23 Haziran'01
Sayı: 14


  Kızıl Bayrak'tan
  Meclis gece-gündüz çalışıyor!..
  Tüm devrimci tutsaklardan direnişin talepleri üzerine açıklama...
  Zorla müdahale işkencesine son
  ÖO Direnişi 247. gününde sürüyor
  Takas ihalesinin gerçek yüzü
  Kamu emekçileri hareketi
  Kapitalist kâr hırsı insanlığın geleceğini tehdit ediyor
  Düzen medyası
  Kriz ve devrimci sınıf çizgisi/8
  Aymasan işçileri direniyor, öğreniyor, öğretiyor!
  Sınıf hareketi
  Gençlik
   Uluslararası hareket
  Ölüm Orucu ile dayanışma etkinlikleri...
  "Emek ordusu öncü müfrezesine sahip bugün"
  Antakya sebze halinde küçük ama kazanımla biten bir direniş
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Aymasan işçileri mücadelenin yönünü
düzene çevirmelidirler!

Toplumsal yaşamın her alanında örgütlü olarak hareket eden sermaye sınıfı, işçi sınıfının can bedeli mücadeleler vererek kazandığı hakları gasp etmekte, kendi sınıf çıkarlarını korumaktadır. Sermayenin sıkça başvurduğu saldırı yöntemlerinden birisi de, örgütsüzleştirme anlamına gelen sendikasızlaştırmadır. Taşeronlaştırma ya da toplu olarak işten çıkarma gibi politikalarla, işçilerin örgütlü birliktelikleri ortadan kaldırılmaktadır.

Aymasan işçisi sendikalı olduğu için işten çıkarıldı. Patronun amacı doğrudan sendikal örgütlülüğü tasfiye etmek, böylelikle işyerini bir sömürü cehennemi haline getirmektir. İşçilere ağır çalışma koşullarını dayatarak, her türlü hak gaspının yolunu açmaktır.

İnsanca çalışma ve yaşam ancak örgütlenerek kazanılır. Aymasan işçisi de yıllar önce bu bilinçle hareket ederek örgütlendi ve sendikasını kazandı. “Sendikalaşmak en doğal hakkımızdır, sınıf kardeşlerimizin yıllar süren mücadelesinin bir armağanıdır” diyerek örgütlendi. İşte bu yüzden bugün topluca kapı önüne konulmuştur. Amaç bu gücü dağıtmak ve örgütlülüğü bozmaktır.

Aymasan işçisinin örgütlü olduğu Deri-İş sendikasının direnişçi bir kimliğe sahip olması, kuşkusuz patron tarafından ayrıca gözetilen bir durumdur. Bununla beraber belli bir mücadele birikimi ve deneyimine sahip olan Aymasan işçisi, bu direnişi ne pahasına olursa olsun kazanmak ve sınıf mücadelesinde ileri bir adım atmak sorumluluğunu taşımaktadır.

Aymasan işçisi tüm sınıf adına direnmektedir. Bugün sendikasızlaştırma/örgütsüzleştirme saldırısı sermayenin işçi sınıfına yönelttiği genel bir saldırıdır. Aymasan işçisi işine geri dönmek kavgası verirken bu bilinçle hareket etmeli, toplumsal ve siyasal sorunlar karşısında duyarsız kalmamalıdır.
Karşılaştığımız tüm sorunlar sermaye düzeninden kaynaklanmaktadır. Sendikasız, sigortasız, düşük ücretle, sosyal haklardan yoksun, kölece çalışma koşullarını dayatan bu sömürücü düzen, işçileri işsizliğin ve sefaletin batağına itmektedir. İktisadi, sosyal ve tüm demokratik-siyasal haklarımızı budamak, kazanılmış tüm haklarımzı gasp etmek için pervasızca saldırmaktadır. Sendikal örgütlülüğümüzün tasfiyesi ile örgütlenme özgürlüğü gibi en doğal ve demokratik hakkımız elimizden alınmaktadır. Örgütlü gücümüze dayanarak, dişe diş bir mücadeleyle saldırıya set çekmek mümkündür.

İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!
Örgütlü güç yenilmez!

Kartal’dan bir komünist




Bir Aymasan direnişçisinin kaleminden...

“Zafer direnen emekçinin olacak”

Biz Aymasan işçileri olarak 31 Mayıs’tan beri direnişteyiz. Direnişin nedeni patronun 246 Aymasan işçisini kapı önüne koyması, bizi uluorta işsiz bırakmasıdır.

Direnişimiz sermayenin çıkarlarına ters düşmektedir. Aylardan beri İMF’nin uyguladığı politikalarla milyonlarca işçi kardeşimiz işinden ekmeğinden oldu. Dün onlar işsiz kaldı. Bugün sıra bizde, biz işsiz kaldık.

Direnişimiz işten atmalara, özelleştirmelere, zamlara ve köylünün yıkıma uğratılmasına karşı işçi cephesinden bir cevaptır. Birlikteliğimizden ve örgütlülüğümüzden aldığımız güçle tüm bu saldırıları direne direne geri püskürteceğiz.

Biliyoruz ki bu saldırılar yalnızca biz Aymasan işçilerine yönelik değil Türkiye’deki tüm emekçilere yöneliktir. Bu oyunu bozmak için tüm çabamızı seferber ediyoruz.

Direnişimizin sesini duyurmak, daha kitlesel bir hale getirmek için, direnişimiz hakkında bildiriler dağıttık. Yanıbaşımızdaki fabrikalara gidip destek istedik. Sendika ve siyasi partilere giderek direnişimize katkı istedik. Bildirilerimizi dağıtırken halk ve fabrikalardaki işçiler bizi sahiplendiler ve bize destek verdiler. Bu destekle direne direne kazanacağız.

Zafer direnen emekçinin olacaktır.

Direnişçi bir Aymasan işçisi




Aliağa Belediyesi’nde “ücretsiz izin”
uygulamasına karşı eylem

Aliağa Belediyesi’nde kriz bahane edilerek, ücretsiz izin uygulamasının başlatılması üzerine işçiler eyleme geçtiler.

Ücretsiz izin için ilk grupta 66 kişi bulunuyor. CHP’li belediye başkanı Hakkı Ülkü uygulamayı savunmak için, belediye binası camlarına uygulama gerekçesini anlatan yazılar astı. “Sevgili işçilerimize!” diye başlayan yazı, “bazı haksız girişimlerde bulunmaktasınız, sizleri ben işe aldım, bazıları işçilerimizi yanlış yönlendiriyor, bu ilkel kafalara prim vermeyin” diyor. Ve hakkını arayan işçilere hakaret ederek, bu uygulamayı “ileriki günlerde anlayacaksınız ama iş işten geçmiş olacak” diye tehdit savuruyor.

Bu arada belediye başkanı işçilerin maaşlarının belirtildiği evraklar da astı. Bu evraklarda tahrifat yapıldığını söyleyen işçiler, kendi maaş bordrolarıyla beraber “ücretsiz izin istemiyoruz” yazılarını bina camlarına astılar. Ücretsiz izne çıkartılanlarla birlikte diğer belediye işçileri de mesai saatleri dışında eyleme katılıyorlar. Üç gruba ayrılan işçilerden ilk grupta 66 işçi bulunuyor. Son görüşmelerin de sonuçsuz kalması üzerine işçiler eylemlerini sürdüreceklerini açıkladılar. Geçtiğimiz hafta sonu başlayan eyleme Aliağa’da bulunan demokratik kitle örgütleri ve sendikalar da destek veriyorlar. Eylem Aliağa Belediyesi önünde sürüyor.

SY Kızıl Bayrak/İzmir




Emekçi hareketinden
kısa kısa...

Emlak Bankası çalışanlarından miting

Emlak Bankası’nın kapatılmak istenmesi, DİSK’e bağlı Bank-Sen tarafından Abide-i Hürriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingle protesto edildi. Ülkenin dört bir yanından gelen Emlak Bankası çalışanları Piyalepaşa Bulvarı’nda toplandı. Eyleme yaklaşık 2 bin kişi katıldı. Eylem sırasında “Kahrolsun İMF!”, “Emlak Bankası kapatılamaz!”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganları atıldı.

Mitingte konuşan Emlak Bankası Toplu Konut Daire Başkanı Mehmet Başaran, ülke insanlarının emeğiyle oluşturulmuş kamu bankalarının tasfiye edilmek istendiğini belirtti. Eyleme KESK’e bağlı Tüm Banka-Sen ile Ziraat Bankası ve Türk Ticaret Bankası çalışanları, Enerji Yapı-Yol Sen, Tüm Bel-Sen, SES şubeleri de katılarak destek verdiler.

İzmir Emlakbank çalışanları her gün eylemde

Kapatılması planlanan Emlak Bankası’nın çalışanları tepkilerini yaptıkları eylemlerle göstermeye devam ediyorlar. Birçok Emlakbank şubesi önünde günlük olarak saat 13.00’ten sonra kısa süreli eylemler yapılmaktadır. 20 Haziran’da yapılan eylemde de “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganı sıklıkla atıldı. Alkışlarla süren eylem bir süre sonra bitirildi.

Diyarbakır Yenişehir Belediye İşçilerinden eylem

Diyarbakır Yenişehir belediyesi’nde çalışan temizlik işçileri, ücretlerinin ödenmemesini protesto ettiler. Ayrıca bu durumdan dolayı iş yavaşlatma eylemi başlattılar.

KESK eylemleri sürüyor...

KESK İstanbul Şubeler Platformu’nca 19 Haziran 2001 tarihinde bir basın açıklaması yapıldı. Aksaray Metro önünde toplanan kamu çalışanları adına konuşan KESK Örgütlenme Sekreteri Hüseyin Ayyıldız, toplusözleşme ve grevsiz sendika olamayacağını belirtti. Ayrıca tasarının gündeme alınma olasılığına karşı eylemlerinin süreceğini söyleyerek; “Bu yasa bize rağmen çıkmayacak. Bu yasa geri çekilecek” dedi. Açıklama sırasında “Direne direne kazanacağız!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!” sloganları atıldı.

KESK Diyarbakır Şubeler Platformu Merkez Postane önünde yaptığı basın açıklamasıyla hükümeti protesto etti. Tunceli’de ise Ziraat Bankası önünde basın açıklaması yapılarak, sahte sendika yasası protesto edildi. KESK Mersin Şubeler Platformu da, saat 12.30’da Belediye Taş Bina önünde eylem yaptı. Eylemde “Sermayeye değil emekçiye bütçe!”, “Direne direne kazanacağız!” sloganları atıldı.




Sümerbank işçilerinin direnişi 36. günde devam ediyor!

Sınıf dayanışmasını yükseltelim, direnişi büyütelim!

Sümerbank işçileri 36 gündür fabrikayı terketmeme eylemini sürdürüyorlar.

Direnişin bugünkü evresinde dışarıdan gelen işçi-emekçi desteği zayıflamış durumda. Daha önce işçilerin önerisiyle gündeme gelen Emek Platformu mitingine dair ise henüz hiçbir somut gelişme yok. Şu an daha çok parlamentoda sandalyesi bulunan partilerle görüşmeler yapılmaktadır. 20 Haziran günü hazırlanan bir dosya işçiler ve sendikacılar tarafından Ankara’ya götürülecek. Sümerbank’ın ekonomide tuttuğu yer vurgusuyla hazırlanan bu raporda fabrikanın kapatılmasıyla karşılaşılacak sorunlar anlatılmaktadır. Raporla milletvekillerinin desteği istenecektir. Düzen partilerinin politik manevraları içinde çözüm aramak sadece çıkmazı olmayan sahte bir umut kapısı yaratabilir ancak.

Sümerbank’ta örgütlülüğü elinde bulunduran TEKSİF sendikası, sendikal yayın organının Haziran sayısında da ifade ettiği gibi, direnişi “Kutsal Direniş” olarak adlandırmaktadır. Ama pratikte yaptıklarıysa bu ifadelendirmenin uzağındadır.

Bergama, Nazilli, Manisa ve Çiğli’deki Sümerbank kuruluşlarında çalışan işçiler de direnişe destek amaçlı eylemlerde bulunmaktalar. İki ayı aşkın bir süredir maaş da alamayan Sümerbank işçilerinin sınıf dayanışmasına daha çok ihtiyacı var. Kazanmak için bundan başka yol yok. Sınıf dayanışmasının örülmesinde belirleyici olacak olansa, Sümerbank işçilerinin kararlılığı ve çabasıdır.
Direnişin geleceği tamamen “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” şiarıyla hareket etmekten geçmektedir. Bu bilinçle eylemli bir sınıf dayanışmasının örgütlenmesi sermayeyi dize getirmenin yolunu açacaktır. Yanısıra harekete geçmede ayak direyen sendika ağalarını zorlayacak, eylem kararları almaları yönünde dayatıcı olacaktır.




İşte peşkeş listesi!

İşte Özelleştirmeden Sorumlu Devlet Bakanı Yüksel Yalova’nın yaklaşık bir yıl içinde bedelsiz olarak devrettiği varlıklar;

Aydın Kuşadası C Blok Ünitesi üzerinde olduğu 2 arsa, Turban Kuşadası Belediye Başkanlığı’na ANAP; Aydın Nazilli’de 244 arsa Sümer Holding-Nazilli Belediye Başkanlığı ANAP; Aydın Nazilli’de 5 arsa, Sümer Holding-Nazilli Belediye Başkanlığı ANAP; Aydın’da 1 arsa 1 daire, T.Zirai Donanım- Aydın Belediye Başkanlığı ANAP; Aydın’da 3 arsa, 10 daire, T.Zirai Donanım- Aydın Belediye ANAP; Balıkesir Edremit’te 2 arsa, Turban-Edremit Belediye Başkanlığı ANAP; Kilyos Moteli ve 4 arsa Turban-Sarıyer Belediye Başkanlığı ANAP; Çorum İskilip’te 4 bina T.Zirai Donanım- İskilip Belediye MHP; Hatay Dörtyol’da 4 arsa İsdemir-Payas Belediye Başkanlığı MHP; Isparta Gelendost’ta 1 arsa, 4 lojman, 2 depo T.Zirai Donanım- Ereğli Belediye Başkanlığı MHP; Konya Ereğli’de 1 arsa, 5 depo, 1 bekçi evi, T.Zirai Donanım-Ereğli Belediye Başkanlığı MHP; Manisa Alaehir’de 1 arsa, 1 lojman, 5 depo, T.Zirai Donanım Alaşehir Belediye Başkanlığı MHP; Manisa Turgutlu’da1 arsa, 4 lojman, 2 depo T.Zirai Donanım-Turgutlu Belediye Başkanlığı MHP; Uşak’ta 1 arsa üzerine taşınmazlar T.Zirai Donanım-Uşak Belediye Başkanlığı MHP; İçel Tarsus’ta 1 arsa 2 depo, T.Zİrai Donanım-Uzunköprü Belediye Başkanlığı DSP; Tekirdağ Hayrabolu’da 1 arsa, 10 depo, 1 balıkçı evi, T.Zirai Donanım-Hayrabolu Beleiye Başkanlığı DSP; Tekirdağ Şarköy’de 1 arsa, 3 depo, 1 balıkçı evi, T.Zirai Donanım-Şarköy Belediye Başkanlığı DSP.

Sümer Holdingler;
- Sümer Holding Ankara Ulus’taki Genel Müdürlük binası Maliye Bakanlığı’na
- Sümer Holding İzmir Basma Sanayii Fabrikası, İzmir Ticaret Odası’na,
- Nazilli Basma Sanayii Adnan Menderes Üniversitesi’ne,
- Bursa Merinos Fabrikası, DSP’li Büyükşehir Belediyesi’ne,
- Kuşadası Eğitim ve Dinlenme Tesisleri, Aydın İl Özel İdaresi’ne,
- Sümer Holding Malatya Fabrikası, İnönü Üniversitesi’ne,
- Kayseri Sümer Holding Fabrikası, Erciyes Üniversitesi’ne devri planlandı.
(

TEKSİF Bülten’in Haziran sayısından alınmıştır.)
SY Kızıl Bayrak
/İzmir




“Milli güvenlik” sermayenin güvenliğidir!

Sermaye sınıfı şunu çok iyi biliyor; işçiler sınıf olmanın bilincine varır ve buna uygun hareket etmeye başlarsa, saltanatlarını sürdürmeleri hiç de kolay olmayacaktır. Bunu görüyor ve bunun için de aman vermiyorlar. Son Şişe-Cam grevinde bunu bir kez daha somut olarak gördük. Grev milli güvenliği tehdit ettiği gerekçesiyle 60 gün ertelendi.

Milli güvenlikten kasıtları, kuşkusuz kendi sınıfsal güvenlikleridir. Gerçekte sermaye sınıfı burada asıl düşmanının kim olduğunu açıkça itiraf ediyor. Diyor ki; “Bizim asıl düşmanımız sizlersiniz. Siz eylem yaptığınızda bizim güvenliğimiz tehlikededir.”

Egemenlerin rahatlıkla at oynatabileceği koşullar giderek ortadan kalkıyor. Yapılan son kamuoyu araştırmaları hiçbir düzen partisinin yüzde onluk barajı aşamadığını gösteriyor. Bu da at değiştirme koşullarının ortadan kalktığını gösteriyor. Bu ülkede egemenlerin ve onların temsilcilerinin yalandan, dolandan ve ikiyüzlülükten başka hiçbir şey yapamayacağını emekçiler yaşayarak görüyor. Nasıl görmesinler ki? Son iki seneye şöyle bir bakmak yeterlidir. Depremde 40 bin insanın öldüğü, yüzbinlercesinin yaralandığı bir zamanda devlet yardım etmek şöyle dursun, işçi ve emekçileri diri diri mezara sokmuştur. Aklama operasyonlarıyla sistem ve uşakları aklanmıştır. Hayata döndürme sahtekarlığıyla tarihin en büyük cezaevi vahşetine imza atılmıştır. Son olarak da, milli güvenliği tehdit ettiği gerekçesile Şişe-Cam grevi Bakanlar Kurulu kararıyla 60 gün ertelenmiştir.

Ülkenin uluslararası tahkime sokulması milli güvenliği bozmuyor. Stratejik sektör ve kaynakların uluslararası tekellere peşkeş çekilmesi milli güvenliği bozmuyor, ABD’nin ülkede hava üsleri açması ve bunları dilediğince kullanması, istihbarat birimleri kurması milli güvenliği bozmuyor, fakat cam işçilerin grevi milli güvenliği bozuyor.

İşçi ve emekçilerin bugün, bu gelişmeler karşısında henüz tepki koyamamış olmaları, bu gerçekleri görmedikleri anlamına gelmiyor. Sendikal ihanet, yasaklamalar, saldırılar vb. işçi sınıfının tarihsel uyanışını engelleyemeyecektir.

İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır!
Kahrolsun kapitalizm!
Yaşasın devrim ve sosyalizm!

Komünist bir işçi




Reha Tekstil’de sendikalaşma deneyimi
ve bazı dersler

Ümraniye site yolunda bulunan Reha Tekstil’de, DİSK Tekstil Sendikası’na üye oldukları gerekçesiyle, 200 işçi 14 Mayıs’ta işten atıldı. Patron bir gün önce 7 işçiyi işten atmış, bunun üzerine işçiler iş yavaşlatma eylemi başlatmışlardı. Akşam Reha Demirdağ 350 işçiyi işten attı. Ertesi gün işçiler ve sendika yöneticileri fabrika önüne geldiler. Yapılan toplantı üzerine patron, atılan işçileri iki haftalık ücretli izne çıkardığını, bu sürede sendikayı kabul edip etmemeyi düşüneceğini söyledi. İşçiler patronun sözüne güvenilemeyeceğini bildikleri halde, sendika tarafından alınan karara uymak zorunda bırakıldılar.

İşçiler bakanlıktan yetki gelmesi için üç aydır bekliyorlardı. Böylece patrona, saldırı hamlesi için bir imkan yaratılmış oldu.

İşçiler sendikalı olmak için verdikleri çabanın karşılığını sendikacılardan göremediler. Tersinden sendika tarafından umutsuzluk taşınmaya çalışıldı. Sendikalaşma sürecinde yapılan piknikte, sendikalaşmanın zor olduğu, birçok işyerinde başarısızlıkla sonuçlandığı sürekli yinelendi. Ve işçilerin başarısız olmamaları için ne yapmaları gerektiği konusunda tek söz edilmedi. Oysa DİSK Tekstil sendikasında örgütlenmiş örnek fabrikalar da var. Elbette bu kazanımlar sendikacılar tarafından değil, sözkonusu fabrikalardaki öncü işçilerin kararlı tutumları, işçilerdeki özgüven sonucu elde edilmiştir.

Reha Tekstil patronunun sendikayı kabul ediyorum yalanı, 15 gün sonra işçiler işbaşı yapmaya geldiklerinde ortaya çıktı. Patron bu süreyi işçilerdeki birliği dağıtmak için kullanmıştı. 28 Mayıs’ta fabrikanın önüne gelen işçilerden 200’ü atıldı, geri kalanı işbaşı yaptı. Şu an işbaşı yapan işçiler baskıyla çalışıyorlar. Onların da birkaç ay sonra atılacakları söyleniyor.

Sendikacılar işçilere, “tazminatlarınızı alın, yapacak bir şey yok, işveren krizde, işçi çıkarmak zorunda” diyor. Nitekim işçiler de, daha izine çıkarılma kararı verildiği an sendikanın kendilerini sattığını, bunu sendikacılara da söylediklerini belirtiyorlar. Reha Tekstil işçilerine yenilgi sendika tarafından baştan kabul ettirildi. Öncü işçilerin sendikanın kararları doğrultusunda hareket etmeleriyle, işçilerdeki mücadele potansiyeli baştan heba edilmiş oldu.

Tazminatlar senesi dolmayanların ücretli izinleri kesilerek verildi. Reha Demirdağ terörle mücadeleden getirdiği polis korumaları ile işçiler üzerinde psikolojik baskı kurarak, gelecek tepkinin de önünü kesti.

Reha Tekstil’de örgütlenmenin zemini yeterince oluşturulmamıştı. Öncü işçilerin süreci değerlendirme ve sendikayla kurulan ilişkiler açısından zaaflı davrandıkları ortadadır. Tüm bu nedenlerden dolayı süreç sendikacılara teslim edilerek, bir yenilgiyle tamamlanmış oldu.

Ümraniye Site yolunda birçok tekstil fabrikası var. Patronlar sendikal çalışmayı boğmak için ellerinden geleni yapacaklardır. Dolayısıyla Reha Tekstil son olmayacaktır. Ama Reha Tekstil deneyimi, yeni sendikalaşma süreçleri için birçok dersi içerisinde barındırmaktadır. Bu nedenle Reha Tekstil deneyiminden öğrenmeli, öğrenerek güçlenmeliyiz.

İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!

Ümraniye’den tekstil işçileri