25 Mayıs'02
Sayı: 20 (60)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sınırsız grev ve genel grev hakkı!
  Bürokratlardan oyalama taktiği
  Lastikte grev ertelemesi...
  Belediyelerde uyuşmazlık zaptı tutuldu...
  Kazanmanın yolu fiili-meşru mücadeleden geçiyor!
  Sınırsız söz ve basın özgürlüğü!
  Filistin halkı emperyalist-siyonist kuşatmaya karşı direniyor!
  İP'li çete hem suçlu hem güçlü!
  Bu yasa meclisten geçmeyecek!
  Sınıf çalışmasının popüler politik araçları: Bültenler
  Metropol Kürtleri: Birleşik mücadeleye köprü
  Emperyalist saldırganlığa ve savaşa karşı öfke her yerde büyüyor...
  Adana Öncü-İşçi Platformu Girişimi Bülteni'nden...
   Esenyurt İşçi Bülteni'nden...
   Şehitleri anmak, onları anlamak ve her koşulda mücadele ile yaşatmaktır!
   Bir özgürlük abidesi, bir direniş türkücüsü: jose Marti
   Ölüm Orucu Direnişi bir şehit daha verdi...
   Halk ozanlığı geleneğinin en büyük temsilcilerinden Mahsuni Şerif'i kaybettik...
   Nepal'de Yeni Demokratik Halk İktidarına selam!
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Bir özgürlük abidesi, bir direniş türkücüsü: Jose Marti

Aynı yalınlıkla ölmek isterdim!..

Deniz İren

Aynı yalınlıkla ölmek isterim
Kırda bir çiçek gibi; sakin gösterişsiz.
Mum yerine yıldızlar parlasın üstümde
Yeryüzü uzansın altımda sessiz.

Ben aydınlık ve özgürlük delisiyim.
Varsın hainleri gizlesinler soğuk bir taş altında
Dürüstçe yaşadım ben; karşılığında
Yüzüm doğan güneşe dönük öleceğim.

Jose Julian Marti Perez

Şili, Nikaragua, Uruguay, Küba, Arjantin…. Destansı başkaldırı ve direnişlerin, sanatı mücadele hattıyla bütünleştiren ateş ülkeleri. Uruguaylı edebiyatçı Eduardo Galeano’nun belirttiği gibi bu ülkelerde "yaşamak bir tehlike; düşünmek bir günah, yemek yemek, bir mucize"dir.

Yüzyıllardır önce Portekiz ve İspanya sömürgecileri, ardından ise İngiltere ve ABD emperyalizmi tarafından baskı ve soykırımlarla kimlikleri kültürleri yok edilmek istenen Latin Amerika ülkeleri halkları, buna karşı sürekli olarak direnmiş, Latin Amerika coğrafyasının her yanına direniş tohumları ekmişlerdir.

Şilili sosyalist şair Pablo Neruda’nın "Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerle" dizelerinde dile gelen evrensel gerçeği hatırlayalım. Büyük şairin bu dizelerinde, Şili’den Arjantin’e kıtanın ve dahası dünyanınn bütün ülkelerinde zulme, her türlü işkence, kaybetme, katliam ve yargısız infazlara karşı başkaldırının önüne geçilemeyeceği, filizlenen tohumların pırıl pırıl bir dünya yaratılıncaya kadar yeni tohumlarla çoğalacağı haykırılıyor.

Nikaragualı ressamların mücadelenenin sıcaklığıyla devrimcileşip Somoza diktatörlüğüne karşı Sandinist gerillalardan yana tavır koymaları ve resimlerini direnişin bir biçimi olarak yansıtmaları... Victor Jara’nın 11 Eylül 1973 askeri darbesiyle tutuklanarak binlerce kişiyle birlikte kapatıldığı Santiago Stadyumu’nda gitar çalmasını engellemek için elleri kırıldığı halde direniş türküleri söylemeye devam etmesi... Tüm bunları hatırlayalım ve anlamı üzerine yeniden düşünelim...

"Orada, herşeyin sona erdiği
Ve herşeyin başladığı yerde
Yürekli olan şarkı
Her zaman yeni kalacak."
(Victor Jara/Manifesto)

Bu dizeler, Latin Amerika ülkelerinde aydın sorumluluğunun ve sanatçı duyarlılığının direnişten aldıkları gücün yansımalarıdır.

Entellektüel birikimi, mücadelenin ivmelenmesinde kullanarak, bu birikimi halkıyla omuz omuza yaratan, İspanyol sömürgeciliğine karşı verilen bağımsızlık savaşının sembolü Jose Marti, Latin Amerika aydınlarının özgürlük mücadelesi içindeki yerine bir diğer örnektir.

28 Ocak 1853’te Havana’da doğan Jose Marti, İspanyol sömürgeciliğine karşı olduğu için henüz 17 yaşındayken 6 ay kürek cezasına çarptırıldı. Cezası sürgüne çevrilince Madrid’e gönderildi. Madrid ve Zaragoza üniversitelerinde hukuk, felsefe ve filoloji öğrenimi gördü. 1878’de ülkesine döndü, yine tutuklanıp İspanya’ya sürüldü. Sürgündeyken yazdığı "Küba’da Siyasal Zindanlar" adlı broşür, Küba’daki siyasal tutukluların içinde bulunduğu koşulları etkili bir dille anlatır. 1882’de yayınladığı ilk önemli yapıtı "Ismaellıllo" yalnız Küba’da değil tüm Latin Amerika ülkelerinde büyük bir heyecanla karşılandı. "Özgür Şiirler" adını verdiği şiirleri ancak 1913’de basılabilmiştir. Bu şiirlerde söm&uul;rgeciliğe başkaldırı, toplumsal eleştiri tutkularla birlikte örülmüştür. "Basit Şiirler" adlı kitabındaki şiirlerin çoğu türküleşerek dilden dile dolaşmıştır. "Mahvolan Dostluk" ise otobiyografik romanıdır.

Jose Marti 1892’de kurulan Küba Devrimci Partisi’nin önderliğine seçildi. Ulusal kurtuluş savaşına çağrı niteliğinde olan Monte Kristo bildirisi kendi imzasıyla yayınlandı. 1895 yılında gizlice Küba’ya girerek Antonio Maceo’nun başlattığı kurtuluş savaşına katıldı. 18 Mayıs 1895 tarihinde bir çatışmada yaşamını yitirdi. Kafası İspanyol askerlerince kesildi. Ama kafasının içinde dökülen özgürlük ışığını, ağzından dökülen direniş türkülerini asla yokedemediler. O ışık, o direniş Castrolar’ın, Cheler’in ve Küba halkının elinde meşale oldu.

Katledenler işgalci ve sömürücü haydutlar kaybetti. Jose Marti bugün devrimci Küba’da ulusal kahraman olarak yaşıyor, yaşatılıyor...