ARSIVANA SAYFA
 
7 Ekim '00
SAYI: 37
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Filistin deneyiminin dersleri, Kürt halkı için paha biçilmez değerdedir
Sırbistan’da hükümet darbesi
Demokrasi yönelimi adına pazarlanan “saygın hukukçu”
Ermeni soykırımı tasarısı ve “hür” Türk medyası
“Öteki Türkiye”nin değil tekelci sermayenin sözcüsü
İşçi ve emekçilere yönelik yeni bir soygun
Kamu emekçi hareketi reformist önderlik engelini aşmak zorunda
EXSA işçisi direniyor
Sendika bürokrasisinin yeni manevraları karşısında sınıf sorumluluğu
“İş güvencesi” yasa tasarısı...
Bu devletin “adaleti” hep emekçi halkın beynini dağıtıyor!
CHP Kurultayı, düzenin çözümsüzlüğü ve devrimci önderlik sorumluluğu
Kürt illerinde devletin “insan hakları” seferberliği!
Ekim Gençliği’nden
“ON’lar birer yıldız gibi parladılar karanlığın içinde”
Onlarla zafere yürüyeceğiz!
Habip Gül anmasına karşı devlet terörü
“Devrimci onur işkenceyi yenecek!”
“Ailelerimize kalkan elleri kıracağız!”
Hücrelere karşı mücadele üzerine notlar
Basından seçmeler
Mücadele Postası...
 
Tüm yazılar





 
 
Kızıl Bayraktan...


Ulucanlar katliamının yıldönümü etkinlikleri sürüyor. Bu çerçevede, TAYAD, TUYAB ve Hücre Karşıtı Platformlar’ın örgütlediği mezar anmaları ve protesto gösterileri gerçekleştirildi. Hücre karşıtı mücadelenin parçalı ve sınırlı tablosu bu etkinliklerde bir kez daha görüldü. Özellikle sokak etkinliklerine katılımda belirgin zayıflığın, en kısa zamanda aşılması gereken bir sorun olarak önümüzde durduğu açık.

Etkinliklerin bundan sonraki aşamasında, Ankara Aydın ve Sanatçı Girişimi’nin organizasyonuyla düzenlenen ve çok sayıda DKÖ ve sendikanın desteklediği hücre karşıtı miting var. 14 Ekim’de Kızılay’da yapılacak mitinge katılım büyük önem taşıyor.

Ulucanlar katliam davasının görüleceği 24 Ekim günü ise, yine Ankara’da kitlesel protesto gösterilerine hazırlanılıyor. 24 Ekim’de yargılayanları yargılamak için tüm gücümüzle hazırlanmamız gerekiyor.

Ulucanlar davasının ve hücre saldırısının seyrini belirlemede, “içeri”nin tutumu kadar, “dışarı”nın gücünün de etkili olduğunu unutmadan, hücre karşıtı mücadeleyi yoğunlaştırmak için görev başına...


***

Hücre saldırısı, bugün, düzen-devrim çatışmasının merkezine oturmakla birlikte, sınıf devrimcileri, çatışmanın asıl zemininin ve son tahlilde de belirleyici olanının, iki sınıf arasındaki çatışma olduğunu unutmaz. Bu nedenle, hücre karşıtı mücadeleye yoğunlaşırken, sınıf hareketine müdahale görevlerini de ihmal etmezler.

Yoğunlaşarak süren ekonomik-sosyal yıkım programının sınıf ve kitle hareketinde biriktirdiği isyan tohumlarını büyütmek ve mücadeleye örgütlemek görevi, hücre saldırısına karşı mücadele görevlerimizden bağımsız ele alınamaz. Birinde ne kadar başarı kaydettiğimiz diğerindeki başarımızın da belirleyeni olacaktır.


***

Önümüzdeki süreçte yüklenmemiz gereken bir başka gündem de, birbiriyle çakışan Ekim Devrimi ve Parti kuruluşunun yıldönümü etkinlikleridir.

Emperyalizmin global saldırganlığı karşısında kitlelerin yeniden yüzünü sosyalizme çevirmeye başladığı bir süreçte, Ekim Devrimi ve onun şahsında sosyalizmin propagandası önemini daha da artırmış bulunuyor.

Komünist işçi partimizin kuruluşu ve Ekim Devrimi’nin yıldönümü, bu ikisinin aynı sürece rastlaması, programımız üzerinden sosyalizmin özgün propagandasının doğal zeminini de oluşturmuş bulunuyor.

Komünist militanlar, önümüzdeki sürecin tüm bu görev ve sorumluluklarını, birbiriyle bağlantısı içinde ve biribirini destekleyecek-güçlendirecek şekilde ele almasını bileceklerdir. Ekim Devrimi’nin ve partimizin komünist önderlerine layık olmanın, onların mirasını sahiplenmenin yolu budur...