12 Ekim '02
Sayı: 40 (80)


  Kızıl Bayrak'tan
  Emperyalist savaşa karşı işçi ve emekçi direnişi!
  Çankaya'da savaş hazırlığı
  Emperyalist saldırganlığa sesimizi yükseltmenin zamanıdır
  "BDSP" adaylarının işçi sınıfına ve emekçilere çağrısıdır...
  Kurtköy-Aydos'ta seçim çalışması deneyimleri
  Gülsuyu seçim çalışmaları deneyimi
  Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu'nu destekleyelim!
  İşçi ve emekçilerle seçim üzerine konuştuk...
  Hüseyingazi'de coşkulu açılış!
  Holdingçi "Genç Parti" üzerine
  Seçim kampanyası üzerine
  Kapitalizmde çocuk...
  Ankara Öncü İşçi-Emekçi Platformu Bülteni'nden...
   Esenyurt İşçi Bülteni'nden...
   Siyonistler Gazze Şeridi'ni işgal etmeye hazırlanıyorlar
   İşçi sınıfının kurtuluşu AB'de değil kendi sınıf mücadelesindedir
   Bir kez daha Güney Kürdistan üzerine...
   Seçimler ve parlamenter hayaller
   Dünya halkları emperyalist savaşa karşı seslerini yükseltiyorlar
   Dünyadan kısa kısa
   Bu gençlere dikkat!
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

Kızıl Bayrak'tan

Bir yandan yaklaşan seçimler ve AB kriterleri üzerinden demokrasicilik oyunu sürerken, diğer yandan baskı ve yasaklar, engellemeler ve devlet terörü artarak devam ediyor.

Bu kapsamda, gazetemizin 3 çalışanı da seçim faaliyeti sırasında gözaltına alınmıştır. Gazetemizin yayına hazırlandığı 10 Ekim günü, Taksim’de afiş çalışması yaparken gözaltına alınan çalışanlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.

Sistemin azgın bir şiddet eşliğinde bastırma-engelleme çabası, hiç kuşku yok ki, sadece devrimci sınıf muhalefetine yönelik değil. Sınıf, emekçi ve gençlik kitlelerinin en cılız hak eylemleri dahi, sistemli bir biçimde devlet terörüne maruz bırakılıyor. Bu şiddet kimi zaman öylesine azgınlaştırılıyor ki, sistem içinden bile tepki alabiliyor. Geçtiğimiz hafta öğrenci gençliğin eylemlerinde yaşanan gözaltına alma manzaralarında olduğu gibi. Söz konusu itirazlar insan hakları ve hukuk üzerinden değil, “AB kriterleri” üzerinden yöneltilmiş olmasına rağmen, baskı ve şiddetin sistem dahilinde bile rahatsızlık verecek bir düzeyde sürdürüldüğünü anlatıyor.

Sistemin karakteri sadece baskı ve şiddete dayalı, onun üzerinden şekillenmiş devlet ve adalet sisteminde kendini göstermiyor. Bu karakterin bir başka baskın özelliği de yalanlarla, sahtekarlıklarla, oyalama ve aldatmacalarla ayakta durmaya çalışması. İçinde bulunduğumuz süreç ise bu özelliğin had safhalarda kendini göstermesini koşulluyor.

Seçim faaliyeti, düzen partileri cephesinden her türden yalancılığın, sahte vaatçiliğin mübah sayıldığı bir etkinlik anlamına geliyor. Zaten kitleler de bunu çoktan öğrendiği için, bir nevi karşılıklı oyun sahnelenmektedir. Oyuncu parti liderleri aldatmış gibi, seyirci halk kitleleri aldatılmış gibi yaparak, propaganda alanlarını birer seyirlik sahnesine dönüştürüp, fırsattan istifade eğlenmektedirler.

Bu bakımdan, denilebilir ki, seçim sürecinin tek ciddi çalışması devrimci sınıf platformu tarafından yürütülendir. Ne sahte vaatler, ne koltuk kapmaca oyunu... Bağımsız devrimci adayların ilgi alanındadır. Onlar kitlelere sadece ve sadece gerçekleri açıklamak, gerçek çözüm ve kurtuluş yolunu göstermek amacıyla yürütüyor seçim çalışmasını. Böylelikle de sahnelenen orta oyununu bozmuş olduklarından sistemin şiddetini üzerlerine çekiyorlar.