31 Mayıs'03
Sayı: 21 (111)


  Kızıl Bayrak'tan
  Düzen içi didişmelerin gizleyemediği!
  Umut sınıf kavgasında!
  AKP hükümeti işçi düşmanlığına devam ediyor!..
  Tuzla Deri-İş yöneticilerine tutuklama
  Kölelik yasasına ve özelleştirme yağmasına karşı genel grev, genel direniş!
  Petrol-İş Bursa mitingi ve röportajlar...
  BM, emperyalist yağma savaşına ve sömürgeciliğe onay verdi
  TÜSİAD'ın ABD ziyareti...
  Sınıfın devrimci mücadele programı altında birleşelim, savaşalım, kazanalım!
  ABD'li savaş kundakçılarından Ankara'daki uşaklara yeni azarlamalar...
  Af istemi pişmanlık yasasının alternatifi olamaz...
  Alman işçileri saldırıya direniyor...
  Fransa'da güçlenip yaygınlaşan sınıf mücadeleleri
  Anadolu Yakası Liseli Gençlik Platformu Bülteni'nden...
  Özgürlük sosyalizmle gelecek!
  Gençliğe dönük faşist saldırılar...
  Duydunuz mu?
  Nurhak şehitleri devrimci sınıf kavgamızda yaşıyor...
  Dikkat!.. 'Dalgalı'da dalgaya gelmeyin!
  Sosyalist basına baskılar sürüyor...
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Fransa’da güçlenip yaygınlaşan
sınıf mücadeleleri

C. Kaynak

Sosyal patlamaya dönüşmesi beklenen kitle hareketi

Fransa’da bir sosyal patlamaya dönüşmesi beklenen kitle hareketi ad?m ad?m kabarmaya devam ediyor. Gözlemlenen düzenli gelişmenin belirleyici aşamalar?ndan birini oluşturan ve Paris’te 25 May?s günü gerçekleşen merkezi gösteriye 600 bin işçi ve emekçi kat?ld?. Sonuç, kat?l?m?n beklenen düzeyi fazlas?yla aşt?ğ?n? ve hareketin düzenli gelişme dinamiğini izlemeye devam ettiğini gösterdi. Kald? ki, taşra kentlerinden başkente gelmek için seferber olanlar?n çoğunluğu ulaş?m olanaklar?n?n yetersiz kalmas?ndan ötürü gelemediler. Sendikalar kiralanan özel tren ve otobüslerin ancak 65 bin kişiyi başkente taş.yabildiğini belirttiler. Bu nedenle, ayn? gün ülkenin diğer kentlerinde yap?lan yerel gösterilere, başta 200 bin kişi ile Marsilya olmak üzere, rekor düzeyde kat?l?m sağland?. Sistematik bir karakter kazanan v periyodik olarak Paris’te merkezi bir gösteriye dönüşen hareketlenme, hem kitlesel bak?mdan düzenli olarak güçlenmekte hem de giderek yeni işkollar?na, özellikle özel sektöre yay?lmaktad?r.

25 May?s günü Paris, belirlenen yürüyüş güzergah?na s?ğmayan, yüzbinlerin “genel grev!”, sald?r?lara karş? “hep beraber!” şiarlar? ile inledi. Tabandan yükselen seferberlik, “genel grev!”, “sermaye vergiye bağlans?n!” şiarlar?yla sokağa taşan kamu sektörünün baş?n? çektiği işçi ve emekçi öfkesi, Fransa’da kitle hareketinin radikalleşmeye haz?r olduğunu gösteriyor. 13 May?s gösterisinin ard?ndan al?nan grev kararlar? sendikal bürokrasinin taban? dizginlemekte zorluk çektiğinin göstergesi olmuştu. Bu konuda duyulan s?k?nt?y? gösterilerin baş?n? çeken CGT ve FO gibi konfederasyonlar?n yöneticileri bizzat doğrulamaktad?rlar. Mevcut aşamada, sendika yöneticilerinin hükümeti pazarl?ğa zorlamak için tekrarlad?klar? “taban? dizginleyemiyoruz!” argüman?, asl?na hareketin başl?ca ve en hassas niteliklerinden birine işaret etmektedir. Fransa’da işçi ve emekçi s?n?flar kendilerini sermaye ile isabetli bir hesaplaşmaya götürebilecek önderlikten yoksundurlar. Kitleleri sokağa dökme kapasitesine sahip olan sendikalar ise bu misyonlar?n? belli bir aşamadan öteye götüremezler. Sermaye tüm haz?rl?klar?n?, politikas?n? ve yat?r?mlar?n? bu zay?f halka üzerine bina etmektedir. Hükümetin, taviz ermek bir yana, sendikalarla pazarl?k yapmay? sadece nab?z yoklama toplant?lar?na indirgemiş olmas?, sermayenin bu zay?fl?ktan yaralanarak sald?r? politikas?n? sonuçland?rmada kararl? olduğunun en somut göstergesini oluşturmaktad?r.

Ülkenin tamamını sarmaya yüz tutmuş eylem serisi çetin bir çat?şman?n yaklaşan ayak seslerini and?r?yor. Eğitim sektöründe haftalard?r sürmekte olan grevler çöpçülerden havayollar? kule kontrol çal?şanlar?na kadar varan kategorilerin uyar? grevi denebilecek peryodik grev eylemleri ile takviye edilmekte. Aral?k 1995’in ünlü ortak şiar?, “Hep beraber!”, bu kez yine dillerde. Eylem serisi sadece metropolle de s?n?rl? kalmamakta; Reunion, Guadelup, Martinik gibi onbinlerce kilometre uzakl?ktaki adalara da ayn? yoğunlukla yay?lm?ş durumda. Hareketin radikalleşme eğilimi gösterdiğinin işaretleri sadece emekçi s?n?f ve heterojen katmanlar?n ortak talepler etraf?nda birleşmesinden de ibaret kalmamakta. Eğitim personeli, hükümetin taviz vererek pazarl?k masas?na en k?sa zamanda oturmamas? durumda y?l sonu s?navlar?n? düzenlemeyeceklerini aç?klad?lar ve bunu bir ültimatom olduğunu belirttiler. Bir grevler ve eylemler vatan? olan Fransa’da eğitim sektörü çal?şanlar?, buna benzer bir karar? 1968 y?l?nda alm?ş ve uygulamaya koymuşlard?. Diğer bir örnek; ülkenin ikinci sendikas? konumundaki CFDT’nin protokol imzalamas? ve eylemi k?r?c? bir misyon üstlenmesi ters tepki yapt?, hareketin kitlesel kat?l?m bak?m?ndan daha ileri bir düzeye s?çramas?na yarad?. İsabetlilik derecesi bu türkonularda tart?ş?l?r olan kamuoyu araşt?rmalar?, toplumun çoğunluğunun eylemden yana olduğu, işçi ve emekçilerin ileri sürükleri talepleri hakl? bulduğunu gösteriyor.

T?pk? Aral?k 1995 eylemleri s?ras?nda olduğu gibi toplumun gündemine oturan sosyal hareketlilik tart?şman?n yoğunlaşmas?na, sermaye medyas?n?n dayatt?ğ? suni gündemin aş?lmas?na yol aç?yor. Emekçi s?n?f ve katmanlar?n düzenli olarak sineye çekmek zorunda kald?klar? sonu gelmeyen sald?r?lara ancak toplu ve birleşik bir direnme ile karş? ç?k?labileceği, tart?şmalar?n arka plan?nda dursa bile kendisini net bir biçimde hissettirmekte. Örneğin, uzun süredir grevde olan ve y?l sonu s?navlar?n? düzenlemeyi reddeden eğitim sektörü çal?şanlar? öğrencileri rehin almakla, onlar?n geleceği ile oynamakla suçland?klar?nda, buna karşı getirdikleri aç?klama ortak toplumsal bir rahats?zl?ğ? özetliyor: “O kadar çok sald?r? ile karş? karş?yay?z ki, gelinen noktada bir çok şeyi göze almaktan başka bir seçeneğimiz kalmam?şt?r!#148; Eylemde bulunan ya da girmeye haz?rlanan değişik sektör ve işkollar?n?n emekçilerinin söylemi de benzer ortak bir tema üzerinde kendisini ifade ediyor; çetin bir hesaplaşmaya gitmekten çekinmediklerini, haz?r olduklar?n? ve hatta beklediklerini söylüyorlar.

Fransız burjuvazisinin emeğe kapsamlı saldırısı

Burjuvazinin başlatt?ğ? sald?r? politikas? sadece emekçilerin belli bir kazan?m?n? ya da hakk?n? hedeflememekte, toplu ve genel karakter arz etmektedir. Bu nedenle, toplumda gözlemlenen gerginlik bir çok aç?dan Aral?k 1995’i an?msatmakta, hatta onun daha da ilerisinde bir ölçeğe kavuşmas? ihtimalini taş?maktad?r. Çünkü, emeklilik sistemi üzerinden başlat?lan sald?r?n?n gölgesinde ve arkas?nda biz dizi başka sald?r? gündemde. Emeklilik sistemi değişikliğine ilişkin yasa tasar?s? 28 May?s günü bakanlar kurulunda onayland?. İşçi ve emekçilerin karş? ç?kmalar?, savaş?m vermeleri için en elverişsiz bir dönemde, y?ll?k tatilin arifesinde, mecliste tart?ş?larak sonuçland?r?lacak. Bunun yan? s?ra birçok başka sektörde de bir dizi köklü budama hedefleniyor. Örneğin, eğitim sektörünün merkeziyetçi yap?s? tafiye edilmeye, eğitim personelinin bir bölümünün statüsü değiştirilmeye çal?ş?lmakta ve konu ile ilgili yasa tasar?s?n?n haz?rl?ğ? tamamlanm?ş durumda. Eğitim sektörünü hedefleyen sald?r?lar?n da yaz tatilinin arifesinde sonuçland?r?lmas? planlanmaktad?r.

Burjuvazinin toplu sald?r? politikas? emeklilik sorunu üzerinden, toplumun en geniş kesimlerinin kayg?lar?yla, talepleriyle kesişerek karş? bir ortak tepkinin yükselmesine yol aç?yor. Onun için, toplu sald?r? politikas?n?n emeklilik sistemine ilişkin boyutu diğerlerine göre daha fazla ön plana ç?kmakta, çat?şman?n temel konusuna dönüşmektedir. Yeni yasa tasar?s? esas olarak iki değişiklik öngörüyor. Birincisi, çal?şma süresinin uzat?lmas?. Yürürlükte bulunanan mevcut düzenlemeye göre Fransa’da emekli olabilmek için 37,5 y?l çal?şm?ş olmak ya da 60 yaş?n? doldurmuş olmak gerekiyor. Yeni tasar? yaş s?n?r?ndan bahsetmeyerek çal?şma süresini uzatmay? öngörüyor. İlkin 40 y?l, 2008 y?l?ndan itibaren düzenli bir art?şa gidilerek 2012 y?l?nda 41 ve 2020 y?l?nda 42 olarak saptamaktad?r. Emeklilik yaş haddinin yükseltilmesi anlam?na gelen bu eğişiklik, beraberinde emekli ödeneklerinde yüzdelik oran? kategorilere göre değişen ve 2020 y?l?nda % 49’u bulan düşüşler de getirmektedir.

Benzer saldırılar Avrupa’nın genelinde gündemde

Emeklilik sisteminin yüzyüze bulunduğu yap?sal güçlükler Bat? Avrupa’da Fransa’ya özgü tekil bir sorun değildir. Sorun, özü itibar?yla, benzer verilerle tüm Bat? Avrupa ülkelerinin gündeminde. Söz konusu ülkelerin sahip olduklar? eşdeğer iktisadi gelişme düzeyi ve sosyolojik homojenlik, emeklilik sorununa ortak bir özellik kazand?rmaktad?r. Değişik ülkeler aras?nda gözetilen farkl?l?klar genelde biçime ilişkindirler. Bu farkl?l?klar genellikle baz? yerel özgünlüklerden, yasal teminat alt?na al?nm?ş baz? ulusal geleneklerden/kazan?mlardan kaynaklanmaktad?r. Bu benzerliğin kan?tlar?ndan birisi İtalya’n?n durumu ve Berlusconi hükümetine sendikalar taraf?ndan verilen ültimatomdur. İtalya’da emeklilik için yasal olarak saptanan yaş süresi erkekler için 65, kad?nlar için de 60. Ama pratikte emekçiler otalama 59,5 yaş?nda emekliye ayr?lmaktad?rlar. 37 y?l çal?şm?ş olmak yaş haddi gözetmeksizin emekli olma hakk? kazand?rmaktad?r. Ayr?ca, 35 y?l çal?şm?ş olanlar 55 yaş?nda emekliye ayr?labilmektedirler. 57 milyon nüfusu olan İtalya’n?n 15,6 milyon emekli insan? karş?l?ğ?nda 21,9 milyon çal?şan? mevcuttur. Emekli ödeneklerinin gayri safi milli has?ladaki pay? 2000 y?landa % 13,8 iken bu oran?n 2020 y?l?nda % 14,8’i aşmas? bekleniyor. Hükümeti hazrlad?ğ? yasa tasar?s?yla yaş s?n?r?nı kald?r?lmak istenmekte ve çal?şmay? kabul etmeyenler için cezai yapt?r?mlar öngörmektedir. Berlusconi 10 May?s günü esnaflar sendikas?n?n y?ll?k toplant?s?nda yapt?ğ? konuşmada, “Toplumda yaşlanma sorunu var. T?bbi ilerlemeler ortada iken Avrupa Birliği, sorunu, 58 yaş?nda emekli olup da 80 yaş?na kadar çal?şan başka vatandaşlar?n s?rt?nda geçinme olarak düşünemez” diyerek emeklilikreformunun teşvik ve cezalar uygulanarak sürdürüleceğini beyan etti. Bunun üzerine sendikalar hükümmete ortak bir ültimatom vererek yasa tasar?s?n? geri çekmesi için 8 Haziran’a kadar süre tan?d?lar. Eğer hükümet karar?nda direnirse 8 Haziran’dan itibaren genel grev çağr?s?nda bulunacaklar?n? ilan ettiler.

Bat? Avrupa’da emeklilik sorununun ikici aktüel kan?t?n? Avusturya oluşturmaktad?r. Wolfgang Schuessel hükümeti emekli olabilmek için gerekli çal?şma süresini tek ç?rp?da 40 y?ldan 45 y?la yükseltmeye kalk.şt?. Bakanlar kurulunda kabul edilen yasa tasar?s? 4 Haziran’da parlamentonun onay?na sunulacak. Sendika sözcüleri taraf?ndan 1945’ten buyana Avusturya’n?n tan?k olduğu en büyük sosyal gerileme olarak nitelendirilen sald?r?, öte yandan ülke tarihinin en büyük gösterilerine yol açt?. Gösterilere paralel olarak başlat?lan greve baz? işkollar?nda yoğun bir kat?l?m?n yaşand?, eğitim sektöründe greve kat?l?m?n % 95’i bulduğu görüldü.

Emeklilik finansmanının güçlükleri
emekçilere fatura ediliyor

Avrupa ülkelerinde ve Fransa’da emeklilik sisteminin yaşad?ğ? periyodik krizlerin kökenindeki esas ve tek neden onun finansman? sorunudur. Örneğin, Fransa’da emeklilik kasas?n? besleyen ödeneklerin % 91’i emekçiler taraf?ndan karş?lanmakd?r. Bu oran muhtemelen bölüşümcü sistemin yürürlükte olduğu Avrupa ülkelerinin ortalamas?na tekabul eder. Toplumda emekli say?s? artt?ğ?ndan ve çal?şanlar?n say?lar? düşüp, ücretleri de sabit kald?ğ?ndan ötürü, emeklilik kasalar?n?n finansman? karş?lanamamakta. Yani, meselenin özü çok net: Emekli ödeneklerinin karş?lanmas? için yeni mali kaynak bulmak zorunluluğu. Fakat, burjuvazinin reformlar?yla amaçlanan hiç de sistemi günün koşullar?na uyarlamak, modernize etmek değil. Bugün iktisadi gelişmenin kazand?ğ? düzey ve yarat?lan zenginli¤in toplam hacmi astronomik rakamlarla ifade edilmektedir. Yani, emeklilik sisteminin finansman?n?n saptand?ğ? dönemde kimsenin akl?na gelmeyen gelir kaynaklar? türedi. Madem ki emeklilik sisteminin finansman?n? dönemin somut koşullar?na uyarlanmak gerekiyor o zaman sonradan türeyen yeni gelir kaynaklar?n?n da katk?s?n? almak gerekmez mi? Söz konusu yeni gelir kaynaklar?n?n başl?cas? sermaye gelirleridir. Burjuvazi sermayeden elde edilen gelire özel mülkiyettir diye okunmak, onu vergilendirmek istemiyor. Oysa, işgücünün sömürüsü ile üretilmiş toplumsal zenginliğin aslan pay? gaspedilerek spekülatif sermayeye dönüştürülmekte, borsa vurgunlar?nda kullan?lmaktadır. Böyle olunca, düzen, emekçilere s?k?lacak kemerden başka paylaş?lacak birşey b?rakm?yor. Onun için, h?zla rantiyecileşen bir toplumda say?sal oran? sürekli azalan ve al?m gücü sabit kalan mevcut işg&uul;cü gelirinin katk?s?, say?lar? sürekli artan emeklilerin ödeneklerini karş?lamaya yetmemekte.

Frans?z emekçilerinin büyük öfkesi

Frans?z burjuvazisi uluslararas? gelişmelerin gölgesinde haz?rlam?ş olduğu sald?r? paketini ayn? kolayl?kla yurürlüğe koyamamakta. Sald?r? paketine ilk tepki ülke genelinde 500 bin kişinin kat?ld?ğ? bir gösteri ile 1 Şubat’ta oldu. Ayn? amaçla 3 Nisan günü 600 bin kişi sokağa döküldü. Ancak, uluslararas? alanda yaşanan gelişmeler bu iki gösterinin arzulanan etkiyi yapmalar?n?, mücadele dinamiğini güçlendirmelerini engelledi. Chirac’?n ABD emperyalizmine direnişi, kitle hareketine karş? bir panzehir olarak kullan?ld?. Fakat, haftalard?r eğitim sektörü gibi baz? işkollar?nda grevler devam etmekte, giderek yayg?nlaşamaktad.r. Irak krizinin medyada işlenmesinin tali konuma düşürülmesi sonucu Frans?z burjuvazisi iç toplumsal sorunlarla yüzyüze kald? ve dolay?s?yla 1 May?s gösterileri emekçi kitle hareketinin kabarmas?n?n başlang?&ccdil; noktas? oldu. Örneğin, geçen y?lki özgün durumu saymazsak, y?llard?r Paris’te 1 May?s kortejine kat?l?m 5 ila 10 bin aras?nda değişmekteydi. Bu y?l 50 bin kişi saatler boyunca sald?r? politikas?n? protesto eden şiarlar hayk?rd? ve 1 May?s’? emeklilik yasas?na karş? planlanm?ş eylem serisinin provas?na dönüştürüldü.

Bir dizi orta ölçekli ve genelde yerel karakterde eylemin ard?ndan gündeme gelen 13 May?s protesto gösterisine kat?l?m, en iyimser tahminleri bile boşa ç?kartt?. Polisin verdiği k?smi rakamlara göre 1.031.600 kişi, sendikalar?n?n yapt?klar? döküme göre ise 2.046.900 kişi hükümetin sald?r? politikas?n? protesto etmek için sokağa döküldü. 12 Aral?k 1995’te kitle hareketinin zirvede olduğu bir dönemde yap?lan gösterilere polis rakamlar?na göre 1 milyon, sendikalara göre de 2,2 milyon kişi kat?lm?şt?. Fransa’da ayn? ölçekte kitle gösterilerinin benzerlerine 1968 May?s’?nda tan?k olunmuştu.

İktidar, başta devlet demiryollar? emekçileri olmak üzere baz? kamu kuruluşlar?n? hedeflemeyerek, işçi s?n?f?n?n en mücadeleci kesimini k?smen de olsa nötralize etmeyi hesapl?yordu. Oysa sonuç çok farkl? oldu. Gösterilerde en güçlü bir biçimde seferber olanlar “yar?n s?ra bize gelecek!” diye hayk?rarak sendika bürokrasisini devre d?ş? b?rakanlar ve oy birliği ile grevi sürdürme karar? alanlar, başta devlet demiryollar? emekçileri olmak üzere kamu çal?şanlar? oldular. Gösterinin nadiren rastlan?lan bir başka özelliği de, kamu ve özel sektör çal?şanlarin?n ortaklaşa hareket etmeleriydi.

1995’de burjuvazinin kursağ?nda kalan sald?r?n?n bu kez sonuçland?r?lmas?nda hükümet kararl? olduğunu aç?klamaktadır. İşveren sendikas? taviz verilmemesi için hükümete uyar?da bulunmakta, sendikalara da tehditler yağd?rmaktadır. Sendikalar cephesinde beklenen ama çok erken yaşanan teslimiyetin, hareketin gelişme dinamiğini olumsuz yönde etkilemediği görülüyor. Tam tersine, hükümetle uzlaşan CFDT sendikası bir iç kriz yaşamakta, taban? eylemlere kat?lmaya devam etmektedir. Kararl? görünmesine karş?n hükümeti bir rahats?zl?k sarm?ş durumda, 1995 sendromundan bahsediliyor. 25 May?s gösterisinin arifesinde iktidar partisinin ileri düzeydeki baz? sorumlular? geri ad?m at?lmas?n? sal?k verdirler. Eğitim sektörüne ilişkin sald?r?n?n ertelenmesi, hatta milli eğitim bakan?n?n istifas?n?n kitle hareketini önemli ölçüde za.flatabileceği ve dolay?s?yla emeklilik reformunu gerçekleştirme şans?n? artt?rabileceği söylediler. Ancak, yap?lan kamuoyu araşt?rmalar?, medyaya yans?yan değerlendirmeler, bu tür sembolik taktiklerle tabandan yükselen güçlü tepki k?rman?n kolay olmad?ğ?n? gösterdi. Bunun üzerine sermaye cephesi taviz vermeyi reddederek çat?şmay? göze ald?ğ?n? ilan etti.

3 Haziran günü bir dönüm noktas? olacak

Burjuvazi 1995’te de ayn? kararl?l?ğ? sergilemiş ama sonuçta sald?r?lar?n? geri çekmek, ertelemek zorunda kalm?şt?. Ayn? sald?rın?n biraz daha sonuçland?r?lm?ş bir biçimi bu kez bir daha denenmektedir. Sald?r?n?n amac? sadece amaçlanan politikay? yürürlüğe koymak değildir. Eğer, işçi ve emekçi hareketi gündemdeki sald?r?y? geri püskürtemezse, hükümetin yasalar?n? budamaya gücü yetmezse, burjuvazi an?nda yeni bir sald?r? gündeme getirecektir. Tetikte bekletilen sald?r? iktisadi ya da sosyal karakterde değil, politiktir. Y?llard?r f?rsat kollan?yor, kamuoyu oluşturulmaya çal?ş?l?yor. Amaç, Fransa’da kavgan?n baş?n? çeken kamu sektörlerindeki ileri işçi mevzilerini dağ?tmak. Özelleştirme d?ş?nda, bunu başarabilmenin yollar?ndan birisi, asgari hizmet yasas? ile grev hakk?na s?n?r getirmektir. Dolay?s?yla, başta devlet demiyollar? çal?şanlar? olmak üzere, ulaş?m sektörü emekçileri pusuda bekleyen sald?r?n?n beş hedefidirler. Onun için, gelecekteki sald?r?lar?n bilincinde olan kamu sektörü çal?şanlar? bugünkü mücadelenin baş?n? çekmekte, ön saflar?nda yer almaktad?rlar.

3 Haziran günü bir dönüm noktas? olacak, gelişmeler yeni bir aşamaya girecektir. 3 Haziran günü için öngörülmüş olan gösteriler ve bir çok sektörde al?nm?ş olan grev kararlar? yükselmekte olan işçi emekçi hareketine yeni bir aşama kazand?racak, daha sonraki gelişmelerin kaderini belirleyecek bir önemdedirler. Kamyon şoförlerinden Mac Donalds çal?şanlar?na kadar say?s?z işkolunda eylem karar?n?n al?nm?ş olmas? süreci h?zla bir genel grev ortam?na doğru ilerlemektedirler.