22 Şubat '03
Sayı: 07 (97)


  Kızıl Bayrak'tan
  Dünya ölçüsünde büyüyen anti-emperyalist mücadele dinamikleri
  Emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı
  Savaş pazarlığında son perde
  ABD uşağı AKP hükümeti istifa!
  BDSP’nin işçilere ve emekçilere 1 Mart çağrısı...
  15 Şubat gösterileri: Dünya emekçilerinin mücadelesinde bir kilometre taşı..
  Berlin’de görkemli savaş karşıtı gösteri
  Dünyanın dört bir yanında milyonların katıldığı görkemli gösteriler...
  Dünyada 15 Şubat eylemlerinden...
  İsviçre’de 40 bin kişi savaşa karşı alanlardaydı...
  Emperyalist savaşa karşı mücadele ve “savunma savaşı” safsatası...
  Savaşın gerçekleri ve medyanın yalanları
  Kadın sorunu ve kadın çalışmasının sorunları üzerine
  Toplumsal hayatın her alanında kadın-erkek eşitliği!
  Kölelik yasa tasarısı üzerinden sürdürülen pazarlıklar...
  Yeni iş yasa tasarısına karşı sendika şubelerinin çağrısı...
  Savaşın faturası işçi ve emekçilere çıkarılacak!
  Emperyalist savaş karşıtı eylemlerden...
  Emperyalist savaş karşıtı eylemlerden...
  BES 1 No’lu Şube Eğitim Sekreteri Ahmet Turan’la savaş üzerine konuştuk...
  Münih’deki NATO savaş zirvesine karşı onbinler yürüdü!
  Çok kutupluluğa geçiş sancıları mıı
  Konfeksiyon işçilerinden konfeksiyon işçilerine...
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Münih’deki NATO savaş zirvesine karşı
onbinler yürüdü!

8 Şubat günü Almanya’nın Münih kentinde yapılan NATO zirvesi yaklaşık 50 bin göstericinin katıldığı protesto mitingi ve yürüyüşü eşliğinde gerçekleşti. Başlangıç mitingi için Marienplatz’da toplanan göstericiler farklı konuşmacıların savaşı teşhir eden konuşmalarından sonra Odeonsplatz’da gerçekleşecek olan bitiş mitingi için yürüyüşe geçti. Geçtiğimiz yıl yine NATO zirvesini protesto düşüncesi etrafında kurulan ve yasaklanmasına rağmen yaklaşık 10 bin kişilik bir gösteri düzenleyen çeşitli sol akımlardan oluşan “No-Nato”-Birliği bu yıl gerçekleşen gösteriyi, öne çıkarılan anti-kapitalist şiarlardan dolayı, başarılı olarak nitelendirdi.

Münih’te aynı gün için iki ayrı gösteri gerçekleşti: Çeşitli sol akımlar, Münih Barış Grubu ve Attac tarafından düzenlenen ve genelde savaş karşıtı ve anti-kapitalist söylemlerin öne çıkarıldığı gösteri ile Almanya Sosyaldemokrat Partisi (SPD), kiliseler ve Alman Sendikalar Birliği’nin (DGB) düzenlediği barış için yürüyüş. SPD, kiliseler ve DGB tarafından düzenlenen gösteride Almanya’nın sözde savaş karşıtı politikası ve NATO desteklenirken, “No-Nato”-Birliği tarafından gerçekleşen gösteride hem kapitalizm, hem de Almanya’nın savaşa karşı tutumu teşhir edildi.

No-Nato-Birliği’nin çağrısında özetle dünya genelindeki haksızlıklar ve devlet eliyle yürütülen şiddet politikaları protesto edilmiş ve Seattle’den Cenova, Porto Alegre ve Barselona üzerinden gelişen uluslararası bir mücadelenin parçası olunduğu vurgusu yapılmıştı. Devlet güdümlü gösterinin düzenleyicileri, Münih Barış Grubu ile Attac’a kendilerinin düzenledikleri gösteriye katılma daveti yapmışlardı. Münih Barış Grubu ve Attac yapılan bu çağrıya uymayıp “No-Nato” Birliği tarafından düzenlenen gösteriye katılmayı tercih ettiler. Aynı şekilde DGB bünyesindeki kamu emekçileri sendikası ver.di ve metal sendikası IG-Metal gençlik kolları da DGB’nin düzenlediği gösterinin organizasyonuna ve gösterinin kendisine katılmayıp “No-Nato” Birliği’nin düzenlediği gösterie katıldı. Gösterinin bitimine doğru Odeonsplatz’a doğru ilerleyen yürüyüş korteji polis tarafından ikiye bölünerek, kortejin gerisinde kalan büyük bir grubun alana girmesi engellendi.

Birliğin bir sözcüsü yaptığı açıklamada, bu gösteriyle iki şeyi başardıklarını, bunun da NATO ve Alman savaş politikasının global savaşlar ve kapitalist globalleşme anlamına geldiğini göstermek olduğunu söyledi. Almanya’nın şu an savaşa karşı çıkışını ABD ile Almanya ve Avrupa Birliği arasındaki rekabetten, Almanya’nın hem Irak’ta, hem de Iran’da siyasi ve ekonomik ağırlığı bulunan bir ülke olması ve bu ağırlığını yitirmek istememesinden kaynaklandığını söyledi. Ve ikinci başarı olarak da, İsviçre’deki Anti-Dünya Ticaret Örgütü-koordinasyonuyla iyi bir çalışmanın gerçekleşmesi, Ocak ayında Davos’ta yapılan gösteriye ve bu gösteriye ortak bir çağrıda bulunulması ve böylelikle bu mücadelenin ulusal sınırları aşarak ortak hareket imkanının yakalanması gösterildi.

Gösteriden bir gün önce yaklaşık 300 polis gösteriye katılmak için gelen genelde solcu katılımcıların kaldığı yeri basarak yaklaşık 200 kişiyi alıkoydu. Ellerinde savcılıktan bir arama emri bulunmayan polisler, baskının Bavyera Polis Görevleri Yasaları çerçevesinde hukuksal olduğunu ileri sürdü. Tutuklanıp karakola götürülen 21 gösterici ertesi gün yasal prosedürün aksine ancak akşama doğru savcılığa çıkarıldıktan sonra serbest bırakıldı ve böylece gösteriye katılmaları engellendi.

Almanya’da devletin sözde savaş karşıtı tutumundan dolayı geri kalan savaş karşıtı gösteriler, devletin maskesi düştükten sonra canlanmaya başlıyor. Almanya’nın sözde savaşa karşı olan, fakat fiilen savaşı destekleyen iki yüzlü tutumundan dolayı inandırıcılığı kalmadı.

BİR-KAR olarak protesto eylemine, “Kahrolsun emperyalis saldırganlık!”, “Sosyal ve demokratik hak gasplarına hayır!” pankartı ile katıldık. Savaşı teşhir eden BİR-KAR imzalı bülteni miting ve yürüyüş boyunca yaygın bir şekilde dağıttık. Ayrıca yürüyüş boyunca savaş karşıtı BİR-KAR imzalı pulları yaptık.

Aynı gün Frankfurt’ta da kilise, sendikalar ve Attac üyelerinin yeraldığı savaş karşıtı bir miting düzenlendi. Frankfurt Römer’de toplanan kitle savaş karşıtı pankart ve dövizleriyle yürüyerek Bush yönetimindeki ABD emperyalizminin Irak’a saldırılarını protesto etti. Mitinge 5 bini aşan bir kitlenin katılması ve bunun büyük çoğunluğunun gençlerden oluşması dikkat çekiciydi. Eylemde BİR-KAR’ın savaş karşıtı bülteni yoğun bir şekilde dağıtıldı

BİR-KAR/Stuttgart



Belçika’da özelleştirmeye karşı 15 bin işçi yürüdü...

Kamuda özelleştirmeye hayır!

9 Şubat Pazar günü Brüksel’de 15 bin civarında bir kitlenin, kamu sektörünün liberalleşmesine karşı yürüyüşü gerçekleşti. Yürüyüşe ilgi sol çevrelerden, sendikalardan, ATTAC Belçika, OXFAN ve çeşitli dernek ve kuruluşlardan oluşmaktaydı. Yürüyüş anti-kapitalist bir atmosferde geçti. Taşınan pankartlardan ve yapılan konuşmalardan anlaşılacağı gibi eğitim, sağlık, kamu memurları ve belediye otobüs taşımacılığı çalışanları özelleştirme istemiyordu.

Maria Vindevoghel (ACV sendikası üyesi) kapatılan SABENA delegesi konuşmasında şunları söyledi: “SABENA uzun listenin ilk icraatı. Ulusal uçak şirketi özelleştirme çerçevesinde yerle bir edilen ilk kamu kuruluşu oldu. Bence radikal doğrultuda devletin özelleştirme politikalarını püskürtmek için güçlü bir program altında birleşmemiz gerekmekte. Yürüyüşte görüldüğü gibi militanlarımız arasında da yaşayan bir tema. Sendikaların militanlarını bu konu hakkında daha çok eğitmesi gerekmekte. Ancak kamu sektörünün birlikte hareket etmesiyle özelleştirme geri püskürtülebilir.ı

Devlet demir çelik fabrikasının işçileri, ABVV (sosyal-demokrat) sendikası pankartı altında yerlerini aldılar. İşçiler Luik bölgesinde Cockerill Sambre devlet demir çelik işletmesinin 10 bine yakın işçiyi çıkartmasını protesto etmek için meydanlardaydı. İşçiler devletin Luikte kapatmak istediği bölümü sloganlar eşliğinde yürüyüş boyunca protesto ettiler. Sloganlar, “Vur vur inlesin, devlet bizi dinlesin”, “Ekmeğimizle oynama yoksa başını ağrıtırız” ve “Dikkat et beyinlerimiz ısınmaya başladı” idi. Sivil polisler her yürüyüşün sonunda olduğu gibi prokavatif girişimlerini bu yürüyüşte de sergilediler.

BİR-KAR/Belçika



Basel Gökkuşağı derneğinde

Emperyalist savaş konulu seminer

Emperyalist savaş hazırlıklarının yoğunlaştığı günümüzde Gökkuşağı derneği olarak 9 Şubat günü savaş konulu semineri gündemimize aldık. Seminere ilişkin bir çağrı bildirisi hazırlayıp dağıttık, aynı çağrıyı sınırlı bir şekilde afiş olarak da kullandık. Konuya ilişkin anlamlı bir ön hazırlık çalışması yapmadığımızı belirtmek istiyoruz. Buna rağmen seminerimiz 60 kişilik bir katılımla yapıldı.

Semineri vermeden önce “Kapitalizm savaş, işsizlik, yoksulluk, açlık ve ölüm demektir“ temasını işleyen ve dünyanın dört bir yanında bu sonuçlara karşı işçi ve emekçilerin mücadele ve direnişlerini anlatan sinevizyon gösterildi ve ardında seminere geçildi.

Derneğimiz koordinasyonu adına semineri veren arkadaş özetle; 11 Eylül sonrası sürecin dünya politikasında önemli gelişmelere yol açtığını, ABD’nin bu saldırıyı dünya ölçüsünde karşı bir saldırı imkanına çevirdiğini ve ardında dünya halklarına, işçi ve emekçilere ve onların kazanımlarına karşı uzun süreli bir savaşın ilan edildiğini belirtti. Afganistan savaşının gerisinde, ABD’nin Avrasya’ya egemen olma ve rakipleri karşısında mevzi elde etme arzusu yattığına işaret etti. Konuşmasını Afganistan’la başlansa da asıl hedefin Irak üzerinden Ortadoğu olduğunu ve ilk sonuçlar elde edildikten sonra dikkatlerin bu bölgeye yöneldiğini ve ABD’nin Ortadoğu’da kapsamlı planlarla ve çok yönlü amaçlarla hareket ettiğine vurgu yaparak sürdürdü. Bu amaçların başlıcaların; ABD’nin petrol bölgesinde rakipleri karşısında tam üstünlük sağlamak, kendisi önünde güçlük olarak gördügü rejimleri değiştirmek, Kürt sorunu ve dinamiğini denetimi altına almak, bölgedeki ilerici muhalefeti boğmak ve anti Amerikancı eğilimi sindirmek vb. olarak özetledi.

Konuşmasını emperyalizmin niyet ve hesaplarının tutmasının sanıldığı kadar kolay olmayacağı asıl sonucun sınıflar ve güçler mücadelesi tarafında belirleneceği ve emekçi kitle hareketinin güçleneceği bir sürece girildiğini belirterek bitirdi. Katılımcılar sorular sordu ve konuya ilişkin görüşlerini belirttiler. Soruları yanıtlamak için seminerci konuyu toparladı.

Aynı konulu seminer ayrıca 16 Şubat günü Solothurn Kültür ve Dayanışma Derneği tarafında da düzenlendi. Burada da Gökkuşağı adına bir arkadaş semineri verdi ve aynı sinevizyon burada da gösterildi.

Basel/Gökkuşağı