23 Ağustos '03
Sayı: 33 (123)


  Kızıl Bayrak'tan
  Saldırılara karşı birleşik örgütlü mücadeleyi yükseltelim!
  İşte en ağır enkaz: Çürümüş düzen, kokuşmuş devlet...
  "Meşruiyet" değil emperyalist saldırganlık!
  KESK yönetimi ve görüşme süreci üzerine...
  Toplu görüşme oyunu değil, genel grev-genel direniş!
  Büyükdemir direniş deneyimi...
  Gücümüz birliğimizdir! Direnmek kazanmaktır!
  Hacı Bektaş Şenlikleri'nde etkin kitle çalışması...
  İlk adım atıldı, beş bin emekçi ve gençten söz alındı...
  Onurlu aydınlar ve sanatçılar gençliğin sözünün arkasındalar!
  Kampanya çalışmamızdan izlenimler...
  Kamuda tasfiye saldırısı ve devrimci görevler
  "Ulusal çıkarlar" değil işbirlikçi sermayenin çıkarları
  Irak'ta direniş büyüyor...
  Emperyalist barbarlık direnişin yayılmasını engelleyemiyor!
  Siyonistlerden iki yüzlü manevralar...
  Deneyimlerden öğrenmeliyiz
  Sınıf hareketindeki son gelişmeler
  Bültenlerden...
  Neyin "yol haritası"?
  3. Bir-Kar Gençlik Kampı...
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Büyükdemir direnişi deneyimi...

Kölelik düzeni son bulana kadar
mücadeleye devam edeceğiz!

Büyükdemir’de yaşadığımız sorunlara karşı ilk önce imza toplayıp taleplerimizi patrona ilettik, ancak hepsi yerine getirilmeyince işi durdurduk. Yarım saat işi durdurmamız, örgütlü davranmamız ve kararlılığımız sayesinde taleplerimizin birçoğunu kabul ettirdik. Yaşadığımız bu süreci gazeteyi okuyanlar daha önceden biliyorlardır. Çay paydosu tekrar uygulamaya sokuldu, temiz su getirildi, yemekler daha iyi çıkmaya başladı ve herkesten sigorta için evrak istendi. Sigorta evrakları için bir aylık süre verildi. Evraklarını hazırlayanlar içeri vermeye başlamıştı. Ancak ayın 16’sında, yani avans aldığımız gün patron 7 işçinin işine son verdi. Çıkışları cumartesi günü ve mesai bitiminin sonuna getirmişlerdi. Buna hazırlıklıydık. Arkadaşlarla konuşup pazartesi işten atılanlar işe geri alınana kadar çalışmama kararı aldık.

Pazartesi günü işten atılanlardan 5 kişi (diğer ikisi zaten işten çıkmayı düşünen işçilerdi) fabrika kapısı önünde beklemeye başladı. Sabah işe gelen tüm işçilerle konuştuk. İçeri giren arkadaşlar kartlarını basıp bayanların ve erkeklerin montaj bölümünde toplandılar. Amaç bizimle hareket etmeyen, tereddütte olan diğer işçilerin de çalışmasını engellemekti. Bu konuda belli bir başarı da sağlandı. Patron yalakası ustalar yapılan uyarıları dikkate alarak bu sefer işçilere yönelik bir baskı oluşturamadılar. İşçilerin yanına gelen patronlar çalışmayan işçileri işten attılar. Bu arada tereddütte kalanlarla diğer işçiler arasında bir saflaşma yaşandı. Sonuçta 9 işçi fabrikanın dışına çıkarıldı. İlk baştakı iş durdurma eylemine katılan bayanlar bu sefer kazanılan bir takım hakların ve işten atılma korkusunun etkisiyle atıan işçilere destek vermediler.

14 işçi fabrikanın kapısında direnmeye başladık. Alkış, ıslık ve türküler söyleyip halaylar çekerek çevrede belli bir ilgi de topladık. Patronlar gazeteye işçi alınacak diye ilan vermişlerdi. Bunu okuyup başvuru için gelen bir çok işçiyi konuşarak ikna ettik ve geri çevirdik. Bu arada çevredeki diğer fabrika işçilerine direnişte olduğumuzu ve nedenlerini anlattık, aldığımız tepkiler oldukça olumluydu. Jandarma ise sabahtan itibaren belli aralıklarla gelip gitti ve tepkileri giderek sertleşmeye başladı. İşyerinin dağılmasına bir saat kala patronla görüşen jandarma oradan hemen dağılmamız için coplarına sarıldı. Biz de sokağın aşağısına doğru inip fabrika dağılırken tekrar yukarı çıktık. İşten çıkan işçilere yaptıklarının yanlış olduğunu, bugün bize yapılanın yarın kendilerine yapılacağını anlatmaya &ccdil;alıştık. Onları onurlu ve namuslu davranmaya çağırdık. Ancak bu bir fayda sağlamadı, çıkanların birçoğu kafasını önüne eğip gitmekten başka bir tepki vermedi. İkici gün avukatla görüştük. Sigortamız ve içerde çalıştığımıza dair bir kanıtımız olmadığından dava açmanın belli riskler taşıdığını söylediler. Patronlar tazminatlarımızı vermeyi kabul ettiler. Bizler de tazminatlarımızı lıp işten ayrıldık. Biz bir meşale yaktık ve bunun ateşi bizim elimizde şimdi. Bu ateşi başka yerlere taşıyacağız. Artık bilinçli ve deneyimliyiz. Sorunların sadece bizim çalıştığımız yerle sınırlı olmadığını biliyoruz. Girdiğimiz başka fabrikalarda da haklarımız için mücadele etmeye devam edeceğiz. Taa ki kölelik düzeni son bulana kadar.

Büyükdemir’den bir işçi



İşten atılan Büyükdemir işçileriyle konuştuk...

“Bir sınıf olarak birlik olup mücadele etmeyi ve direnmeyi öğrendik!”

- Direndiniz ve belli haklar kazandınız, ancak bilinçlenmenizden ve birliğinizden korkan patron sizleri işten çıkardı. Yaşadığınız bu süreç hakkında düşünceleriniz neler?

1. işçi: Patronların ne olduklarını görüp tanıdık, hakkımızı almanın yolunu öğrendik.

2. işçi: Patronları tanıdık, işçiler olarak bir sınıf olduğumuzu öğrendik. Eksikliklerimizi gördük, bunun başında ise bilinçsiz olmamız geliyordu, daha da bilinçlenmeliyiz.

3. işçi: Örgütlenmenin çok güzel bir şey olduğunu öğrendik. İnsanlarla nasıl diyalog kuracağımızı, biraraya nasıl geleceğimizi, işverenlere karşı tek olarak değil de birleşip tek yumruk gibi olursak haklarımızı alabileceğimizi öğrendik.

- Yaşadıklarınız sizlerin ilk deneyimdi, bu deneyimden çıkardığınız dersler neler?

1. işçi: Bu benim ilk deneyimimdi. Birlik olmayı öğrendik. Başka işyerlerinde de bunu sürdüreceğiz.

2. işçi: Haklarımı nasıl kazanıp koruyabileceğimi öğrendim. Bir sınıf olarak birlik olup mücadele etmeyi ve direnmeyi öğrendik.

3. işçi: İlk başta bilmesek bile artık işçilerin patronlara karşı nasıl hareket edeceğini, birleşip haklarımızı nasıl alacağımızı biliyoruz. Bundan sonra her ne olursa olsun haklarımızı ancak patronlara karşı toplu bir şekilde hareket edersek alabileceğimizi gördük.

- Bundan sonrası için ne yapmayı düşünüyorsunuz?

1. işçi: Yeni bir iş bulup girdiğimiz işyerinde de sorunlara karşı birlik olacağız.

2. işçi: Başka işe girip, yaşadığımız deneyimden öğrendiklerimizi başkalarına anlatıp, birlik olarak haklarımızı savunacağız.

3. işçi: Yeni bir iş bulup tekrar örgütleneceğiz.

- İşçi ve emekçilere bir mesajınız var mı?

1. işçi: Bütün işçiler sonuna kadar haklarını aramayı bilsinler, böyle yaptıklarında kazanacaklarına eminim.

2. işçi: Birlik olmalı, biraraya gelmeliler, sınıf bilinci kazanmalılar. Sınıf bilinçli olanlar bunu bütün işçilere anlatmalı, öncülük yapmalılar.

3. işçi: Dünyada varolan herşeyi biz üretmemize rağmen ürettiklerimizden biz faydalanamıyoruz. Hiç emek harcamadan sadece emreden bir avuç asalak ise bizim ürettiklerimiz üzerinde tepiniyorlar, işçilerin haklarını yiyorlar. İşçi ve emekçiler uykudan uyanıp kendi ürettiklerine sahip çıksınlar.

- Meclisten peş peşe demokrasi paketleri geçiyor. Medyada “demokratikleşiyoruz” yaygarası koparılıyor... Ama diğer yanda sizlere, Colins işçilerine en insani ve demokratik haklarınızı aradığınız için jandarma ve polis baskı uyguluyorlar. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

1. işçi: Jandarmanın bu durumda bize yapabileceği hiçbir şey yoktu, çünkü biz hakkımızı arıyorduk. Jandarma ilk geldiğinde bize hak verdi, doğru yaptığımızı söyledi. Ancak yaşadığımız düzende paranın her şeyden önce geldiğini gördük. Jandarmalar patronla görüşüp yanımıza geldiklerin de söyledikleri sözlerden, tavırlarından herşeyi anladık; acı bir gerçek ancak rüşvet almışlardı.

2. işçi: Bu düzeni daha iyi anladım. Hakları için direnip mücadele edenlere terörist demelerini artık daha iyi anladım, kimin asıl terörist olduğu belli...

3. işçi: Türkiye’de hükümete gelenler bizim oylarımızla geliyorlar, bizi savunmak yerine bizi sömürüyorlar. Bunları nasıl başa geçiriyorsak indirmesini de bilmeliyiz. Dışarıda haklarımız için direnirken jandarma bizi coplarla tehdit etti. Bizi savunacakları yerde bir avuç asalaktan rüşveti alarak asalakların köpeği oldular. Bunların olmaması için bütün işçilerin biraraya gelmesi gerekiyor.

SY Kızıl Bayrak/Esenyurt



KİMMET ve MAKTEK işçilerinin eylemi...

“Direne direne kazanacağız!”

Sendikalaşma nedeniyle işten atılan KİMMET ve MAKTEK işçilerinin fabrika önündeki bekleyişleri sürüyor. Aynı işverene ait Çiğli Organize’deki MAKTEK fabrikasında da sendikaya üye olan işçilerden ikisi işten atıldı. Bunun üzerine işten atılan işçiler yaklaşık bir aydır fabrika önünde bekleyen KİMMET işçilerinin yanında direnişe başladılar. 14 Ağustos günü işçilerin örgütlü olduğu Birleşik Metal-İş Sendikası tarafından Çiğli Organize’de bir basın açıklaması yapıldı.

Eylem saat 16:00’da vardiya çıkışında, içerdeki sendikalı işçilerin de katılımıyla KİMMET fabrikasının önünde alkış ve sloganlarla başladı. ÇOSB içinde yürünerek ikinci fabrikanın önüne gelindi. Bu fabrikadaki işçilerin çıkışı sloganlar ve alkışlar eşliğinde beklendi. Oldukça coşkulu olan işçilerin atılan işçilere ve sendikal mücadeleye sahip çıkmaları ve organizedeki diğer işçilerin de destek vermeleri oldukça anlamlı bir sınıf dayanışması örneği oldu.

17:30’da diğer işçiler de fabrikadan çıkınca fabrika önünde bir basın açıklaması yapıldı. Patron ikinci fabrikanın kapısını kapattı. Ancak bu, işçilerin kapıların üstünden atlayarak öteki işçilerle buluşmasını engelleyemedi. İşçilerin saldırılara yanıtı “Baskılar bizi yıldıramaz!”, “Direne direne kazanacağız!” sloganları oldu. Eylemde sık sık “MAKTEK işçisi yalnız değildir!”, “Yaşasın sınıf dayanışması!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” sloganları atıldı.

SY Kızıl Bayrak/İzmir