular. 11 yıl aradan sonra insani ilişkilerle tekrar tanıştım. İyi ki gelmişim”. Yine birkaç kamptır gelen ve en ilgisiz görünen gençlerden birisi şöyle diyor: “Bu kampla birlikte bende bazı şeylerin değiştiğine ve bazı şeyleri anlamaya başladığıma inanıyorum”. Ve herkes 4. kampta buluşma dileğiyle ayrıldı.

Sonuç olarak şunu söylemek istiyoruz. Bilinçlerini, yüreklerini ve yeteneklerini birleştiren belli sayıda genç sınırlı bir zamanda bu kadar güzel şeyler başarabiliyorlarsa, bütün işçi ve emekçiler güçlerini birleştirdiklerinde neden yeni bir dünya kurulmasın? Yeni bir dünya mümkün ve bu bizlerin ellerinde. Yeter ki bizler devrimin birer şovalyesi olmayı bilelim!

Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm!
Herşey Parti, devrim ve sosyalizm için!

Bir-Kar Gençlik Komisyonu



“Genç arkadaşları böyle kamplara
katılmaya çağırıyorum”

İlk yapılan BİR-KAR gençlik kampına katılmıştım ve son kampa katılmaya karar verdiğimde daha önce tanıştığım arkadaşlarımla tekrar karşılaşacağım için çok heyecanlıydım. İlk kampa katıldığımda çok istekli gelmemiştim ama ayrılırken çok mutluydum. 3. BİR-KAR Gençlik Kampı’na ise isteyerek geldim. 15 saatlik yoldan gelmeme rağmen arkadaşları gördüğümde bütün yorgunluğum gitmişti. Ve bir haftalık kamp hayatı başladı.

İlk kampta tanıdığım arkadaşlarımın yanı sıra yeni arkadaşlar da vardı. Onlarla da tanışma fırsatı bulduğum için de çok heyecanlıydım. Tanışmanın ardından kamp komitesi belirlendi ve kampa daha etkin katılabilmek için ben de bu komitede yeraldım. Komite olarak kamp program hazırlığımızı yaptık ve bu programı kampa katılan arkadaşlara tanıttık.

Geçen kamptan biliyordum, mutfaktaki işleri, masa düzenlemesini kendimiz yapıyorduk. İlk mutfak görevini gönüllü olarak üstlendim. Kamp süresi boyunca bu görevleri bütün arkadaşlar gönüllü bir biçimde yerine getirdiler.

Kamptaki seminerlerden en çok “Irkçılık ve gençlik” konulu seminer ilgimi çekti. Bu kampta kürtürel faaliyetlerin dışında ilk kez “iş ve teknik” bölümü konulmuştu. Böyle bir faaliyetin olması hoşuma gitti. Kültürel faaliyetler içinde tiyatro bölümünde yer aldım. İlk kez şiir okudum. Okuduğum bu şiiri sizlerle de paylaşmak istiyorum.

“... İşler atom reaktörleri işler,
yapma aylar geçer güneş doğarken
ve güneş doğarken köylü aile
erkek, kadın, eşek ve kara saban,
sabana koşulu eşekle kadın,
toprağı sürerler.
Toprak bir avuç.”

Yapamayacağımı düşünmüştüm, ama arkadaşlarımla birlikte başarılı bir oyun sergiledik. Ayrıca benim önceden bildiğim bir skeçi de arkadaşlarla sergiledik. Yanı sıra kültürel çalışma programımızı belli bir düzen içinde sürdürdük.

Bu kampa katılmaktan büyük bir mutluluk duydum ve şimdiden arkadaşlarımı çok özledim. Bir dahaki kampı sabırsızlıkla bekliyorum ve genç arkadaşları böyle kamplara katılmaya çağırıyorum.

Halil (Totti)



Gençlik Kampı ve “başka bir dünya”!

Merhaba arkadaşlar,

İkinci kez BİR-KAR Gençlik Kampı’na katılan biri olarak sizlerle duygu ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Katılacağım ikinci kamp olmasından dolayı birinci kampta tanıştığım, birçok şey paylaştığım arkadaşları yeniden görmenin heyecanını taşıyordum. Onlarla yeni şeyler paylaşmak ve yeni şeyler öğrenecek olmamın sevincini yaşıyordum.

Şimdi kamp süreci geride kaldı. Bir haftalık süreci değerlendirdiğimde, bir arkadaşın söyledikleri aklıma geldi; “Evinize gittiğinizde, odanızda tek başına kaldığınızda bu kampta yaşadığınız paylaşımları ve güzellikleri işte o an daha iyi anlıyacaksınız.” Yalnız başıma evde oturmuş, gözlerim odanın tavanına odaklanmış düşünüyorum.

Dışarıdaki sessizliğe inat içimde birçok fırtına kopuyor ve tam da o arkadaşın söylediklerini onaylar şekilde sesler yankılanıyor içimde. Ve düşünüyorum. Hayatı, bizi mutlu eden veya mutlu etmeye çalışan, kendimize getiren veya getirmeye çalışan, bizi benliğimize döndüren veya döndürmeye çalışan, bizi olması gerektiği gibi nitelik ve bilinç sahibi yapan veya yapmaya çalışan, paylaştıran, paylaşmayı öğreten, sevginin ve dostluğun değerlerini yaşatan ve tekrar hatırlatan ve de öğreten, kısacası insanı insan yapan değerlere döndüğümüz bu bir haftanın kendisi diye düşünüyorum. Bu minyatüre edilmiş hayat krokisinin bizi mutlu ettiğini düşünüyorum.

Sevgili arkadaşlar, ben bu ve geçmişteki kampları ve de ileride olacak kamp vb. organizasyonları (gençliği devrimci kişilik sahibi yapan) varolan sistem içerisinden tırnaklarla kazınılmış birer kazanım olarak görüyorum. Bu denli zorluklarla kazanılan bu değerleri korumanın ve güçlendirmenin de bizim görevimiz olduğunu biliyorum.

Hepinizin bildiği gibi, yaşadığımız dünya tam anlamı ile bir çürüme ve yozlaşma içerisindedir. Bir tarafta savaşlar; öldürülen, sakat kalan milyonlarca masum insan, bombalanan şehirler, yıkım ve talan, bir taraftan açlık ve sefalet.

Afrika kıtası; yaşadığımız bu modern dönemde bile hala insanlarımızın aşısızlıktan, veba, kolera vb. yüzyıllar öncesi tedavisi bulunmuş hastalıklardan bakımsızlık ve ilaçsızlıktan dolayı ölmesi, AIDS hastalığına karşı hiçbir şey yapılmaması gibi örneklerle doludur.

Öte yandan dünyadaki sistem o kadar dengesiz ki, bir tarafta insanlar açlıktan, en basit hastalıklardan, savaşlardan ölürken, diğer tarafta ise parfüm sektörüne, kedi-köpek mamalarına milyarlarca dolar yatırılabiliyor. Anlayacağımız bu yüzyılda insan hayatı kimilerinin köpeklerinden daha değersiz. Peki biz bunu böyle kabul edecek miyiz?

Unutmamalıyız ki bu düzenin çarkları böyle işliyor. Eğer biz bu kapitalist sistemin bizi nasıl etkilediğini, nasıl tahrip ettiğini anlayamaz ve bunun karşısında bilinçli ve örgütlü bir duruş sergileyemezsek, sistemin çarkları bizi, emeğimizi, benliğimizi, kültürümüzü, sevgilerimizi, gülüşlerimizi... yokedene kadar, kısacası bizi içi boşaltılmış et ve kemik yığını haline dönüştürene kadar dönmeye devam edecektir.

Sözlerimi, kamp süresince paylaştığımız, kolektif yaşamın ortaya çıkardığı ürünlerin ve öğrenimlerimizin değerinin unutulmamasını ve nasıl bir hayat istiyoruz diye düşünmenizi isteyerek bitiriyorum. Eğer bu kampı yaşamayı düşündüğümüz bir hayatın minyatürü diye düşünüyorsanız, siz de görüyorsunuz ki, BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜNDÜR!

Sevgi ve saygılarımla...

Berlin’den Mehmet



3. Bir-Kar Gençlik Kampı üzerine...

Paylaşım, dostluk, üretkenlik...

Bir dünya düşünün; bir avuç insanın diğerlerini köle gibi sömürdüğü, insanların savaşlardan, açlıktan, hastalıklardan öldüğü, başkalarının çıkarları için öldürdüğü, sokakta birbirine bakma cesareti gösteremediği, birbirine güvenemediği, evlerine kilitlenip yalnız yaşadığı, uyuşturucularla, televizyonla pasifleştirilip etkisiz hale getirildiği, eğlenmek adına bedenini ve beynini tahrip ettiği, dünyada ne olup bittiğini bilmeyip sadece kendini düşündüğü, insan değerlerini kaybettiği bir dünya...

Şimdi de küçük bir topluluk düşünün; değişik yaş, coğrafya, meslek ve aile ortamlarından kopup biraraya gelmiş. Bu insanların küçük bir yerde biraraya geldiğini ve yaşadığını düşünün. Hepsinin buraya o yoz ve çürümüş sömürü dünyasından bilinçli bir şekilde kaçtığını düşünün...

Burada bu insanların hiçbir fark gözetmeden her türlü işi hep beraber yaptıklarını, üstelik bunu zevkle yaptıklarını düşünün. Zevkle bulaşık yıkadıklarını, yemek ve temizlik yaptıklarını... Zevkle, çünkü hep beraber yaptıkları için...

Bu insanların toplumun bütün sorunlarına eğildiğini, kendilerini eğittiklerini, insanların sorunlarına çözüm aradıklarını ve bunun için harekete geçmek istediklerini düşünün.

Bu insanların kendilerini sanatsal alanda eğittiklerini düşünün. Herkesin kendini yeteneğine göre bir sanat dalında ürettiğini düşünün. Burada ne kadar çok yeteneğin keşfedildiğini ve buna ne kadar sevindiklerini, coşku ve enerjiyle dolduklarını düşünün. Bütün bu yetenekleri kendileri için değil de bütün topluluğa sunmak için kullanıldığını düşünün.

Bu insanların spor yaptıklarını düşünün. O yoz rekabet ve fanatikliğin tersine dostluk ve centilmenlikle futbol, voleybol oynayan gençleri düşünün. Sporda yenmek veya yenilmek gibi terimlerin hiçbir anlam taşımadığını düşünün.

Eğlence düşünün. Müzik olarak bile adlandırılması güç ritmlerle vücut kontrolünü kaybetmenin tersine hep beraber davul-zurnanın verdiği coşkuyla çekilen halayları düşünün, zeybek oynayan umutlu insanları düşünün. Kaderci ve karamsar değil ama sıcak bir ateşin etrafında umut ve sevgi dolu türkülerin söylendiğini düşünün.

Bu insanların birbirleriyle yüzyüze, yani telefonsuz, internetsiz konuştuğunu düşünün. Bu insanların birbirine sevgiyle, dostlukla sarıldıklarını düşünün.
Düşünün!

Bu anlatılanlar bir rüya veya bir ütopya değil, sadece Almanya’da gerçekleşen 3. Bir-Kar Gençlik Kampı’nda yaşananlardan kısa bir bölüm.

Demek ki başka bir dünya mümkün! Siz hangisini tercih edersiniz?

Paris Gençlik Korosu



Daha iyisini,
daha mükemmelini yapabiliriz!

Bir-Kar 3. Gençlik Kampı, emperyalist-kapitalist sistemin tüm insanlığı kuşattığı, dünya ölçüsünde servet-sefalet kutuplaşmasını her geçen gün biraz daha derinleştiği, “demokrasi ve özgürlük“ yalanı eşliğinde yürütülen emperyalist saldırganlık ve savaşlarla halkları kana ve gözyaşına boğduğu bir dönemde gerçekleştirildi.

Kampın temel amaçlarından biri, gençlere bir haftalık da olsa yoğunlaştırılmış bir devrimci atmosfer yaşatmaktı. Yanı sıra gençliğin önümüzdeki dönem görev ve sorumlulukları konusunda aydınlatmak ve hazırlıklı hale getirmekti. Kampın programı bu amaçlar gözetilerek hazırlanmıştı. Tek başına kamp programı dahi, yurtdışında artık amaçları ve hedefleri konusunda açıklığa sahip bir genç ekibin oluştuğunu gösteriyordu.

3. Gençlik Kampının politik ve pratik tüm amaç ve hedeflerine ulaştığını söyleyebiliriz. Özetle belirtilecek olursak; toplam 50 gencin katıldığı kampta, bir hafta boyunca, kolektif üretmenin ve paylaşmanın, sorunsuz ve uyum içinde sürdürülen günlük yaşamın, en küçüğünden en yaşlısına kadar herkesin birbiriyle kurduğu çıkarsız, eşit, sevgi ve saygı dolu, kardeşçe ve düzeyli ilişkilerin vb. şahsında sosyalizm yaşandı. Bu o denli açıktı ki, kampın sonunda yapılan değerlendirme toplantısında, kampa katılan gençlerden biri “tüm yaşamımız kamptaki gibi olsun“ dileğinde bulundu.

Gençler gerçekleştirilen seminerlerle bir hafta boyunca yoğun bir eğitimden geçtiler. Ulaştıkları açıklıklarla, yeni dönemde günlük yaşamları ve sistemin sosyal, siyasal, kültürel ve moral saldırılarına karşı bundan böyle müdahaleci bir konumda olacaklarının işaretlerini verdiler.

Öte yandan, kamp süresince bir dizi kültürel-sanatsal çalışma yapıldı. Neredeyse kampa katılan herkes bu çalışmalara katıldı, katkı sundu. Kampın finalinde gerçekleştirilen etkinlikler sırasında görüldü ki, bu kampın izleyicisi yoktu, herkes görevliydi. Bu ise, bu kampın en belirgin başarılarından, en önemli kazanımlarından biriydi. Ve diğer kamplardan daha ileri bir düzeye gelindiğinin somut bir kanıtıydı.

Kamp süresince dikkate değer olan önemli bir diğer nokta; başta kampın örgütlenmesine öncülük eden Gençlik Platformu üyeleri olmak üzere, mevcut güçlerin daha da olgunlaşmış olmaları. Bu arada yeni gençler kazanıldı. Kamp deneyimleri üzerinden gençlik çalışması konusunda daha doyurucu açıklıklar sağlandı. Bu, önümüzdeki dönemde çok yönlü, yerel ayakları olan ve giderek kurumlaşan özerk bir gençlik çalışmasının imkanları demektir.

Kamp gençliği, saklı olan tüm yeteneklerini ve güçlerini farketmiş olmanın mutluluğuyla, bir yeni gençlik kampında buluşmak dileğiyle dağıldılar. Kampın son günü yapılan değerlendirme toplantısında istisnasız tüm katılımcıların hem fikir oldukları bir şey vardı: “Daha iyisini ve daha mükemmelini yapabiliriz”. Bunu bir temenni olmaktan çıkarıp gerçekliğe dönüştürmek için her türlü imkana sahibiz ve bunu başaracağız.

Genç bir komünist



Bir hafta sosyalizmi yaşadık!

Selamlar!

Ben Bir-Kar Gençlik Kampı’na Paris’ten katıldım. Kampın başarılı geçtiğini söylemek istiyorum sizlere. Türkçem yeterince iyi değil, ama yine de hissettiklerimi paylaşmak istiyorum.

Bir haftalık kampta birçok genç biraraya geldi. Orada paylaşımı ve kolektif yaşamı gördüler. Kampta bir hafta da olsa sosyalizmi yaşadık. Herkes bulaşık yıkadı, kültürel faaliyetlere katıldı. Hepimiz bu kampta bir görev aldık ve sorumluluk üstlendik. Diğer kamplara göre daha az insan vardı, ama az olsun öz olsun!

Kampta katılan gençlere kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum.

D. Eray/Paris Gençlik Korosu