31 Mayıs'03
Sayı: 21 (111)


  Kızıl Bayrak'tan
  Düzen içi didişmelerin gizleyemediği!
  Umut sınıf kavgasında!
  AKP hükümeti işçi düşmanlığına devam ediyor!..
  Tuzla Deri-İş yöneticilerine tutuklama
  Kölelik yasasına ve özelleştirme yağmasına karşı genel grev, genel direniş!
  Petrol-İş Bursa mitingi ve röportajlar...
  BM, emperyalist yağma savaşına ve sömürgeciliğe onay verdi
  TÜSİAD'ın ABD ziyareti...
  Sınıfın devrimci mücadele programı altında birleşelim, savaşalım, kazanalım!
  ABD'li savaş kundakçılarından Ankara'daki uşaklara yeni azarlamalar...
  Af istemi pişmanlık yasasının alternatifi olamaz...
  Alman işçileri saldırıya direniyor...
  Fransa'da güçlenip yaygınlaşan sınıf mücadeleleri
  Anadolu Yakası Liseli Gençlik Platformu Bülteni'nden...
  Özgürlük sosyalizmle gelecek!
  Gençliğe dönük faşist saldırılar...
  Duydunuz mu?
  Nurhak şehitleri devrimci sınıf kavgamızda yaşıyor...
  Dikkat!.. 'Dalgalı'da dalgaya gelmeyin!
  Sosyalist basına baskılar sürüyor...
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
TÜSİAD’ın ABD ziyareti...

ABD’ye sınırsız uşaklık ve aktif rol güvencesi!

TÜSİAD geçen hafta içerisinde Tuncay Özilhan başkanlığında bir heyeti ABD’ye gönderdi. TÜSİAD heyeti dört günlük ABD ziyareti boyunca Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz, Dışişleri Bakanlığı Yardımcısı Marc Grossman, hazine bakanlığından üst düzey yetkilileri, yanısıra musevi dernekleri ve ABD yönetimine yakın etkin gazetelerin temsilcileriyle (W. Safir de dahil) görüşmelerde bulundu. Bazı “düşünce kuruluşları”ndan brifing aldı.

TÜSİAD’ın görüşmelerde bulunduğu kişi ve kurumların niteliği, bu ziyaretin anlamını da ortaya koyuyor. TÜSİAD, düzenin gerçek yönetici odağı olarak, ABD’nin Wolfowitz’in ağzıyla istediği özrü dilemek için savaş kundakçılarının kapısına el etek öpmeye gitmiştir. ABD’li muhatapların tamamına yakınının Türkiye’ye Irak savaşı süresince aldığı tutumdan dolayı hakarette başı çekenler olması bunu doğrulamaktadır.

TÜSİAD heyetinin yaptığı görüşmeler boyunca maruz kaldığı tutum iki başlıkta toplanabilir. Birincisi, ABD’nin kurt yöneticileri tarafından azarlanmak ve hizaya çekilmekti. Wolfowitz’in görüşme sırasında Özilhan’ın ABD için yapacaklarını sıraladığı konuşmasını keserek söylediği, “top artık Türkiye’de” biçimindeki sözleri esas olarak bunu anlatıyor. İkincisi ise, üstlenilen rolün gereklerine ilişkin ders almaktı. ABD yönetimine sadakatlerini sunan ve yeni roller üstlenen TÜSİAD heyeti, “düşünce kuruluşları” ve “görevli” gazeteciler tarafından da ABD’nin Ortadoğu politikası ve Türkiye’nin üstleneceği rolün gerekleri konusunda eğitime tabi tutuldu.

Gezinin gündemi, TÜSİAD tarafından yapılan açıklamalardan da görüleceği üzere, esas olarak bozulan Türkiye-ABD ilişkilerinin sağlamlaştırılması ve Türkiye’nin ABD’nin Ortadoğu politikalarında üstleneceği rolün belirlenmesiydi. Buna Irak’ın yağmasından Türk tekelci burjuvazisine pay verme yolunun açılması da eklenebilir. Ancak ABD’nin daha önce Irak’ın yağmasından pay için Türkiye’nin Irak savaşındaki tutumu nedeniyle özür dilemesini ön şart olarak ileri sürmesinden dolayı ikinci başlık birincide sağlanacak ilerlemeye bağlıydı. Bundan dolayıdır ki TÜSİAD’ın ABD ziyareti, bir özür ziyareti olma özelliği taşıyor, ziyaret programı tümüyle savaş kundakçılarıyla yapılacak görüşmelerden oluşuyordu. Böylelikle, TÜSİAD’da örgütlü tekelci burjuvazi ülkenin gerçek yönetenleri olarak, efendilerine sadakat sunmaya, Ortadoğu politikasında aktif rol alma güvencesi vermeye çalışıyordu.

TÜSİAD Başkanı Özilhan, görüşmeler sonrasında yaptığı açıklamada, ABD’nin Türkiye’den bir “Ortadoğu vizyonu oluşturmasını ve bunu Türkiye kamuoyunu tatmin edecek biçimde açıkça ortaya koyması”nı istediğini bildirdi. Böylece yapılan görüşmelerin içeriğini ve önlerine konulan görevi açıkladı. Bu görev, ABD’nin Ortadoğu hakimiyeti çerçevesinde atacağı adımlarda aktif rol üstlenilmesi ve bu rolün gereklerine uygun bir kararlılığın bugünden sergilenmesidir. Bu kararlılığın anlamı, ABD’nin Ortadoğu’da bundan sonra izleyeceği her türlü kirli, kanlı ve yağmacı politikanın koşulsuz desteklenmesi, bunun gereklerinin yerine getirilmesinde ortaya çıkabilecek her türlü engelin yok edilmesidir.

Ülke yönetenlerinin ABD’nin Ortadoğu politikaları önünde secdeye yattıkları ayan beyan ortada olduğuna göre, bertaraf edilecek engelin halkın savaş karşıtı tutumu olduğu açıktır. “Türkiye kamuoyunun tatmin edilmesi” başka bir anlam taşımamaktadır. Halkın tatmin edilmesi bir yanıyla bilinçleri karartacak sistemli bir operasyon, ama daha çok da zorbalıkta sınır tanınmamasıdır. Her ne pahasına olursa olsun ABD politikalarına maşalıktır.

Özilhan yaptığı açıklamada ABD’nin önlerine koyduğu öncelikli hedefi de gösterdi: “Elimizde terör desteği konusunda istihbarat varsa bunun gereği olarak da İran’a baskı yapmalıyız”. Bunun anlamı İran’ın Türk dış politikasının öncelikli hedefi haline getirilmesidir. Yani Türk dış politikasının ABD’nin Ortadoğu politikalarına uygun biçimde düzenlenmesidir. TÜSİAD ziyareti sonrasında sermaye iktidarı tarafından İran’a yönelik sistematik ve saldırgan bir tutum alınması beklenmelidir.

TÜSİAD’ın ABD ziyaretinin sonuçları, sermaye devletinin yakın dönem iç ve dış politikasının temellerini oluşturacaktır. Bu, dış politikada ABD saldırganlığına maşalık; iç politikada ise bunun gereklerine uygun bir siyasal zeminin yaratılmasıdır. Kısacası içerde ve dışarda ABD için şaşmaz bir uşaklık ve saldırganlık politikası. Düzenin gerçek yönetici odağı olan tekelci burjuvazinin örgütü TÜSİAD, ABD ziyaretinde işte bunun güvencesini vermiştir. Önümüzdeki günlerde düzen siyasetinde buna uygun adımlar atılmaya başlanacaktır.