28 Eylül '02
Sayı: 38 (78)


  Kızıl Bayrak'tan
  Hükümet krizinden kriz hükümetine...
  Sermayenin demokrasi oyunu ve emekçiler
  İstanbul 3. bölge bağımsız sosyalist milletvekili adayı Müslüm Turfan'ın açıklaması...
  Adana bağımsız sosyalist milletvekili adayı Özden Demirel'in konuşması...
  İşçi sınıfının bağımsız devrimci platformu altında birleşelim!
  İşçi ve emekçilerin bağımsız sosyalist milletvekili adayı Mustafa Uğur Akkaya'yı destekleyelim!
  Sermayenin çözümü seçimde, gençliğin çözümü devrimde!
  Seçimler ve sol hareket
  Seçimler, gençlik ve devrimci seçim platformları
  Demokratikleşme aldatmacası ve seçim yasakları
  Çözüm devrimde, kurtuluş sosyalizmde!/2
  Emperyalist saldırganlığa meşruiyet sağlanamıyor
  Direnen Filistin kazanacak!
   Almanya'da Federal Parlamento seçimleri...
   "Medya Savunma Bölgeleri" demagojisi...
   Ulucanlar zindanından devrimin güçlü soluğu yükseldi
   Ulucanlar katliamının hesabı mutlaka sorulacak!
   Buca ve Diyarbakır katliamları
   Lütfen binin, tren kalkıyor!
   Güney Afrika'da genel grev hazırlığı
   Irak: Cezalandırma oyunu
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
ABD ve savaş destekçilerinin maskeleri düştü...

Emperyalist saldırganlığa meşruiyet sağlanamıyor

Bağdat yönetiminin Birleşmiş Milletler Silah Denetçileri Komisyonu (UNMOVİC) ekiplerini koşulsuz olarak ülkeye davet etmesi, emperyalist savaşla ilgili yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Bush-Blair haydutları Irak’ın BM kararlarını hiçe saydığını, bundan dolayı askeri bir saldırı ile bu kararlara uymaya zorlanmasının kaçınılmaz olduğunu ilan etmişlerdi. ABD saldırganlığı karşısında net tavır alamayanlar, Irak’a baskı yapılarak BM kararlarına uymasının sağlanması gerektiğini, aksi halde askeri müdahalenin kaçınılmaz olacağını savunuyorlardı. Savaşa destek veren ya da vermek zorunda kalan Türkiye vb. Amerikan uşakları ise, askeri saldırının mutlaka BM Güvenlik Konseyi’nin karar almasından sonra başlaması gerektiğini dile getiriyorlardı.

Bu ikiyüzlü mizansenler, gerçekte emperyalist saldırıyla ilgisi olmayan bir konu etrafında dönüp dolaşıyordu. Bütün tarafların, BM Güvenlik Konseyi kararlarının bu savaşla ilgisi olmadığını bildikleri halde, ısrarla bu konuyu önplanda tutmaları, tümüyle gayrı meşru ve hiçbir kural tanımayan bu emperyalist savaş ve saldırganlık hakkında açık konuşma cesaret ve gücünden yoksun olmalarıyla bağlantılıdır.

Küstahça açıklamalar yine emperyalist
saldırganlardan geldi

Bush ve savaş kundakçılarından oluşan ekibinin uzun süreden beri Irak’a -Ortadoğu’ya- saldırmak için hazırlık yaptığı bilinmekteydi. Herşeye rağmen saldırı için meşru zemin oluşturmak amacıyla belli bir çaba da harcıyorlardı. Zira “demokrasi” ve “hür dünya” adına hareket ettiklerini iddia eden saldırganlar, şu veya bu şekilde meşru bir zemin üzerinden saldırıyı gündeme getirmenin onlara belli avantajlar sağlayacağının farkındaydılar. Özellikle emperyalist ülkelerin işçi ve emekçilerinin savaşa karşı en azından seyirci kalmalarını sağlayabilmek onlar için önem taşıyordu. Bu açıdan BM kararları iyi bir malzeme idi ve bunu sık sık gündeme getiriyorlardı.

Gelinen aşamada bu manevranın bir önemi kalmadı. Tutunacak bir dal kalmayınca, Amerikan emperyalizmi ve uşakları, her ne olursa olsun Irak’a saldırmakta kararlı olduklarını ilan etmek durumunda kaldılar.

Bağdat’tan yapılan açıklamanın ardından kameraların karşısına çıkan ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, “ABD’nin silah denetçilerinin Irak’a dönmesini engellemek için elinden geleni yapacağını” açıkladı. BM silah denetçilerinin Irak’a girmesini kabul etmelerinin tek koşulu, konuyla ilgili yeni bir BM Güvenlik Konseyi kararının alınması olarak ifade edildi.

Alınması gereken yeni kararla ilgili planı da ABD hazırladı. Irak’ı provoke edip saldırı için gerekçe yaratmayı amaçlayan plana göre, silah denetçilerinin yetkileri olabildiğince genişletilecek, silah denetçilerinin görev süresi açık bırakılacak, denetim sonunda kitle imha silahı bulunmasa bile ambargo kaldırılmayacak vb. Bu dayatmaların Irak tarafından reddedileceği ve bunun üzerine Güvenlik Konseyi’nin askeri bir saldırı için gerekli karar çıkartabileceği varsayılıyor. Buna rağmen BM’den saldırı kararı çıkartılamazsa Amerika ve uşaklarının harekete geçeceği Bush’un şu sözleriyle dile getirildi: “BM ilgilenmezse Irak’la biz ve müttefiklerimiz ilgileneceğiz.”

Irak yönetimi ise yeni kararlar istemediğini açıkladı. Bir hükümet yetkilisi, BM Genel Sekreteri ile yapılan görüşmelerde, karara bağlananlar dışında hiçbir yeni dayatmanın kabul edilmeyeceğinin iletildiğini dile getirdi. BM silah denetçileri Irak’a gelse de gelmese de Amerika Irak’a saldıracak açıklaması yapıldı. Denetçilerin Irak’a girişi olsa olsa saldırının bir süre gecikmesine yol açabilir. Buna rağmen Irak Devlet Başkan Yardımcısı Taha Yasin Ramazan, BM’yi görevini yapmaya çağırdı ve BM’nin “anlaşmazlıkları çözmek için saldırganlığa alet olmak yerine barışçı yollar kullanması gerektiğini” ifade etti.

Yeni yalanlar hamlesi: Blair dosyası

Irak’ın kimyasal ve biyolojik silah ürettiği iddiası hiçbir maddi temele dayanmıyor. Saddam yönetiminin silah denetçilerini Irak’a davet etmesinin ardından, bu kanıtların açıklanacağı ilan edildi. ABD, İngiltere ve İsrail istihbarat örgütlerinin hazırladığı düzmece dosya basına açıklandı. Ancak beklenen etkiyi sağlamak bir yana, kimse tarafından inandırıcı bulunmadı. Saldırı için yeni gerekçeler yaratmak olarak değerlendirildi.

Blair’in açıkladığı rapora göre, Saddam Hüseyin kimyasal ve biyolojik silahları doğrudan kontrol ediyormuş. Dahası Irak biyolojik ve kimyasal silahlar üretmekle kalmıyor, aynı zamanda nükleer silah geliştirmeye de çalışıyormuş. Bu tempo ile silahlanmaya devam ederse, İsrail’den Türkiye’ye ve Yunanistan’a kadar tüm bölge ülkelerini tehdit eder hale gelecekmiş, vb., vb.

Ortadoğu ülkeleri Irak’ı tehdit olarak görmüyorlar, ama bölge ülkelerini “düşünen” ABD ve İngiltere bu tehditi görüyor ve bölge ülkelerini bu tehlikeden “kurtarmak” için çaba harcıyor. Ama ne hikmetse kurtarmak istediği ülkeler bu savaşa destek vermiyorlar.

Savaşa uydurulan gerekçelerden biri ise ABD’nin Ortadoğu’ya demokrasiyi getirmek istediği iddiası. Ortadoğu’daki tüm gerici-faşist-siyonist-monarşik vb. devletlerin işbirlikçi yönetimlerinin Amerikan emperyalizminin desteğiyle ayakta durduğu, Ortadoğu halklarının ABD’den demokrasi beklemek bir yana ona karşı derin bir nefret beslediği koşullarda, bu iddianın gülünçlüğü ortada. Bölgeninin işbirlikçi yönetimleri bölge halklarının ABD’ye duyduğu bu nefretten dolayı savaşa açık destek verememektedirler.

Blair’in dosyasının açıklanmasının ardından, BM’nin eski müfettişlerinden Scott Ritter, Irak’ın silah kapasitesinin yüzde 90-95’lik bölümünün yokedildiğini ve kalan silahların bir tehdit oluşturmadığını yineledi. Ritter, nükleer silah konusunda da altyapının yüzde 100’ünün 1998’de ortadan kaldırıldığını belirtti. Bundan dolayıdır ki, bir taraftan yalana dayalı dosyalar açıklanırken, diğer taraftan denetçilerin Irak’a girişini engellemek için çaba harcanıyor.

Bush ABD Kongresi’nden savaş için yetki istiyor

Irak tarafından yapılan açıklama kimi çevrelerde askeri müdahaleye gerek kalmadan sorunun çözülebileceği şeklinde yorumlanırken, Bush Amerikan Kongresi’ne başvurarak savaş için yetki isteminde bulundu. Bush Kongre’den, “Irak’ın BM kararlarına uymasını sağlamak ve Ortadoğu’da barış ve güvenliği sağlamak için gereken tüm adımların atılmasına onay verilmesini” talep etti. Bu talebin kabul edilmesi durumunda, haydut başı Bush Irak’a savaş açmak için gereken tüm yetkilere sahip olacak.

Aynı günlerde Kuveyt’te bir basın toplantısı düzenleyen Amerikan askeri güçlerinin komutanı General Tommy Franks, Irak’a karşı operasyona karar verildiğinde, birliklerinin harekete geçmeye hazır olduğunu bildirdi. Washington Post gazetesi ise, Amerikan ordusunun Irak’a saldırmak için en uygun zaman olarak Şubat ayını gördüğünü ve askeri planlamacıların mümkün olduğu kadar Tomahawk füzeleri ve B2 bombardıman uçaklarını kullanmayı düşündüklerini yazdı.

Savaşa karşı görünen emperyalist ve gerici güçler (Almanya dışında) seslerini çıkartmazken, Rusya Savunma Bakanı İgor İvanov yaptığı son açıklamada, Irak’a saldırmak amacıyla alınabilecek bir BM Güvenlik Konseyi kararına Rusya’nın karşı çıkamayabileceği yönünde ifadeler kullandı. Öncesinde de ABD ve Rus yetkilileri ortak açıklama yaparak, iki ülkenin savaş konusunda alacakları tutumda bir yakınlık olduğuna dair mesajlar vermişlerdi.

İşbirlikçi sermaye iktidarının da savaş hazırlığı kapsamındaki çabaları devam ediyor. Son olarak Washington’a giden Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel, Bush’un şahinleriyle görüştü. Bu görüşmelerin içeriğine ilişkin basına ve kamuoyuna kayda değer bir açıklama yapılmadı. Egemenler savaş hazırlıklarını elden geldiğince emekçilerin dikkatinden uzak tutmaya çalışıyorlar. Seçimlere hazırlığın savaş hazırlıklarını gölgede bırakmış olması şimdilik işlerini hayli kolaylaştırıyor.

Başta Amerikan emperyalizmi olmak üzere tüm savaş destekçisi gerici güçlerin maskeleri düşmüş bulunuyor. Irak’a saldırmak için hiçbir gerekçeye sahip değiller. Bu ise emperyalist saldırganlığı daha yaygın ve etkili bir şekilde teşhir etmeyi kolaylaştırıyor. Bu fırsat en iyi şekilde değerlendirilmelidir.