25 Mayıs'02
Sayı: 20 (60)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sınırsız grev ve genel grev hakkı!
  Bürokratlardan oyalama taktiği
  Lastikte grev ertelemesi...
  Belediyelerde uyuşmazlık zaptı tutuldu...
  Kazanmanın yolu fiili-meşru mücadeleden geçiyor!
  Sınırsız söz ve basın özgürlüğü!
  Filistin halkı emperyalist-siyonist kuşatmaya karşı direniyor!
  İP'li çete hem suçlu hem güçlü!
  Bu yasa meclisten geçmeyecek!
  Sınıf çalışmasının popüler politik araçları: Bültenler
  Metropol Kürtleri: Birleşik mücadeleye köprü
  Emperyalist saldırganlığa ve savaşa karşı öfke her yerde büyüyor...
  Adana Öncü-İşçi Platformu Girişimi Bülteni'nden...
   Esenyurt İşçi Bülteni'nden...
   Şehitleri anmak, onları anlamak ve her koşulda mücadele ile yaşatmaktır!
   Bir özgürlük abidesi, bir direniş türkücüsü: jose Marti
   Ölüm Orucu Direnişi bir şehit daha verdi...
   Halk ozanlığı geleneğinin en büyük temsilcilerinden Mahsuni Şerif'i kaybettik...
   Nepal'de Yeni Demokratik Halk İktidarına selam!
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



  Belediyelerde uyuşmazlık zaptı tutuldu...

Hükümet bir kez daha grev kırıcılığı yapmazsa grev kapıda

Belediye-İş Sendikası’nın Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana Büyükşehir belediyelerinde çalışan toplam 25 bin işçi adına yürüttüğü toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde yeni bir aşamaya gelindi. Bu belediyelerde sürdürülen toplu sözleşme görüşmeleri tıkandı ve uyuşmazlığa gidildi.

Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ASKİ (Ankara Su ve Kanalizasyon İşleri) işyerlerinde sürdürülen toplu sözleşme görüşmelerinde sendika birinci yıl yüzde 80, ikinci yıl ise gerçekleşen enflasyon ve yüzde 20 oranında refah payı zammı talep etti. İşveren ise herhangi bir zam önerisinde bulunmadı. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan işçiler şu an ortalama 400 milyon ücret alıyor.

İstanbul’da ise 12 bin işçi adına yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde sendika birinci ve ikinci yıl için gerçekleşen enflasyon oranında zam yapılmasını isterken, işveren birinci yıl için yüzde 20, ikinci yıl ise yüzde 15 oranında zamda ısrar ediyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra bağlı işletmeler ve 9 metropol belediyede de toplu sözleşme görüşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlandı. Toplam 6 bin işçi adına sendika işçi ücretlerine yüzde 68 oranında zam talep ederken, belediye yönetimi ise yüzde 20’den fazla zam yapmaya yanaşmıyor.

Aynı durum Adana Büyükşehir Belediyesi için de geçerli. Belediye-İş ile Büyükşehir Belediyesi arasında sürdürülen ve 1500 işçiyi ilgilendiren görüşmelerde de ücret zammı konusunda anlaşma sağlanamadı.

Yasaya göre görüşmeler bundan sonra 15 gün süre ile resmi arabulucu gözetiminde sürdürülecek. Bu görüşmelerden de sonuç alınamadığı takdirde sendikanın grev kararı alması gerekiyor.

Toplusözleşme görüşmelerinin tıkandığı belediyeler bu dört büyükşehirle sınırlı değil elbette. Ülkenin her yanında irili ufaklı birçok belediyede şu anda benzer durumlar yaşanıyor. Anlaşma sağlanan belediye sayısı çok az. Anlaşma sağlanan bu yerlerde genel olarak Hak-İş’e bağlı Hizmet-İş örgütlü. Buralarda TİS görüşmeleri çoğunlukla satış sözleşmeleriyle bitirilmiş bulunuyor.

Belediye işçisi sefalete mahkum
edilmek isteniyor

Toplu sözleşme görüşmeleri sırasında işverenlerin teklif ettiği zam oranları, işçilere nasıl bir yaşamı reva gördüklerini de ortaya koyuyor. Geçen yıl yaşanan kriz nedeniyle işçilerin ücretlerinin yüzde 60-70’ler düzeyinde eridiği ortada. Bu yılın ilk dört ayında ortaya çıkan enflasyon rakamları işçilerin ücretlerindeki erimenin devam ettiğini gösteriyor. Zaten resmi enflasyon hedefi bile yüzde 35’ler düzeyinde. Buna rağmen belediye işverenleri toplu sözleşmelerde yüzde 20-30 oranlarının üzerine çıkmaya yanaşmıyor.

Belediye işçisinin yaşadığı sefaletin bir diğer boyutu da birikmiş alacaklar. İşçilerin aylardır maaş alamadığı belediyeler var. Bazı belediyelerde işçilerin kişi başına 3-4 milyar alacağı birikmiş durumda. Maaş ödemeleri söz konusu olduğunda bir türlü eli cebine gitmeyen başkanların, konu başka harcamalar olduğunda son derece bonkör oldukları görülüyor. Bu da işçi ücretlerinin ödenmeyişinin kaynak yetersizliğiyle bir ilgisinin bulunmadığını, bunun bilinçli bir politika olduğunu gösteriyor.

Erteleme tehdidi belediye
işçisinin de sorunu

Birçok belediyede uyuşmazlık zaptı tutulmuş durumda. Buralarda ilerleyen günlerde de anlaşma sağlanamaması halinde grevler gündeme gelecek. Sendikanın talep ettiği rakamlarla belediyelerin verdiği rakamlar arasındaki büyük fark ve ücret dışında da birdizi maddede anlaşılamadığı gözönüne alınırsa birçok belediyede greve çıkılmasına kesin gözüyle bakabiliriz. Tabii burada sendikaların tutumu da önem taşıyor. Hiç değilse şu an için özellikle de Belediye-İş’in tutumu taleplerde sonuna kadar diretmekten yana. Bu da grevlerin kapıda olduğunu gösteriyor.

Belediye işçisi geçen sözleşme döneminde grev yasaklamalarıyla karşılaşmıştı. Lastikte yaşanan durum hükümetin bu dönemde de erteleme silahını etkin olarak kullanma eğilimi içinde olduğunu gösteriyor. Belediye grevleri de “toplum sağlığı” gerekçe gösterilerek yasaklanabilir. Özellikle Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana Büyükşehir belediyelerinde bu ihtimal çok daha güçlü.

Greve ve grev ertelemesine bugünden
hazır olmak gerekiyor

Belediye işçisi son iki yıldır uğradığı hak gasplarının önüne geçmek, birikmiş alacaklarını almak, taşeronlaştırma ve sendikasızlaştırma belasının önüne geçmek istiyorsa bu sözleşme döneminde işi daha sıkı tutmak durumundadır. Geçen dönemde grev ertelemesine biraz da hazırlıksız yakalanan belediye işçisi bu dönem hesabını buna göre yapmalıdır.

Belediye işçilerinin en güçlü sendikası durumundaki Belediye-İş son Ankara eyleminde Türk-İş’in düzen partilerini ziyaret soytarılığına prim vermemiş, başka bazı sendikalarla birlikte buna karşı tutum almıştır. Kuşkusuz bu olumlu bir gelişmedir. Fakat sınıf mücadelesinin ihtiyaçları Belediye-İş’in bugün bulunduğu yerden çok daha ileri çekilmesini gerektirmektedir. Bu da tabandaki öncü işçilerin görevidir. Belediye işçisi kendi sorunlarına ne kadar duyarsız kalırsa, tabandaki işçi ne kadar bilinçsiz ve örgütsüz olursa sendikanın durumu da o ölçüde geri olur.

Grevlerin ertelenmesi ihtimalini de hesaba katarak hazırlanmak, bu çerçevede sendika üzerinde örgütlü ve güçlü bir taban denetimi sağlamak öncü belediye işçilerinin omuzlaması gereken güncel bir sorumluluktur. Bu konudaki ilk sınav 5 Haziran’a ertelenmiş bulunan bir günlük iş bırakma eyleminde verilecektir. Öncü belediye işçileri sadece kendi belediyesinde ve sadece kendi işletmesinde değil, tüm belediyelerde ve tüm işletmelerde bu eylemin en güçlü bir şekilde hayata geçirilmesi için seferber olmalıdır.



Seyhan Belediyesi’nde TİS görüşmeleri...

Her yerde aynı oyun tezgahlanıyor

Belediyelerde TİS görüşmeleri devam ederken belediye başkanları TİS’leri kendi istemleri doğrultusunda sonuçlandırabilmek için çeşitli entrika ve ayak oyunlarına başvuruyorlar. En çok kullanılan yöntem, hemen her işverenin başvurduğu “işçi ücretlerini ödeyemiyorum, zam talep edilirse işçi çıkartmak zorunda kalacağım” söylemidir. İşverenlerin genelde sözleşme öncesi açıklamaları bu tarz oluyor. Böylelikle varolan işsizler ordusunu göstererek işçiler üzerinde bir basınç yaratmaya çalışıyorlar. Sınıfa ihanette sınır tanımayan sendikalar da işverenin bu söylemlerini sınıfa karşı kullanıyorlar. Bunu düşük ücretlere imza atmanın gerekçesi olarak gösteriyorlar. “İşverenin durumu ortada, ücret ödeyemiyor, gelirleri giderlerini karşılayamıyor, bizlerin de biraz fedakarlık etmesi gerekiyor” diyerek d&uul;şük ücretlere imza atmaktadır.

Bir diğer yöntem ise sözleşme görüşmelerini mümkün olabildiğince uzatmak olarak kendini gösteriyor. Bugün Seyhan Belediyesi’nde bu uygulama şu şekilde hayata geçiriliyor. Sözleşmede, üzerinde hiçbir değişiklik olamayan, idari maddeler olarak tanımlanan maddeler olduğu gibi kabul edilmesine rağmen, bunu bir görüşmede bitirmek yerine dört-beş görüşmeye yayarak süreyi uzatıyorlar.

İşveren ücretlerle ilgili maddelere geldiğinde ise bu kez esnek çalışmayı dayatıyor, ücretsiz izini kabul edin, diğer maddelerle ilgili görüşelim diyor. Dolayısıyla görüşmeleri tıkanma noktasına getiriyor. Bu da görüşmeleri uzatmanın vesilesi olarak kullanılıyor.

Bundan sonra arabulucu süreci başlıyor. Arabulucunun gelme süresinin uzaması da bir diğer faktör. Üçüncü haftasına girmesine rağmen Seyhan Belediyesi’nde arabulucunun gelmeyişini başka türlü tanımlamak mümkün değil.

Ve nihayet, grev kararı alınıp greve çıkılacakken, bu defa da sermaye devleti devreye girerek grev ertelemesine gidebiliyor.

Geçtiğimiz yıllardan beri sermayenin çeşitli oyunlarına maruz kalan işçi sınıfı bu yaşananlardan sonuçlar çıkartmak zorundadır. Sermayenin ayak oyunlarına ve işbirlikçi sendika hainlerine karşı sınıf birliğini, bütünlüğünü kurmalı ve korumalıdır.

SY Kızıl Bayrak/Adana