23 Haziran'01
Sayı: 14


  Kızıl Bayrak'tan
  Meclis gece-gündüz çalışıyor!..
  Tüm devrimci tutsaklardan direnişin talepleri üzerine açıklama...
  Zorla müdahale işkencesine son
  ÖO Direnişi 247. gününde sürüyor
  Takas ihalesinin gerçek yüzü
  Kamu emekçileri hareketi
  Kapitalist kâr hırsı insanlığın geleceğini tehdit ediyor
  Düzen medyası
  Kriz ve devrimci sınıf çizgisi/8
  Aymasan işçileri direniyor, öğreniyor, öğretiyor!
  Sınıf hareketi
  Gençlik
   Uluslararası hareket
  Ölüm Orucu ile dayanışma etkinlikleri...
  "Emek ordusu öncü müfrezesine sahip bugün"
  Antakya sebze halinde küçük ama kazanımla biten bir direniş
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Genel-iş’te kirli oyunlar

Büyükşehir Belediyesine bağlı taşeron İzelman şirketinde çalışan 6 binin üzerindeki belediye işçisinin önce Nakliyat-İş, ardından Genel-İş 3 No’lu Şube’de devam eden sendikal örgütlülük süreci, DİSK içerisindeki egemen sendikal anlayışla mücadele ederek yeni bir düzeyde devam ediyor. 16 Haziran Cumartesi günü yapılan “DİSK her yerde!” panelinde de açıkça görülen bu durum, İzelman işçilerinin örgütlü bulunduğu Genel-İş 3 No’lu Şube tarafından 19 Haziran Salı günü kamuoyuna yapılan açıklamayla da duyuruldu.

Sendika binasında yapılan basın açıklamasında Genel-İş 3 No’lu Şube Başkanı Zeki Olkun durumu kısaca şöyle özetledi:

“Son yılların en büyük örgütlülüğü olan İzelman örgütlülüğüne zarar vermeye çalışan Genel-İş Sendikası genel merkezine karşı, böyle bir basın açıklaması yapmaya karar verdik. ‘92’de kurulan İzelman’da 8 yıldır işçiler çok ağır şartlarda çalışmaktaydı. Hiçbir sendika örgütlenme girişiminde bulunulmamıştı. ‘99’da Nakliyat-İş’te örgütlenmeye başlanmış, 3 Mart 2000’de de Genel-İş ve Nakliyat-İş’in bilgisi dahilinde Genel-İş’e geçilmiştir. 1 Aralık eylemine katılınmış (Emek Platformu’nun aldığı kararla iş bırakma eylemi) ve tıkanan sözleşme Konak’taki Büyükşehir Belediyesi önünde protesto edilmiştir.

Ne olduysa 1 Aralıktan sonra oldu. 1 Aralık eylemi hem işverenleri, hem de Genel Merkezi korkutmuştur. Genel Merkez, Genel-İş 3 No’lu Şube Başkanı’nı görevden almış ve TİS görüşmelerine DİSK Ege Bölge Şube Başkanı ile örgütlenme Sekreteri katılmış, 3 ay önce kabul edilmeyen öneriyi, işçiye danışmadan kabul ederek en geri TİS’i imzalamışlardır.

2000 Ekim ayında yargı yoluna gittik ve 2-5 Ocak kararları yargıtayca kaldırıldı (7 Şubat). İzelman örgütlülüğünü dağıtmak için herşey yapıldı. Fuar’da Eğitim salonu açıldı. İşçi sınıfına eğitim verilmesi gerekirken eğitim salonunundan sopalar çıkmıştır. Bu sopalar 16 Haziran Cumartesi günü ortaya çıkmıştır. (Cumartesi günü DİSK’in panelinde çıkan arbedede ortaya çıkarılan bu sopalar için polis tarafından tutanak tutulmuş ve basın açıklamasında gösterilmiştir.)

Mahkeme kararından sonra yargı devam ediyorken, tüzüğe, yasaklara, DİSK’in geleneğine karşı İzelman örgütlülüğü içinde yeni şubeler atanarak parçalanmaya çalışıldı. Bu da olmadı olağanüstü Genel Kurul kararı aldılar. Bu tek gündemli bir genel kurul olacak. Genel-İş 3 No’lu Şube’nin dağıtılması için.

Tüm bunlardan sonra Genel-İş güç kaybetmeye başladı...”

Bu sırada, Genel-İş Örgütlenme Daire Başkanlığı’ndan İzelman’daki bir bayan işçiye gönderilen para makbuzu ve cep telefonlarından yine bayan işçilere yapılan tacizlerin dökümleri gösterilerek, bu tacizleri yapanların; Aşur Kurgen (DİSK Örgütlenme Sekreteri), Ali Şahin (DİSK Araştırma Daire Başkanı) ve Ali Rıza Tekin (DİSK Bölge Sekreteri) oldukları ifade edildi.

Zeki Olkun konuşmasını; “İşçi sınıfına, DİSK’e ve geleneklerine ihanet edenlerden hesap soracağız. 23 Haziran’da yapılması düşünülen Olağanüstü Genel Kurul için gerekli hazırlıkları yapacağız” diyerek bitirdi.

SY Kızıl Bayrak/İzmir




Provokatör devlet!

En ufak hak alma eylemleri, protestolar, hatta halkın inisiyatifinde gelişen sosyal etkinlikler, düzen karşıtı güce dönüşebilen dinamikleri içinde barındırır.

“Öngörme”nin yönetmek olduğunu ilke edinen sermaye devleti bu dinamikleri yok etmek yerine kendi lehine çevirmeyi tercih ediyor. Kitlelerin biriken öfkesini başka yerlere odaklayarak, kendini temize çıkarmaya çalışıyor. Zira baskının olduğu her yerde isyan kaçınılmazdır. Bunun için toplumun her yerinde eğitimli provokatörler, ajitatörler görevlendirildiğini biliyoruz. Gaffar Okkan suikastı sonrasında yaşanlarda olduğu gibi.

Her alanda tam denetim sağlama çabasında olan devlet, bazen kitlelerin gücünü daha önceden tahmin edemiyor ya da kitle hareketi denetiminden çıkıyor. Gazi olaylarının Alevi-Sünni çatışmasına değil de düzen karşıtı bir isyana dönüşmesi gibi durumlarda ise askeri, polisiyle ülke bütünlüğünü koruma adına katliamlara girişiyor.

Kürdistan’da PKK’ye karşı aşiretleri silahlandıran, tarikatların önünü açan güç ile 2 Temmuz’da Aziz Nesin’i hedef göstererek 37 canın ölümüne neden olan güç aynı güçtür kuşkusuz. Devletin aşiret, mafya ilişkilerinin ne olduğunu Susurluk kazasıyla yeterli açıklıkta gördük ve daha da göreceğiz

A. Yılmaz




Memik Horoz’a gözaltı

İşçi-Köylü Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Memik Horoz’un 18 Haziran 2001 tarihinde İstanbul Çemberlitaş’ta gözaltına alınıp bırakılmaması üzerine, İstanbul İHD Şubesinde bir basın açıklaması yapıldı. 20 Haziran 2001 tarihinde gerçekleşen basın toplantısında; “Özgür basın yaşamın dili, gerçeğin özü, kulağı, sesidir” denilerek, Memik Horoz’un derhal serbest bırakılması istendi.

19 Aralık sonrasında tutuklanan gençlerin duruşması...

19 Aralık operasyonu sonrası DSP İstanbul İl Binasını işgal ettikleri gerekçesiyle gözaltına alınıp tutuklanan ve Kandıra F Tipi’ne konan devrimcilere yine tahliye çıkmadı.

Beşiktaş DGM’de devam eden davada DGM hakim ve savcılarının keyfi, hukuka aykırı tutumları devam etti. Geçen duruşmada içeride ve dışarıda slogan atılması bahane edilerek ailelerin büyük bir kısmı duruşmaya alınmadı. Duruşmaya getirilmeyen ve Ölüm Orucu’nda olan Meriç adlı tutsağın durumunun iyi olduğu belirtildi.

Duruşma Özgür Gençlik dergisinin MLKP ile ilişkisinin araştırılması gerekçesi ile 5 Eylül’e ertelendi. Halen 5 kişiden birinin Ölüm Orucu’nda, diğer 4 kişinin ise Açlık Grevinde olduğu belirtildi.

Antakya’da cüppeli terör!..

26 Eylül 1999 sabahı gerçekleştirilen Ulucanlar katliamını protesto etmek ve içyüzünü kamuoyuna teşhir etmek amacıyla, katliamı izleyen günlerde Antakya İHD binasında Sosyalist Basın Platformu tarafından bir basın açıklaması yapılmıştı. Basın açıklaması katliamcı devletin cüppeli memurları tarafından bir davayla karşılandı.

Antakya 2. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından açılan dava 12 Haziran 2001 tarihinde sonuçlandı. Karara göre; basın açıklamasını okuyan Kızıl Bayrak Gazetesi Antakya Temsilcisi Zeynel Nihadoğlu, “Devleti faşist diye tanımlayıp, Ulucanlar Cezaevi’ndeki işçilerin isyanını övmek”(Dosya’da aynen bu şekilde geçiyor!) “suçundan” 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Böylece katliam bu kez de Antakya üzerinden onaylanmış oldu.

Bu türden cezaların, baskı ve terörün bizi yıldıramayacağını bir kez daha ilan ediyoruz.

Sınırsız söz, basın, gösteri ve örgütlenme özgürlüğü!

SY Kızıl Bayrak/Antakya

Taciz ve tecavüzü anlatan 19 kadına dava

KESK’e üye kadınlar 20 Haziran Çarşamba günü, kadınlara uygulanan taciz, şiddet ve tecavüzü protesto için KESK binası önündeydiler. KESK Kadın Sekreteri Sevgi Göyçe, Türkiye’de kadınların hemen her alanda şiddete, tacize ve tecavüze maruz bırakılarak susturulmaya çalışıldığını belirtti. Ayrıca 12 Haziran tarihinde yapılan uluslararası bir kurultayda, gözaltında karşılaştıkları taciz ve tecavüzü anlatan 19 kadın hakkında dava açıldığını belirten Göyçe, İstanbul Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 16 kişi için toplam 274 yıl ceza istendiğini söyleyerek, yapılacak duruşmaya katılım çağrısında bulundu.