25 Mayıs'02
Sayı: 20 (60)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sınırsız grev ve genel grev hakkı!
  Bürokratlardan oyalama taktiği
  Lastikte grev ertelemesi...
  Belediyelerde uyuşmazlık zaptı tutuldu...
  Kazanmanın yolu fiili-meşru mücadeleden geçiyor!
  Sınırsız söz ve basın özgürlüğü!
  Filistin halkı emperyalist-siyonist kuşatmaya karşı direniyor!
  İP'li çete hem suçlu hem güçlü!
  Bu yasa meclisten geçmeyecek!
  Sınıf çalışmasının popüler politik araçları: Bültenler
  Metropol Kürtleri: Birleşik mücadeleye köprü
  Emperyalist saldırganlığa ve savaşa karşı öfke her yerde büyüyor...
  Adana Öncü-İşçi Platformu Girişimi Bülteni'nden...
   Esenyurt İşçi Bülteni'nden...
   Şehitleri anmak, onları anlamak ve her koşulda mücadele ile yaşatmaktır!
   Bir özgürlük abidesi, bir direniş türkücüsü: jose Marti
   Ölüm Orucu Direnişi bir şehit daha verdi...
   Halk ozanlığı geleneğinin en büyük temsilcilerinden Mahsuni Şerif'i kaybettik...
   Nepal'de Yeni Demokratik Halk İktidarına selam!
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Halk ozanlığı geleneğinin en büyük temsilcilerinden Mahsuni Şerif’i kaybettik...

Ozanlar ölür, türküler susmaz!

Halk ozanı aşık Mahsuni Şerif, konser vermek için gittiği Almanya’da 17 Mayıs’ta hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine cenazesi Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde onbinlerce kişinin katıldığı bir törenle toprağa verildi. Ölümü, milyonlarca seveninin bulunduğu halk arasında büyük bir üzüntü yarattı. Burjuva medyada da sınırlı bir ilgiyle karşılandı ölümü. Kişiliği, kimliği düşünüldüğünde, bunun nedeni anlaşılır. Halk arasında bu kadar sevilen bir insan olması nedeniyle sessizce geçiştirilemezdi ölümü ve eserleri. Ama bir Barış Manço’nunki kadar da ilgi göstermek olmazdı. Çünkü o, muhalif ve ilerici bir kişilik; halkın acılarını ve sorunlarını işlemeyi, halkın sesi olmayı kendine rehber edinmiş namuslu bir sanatçıydı.

Baskı, sömürü, zulüm ve katliamların hiç eksik olmadığı bir ülkede doğdu Mahsuni. Ezilen bir mezhebin ve sınıfın mensubu, Pir Sultanlar’dan gelen halk ozanlığı geleneğinin en büyük son temsilcilerinden biriydi. Yaşadığı ülkedeki sorunlara, halkının çektiği acılara karşı duyarsız, zalimlere ve sömürücü sınıflara karşı sessiz kalmadı hiçbir zaman. Türküleriyle halkın dertlerini ve öfkesini dile getirdi. Sanatıyla ve kimliğiyle ezilen ve sömürülenlerden yana safını tuttu. Kendine böyle bir misyon biçti ve sanatçı yeteneğini ve yaratıcılığını bu yönde başarıyla kullananlardan biri olarak, hemen her kesimden halk tarafından sevildi ve sahiplenildi.

Bu güçlü ve içten bağlılık onu sürekli üretmeye sevketti. Bu nedenle, başkaları gibi kendisini saraylara, konaklara beğendirmek kaygısı taşımadı hiçbir zaman. Büyük bir tevazuyla ve üretkenlikle halkından, onun sorunlarından ve özlemlerinden kopmadı. Özellikle dinsel gericiliğe çatan taşlamaları, halk üzerindeki gerici din kalpazanlarına karşı verilmiş iyi ve etkili birer örnek oldular. Katledilen devrimci gençler için ağıtlar yaktı. Halkın öfkesini ve isyanını notalara döken eserler besteledi.

Politik bir iddiayla olmasa da, aktif mücadelede de yer aldı Mahsuni Şerif. Bir dönem pek çok aydın gibi TİP içinde çalıştı. ‘70’lerde zaman zaman CHP çizgisine yaklaştı. Fakat her zaman muhalif ve sivri dilli oldu. Bu, egemenleri çok rahatsız eden ve sonuna kadar da taşıdığı bir özellik oldu. Bu nedenle sık sık tutuklandı, saldırılara maruz kaldı. 1993’te 33 aydın ve sanatçıyı yakanlar, 1972’de eviyle birlikte onu da yakmaya çalıştılar. Bu büyük katliamda Muhlis Akarsuları, Nesimi Çimenleri, Hasret Gültekinleri katledenler halk ozanlarının sesini susturamadılar. Sesleriyle, sözleriyle gelenek Mahsuni gibi temsilcilerce hep ileriye taşındı. Onun elindeki silahın gücünü bilen egemenler, bu silahı susturmak için baskıları hiç eksik etmediler üzerinden. Kendi deyimiyle, kişisel olarak en çok istediği şey, “sınırsızca ve özgürce sanatıı icra etmek”ti. Yani, halkının dertlerini, özlemlerini türkülere dökmek.
Bu topraklarda yetişmiş aşık geleneğinin son büyük çınarlarından olan Mahsuni ölse de, eserleri yaşayacak. Ruhi Su, Ahmed Arif, Nazım Hikmet, Yılmaz Güney, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Mahsuni gibi ilerici, devrimci aydın ve sanatçılar sınıf mücadelesinde güç aldığımız değerlerdir. Onlara sahip çıkmak, mücadelelerine sahip çıkmak demektir. Uğruna hayatlarını koydukları özlem ve değerler er ya da geç elde edilecektir. İşçi sınıfı, bu değerleri, bu özlemleri yaşatan ilerici, devrimci aydın ve sanatçıları unutmayacak, unutturmayacaktır.



“Yasaklı Mahsuni” 50 bin kişilik bir kitle tarafından uğurlandı...

Mahsuni Şerif halkı gibi düşünen bir ozandı. Mücadelenin yüseldiği zamanlar ileri çıkan, gerilediği zaman geriye düşen...

‘70’li yıllarda anti-emperyalist mücadelenin yükseldiği zaman Amerika’ya “katil katil!”, Denizleri asan Nihat Erim’e “Erim erim eriyesin...” demişti. Halkın durumunu dile getirdiği için, kendilerini Mahsuni’de gören ezilen kitlelerin Mahsuni’yi benimsemesi de zor olmamıştı. Yıllarca kendini herhangi bir siyasi çizgide varetmeyen Mahsuni’nin farklı siyasal eğilimlerden büyük bir dinleyici kitlesi vardı. Çıktığı programlarda kendisini “yasaklı Mahsuni” olarak tanımlamıştır. Ne kadar devrimci bir çizgide olmasa da, kendisini tam anlamıyla düzen içinde de var etmemiştir. Bundan dolayı 12 Eylül’de ve öncesinde payına düşeni almıştır.

‘90’lı yıllara gelindiğinde Mahsuni kendini Alevi bir çizgide var etmiştir. Bunun için vasiyetinde Hacı Bektaş-i Veli’ye gömülmek istemiştir.

Almanya’da gittiği konser sırasında yaşamını yitiren Mahsuni ayın 19’unda gömülmek üzere Hacı Bektaş’a getirildi. Cenazeye Türkiye’nin dört bir yanından yaklaşık 50 bin kişi katıldı. Cenaze Hacı Bektaş’a CHP aracı ile (Deniz Baykal’la birlikte) geldi. Halk CHP aracını yuhaladı; bu, Alevi kitlesinin “sosyal demokratlar”a tepkisi idi. Tören sırasında kitle “Türküler susmaz ozanlar ölmez!” şeklinde slogan attı. Zafer işareti yapıp yumruğunu kaldıran kitle, sermaye basınına da tepkisini dile getirdi. Basını yuhalayarak, “Siz gidin Tarkan’ı, Sibel Can’ı çekin!” diye bağırdılar.

Konuşmalarda Mahsuni’nin iki ayrı yönü ortaya konuldu. Konuşmacıların bir kısmı Mahsuni’nin Atatürkçü ve Alevi yanına değinirken, diğer kesim ise muhalif yanını ortaya koydu. Belediyenin tabelasına Mahsuni’nin “Amerika kovulsun gitsin” şiiri asıldı. İlyas Salman’ın Ahmet Arif’ten okuduğu şiir kitle tarafından coşkuyla alkışlandı.

Daha sonra ozan delikli taşın bulunduğu tepeye gömüldü.

SY Kızıl Bayrak/Kayseri



Amerika katil katil!

Bütün insanlık adına
Amerika katil katil
Kanun yapar kendi teper
Amerika katil katil

Vietnam'ın suçu nedir?
Hür yaşamak ayıp mıdır?
Atom patlat ister kudur?
Amerika katil katil

Türk Milleti Türk Milleti
Nerden gelmiş elin iti?
Bu gidişin sonu kötü
Amerika katil katil

Birgün gramlar bir olur
Kilodan hakkını alır
Zalim olan bela bulur
Amerika katil katil

Mahzuni Şerif uyuma
Gün geldi çattı akşama
Bizden selam Vietnam'a
Amerika katil katil



Yuh yuh soyanlara!

Uzaktan yakından yuh çekme bana
Sana senin gibi baktım ise yuh
Efendi görünüp bütün insana
Hak'kın kullarını yıktım ise yuh

Ben hoca değilim muska yazmadım
Ben hacı değilim Arap gezmedim
Kuvvetliyi sevip zayıf ezmedim
Namussuza boyun büktüm ise yuh

Ne demek efendim bey ve amele
Fakir soymak yakışır mı kemale
Rüşveti hak bilip her dakka hile
Yapıp yapıp kafa çektim ise yuh

Bu kadar milletin hakkın alanlar
Onları kandırıp zevke dalanlar
Diplomayla olmaz hakim olanlar
Suçsuzun başına çöktüm ise yuh

Mahzuni'yim benden başlar asalet
Asiliğe paydos bey'e nihayet
Şu insanlık derde girerse şayet
O'na yar olmaktan bıktım ise yuh

Yuh yuh soyanlara, soyup kaçıp doyanlara
İnsana kıyanlara, yazık şu uyuyanlara