10 Mayıs'03
Sayı: 18 (108)


  Kızıl Bayrak'tan
  ABD azarlıyor, uşakları hazırola geçiyor!
  Kölelik yasası TBMM Genel Kurulu'nda madde madde geçiyor...
  İşçi ve emekçilerle röportajlar...
  Kölelik yasasına karşı ilk tepkiler...
  1 Mayıs ve sınıf hareketi
  Filistin halkına onur kırıcı bir teslimiyet dayatılıyor...
  Amerikan emperyalizmi açık tehdit diplomasisine hız verdi
  Türkiye'nin Kıbrıs politikası iflas etti
  Sağlık işçilerinden çağrı:
  Saldırılara karşı mücadele barikatlarını örelim!
  Haydut takımının başı Bush'un "zafer konuşması"...
  ABD'nin Avrupa'nın göbeğinde egemenliğini yeni güçlerle inşa girişimi
  Bingöl'de önce kamu binaları çöktü!
  Deprem, ölüm ve acı kader mi?
  Fransa'da eğitim alanında eylem dalgası!
  '68'in ve Denizler'in devrimci mirasını sahiplenmek!
  Deniz, Hüseyin ve Yusuf için mesaj
  ODTÜ'de Alternatif Şenlik...
  Devlet güdümlü "Türk Solu" güruhu
  Hiçbir güç devrimci faaliyetimizi engelleyemeyecektir!
  İTÜ Şenliği nereye?
  1 Mayıs ve kamu emekçi hareketi...
  Liseli gençlik ve 1 Mayıs
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
‘68’in ve Denizler’in
devrimci mirasını sahiplenmek!

‘68 gençliğinin devrimci önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan bu yıl da bir takım etkinliklerle anıldılar. İdamları burjuva gazetelere ve bir takım TV programlarına konu oldu. İdamlarını onaylayan hakiminden onları sorgulayan savcılara, idama el kaldıran milletvekillerine kadar bir takım eli kanlı simaların burjuva medyada boy gösterip ne kadar yanlışlık yaptıklarını, bundan dolayı ne kadar pişmanlık duyduklarını açıklamaları son birkaç yıldır nerdeyse bir moda haline geldi.

Devrim düşmanlarının sinsi oyunları tutmayacak!

Bu kanlı simaların, bu katliamcı düzenin Denizler’e karşı bu yaklaşımlarında samimi oldukları elbette düşünülemez. Düşünülemez çünkü, bu aynı düzen bekçileri ve onların çırakları Denizler’in, Mahirler’in, İbolar’ın mirasını sürdüren onlarca, yüzlerce devrimciyi aynı gözü dönmüşlükle katletmeye, katliamlara alkış tutmaya devam ediyorlar. Son birkaç yılda zindanlarda katledilen devrimcilerin sayısı 12 Mart’ta katledilenleri çoktan aştı. Sermaye devleti 12 Eylül faşizmine rahmet okutan insanlık dışı katliamların altına kanlı imzasını atarken Denizleri sahiplendiğini, onların idamına karşı çıktıklarını iddia eden burjuva liberallerinden hiçbir ses çıktı mı, çıkabilir mi? Sesi çıkanların ise ne dediğini, ne yaptığını biliyoruz. Onların pişmanlığı, liberallerin Deniz sevgisi bir yalandır, bir iç boşaltmadır, alçakça bir oyundur.

Bu aynı oyunun diğer ortakları ise Cumhuriyet, İP, CHP ve Türk Solu çevresidir. Gazetelerinde Denizler’in mücadele amaçlarını çarpıtan manşetler atıyor, onların devrimci mirasını karalayan sinsi bir propaganda yürütüyorlar. ‘68 devrimci hareketini ulusal bağımsızlık savaşına, anti-Amerikancılığa indirgeme; düzeni ve devleti karşılarına alan tutumlarını görmeme; kendilerini adadıkları davayı geçiştirerek onları Kemalizm’in basit eklentileri olarak sunma; izledikleri devrimci mücadele çizgisini “çocukluk”, “maceracılık” diyerek mahkum etme bu kirli propaganda yöntemlerinden başlıcaları.

Bugünlerde sermaye devletinin iplerini çözüp ortalığa saldığı Türk Solu denilen provoskasyon çetesi ise daha en baştan, daha çıkış aşamasında böyle bir misyonla çıktı sahneye. Çıkarttıkları aynı adlı dergide sıklıkla ‘68 gençliğine vurgu yapıyor, Denizler’in fotoğraflarını kullanarak prim yapmaya kalkışıyor, onların mirasını temsil etme iddiasını kullanıyorlar. Denizler’in mirasıyla hareket eden devrimci üniversite öğrencilerini bölücülükle, teröristlikle suçlama ve polisi arkalarına alarak saldırma, onları okullara sokmama cüreti göstermeleri ise onların gerçek kimliğini ele veriyor. Onlar ne Denizler’in mirasını savunuyorlar ne de devrimin çıkarlarını. Onlar, sermayenin yüzlerine sol maske takıp ortalığa saldığı, gerici, şovenist provokatör ve ajanlar, bu düzenin sadık uşaklarıdır.

Meclise Denizler’in itibarının iadesi için yasa önerisi veren CHP’nin tutumu da bu sahtekarca istismarın bir parçası. CHP’nin amacı elbette bir yanlışlığın düzeltilmesi ya da bundan sonra benzeri katliamların önlenmesi değil. Öyle olmadığını hükümet oldukları dönemde devrimci kanı dökmekteki pervasızlıklarından, sınıf düşmanı politikalarından biliyoruz. Bu devrimci geleneğin ve genç önderlerinin yarattığı itibardan yararlanmak istiyorlar onlar da. Diğer taraftan da Nazım gibi, Denizler’i ve devrimci değerleri ehlileştirmeyi, onları zararsız birer ikon olarak kullanıma sunmayı umuyorlar.

Devrimci mücadeleden kopanlar
devrimci mirasa sahip çıkamazlar!

Aynı nedenler, aynı saiklerle ve aynı biçimlerde olmasa bile Denizler’e sahip çıkan bir başka çevre ise dün onların yoldaşları iken ‘90’ların başlarında onların koptukları geleneğe, reformist-parlamenterist zemine düşenlerdir. Bu reformist, parlamentarist takımın Denizler’i ve ‘68 devrimci kuşağını sahipleniyor görünmesi, biçim olarak diğerlerinden farklılaşsa bile, içerik olarak benzer kaygılara dayanıyor. Cumhuriyet, İP ve Türk Solu çevreleri ‘68 devrimci kuşağını, onların bıraktığı devrimci mirasın içini boşaltmak için sahipleniyor görünmekte; bu mirası kullanarak kendilerine “sol” bir maske yaratmaya çalışmaktadırlar. Reformistler ise bu aynı işi kendilerine devrimci bir görünüm kazandırmak, tabanlarını bu görüntüyle aldatmak üzerinden yapıyorlar. Reformistlerin ne ‘68’in devrimci mirasıyla e de devrimci geleneklerle ve mücadele çizgisi ile bir ilgileri, buna dair kaygıları kalmıştır. Onlar, 12 Eylül’ün ağır yenilgisi ve ardından revizyonizmin çöküşünün yarattığı ruh haliyle bütün devrimci değerlerden uzaklaştılar, düzen içinde kendilerine güvenli bir yer edinmeyi tercih ettiler. Denizler’in koptukları reformist, parlamenterist saflara ricat ederek onlarla devrimci temeldeki her türluuml; ideolojik ve politik bağlarını kopardılar.

Onların mirası devrim ve sosyalizm
mücadelesinde yaşıyor, yaşatılacak!

Devrimci mücadelenin kilometre taşlarının en önemlilerinden birini bu topraklara kanları ve canları pahasına ‘68 gençliği dikmiştir. Bu kilometre taşı bir yol ayrımını, burjuva reformizmden, parlamentarizmden kopuşu işaret etmek üzere, bu amaçla dikilmiş ve belleklere kazınmıştır. Bu kilometre taşında “tam bağımsızlık”, “demokratik Türkiye” kadar devrim ve sosyalizm yazar, halkların kardeşliği için bu düzene, işbirlikçi iktidara karşı mücadele yazar. Onlar tam bağımsızlık ve demokratik Türkiye’nin bu düzene, işbirlikçi sermaye iktidarına karşı mücadeleyle kazanılacağını ilan ederek TİP-TKP’den yollarını ayırdılar. ‘68 gençliğinin katettiği bu mesafeden geriye düşenler, bu kilometre taşını anlamsızlaştırmayı da, geriye taşımayı da başaramayacaklardır.

Onların mirasını sahiplenmek demek, onların mirasını geliştirmek, bayrağı daha da yükseklere taşımak demektir. Onların mirasını sahiplenmek, belirsizleştirmeye ve anlamsızlaştırılmaya çalışılan ayrım çizgilerinin daha kalın olarak çizilmesi demektir. Onların mirası devrim ve sosyalizm davasında; ezilen ve sömürülen milyonlarca işçi ve emekçinin kapitalist sömürüden kurtuluş mücadelesinde yaşıyor ve yaşatılacaktır.

Devrimci gençlik ‘68 gençliğinin mirasına, bu ikiyüzlüce yaklaşımı mahkum edip mücadeleyi yükselterek, onların miras bıraktığı değerleri kıskançlıkla koruyayarak, onların gözüpekliğini, atılganlığını ve fedakarlığını kuşanarak sahip çıkmalıdır.



Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan katledilişlerinin 31. yılında mezarları başında anıldılar...

Bugünkü kuşaklara yol gösteriyorlar!

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan katledilişlerinin 31. yılında Ankara’da mezarları başında anıldılar. Öğlen saatlerinde Karşıyaka Mezarlığı 2. kapıda toplanılarak mezarlara doğru yürüyüşe geçildi.

Anmaya 68’liler Vakfı, Genel-İş, BDSP, EMEP, SDP, Özgür Gençlik, Kaldıraç, çeşitli kurumlardan temsilciler, milletvekilleri ve Hüseyin İnan’ın babası katıldı.

Anma Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın mezarlarına karanfil bırakılması ve tüm devrim şehitleri adına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ardından Denizler ve ‘68 kuşağı hakkında konuşmalar yapıldı. Konuşmacılar arasında Denizler’in avukatı Halit Çelenk de vardı.

Yapılan konuşmaların içeriğini 68 kuşağı, üç devrimci önderin mücadeleleri ve günümüze bıraktıkları miras oluşturmaktaydı. 1000’i aşkın kişinin katıldığı anma okunan şiirler, söylenen marşlar ve atılan sloganların ardından sona erdi. Sık sık “Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan yaşıyor!”, “Katil devlet hesap verecek!”, “Emperyalistler işbirlikçiler 6. filoyu unutmayın!”, “Devrim şehitleri ölümsüzdür!”,”Yaşasın devrim ve sosyalizm!”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi!”, “Bedel ödedik, bedel ödeteceğiz!”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganları atıldı.

SY Kızıl Bayrak/Ankara