19 Ekim '02
Sayı: 41 (81)


  Kızıl Bayrak'tan
  3. yılında direniş ve hücre karşıtı mücadelenin sorunları
  Ortadoğu'da savaş çanları çalmaya başladı
  Türkiye ABD'nin gözde cephesi olmaya hazırlanıyor
  Emperyalist savaş karşıtı eylem ve açıklamalar...
  İçerde işçi ve emekçilere, dışarda kardeş halklara savaş ilan ediliyor!
  Sermaye iktidarı dört koldan savaşa hazırlanıyor!
  Kokuşmuş düzenin kirli adayları
  Kartal-Pendik bölgesi BDSP çalışmalarından...
  BDSP'nin Gülsuyu'ndaki çalışması güçlenerek sürüyor...
  Tayyip&Baykal: Kontrol edilmiştir!
  Zindanlar, zindancılık ve direniş geleneği
  Adana BDSP bağımsız sosyalist milletvekili adayı Özden Demirel'e destek...
  BDSP'nin Mamak'taki seçim çalışmaları giderek güçleniyor
   Yıkıma karşı direniş
   Tecriti meşrulaştırmaya yönelik eni bir manevra: "Sohbet genelgesi"
   Kamu emekçilerinin eylemlerinden...
   TC, Güney ve Kuzey Kürtleri...
   BDSP'nin üniversitelerdeki seçim çalışmaları sürüyor...
   Gençlikten...
   Eksen Yayıncılık'tan yeni bir kitap...
   İki sınıf, iki dünya!
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Aydos ve Şahintepe’de son gelişme...

Yıkıma karşı direniş!..

Ülkenin ezilen emekçileri şu günlerde belki de yaşamlarının en zor dönemlerini yaşıyorlar. İşsizlik, yoksulluk, sefalet işçi ve emekçilerin yaşamlarını kaplamış durumda. Kuşku yok ki sermaye devletinin yoğun bir aldatmacayla gözleri perdelediği kitleler seçim oyunu bittikten, o boğucu atmosfer dağıldıktan sonra kendilerini bekleyen zor günleri çok daha çıplak bir biçimde görecektir.

Seçim ve savaş haberleriyle insanların gündemlerinin doldurulduğu bugün Pendik’in Aydos ve Şahintepe semtlerinde yaşayan emekçilere ardı ardına saldırılar geldi. Bu saldırıların habercisi olan gelişmeler hayli uzun bir zaman önce bu iki semtin etrafının yeni binalarla çevrilmesiyle başlamıştı. Sayıları gitgide çoğalan villalar mahalleyi ablukaya alarak adeta bir çembere sıkıştırıyordu. Semtlerde yaşayan emekçilerin yaşam alanları daraltılıyordu. Bunlara eşlik eden ilk saldırı 16 Ekim Çarşamba günü bütün mahallenin kullandığı ve yıllar önce bizzat kendi emekleriyle varettikleri kaynak suyu deposunun Pendik Belediyesi ve şantiyfe görevlileri tarafından toprakla doldurulması oldu. Böylece değil temiz kaynak suyu içmek, evlerinde şebeke suyu dahi olmayan yüzlerce aile susuz bırakıldı.

17 Ekim Perşembe günü ise Aydos, Şahintepe mahallesinde gecekondu yıkımı yaşandı. Bir emekçinin evi Pendik Belediye ekiplerince yıkıldı. Diğer evlerin yıkımına başlanacağı sırada ise mahalle gençliği ve emekçileri taşlarla sopalarla çatışarak yıkımı engellediler. Çatışma sırasında polisin yaraladığı 4 kişi, hastaneye götürülme bahanesiyle gözaltına alındı. Haberin mahalleye yayılmasıyla birlikte yaklaşık 300 kişilik bir kitleyle yol kesildi ve saatlerce trafiğe açılmadı.

Kitle büyük bir belirsizlik ve karmaşa içinde saatlerce bekledi. Gözaltına alınanlar bırakılana kadar alandan ayrılmama tavrını gündeme getirmemizle birlikte belirsizlik ve hedefsizlik bir ölçüde kırılmış oldu. Toplanan insanlar oldukça öfkeli ve tepkiliydiler. Fakat ilk elden önlerinde somut bir hedefin olmayışı moral kırılmasına yolaçtı. Bir süre sonra ise papazlık yapan polis şefleri kitleyi dağıtmayı başardı. Tabii kitlenin dağılmasında yüreksiz reformistlerin etkisini de eklemeliyiz.

Oldukça dağınık bir biçimde de olsa her iki saldırı da şimdilik püskürtüldü, fakat daha büyük yıkımlar karşıda bekliyor. Zira hazine arazilerinin milli emlaktan belediyelere devrinden sonra milyarlarca dolarlık rant kapıları açılmış oldu. Birçok belediye bu işten devasa vurgunlar vuruyor, hem de emekçileri derin bir yoksulluğun içine itme pahasına. Yıkılan ve yıkılacak olan gecekondu bölgesini hazine arazisi içinde gösteriyor ve kaçak yapılanma bahanesiyle yıkımı meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Fakat bu alçak sömürücü devlet kaçak yapılardan elektirik, su, telefon, çöp, emlak vb. bir dizi kalemde milyarlarca para topluyor. Kaçak vb. iddiaların emekçilerin gözünde hiçbir inandırıcı ve ikna edici yanı yoktur. O evler kurulurken de dişe diş direnişlerle kuruldu ve kabul ettirildi. Şimdi de ancak dişe diş bir mücadeleyl korunabilir.
Fakat evlerimizi koruyabilmemiz için öncelikle birbirimize güvenmesini öğrenmeli ve birlikte mücadele etmeliyiz. Perşembe günü yapılan halk toplantısı mücadelenin ilk adımını oluşturuyor. Önemli olan toplantıda söylediklerimizi hayata geçirebilmektir. Hepimiz yaşadığımız, oturduğumuz sokaktan bir temsilci seçmeli ve bütün sokak temsilcilerinden oluşan bir komite kurmalıyız. Böylece kargaşayı önlemiş, planlı ve hedefli hareket etme imkanı sağlamış oluruz. Bundan sonra ise komiteler bütün semt emekçilerini bilgilendirmeli, yıkımları bir an bile unutturmayacak sürekli, düzenli, kitlesel ve hedefli eylemlilikler gerçekleştirmeliyiz. Ve elbette bunları yaratabilmek için asıl önemli olanı yıkımları engelleyeceğimize ve bu evleri yıktırmayacağımıza dair inancımızı bir an bile yitirmemeliyiz.

SY Kızıl Bayrak okurları/Aydos



Aydos’ta su sorunu ve haramilerin hesapları

Aydos, yoksulluğun kol gezdiği emekçi semtlerinden biri. Mahalle kurulduğundan bugüne insanlar dişinden tırnağından artırdıkları ile evlerini yapmış, su getirmiş, kanalizasyon yapmış ve sonuçta mahallesini biraz olsun yaşanabilir bir hale getirmiştir. Emekçilerin işine, aşına göz koyan burjuvazi, onların kendi elleriyle kurduğu yaşam alanlarına da göz dikiyor; 2 gözlü bir gecekonduyu bile onlara çok görüyor.

Aydos’un gecekondularının karşısında bir süreden beri lüks villalar yapılıyor. Reklamlara konu edilen ve geçen yıl 300 milyara satılabilen “Aydos Evleri”nin yapımı tamamlanmak üzere. Burjuvaziye sağlanan imkanlar, emekçilerin yaşamlarının her gün biraz daha daraltılmasıyla gerçekleşiyor. Bugün burjuvazi için yapılan evlere yarın yolları, tesisleri, okulları vb. yerler eklenmesi düşünüldüğünde, yapılacak ilk iş gecekonduları yıkmak olacak.

Son günlerde Aydos’ta yaşanan su sorunu da bu tablonun bir başlangıcı. Aydoslular mevcut çeşme suyunun dışında içme suyu ihtiyacını mahallenin dışında bulunan doğal bir kaynaktan sağlıyorlar. Ancak Belediye uzunca bir süreden beri bu suyun kirli olduğu gerekçesiyle “Aydos Evleri’nin yolunun geçeceği arazinin üzerinde olan” doğal kaynağın deposunu kapatma niyetinde. Tüm bu tartışmalar sırasında mahalle emekçileri de 7 kez suyu tahlile göndermişler ve temizliğini kanıtlamışlar, böylece deponun tümüyle kapanmasını engellemişler.

Geçtiğimiz gün, Aydos Evleri’ni yapan şantiye görevlileri ve Belediye, su deposunun üzerini kamyonlarca toprak boşaltarak kapattılar. Bunun üzerine mahalleli ertesi gün deponun başında toplandı. Sayıları artarak 200-250’yi buldu. Deponun yeniden açılması için görevli aranmasına rağmen, ne şirketten ne de belediyeden bir tek görevli bulunamadı. Bunun üzerine mahalle halkı öncelikle dernek temsilcilerinden oluşan bir komite belirledi ve komiteye ilk olarak belediye ile görüşmeler yapmak, sonrasında ne yapılacağını belirlemek üzere yetki verildi. Komite, Belediye ile görüşeceklerini ve yeniden tahlil yaptıracaklarını, eğer sorun çözülmezse zorla da olsa suyun tekrar kazanılacağını söyledi.

Şurası açıktır ki, su sorunu Aydos’ta önümüzdeki dönemde yaşanacakların başlangıcıdır. Çok ciddi oranda rantın döndüğü bölgede, emekçilerin çıkarları, yaşamı, gelecekleri hiçe sayılmaktadır. Bugün suyun alınması yarın gecekonduların yıkılmasına kadar uzanacaktır. Bunu da engelleyecek olan tek şey halkın bugünden örülen örgütlü mücadelesi olacaktır.

SY Kızıl Bayrak/Kartal