ARSIVANA SAYFA
 
03 Şubat '01
SAYI: 05
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Tuzaklar ve tuzağa düşenler
"Huzur"u bozanlar dizginsiz bir faşist terör dalgazının önünü açıyorlar
Başsavcı İMF'ye soruyor: Enerjideki yolsuzlukların talimatını siz mi verdiniz?
"Enerji piyasası" yasası gündemde
Örnek inisiyatifin kararları bir bir uygulanıyor
İşsizlik ve kapitalizm...
Tekstil'de satış sözleşmelerine izin vermeyelim!
SSK'yı tasfiyenin zenmini hazırlanıyor
KESK'in 3. Olağan Genel Kurulu...
Kapitalizmi savunanlar şiddet karşıtı olabilirler mi?
Direniş,katliam ve sol hareket/2
Tutsak yakınlarının Ankara girişimleri
TAYAD'lı Aileler: Yine bizim kapımız çalınıyor!...
Köln'de 40 bin kişilik coşkulu ve kitlesel gösteri
Tutsak temsilcileri ile heyetler arasında yapılan görüşmeler/Ek belge
Zürih sokaklarında emperyalist haydutlara militan tokat!
Davos formu ve enternasyonal mücadele
Orta burjuvazinin işçiler üzerindeki etkisini kırmalıyız
Ölüm Orucu direnişçileri anlatıyor...
İHD İstanbul Şb: Ölümler 100. gününde, yeni ölümler istemiyoruz!
Mücadele Postası







 
 


Orta burjuvazinin işçiler üzerindeki
etkisini kırmalıyız

M. Dicle

“Sermaye iktidarı, sırtını emperyalizme dayamış işbirlikçe tekelci burjuvazi şahsında, burjuvazinin tüm kesimlerinin ortak sınıf çıkarlarının temsilcisidir. Büyük burjuvaziye binlerce çıkar bağı ile bağlı kent ve kır orta burjuvazisi, karşı devrimci bir tabakadır. Orta burjuvazinin kent ve kır emekçileri üzerindeki ideolojik, politik ve kültürel etkisini kırmak, devrimin başarısının temel bir koşuludur.” (TKİP Programı, s.32)

İşçi sınıfı ve emekçiler günlük yaşamlarında kapitalist sistemin farklı ama birbirine bağlı boyutlarda saldırılarına maruz kalırlar. Bu saldırıların esasını ekonomik ilişkiler belirler. İnsanın insan tarafından, diğer bir ifadeyle, işçi sınıfının burjuvazi tarafından sömürüsüne dayalı düzeni meşrulaştırmak ve kabul ettirmek, başka bir düzenin (hele özel mülkiyeti ortadan kaldıran bir düzenin) mümkün olmadığının kitleler tarafından benimsenmesini sağlamak için yoğun bir çaba harcanır. Bu çabaları aktif bir şekilde harcayanlar, burjuvazinin dolar maaşlı uşakları ile hukuksal, kültürel, sanatsal vb. alanlarda ona hizmet eden, bunun karşılığında kırıntı alan kesimleridir. Kolluk kuvvetleri dışında kapitalizme en aktif hizmeti bu kesimler sunmaktadır. Kitleleri burjuva ideolojisiyle zehirlemek amacıyla profesyonelce çalışmaktadırlar. Ruhlarını bir meta gibi pazara çıkartıp kapitalizmin hizmetine sunanları esas olarak tekelci burjuvazi finanse etmektedir.

Orta burjuvazi ise bu işi doğrudan yapmaktadır. Orta burjuvazinin karşı-devrimci bir tabaka ve kapitalizmin temel dayanaklarından biri olduğu, tekelci burjuvaziyle artı-değerin paylaşımı konusu dışında herhangi bir çelişkisi olmadığı parti kuruluş kongresinde açıklıkla ifade edilmiştir. Programda da ifade edildiği gibi, “kent ve kır emekçileri üzerinde ideolojik, politik ve kültürel etkisi” yoğundur. Orta büyüklükteki işletmelerin patronları işçilerle doğrudan diyalog içindedirler. İşçilerle beraber yemek yeme, çay içme, molalarda sohbet etme, kimi zaman “akıl verme”, nutuk çekme vb. etkinliklerde bulunmaktadırlar. Bu ilişki tarzıyla, işçilerle patronlar arasındaki sınıf ayrımının üstünü örtmeye çalışır; yanılsama yaratıp sömürüye dayalı sınıf ilişkilerinin doğal olduğu ve tersinin saçma olduğu, zaten patronun kendisinin de işi yürütmek ve işçilerle beraber bu fabrikadan ekmek yemek için çalıştığı vb. yaklaşımlar sergiler. Sınıf bilinci geri, hak alma pratiği zayıf işçiler üzerinde bu tarz ilişkilerin etkili olabildiği bir gerçektir.

Orta burjuvazinin bir kısmı alt sınıflardan sıyrılarak bu yeni konuma gelme olanağı bulanlardan oluşuyor. Bunların işçilerle ilişkiler geliştirmesi doğal gibi görünmektedir. Geçmiş yaşam tarzı bir kalıntı olarak hala varlığını sürdürebilmektedir. İşçilerle karşılıklı hitaplarda, tarafların yaşına göre, abi, dayı, abla, amca gibi sıfatlar kullanılmaktadır. Elbette bu ilişkinin sınırı patronların çıkarlarına uygunlukla belirlenmektedir. Zira patronun çıkarına ters düşen bir durum söz konusu olduğunda, yapay sıfatlar hemen yerlerini gerçek konumlara bırakmakta, işçi ve kapitalist karşı karşıya gelmektedir. Burjuvalıkları daha köklü olanlar ise, işçileri küçümsemekte, bazen de hor görmektedirler. Bu nedenle, birincilere göre işçilerle ilişkileri daha yapaydır.

Fakat hedeflenen aynıdır. İşçileri kaderlerine razı etmek, örgütlenip patronların karşısına dikilmesini engellemek ve emek sömürüsünü sorunsuz devam ettirebilmektir. Bunun dışındaki herşey yapay ve ikiyüzlüdür. Komünistler çalıştıkları orta büyüklükteki fabrikalarda, patronların işçiler üzerindeki ideolojik, politik ve kültürel etkisini kırmaya dönük aktif bir çaba harcamak durumundadırlar.