19 Ekim '02
Sayı: 41 (81)


  Kızıl Bayrak'tan
  3. yılında direniş ve hücre karşıtı mücadelenin sorunları
  Ortadoğu'da savaş çanları çalmaya başladı
  Türkiye ABD'nin gözde cephesi olmaya hazırlanıyor
  Emperyalist savaş karşıtı eylem ve açıklamalar...
  İçerde işçi ve emekçilere, dışarda kardeş halklara savaş ilan ediliyor!
  Sermaye iktidarı dört koldan savaşa hazırlanıyor!
  Kokuşmuş düzenin kirli adayları
  Kartal-Pendik bölgesi BDSP çalışmalarından...
  BDSP'nin Gülsuyu'ndaki çalışması güçlenerek sürüyor...
  Tayyip&Baykal: Kontrol edilmiştir!
  Zindanlar, zindancılık ve direniş geleneği
  Adana BDSP bağımsız sosyalist milletvekili adayı Özden Demirel'e destek...
  BDSP'nin Mamak'taki seçim çalışmaları giderek güçleniyor
   Yıkıma karşı direniş
   Tecriti meşrulaştırmaya yönelik eni bir manevra: "Sohbet genelgesi"
   Kamu emekçilerinin eylemlerinden...
   TC, Güney ve Kuzey Kürtleri...
   BDSP'nin üniversitelerdeki seçim çalışmaları sürüyor...
   Gençlikten...
   Eksen Yayıncılık'tan yeni bir kitap...
   İki sınıf, iki dünya!
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Eksen Yayıncılık’tan yeni bir kitap...

Zor dönem devrimcileri

Habip ve Ümit

Ulucanlar katliamı, zindan cephesinde 12 Eylül askeri faşist darbesiyle birlikte başlayan büyük çatışmada bir dönüm noktasını işaretliyordu. Çok geçmeden olayların da açıklıkla gösterdiği gibi, bu katliam, çatışmayı devlet lehine artık bir sonuca bağlamak isteyen ve devrimci tutsakları teslim alma amacına dayanan hücre saldırısının bir başlangıç vuruşuydu. Bu çerçevede Ulucanlar katliamı ile 19 Aralık katliamı aynı saldırının iki kanlı halkası durumundadırlar.

Habip Gül ve Ümit Altıntaş, Ulucanlar’da gerçekleştirilen faşist katliamda hayatını kaybeden on devrimciden ikisi. Fakat siyasal özgeçmişlerine kabaca gözattığımızda bile kolayca görebileceğimiz gibi, onları birlikte hayatlarını kaybettikleri öteki devrimcilerden ayıran temel önemde bazı özellikler var. Bu çerçevede siyasal yaşamlarına gösterilen yoğun ilginin de bir kanıtı olan bu kitap, bu özellikleri çok yönlü olarak ortaya koyuyor.

Siyasal-örgütsel yaşamları ile ilgili somut bilgilere baktığımızda, Habip Gül ve Ümit Altıntaş şahsında leninist anlamda örnek iki profesyonel devrimci ile yüzyüze olduğumuzu görüyoruz. Yenilgilerin birbirini izlediği ve bunun ürünü tasfiyeci dalgaların devrimci olan çok şeyin üzerinden bir silindir gibi geçtiği bir tarihi dönemde, bilinçli ve inançlı devrimciliğin, bu temel üzerinde devrim davasına adanmışlığın örnek temsilcileri olmayı başarabilmenin büyük onurunu taşıyorlar onlar. Yoldaşlarının yaptıkları değerlendirmelerde özellikle vurgulandığı gibi, onlar bu adanmışlığı, ölümlerinden önce ve bundan çok, bizzat siyasal ve örgütsel yaşamları üzerinden ortaya koydular.

Onları “Zor dönem devrimcileri” olarak tanımlamak, bu çerçevede, kendilerinde somutladıkları kimliğin veciz bir ifadesi sayılmalıdır. Bu kimliği, saflarında mücadele ettikleri ve sıradan sempatizan konumundan başlayarak yoğun ve karmaşık süreçlerin ardından en üst kademesine kadar yükseldikleri (katledildiklerinde ikisi de TKİP Merkez Komitesi üyesiydiler) partinin kimliğinden ayırmak elbette mümkün değildir.

***

Bu kitap Habip ve Ümit hakkında kaleme alınan yazılardan oluşuyor. Bunun tek istisnası Ulucanlar katliamını konu alan iki değerlendirmedir. Bunlar, yoldaşlarımızın da hayatını kaybettiği hunharca katliamın tarihsel ve politik arka planını genel çizgileriyle verdikleri için, bu derleme içine alınmışlardır.
Kitapta bir araya getirilen metinler, pek az istisnayla, Ulucanlar katliamını izleyen haftalar ve aylar içerisinde yayınlanmıştır. Habip ve Ümit hakkında yazılan herşeye burada yer veremediğimizi de hatırlatalım.

***

Hala zor bir dönemin içindeyiz. Zorluk, sistematik baskı ve terörden çok, sınıf ve emekçi hareketinin de zayıflığı koşullarında, devrimci süreci ilerletmedeki zorlanmalarda ifadesini buluyor. Bu zorluk yıllardır tasfiyecilik üretiyor ve biz içinden geçtiğimiz şu dönemde bunun ibret verici bazı yeni örnekleriyle yüzyüzeyiz. Birçok belirti, geleneksel küçük-burjuva devrimci akımların yeni süreçleri herşeye rağmen devrimci kimliği asgari sınırlar içerisinde korumayı başararak göğüsleme gücünü önemli ölçüde yitirdiklerini göstermektedir.

Böyle bir dönemde okura sunduğumuz bu kitabın zor dönem devrimciliği bilinci ve pratiğine katkıda bulunacağını umuyoruz.

1 Ekim 2002
(Eksen Yayıncılık tarafından yayınlanan
Habip ve Ümit kitabının“Sunuş” yazısıdır...)