23 Ağustos '03
Sayı: 33 (123)


  Kızıl Bayrak'tan
  Saldırılara karşı birleşik örgütlü mücadeleyi yükseltelim!
  İşte en ağır enkaz: Çürümüş düzen, kokuşmuş devlet...
  "Meşruiyet" değil emperyalist saldırganlık!
  KESK yönetimi ve görüşme süreci üzerine...
  Toplu görüşme oyunu değil, genel grev-genel direniş!
  Büyükdemir direniş deneyimi...
  Gücümüz birliğimizdir! Direnmek kazanmaktır!
  Hacı Bektaş Şenlikleri'nde etkin kitle çalışması...
  İlk adım atıldı, beş bin emekçi ve gençten söz alındı...
  Onurlu aydınlar ve sanatçılar gençliğin sözünün arkasındalar!
  Kampanya çalışmamızdan izlenimler...
  Kamuda tasfiye saldırısı ve devrimci görevler
  "Ulusal çıkarlar" değil işbirlikçi sermayenin çıkarları
  Irak'ta direniş büyüyor...
  Emperyalist barbarlık direnişin yayılmasını engelleyemiyor!
  Siyonistlerden iki yüzlü manevralar...
  Deneyimlerden öğrenmeliyiz
  Sınıf hareketindeki son gelişmeler
  Bültenlerden...
  Neyin "yol haritası"?
  3. Bir-Kar Gençlik Kampı...
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Toplu görüşme oyunu değil,
genel grev-genel direniş!

Kamu emekçisi arkadaş!

Sahte sendika yasası meclisten geçtikten sonra üçüncü toplu görüşme sürecine girmiş bulunuyoruz. Bu üç yıl içinde neler yaşandı? Kamu emekçileri ne gibi ekonomik, demokratik ve sosyal hak kayıplarına uğradı? Son üç yılın tablosundan sonuçlar çıkarmak, bugün izleyeceğimiz mücadele yöntemi açısından önemlidir.

Son üç yıla kısaca bakalım.

* Kamu emekçilerinin ortalama ücretleri 2002 yılında %18, 2003 yılında %6.4 eridi. En düşük ücret alan bir kamu emekçisinin ücreti ise 383 milyon!

* Son dönem çıkarılan yasalarla Emekli Sandığı, Bağ-Kur, SSK gibi sosyal güvenlik kurumlarının tasfiyesinin önü açılarak emekçi kesimin sosyal güvencesi özel sağlık ve emeklilik kurumlarına havale edilmeye çalışılıyor. Eğitim ve sağlık sermayeye devrediliyor, paralı hale getiriliyor.

* Önümüzdeki dönem meclisin görüşeceği temel konular arasında Kamu Yönetim Reformu, Kamu Personel Rejimi Reformu, performansa bağlı ücret, norm kadro vb. saldırı yasaları bulunmaktadır. Bu yasaların meclisten geçmesiyle kamu emekçilerinin iş güvencesi ortadan kaldırılacak, norm kadro uygulamasına geçilecek, çalışma saatleri artırılacak, ücretler daha da gerileyecek, sendikal örgütlülük dağıtılacak vb.

Emekçiler!

İşçiye ve emekçiye kaynak bulamayan hükümet bankasını hortumluyan vurguncuya, rantçıya, faizciye, emperyalist sömürü aygıtı İMF’ye, savaş ve saldırganlığa kaynak bulmakta hiç zorlanmıyor. Ücretlerimizden kesilen vergileri, ülkenin zenginliklerini sermayeye aktarırken sıra bize geldi mi “Türkiye’nin sıkıntıları” masalını anlatıyor. Bu yalana karnımız tok. Nedeni ve sorumlusu olmadığımız bir faturayı bizlere ödetmeye çalışıyorlar. Onların “Türkiye’nin sıkıntıları”ndan kastettikleri yerli ve yabancı sermayenin çıkarlarıdır. İMF ile kölelik anlaşmalarını biz imzalamadık, bankaları biz hortumlamadık, ülkeyi biz peşkeş çekmedik!

Bizler üreten ve geleceği yaratacak olanlarız. Ne bir avuç sömürücü asalakla ne de onların hükümetteki kuklalarıyla aynı gemide değiliz. Bizim çıkarlarımız emeğin ve işçi sınıfının çıkarlarıyla, ABD emperyalizminin boyunduruk altına almaya çalıştığı ezilen dünya halklarıyla ortaktır.

Bizleri İMF’ye köle yapmaya çalışan sermaye iktidarı şimdi de Irak batağına saplanan Amerikan emperyalizmine jandarma yapmaya çalışıyor. Şimdilik yaklaşık 10 bin kişiden oluşan askeri Irak’a göndermeyi planlayan Genelkurmay, bu kadar askerin bir yıl boyunca Irak’ta kalmasının maliyetinin 60 milyon dolar civarında olacağını hesapladı. ABD emperyalizminin kirli çıkarları için komşu bir ülkenin işgaline, kardeş bir halkın katliamına göndermeyi düşündükleri geleceğimiz ve umudumuz olan bizim çocuklarımızdır.

Bizleri ve çocuklarımızı ölmeye, öldürmeye gönderirken bunun maliyetini de bizim sırtımıza yükleyecekler. Bunu, bizleri işten atarak, ücretlerimizi düşük tutarak, sosyal kazanımlarımızı gaspederek yapacaklar. Sermaye iktidarı ordusuyla, hükümetiyle, polisiyle içerde işçi ve emekçilere kölece yaşam koşullarını dayatırken, sırtımızdan copunu, üzerimizden panzerini, gözaltı ve işkence terörünü eksik etmiyor. Dışarda ise ABD emperyalizminin haksız ve kirli savaşı için kardeş bir halkın katliamına hazırlanıyor.

Kardeşler!

Böylesi önemli bir süreçte KESK yönetimi hükümetle toplu görüşme masasına oturmaya hazırlanıyor. Hükümet sözcüsü “Bağcıyı döverek veya dövmeye kalkışarak başarının elde edilebildiği ve üzüm yendiği pek görülmemiştir. Eğer üzüm yemek ve mensuplarımıza üzüm yedirmek istiyorsak; barış, hoşgörü ve karşılıklı anlayış içinde hareket etmek mecburiyetindeyiz” diyerek uzlaşma yoluyla hak kazanılabileceğine bizleri inandırmaya çalışıyor. Sadece son üç yılda yaşadığımız hak kayıpları ortada. Uzun bir dönemdir KESK yönetiminin izlediği mücadele yöntemi de bu değil mi zaten? Bugüne kadar uzlaşmaya çalışmakla ne kazanıldı? Tersine elimizdeki kırıntılardan da olduk.

Umutlarımızı hükümetle görüşme ve uzlaşmaya, cumhurbaşkanına yapılan itirazlara bağlamaya çalışan KESK yönetimi kamu emekçilerinin öz gücüne, mücadeledeki kararlılığına sırtını döndü. Arkası gelmeyen ve işyerinde ayakları örülmeyen eylem kararlarıyla günü geçiştirdi. Artık buna izin vermemeliyiz!

Toplu görüşmelerin bir oyun olduğu ortada. KESK yönetimi bizi de bu oyuna ortak etmeye çalışıyor. Bu oyuna ortak olmayalım! Hiçbir anlamı ve etkisi olmayan toplu görüşme sürecinden KESK yönetiminin çekilmesi için baskı yapalım. Fiili-meşru mücadele yöntemi ve birbirini aşan eylem biçimleriyle direniş sürecinin örgütlenmesi için KESK yönetiminin karar almasını ve harekete geçmesini sağlayalım.

KESK yönetimi “taleplerimiz kabul edilmezse toplu görüşme sürecinden çekileceğiz”, “Alanları dolduracağız, üretimden gelen gücümüzü kullanacağız” diyor. Ama bunu derken yüzünü işyerlerine dönmüyor. Genel grev-genel direniş sürecini örecek, örgütleyecek direniş komiteleri kurmuyor. Bir-iki saatlik ve arkası gelmeyen işbırakmalarla günü geçiştirmek istemiyorsak genel grev-genel direniş sürecinin örülmesi için mücadelenin başına geçmeliyiz. Bunu tepeden beklemeyelim, tabandan örelim!

Bugün kamu emekçilerinin ihtiyacı, devletten ve sendika yönetimlerinin uzlaşmacı anlayışlarından bağımsız devrimci bir taban örgütlülüğü oluşturmaktır. Devrimci bir mücadele programı altında birleşmek ve bu programı hayata geçirecek devrimci bir önderlik yaratmaktır.

Sosyalist Kamu Emekçileri olarak “ücret sendikacılığı” değil “sınıf sendikacılığı” anlayışıyla, ekonomik, sosyal ve demokratik hakarımızı kazanmak için “Toplu görüşme oyunu değil genel grev-genel direniş!” şiarıyla, tüm kamu emekçilerini devrimci mücadele programı altında birleşmeye ve mücadele etmeye çağırıyoruz!

İMF’nin kölesi, ABD’nin jandarması olmayacağız!
Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Yaşasın devrim ve sosyalizm!

Sosyalist Kamu Emekçileri



KESK eylemlerinden....

KESK yürüyüşünün İzmir kolu...

KESK’in 23 Ağustos’ta Ankara’da yapacağı miting için iki koldan başlattığı yürüyüşün İzmir ayağı 15 Ağustos günü başladı. Gümrük’teki SEK Şubesi önünde toplanan kamu emekçileri Konak Sümerbank önüne kadar yürüdüler. Eylemde “Yaşasın sendikal mücadelemiz!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “Genel grev, genel direniş!”, “İşçi-memur elele genel greve!” vb. sloganlar atıldı. Yapılan açıklamanın ardından 50 emekçi otobüse binerek yürüyüş güzergahına doğru yola çıktı. (SY Kızıl Bayrak/İzmir)

Bursa: “ABD askeri olmayacağız!”

KESK’in başlattığı eylem süreci için İzmir’den gelen yürüyüş kolu 20 Ağustos günü Bursa’da karşılandı. Stadyum önünden Bursaray Osmangazi İstasyonu’na kadar yapılan yürüyüşe yaklaşık 400 kişi katılırken, eyleme işçi sendikaları katılmadı. Coşkulu geçen yürüyüş boyunca “Toplusözleşme hakkımız grev silahımız!”, “Genel grev genel direniş!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “Savaşa değil emekçiye bütçe!”, “ABD askeri olmayacağız!” sloganları atıldı.

KESK Eğitim ve Örgütlenme Sekreteri yaptığı açıklamada; haklı ve meşru talepleri için direneceklerini, İMF politikalarına ve Irak’a asker gönderilmesine karşı olduklarını belirtti. Eylem 23 Ağustos’ta Ankara’da yapılacak mitinge çağrıyla bitirildi. (SY Kızıl Bayrak/Bursa)

Trabzon: “Toplusözleşme hakkımız, grev silahımız!”

KESK 19 Ağustos günü Trabzon Meydan Parkı’nda toplu görüşme süreci ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Yaklaşık 90 emekçi katıldı. Açıklamada, emekçileri sefalete mahkum eden yüzdelik artışlar yerine insanca yaşamaya sağlayacak temel bir ücret, ücret adaletsizliğinin giderilmesi, eşit işe eşit ücret vb. talepler dile getirildi. “Kahrolsun İMF, bağımsız Türkiye!”, “Emekçiyiz, haklıyız, kazanacağız!”, “Toplusözleşme hakkımız, grev silahımız!” sloganlarının atıldığı eylem alkışlarla bitirildi. (SY Kızıl Bayrak/Trabzon)