ARSIVANA SAYFA
 
7 Ekim '00
SAYI: 37
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Filistin deneyiminin dersleri, Kürt halkı için paha biçilmez değerdedir
Sırbistan’da hükümet darbesi
Demokrasi yönelimi adına pazarlanan “saygın hukukçu”
Ermeni soykırımı tasarısı ve “hür” Türk medyası
“Öteki Türkiye”nin değil tekelci sermayenin sözcüsü
İşçi ve emekçilere yönelik yeni bir soygun
Kamu emekçi hareketi reformist önderlik engelini aşmak zorunda
EXSA işçisi direniyor
Sendika bürokrasisinin yeni manevraları karşısında sınıf sorumluluğu
“İş güvencesi” yasa tasarısı...
Bu devletin “adaleti” hep emekçi halkın beynini dağıtıyor!
CHP Kurultayı, düzenin çözümsüzlüğü ve devrimci önderlik sorumluluğu
Kürt illerinde devletin “insan hakları” seferberliği!
Ekim Gençliği’nden
“ON’lar birer yıldız gibi parladılar karanlığın içinde”
Onlarla zafere yürüyeceğiz!
Habip Gül anmasına karşı devlet terörü
“Devrimci onur işkenceyi yenecek!”
“Ailelerimize kalkan elleri kıracağız!”
Hücrelere karşı mücadele üzerine notlar
Basından seçmeler
Mücadele Postası...
 
Tüm yazılar





 
 
Ermeni soykırımı tasarısı ve
“hür” Türk medyası



Bir süre için geri çekildiği söylenen Ermeni soykırımı tasarısı, ABD meclisi uluslararası ilişkiler alt komisyonunda kabul edildi. Ermenistan meclisinde değil! ABD meclisinde, ABD vatandaşı milletvekillerinin komisyondaki çoğunluk oylarıyla kabul edildi.

Ama bu yeni gelişmeden ilk birkaç gün neredeyse hiç haberimiz olmayacaktı! Çünkü “hür” basınımız konuyu manşete çıkarmayı pek fazla tercih etmemişti. Halkın rağbet göstermediği kanallardaki haber programlarında bu gelişme inceden inceye tartışılıyor, değerlendiriliyordu. Ve haber yapıldığı kadarıyla da, tekelci basının manşetlerinde ne ABD’ye karşı intikam yeminleri vardı, ne de halka protesto ve boykot için sokaklara çıkma çağrısı!

Böyle bir gelişme karşısında, gericiliğin sol maskeli temsilcilerince “İkinci kurtuluş savaşının öncü ve zinde gücü” olduğu iddia edilen ordu, yanısıra MGK, yuvarlak laflar etmek yerine, neden ABD’yle, ABD uşağı İsrail ile, Pentagon’la, CİA ve MOSSAD ile bütün açık ve gizli ilişkilerini keseceğini kamuoyuna ilan etmemektedir? Neden ABD mallarına karşı boykot başlatılmamaktadır? Neden silah ihalelerinin iptal edildiği açıklanmamaktadır? Neden tüm ABD üslerini kapatmamaktadır! Neden Irak’la ilişkileri sıcaklaştırmak vb. göstermelik numaralarla yetinmektedir?

Devletin polis şefleri, Mc Donald’s muhalefetini hoşgörürken, ABD bayrağı yakan eylemcilerin kafasında neden cop kırmaktadır?

Koç’lar, Sabancı’lar ve diğer sermaye tekelleri, gerekirse ABD sermayesiyle ortaklıklarına son vereceklerini neden ilan etmemektedirler?

Sözde anti-emperyalist olan islamcı kılıklı gerici basın bile neden bu konuda devrimcilere karşı yaptığı gibi “kan kusmak, zehir saçmak” yerine “akıllı uslu” muhalefet etmektedir?

PKK’yi bile “Ermeni uşağı” olmakla suçlamaktan geri durmayanlar, ABD’ye karşı neden seslerini çıkarmıyorlar, seslerini yalancıktan çıkardıklarında ise neden bunu eyleme dökmüyorlar?


Uşak efendisinden sopa yemenin acısını
Ermeni halkından çıkarmak istiyor!

ABD emperyalizmine, efendilerine, ortaklarına karşı çıkartmadıkları sesi, göstermedikleri nefreti ise Ermeni halkına karşı gösteriyorlar. İşçi sınıfı ve emekçileri dün Kürt halkına karşı kışkırttıkları gibi, şimdi de Ermeni halkına karşı kışkırtıyorlar. Ermenistan burjuvazisi de aynı kendileri gibi ABD’nin emrinde ve hizmetinde olmasa, hiç durmayacaklar, sınır ötesi operasyon ile Ermeni halkının kanını bir kez daha dökecekler. ABD müsaade etse, bu devlet “onurunu” ve “kişiliğini” dosta düşmana bir kez daha kanıtlayacaklar! Aynen Kuzey Irak’ta Kürt halkının, hem de sivillerin kanını döktükleri gibi. Ve eğer mümkün olsa, bu işi her zaman olduğu gibi ABD emperyalizminin silahlarıyla yapacaklar!


Cumhuriyet-SA’nın redaksiyon
şefi Sakıp Sabancı mı?

Ama haklarını yemeyelim! “Hür” medyanın bir bölümü konuyu manşetten “haber” yaptı. Bunlardan biri de Cumhuriyet gazetesiydi. Yani yeni ismiyle Cumhuriyet-SA gazetesi. Cumhuriyet’in kazanımlarının çağdaş savunucusu olduğunu iddia eden bu gazetenin kemalist yazarları, tam da kendilerinden beklendiği gibi, 9 sütuna manşet atıp konuyu siyah puntolarla haber yaptılar (Cumruriyet, 4 Ekim 2000)

Aynen şöyle: “Ermeniler tasarıyı meclisten geçirdi”. Bu manşeti uzaktan görenler, tasarının Ermenistan meclisinden geçirildiğini sanacaklar!

Biz inanıyoruz ki, Cumhuriyet’in kazanımlarının “tavizsiz” savunucusu ve bağımsızlığın “tutarlı” savunucusu kemalist yazar kadrosu bu haberi “Ermeni soykırım tasarısı ABD meclisinden geçti!” şeklinde yapmışlardır. Ama Cumhuriyet-SA gazetesinin baş redaktörü bunu “Ermeniler tasarıyı meclisten geçirdi!” diye düzeltmiştir!

Ya da kimbilir, Cumhuriyet-SA’nın kemalist yazarları, “çağdaş” kemalistler oldukları için, bizzat kendileri manşeti böyle atmışlardır. Bunun Sabancı’nın patronluğuyla bir ilgisi yoktur. Çünkü çağımız, çürümüş, kokuşmuş ve kendisi can çekişirken, dünya işçi sınıfı ve ezilen halklarının canına okuyarak ayakta durmaya çalışan emperyalizm çağıdır. Ve bu çağda Türkiye gibi sermaye iktidarının payına düşen emperyalizmle işbirliği, uşaklık ve köleliktir. Türkiye kapitalizminin kanlı sömürü çarkları, sırtını emperyalizme ve ABD’ye dayamadan dönememektedir. Ve sermayenin “çağdaş” kemalist temsilcileri nihayet bu gerçeği yavaş yavaş idrak etmektedirler. Belki de içlerinde bir kısmı, “çağdaşlığı”, “aydınlığı”, “eşitliği” “kardeşliği”, “ilericiliği”, “devrimciliği”, gelinen yerde iliklerine kadar çürümüş, kokuşmuş ve yıkılmayı çoktandır bekleyen bir düzenin içinde aramaktadırlar.