23 Haziran'01
Sayı: 14


  Kızıl Bayrak'tan
  Meclis gece-gündüz çalışıyor!..
  Tüm devrimci tutsaklardan direnişin talepleri üzerine açıklama...
  Zorla müdahale işkencesine son
  ÖO Direnişi 247. gününde sürüyor
  Takas ihalesinin gerçek yüzü
  Kamu emekçileri hareketi
  Kapitalist kâr hırsı insanlığın geleceğini tehdit ediyor
  Düzen medyası
  Kriz ve devrimci sınıf çizgisi/8
  Aymasan işçileri direniyor, öğreniyor, öğretiyor!
  Sınıf hareketi
  Gençlik
   Uluslararası hareket
  Ölüm Orucu ile dayanışma etkinlikleri...
  "Emek ordusu öncü müfrezesine sahip bugün"
  Antakya sebze halinde küçük ama kazanımla biten bir direniş
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

Faşist zulüm ve işkencenin bir başka yüzü!..

Zorla müdahale sonucu sakat bırakılan
tutsaklardan bazılarının durumu

SEMRA ASKERİ: Tekirdağ Cezaevi’nde tutuluyor. Durumunda bir ilerleme yok. Hiçbir şey hatırlamıyor. Günlük konuşulanları bir iki saat içinde yine unutuyor. Gözleri çizgili ve çift görüyor. Kollarını kullanamıyor. Bacakları tutuluyor. Derisi hassaslaşmış. Çok az konuşuyor. Ailesi 3 ay önce şartlı tahliye için başvurmuş. Reddedilmiş. Tekrar dilekçe verecekler.

EYLEM YEŞİLBAŞ: Şartlı tahliye edildi. Kırıkkale’de ailesinin yanında. Geçmişe dair bir şey hatırlamıyor. Günlük yaşanılanları ertesi gün unutuyor. Birisinin yardımı ile yürüyebiliyor. Sürekli baş ve bel ağrısı çekiyor. Vücudunda ödem oluşmuş. Çocuksu konuşma ve hareketleri var. Doktor kontrolünde şuan diyet uygulanıyor.

SERKAN AYDOĞAN: Kandıra F Tipi hapishanesinde bulunuyor. Bilinci kapalı. Hiçbir şey hatırlamıyor. Bilmiyor. Kendine bakamıyor. Anne babasını da tanımıyor ya da karıştırıyor. Ayakta zor duruyor. Duvara yaslanmayı bile akıl edemiyor. Günlük şeyleri de çok geçmeden unutuyor. Şartlı tahliye için adli tıpa sevk istenmiş, kabul edilmiyor. Hastanede beyin filmi çekildikten sonra gerekli görülürse sevk edilecek. Ailesi tekrar başvuracak.

CELAL GEZER: Kandıra F Tipi hapishanesinde bulunuyor. Hafıza kaybı var. Ayakta zor duruyor. Sürekli başı ve vücudunda ağrılar var. Görüşe elinde arkadaşlarının hazırladığı notlarla geliyor. hapishanede revire gitmiyor. Beyaz önlüklüler kötü adamlar diyor. Mahkemesinde durumundan kaynaklı tahliyesi istenmiş, kabul edilmiyor. Ailesi şartlı tahliye için dilekçe verecek.

URAL EROĞLU: Edirne F Tipi hapisanesinde bulunuyor. Bilinci yerinde değil. Geçmişini hatırlamıyor. Ailesi önceki haftalara göre daha iyi olduğunu söyledi. Hastanedeyken sürekli "Biz kazandık", "Çocuklar bizim geleceğimiz" diye sayıklamış. Ailesi bir çok tutukluya, doktorların ambulansta anlaşma sağlandı diyerek kandırmaları sonucu müdahale edildiğini, Ural'ın da sayıklamasından bunu anladıklarını söyledi.

ERDAL GÖKOĞLU: Edirne F Tipi hapishanesinde bulunuyor. Hafıza kaybı var. 1999 Ulucanlar katliamından önce ve sonrasını hatırlamıyor. Ailesini yeni tanıyor. Tek başına yürüyemiyor. Günlük şeyleri ertesi gün unutuyor. Ailesine görüşte arkadaşlarının yazdığı notlarla durumunu ve ihtiyaçlarını söylemiş.

AYHAN KOÇ: Edirne devlet hastanesinde bulunuyor. Bilinci yerinde değil. Ailesini tanımıyor, "ben bu insanları tanımıyorum, yabancılarla konuşmam" diyor. Ayağa kalkamıyor. Konuşmaları ve hareketleri çocuk gibi. Kendini 15 yaşında öğrenci zannediyor. "Okula gidiyorum, burada yatılı kalıyorum. Benim kimsem yok " diyor. Banyo ve diğer ihtiyaçlarını arkadaşları karşılıyor.

BARIŞ KAYA: Sincan Cezaevi’nde bulunuyor. Hafıza kaybı var. 7 yaşından sonrasını hatırlamıyor. Çocuk gibi konuşuyor. Ayağa kalkabiliyor. Yemek yiyemiyor.

HAKAN BARAN: Ankara Numune Hastanesi’nde bulunuyor. Hafıza kaybı var. Son 16-17 yılını hatırlamıyor. Yalnızca şiirler ve marşlar söylüyor. Sondadan kaynaklı idrar yollarında enfeksiyon var. Çankırı hapishanesinden Hasan’ı soruyorlar, Güngörmez mi diyor, gülerek onun nerede olduğunu soruyor. Şehit düştüğünü söylüyorlar, gözleri doluyor yutkunuyor. Ailesi üzülme diyor. Hakan; "Zaten ağlamıyorum gurur duyuyorum, onlarla biz ne acılar çektik, ne işkenceler, ne operasyonlar yedik, bize hiçbir şey yapamazlar, bizi yıldıramazlar" diyor. Ertesi gün aynı şeyleri sorduklarında, "ben dün burada değildim" diyor.

MEHMET ŞAHİN: Ankara Numune Hastanesi’nde bulunuyor. Bilinci kapalı. Ayağa kalkamıyor. "Ayaklarım ağrıyor" diyerek sürekli ağlıyor. Babasına "sen bana iyi bakmıyorsun" diye kızıyor, küsüyor ve hiç konuşmuyor.

İSMET SINAĞ: Edirne F Tipi hapishanesinde bulunuyor. Hafıza kaybı var. Ailesiyle yeni tanışıyor. Karısını çocuklarını tanımıyor. Unutmamak için görüşe giden ailesinin isimlerini not ediyor. Günlük kayıt yapıyor.

YELİZ TÜRKMEN: Ulucanlar revirinde bulunuyor. Hafıza kaybı var. Arkadaşlarının yanına göndermemek için idare tarafından seni öldürecekler, onlarla görüşme, deniyor. Öldürülmekten korkuyor. Sürekli baş ağrısı çekiyor. Ağır hareket ediyor, yavaş yürüyor.

BAŞAK OTLU: Gebze hapishanesinde bulunuyor. Hafıza kaybı var. Çocuksu davranışları var. Geçmişine ilişkin çok az şey hatırlıyor. Günlük yaşadıklarını da unutuyor. Kendi dengesini sağlayabiliyor.

MAHMUT METE: Ankara Numune Hastanesi’nde bulunuyor. Hafıza kaybı var. Geçmişine ilişkin bir şey hatırlamıyor. Günlük yaşadıklarını da unutuyor. Ailesini tanımakta zorluk çekiyor. Gözleri bozuk. Görme yetisini kaybedebilir. Yatağa bağımlı yaşıyor.

MUSTAFA KARAAĞAÇ: Edirne F Tipi hapishanesinde bulunuyor. Hafıza kaybı var. Kendisiyle ve ailesiyle ilgili hiçbir şey hatırlamıyor. Kendi başına yürüyemiyor, ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Görüşe çıkmak istemiyor. Ya da geliyor konuşmadan geri dönüyor.

İLHAN DEMİREL: Ankara Numune Hastanesi’nde bulunuyor. Hafıza kaybı var. Son yirmi yılını hatırlamıyor. Ailesini ve kendini tanımıyor. Etrafına boş boş bakıyor. Yatağa bağımlı. Çocuksu davranışları var. Ailesine "resim defterimi getirin" diyor.

FİKRET KARA: İzmit devlet hastanesinde bulunuyor. Hafıza kaybı var. Yatağa bağımlı. Konuşamıyor. Söyleyeceklerini yazılı ifade ediyor. Yazarken hatırlamadığında ya da söyleyeceklerini toparlayamadığında kafasına vurup saçlarını çekiyor. Ailesini tanımakta zorluk çekiyor. Veli Güneş ve Osman Osmanağaoğlu'nun resimlerini gösteriyorlar, "bunlar çok güzel insanlar, benim yerime alınlarından öpün" diyor.

DENİZ YILDIZ: Kandıra F Tipi hapishanesinde bulunuyor. Hafıza kaybı var. Geçmişe ilişkin hiçbir şey hatırlamıyor. Ailesini tanımıyor, ayakta zor duruyor. Annesine “Arkadaşlarla hafta sonu pikniğe gideceğiz” diyor.

ERDAL DOĞAN: Ankara Numune Hastanesi’nde bulunuyor. Hafıza kaybı var. Durumu ağır. Ayağa kalkamıyor. Hiç konuşmuyor, sadece sorulan sorulara cevap veriyor. Sırtında yaralar oluşmuş. Altı bezleniyor. Bundan kaynaklı pişik oluşmuş. Ailesi refakatçi olarak kabul edilmiyor. Annesi 15 dakika görüşe girip, temizliğini yapıyor.

ATİLLA SELÇUK: Ankara Numune Hastanesi’nde bulunuyor. Hafıza kaybı var. Yatağa bağımlı durumda. Bel kemiğinde çok ağır bir yarası var. Yarası rahatsız ettiği için sürekli ağlıyor. Konuşmakta zorluk çekiyor. En uzun konuştuğu cümle, "Baba eve gidelim.”

ATILCAN SADAY: Sincan Cezaevi’nde kalıyor. Korsakof teşhisi konuldu. Son 2 yılını hatırlamıyor.

HALİL AKSU: Kartal Devlet Hastanesinde tutuluyor. Durumu ağırdı. Ayağa kalkmaya çalışırken yere düşüp bayılıyor. Bayılmasını fırsat bilerek zorla müdahale ediliyor. Kendine geldiğinde hiçbir şey hatırlamıyor. Bilinci kapalı. İhtiyaçlarını karşılayamaz durumda. Gardiyanlar ve askerler kötü muamele ediyor.

DOĞAN KARATAŞTAN: Ankara Numune Hastanesi’nde tutuluyor. 07.06.2001 tarihinde akşam saatlerinde bilinci gidip gelmeye başlıyor. Sürekli bağırarak "ben ölüyorum, beni köye götürün, Halil ağabeyimin (Halil Önder) yanına gidiyorum, başımda davullar çalın" diye sayıklıyor. Gece bilinci tamamen kapanıyor. Sabah saat 8.00'da müdahale ediliyor. Ailesini önce görüşe almıyorlar. Şu an hiç kimseyi tanımıyor. Konuşmuyor. Bilinci kapalı.

HAVVA DOĞAN: Ankara Numune Hastanesi’nde tutuluyor. Bilinci kapalı. Korsokof teşhisi konuldu. Zaman zaman sinir krizi geçiriyor. Çığlık atıyor. Hiçbir şey hatırlamıyor. Çocuksu davranışları var. Oyuncak bebek istiyor. "Dedemin çok parası var, halamı getirin halamı istiyorum"diyor. Oysa halası yok. Olmayan varlıklar istiyor.

ERSİN EROĞLU: Ankara Numune Hastanesi’nde bulunuyor. Bilinci kapanınca müdahale ediliyor. Hiçbir şey hatırlamıyor. Kardeşi 7 aydır Ölüm Orucunda olduğunu söylüyor, "bir insan nasıl 7 ay aç kalır" diyor doktorlara seslenip, "bu kız deli hastaneye yatırın, bu kıza da burada yatak verin, kafayı yemiş bir insan 7 ay aç kalır mı?" diye bağırıyor. Kendisinin 14 yaşında imam hatipte okuduğunu sanıyor.

ALİ EKBER DOĞAN: Ankara Numune Hastanesi’nde tutuluyor. Korsakof, deliriyom trimons teşhisi konuldu. Kimseyi tanımıyor. Halisülasyon görüyor. Nerede olduğunu hangi zamanda yaşadığını bilmiyor. Çocuksu davranışları var.

SERDAR SALMAN: Gece fenalaşıyor hastaneye kaldırılıyor zorla müdahale ediliyor. Şu an bilinci kapalı. Aile savcı olmadığı gerekçesiyle görüşe alınmıyor.

(Bilgiler TAYAD’ın konuya ilişkin
açıklamasından alınmıştır...)