23 Haziran'01
Sayı: 14


  Kızıl Bayrak'tan
  Meclis gece-gündüz çalışıyor!..
  Tüm devrimci tutsaklardan direnişin talepleri üzerine açıklama...
  Zorla müdahale işkencesine son
  ÖO Direnişi 247. gününde sürüyor
  Takas ihalesinin gerçek yüzü
  Kamu emekçileri hareketi
  Kapitalist kâr hırsı insanlığın geleceğini tehdit ediyor
  Düzen medyası
  Kriz ve devrimci sınıf çizgisi/8
  Aymasan işçileri direniyor, öğreniyor, öğretiyor!
  Sınıf hareketi
  Gençlik
   Uluslararası hareket
  Ölüm Orucu ile dayanışma etkinlikleri...
  "Emek ordusu öncü müfrezesine sahip bugün"
  Antakya sebze halinde küçük ama kazanımla biten bir direniş
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

İMF’nin emirlerini yerine getirmek için ne gerekiyorsa onu yapıyorlar...

Meclis gece-gündüz çalışıyor!..


Herkesin bildiği gibi, milyarlık deri koltukların ve parlak ışıkların süslediği meclisin duvarında “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!” yazar.

Hükümet ve milletvekilleri ise şu sıralar bunun koca bir yalan olduğunu cümle aleme kanıtlamakla meşguller. İMF’nin istediği yasaları istenen sürede çıkartmak için gece-gündüz demeden çalışıyorlar.

İMF “15 günde 15 yasa” demişti. “Hay hay” demelerine rağmen bunu zamanında yetiştiremediler. Geçenlerde İMF heyeti gelip fırçayı basıp ardından da “kredileri vermeyiz” diye tehdit savurunca, işin şakası olmadığını anladılar ve o günden sonra daha bir gayrete geldiler. İktidarı ve muhalefetiyle kendi aralarındaki çekişmeleri, itiş-kakışları bir kenara bırakıp ortak efendilerinin emirlerini yerine getirmek için seferber oldular. Şimdi hedef, dayatılan tüm yasaları 1 Temmuz’dan önce mutlaka çıkartmak. Bazılarını ise şimdiden çıkarmış bulunuyorlar.

Son olarak 20 Haziran günkü oturumda emperyalist efendilerin pek önem verdiği yeni Tütün Kanununu kabul etmiş durumdalar. RTÜK yasasını geri göndererek yeniden prim yapmaya çalışan hukukçu Cumhurbaşkanı’nın, sözkonusu olan İMF’nin dayattığı yasalar olunca önüne geleni ikiletmeden imzaladığı bilindiğine göre, bu yeni yasaya şimdiden kesinleşmiş gözüyle bakılabilir.

Kamu Bankaları Yasası onaylandı
Emlak Bankası kapatılıyor

Çıkartılan yeni yasayla, Emlak Bankası ve Türk Ticaret Bankası’nın kapatılacağı kesinleşti. Emlak Bankası herşeyiyle Halk Bankası ve Ziraat Bankası’na devredilecek. Bu arada Vakıflar Bankası’nın özelleştirilmesi için gereken adımlar da bu yasayla atılmış oluyor.

Yeni yasaya göre, kamu bankalarındaki istihdam fazlası personel diğer kamu kurum ve kuruluşlarına aktarılacak. Bu, Emlak Bankası’nın ve içi boşaltıldıktan sonra devlete devredilen bankaların personelinin çok büyük bir kısmının tasfiye edilmesi anlamına geliyor. Çünkü kurum değiştirmek çalışanlar için çoğu zaman bir işkenceye dönüşüyor ve belli dayatmaları kabul etmeyenler kapının önüne konulmuş oluyor.

Yasa emekçilerin birlikte hareket etmelerinin önüne geçmek için de tedbiri elden bırakmamış. Emekliye ayrılacak olanlar iki ay içinde başvururlarsa, ikramiyeleri yüzde 25 fazlasıyla ödenecek. Ayrıca emekli olmayı kabul ettikleri takdirde, her hizmet yılı için toplam ücretleri tutarında kıdem tazminatının ödenmesi vaadediliyor.

Bankacılıkla ilgili yasanın getirdiği bir diğer düzenleme ise, tarımda yıkım politikalarıyla ilgili. Yasa Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’nin görev zararına yol açan işlevlerini ortadan kaldırıyor. Bunun Türkçesi şu: Bundan böyle Ziraat Bankası küçük üretici köylüyü desteklemeye dönük kredi veremeyecek (hoş zaten bunu doğru dürüst yaptığı yoktu, krediler büyük bölümüyle büyük toprak sahiplerine ve zengin köylüye akıyordu), destekleme alımları için kaynak ayıramayacak.

Sonuç olarak, bankacılık sektörünün yapısı ve işlevleri tam da emperyalistlerin istediği biçime sokuluyor. Kamu bankaları yasası bunun önemli bir adımıydı.

Tütün Yasası de meclisten geçti

Milyonlarca tütün üreticisini yıkıma uğratacak, Türkiye sigara ve tütün pazarını emperyalist tekellerin at koşturduğu bir sömürü ve vurgun alanı haline getirecek “Tütün Yasası” sabahlara kadar yapılan görüşmeler sonunda meclisten geçti.

Buna göre, tütün ancak yazılı sözleşmeye bağlı olarak üretilebilecek. İzin almadan ekim yapan çiftçilerin tütün fideleri imha edilecek ve çiftçilere bir yıl hapis cezası verilecek.

Tütün ve sigara fiyatları ise tüccar ve tekeller tarafından belirlenecek. Çünkü yasa yıllık iki milyon adet sigara üretebilecek büyüklükte tesis kurabilenlerin fiyatları istedikleri gibi belirleyebileceklerini söylüyor. Bu büyüklükte tesisleri ise ancak emperyalist tekeller ve onların ortakları kurabileceğine göre, fiyatları da onlar belirleyecekler. 2002 yılından itiben de tütün için destekleme alımı yapılmayacağı yasada belirtilmiş.

Diğer yasalar da sırada

IMF Türkiye Masası Şefi Juha Kahkonen, Ankara’da yaptıkları denetlemenin ardından yeni krediler için; ek bütçenin geçirilmesi, Emlak Bankası’nın tasfiyesi konusunun çözümlenmesi, tütün piyasası yasasının çıkarılması ve Türk Telekom üst kuruluna yeni atamaların yapılması gerektiğini söylemişti. Buna tahkimle ilgili yasal düzenlemeyi de eklemek gerekir. Tütün ve kamu bankalarıyla ilgili yasalar geçtiğimiz hafta çıkarıldı. Ek bütçe onaylandı.

Meclisin çıkardığı son yasa Takhikm Yasası oldu. Bu yasanın diğerlerinden pek farkı yok aslında. Ama sermayenin emperyalizme ne denli göbekten bağlandığını, ne denli uşakça bir tutum içine girdiğini en açık şekilde gösteren de henüz meclisten geçen Tahkim Yasası oluyor.

Hatırlanacağı gibi, bu meclis ve bu hükümet, daha önce Anayasayı uluslararası tahkime uygun hale getirmişti. Bunun için depremin yarattığı ortamı hiç çekinmeden alçakça bir arsızlıkla kullanmıştı. Şimdi o zamanki yüzsüzlüklerinin devamını getirdiler. Uluslararası tahkimin nasıl uygulanacağına ilişkin yasal düzenlemeyi yaptılar. Bu gerçekleştiğine göre, artık sermaye için “ulusal hukuk” ya da “ulusal bağımsızlık”, kağıt üzerinde de olsa kalmamış demektir. Emperyalist tekeller Türkiye’deki çıkarları zedelendiğinde hemen uluslararası tahkim mekanizmasını devreye sokacaklar ve Türkiye’ye tahkim kurullarının kararlarına uymak, tekellerin çıkarları neyi gerektiriyorsa onu harfiyen yerine getirmek düşecek. Toplum sağlığı, çevrenin korunması gibi hiçbir kaygı bunun önüne geçmeyecek. Cam grevini ülke güvenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle erteleme yüzsüzlüğü gösterenler, emperyalist tekellerin çıkarları sözkonusu olduğunda bütün ülkenin bir sömürü cennetine, çöle ya da çöplüğe dönüşmesi karşısında tek kelime etme gereği duymayacaklar.

Meclis’in duvarında “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” yazıyor. Emperyalizme uşaklıklarının tescili demek olan bunca yasayı çıkardıktan sonra da o yazı orada duracak. Duracak ve burjuva parlamentosunun aslında bir yalandan, aldatmacadan ibaret olduğunu işçiler ve emekçiler o yazı sayesinde belki çok daha rahat bir biçimde anlayacaklar.