30 Ağustos '03
Sayı: 34 (124)


  Kızıl Bayrak'tan
  Tezkereyi çıkarabilmenin riski ortada kaldı
  Kürt-Türkmen çatışması mı, Ortadoğu'yu Balkanlaştırma girişimi mi?
  Kapitalizm savaş demektir!
  ABD Irak'ta uluslararası güç istiyor...
  23 Ağustos Ankara eylemi..
  Reformist barikat devrimci mücadele programıyla aşılacak!
  Devrimci önderlik boşluğunu dolduralım!
  Colin's direnişi üzerine...
  Colin's direnişi ile ilgili zorunlu bir açıklama
  Fabrikalardan...
  Genel grev için hazırlanmlıyız!
  Direnişteki Pirelli-Ekolas işçileri: "Direnişimiz tüm işçi sınıfının direnişidir"!
  Direnişçi Pirelli-Ekolas işçileriyle konuştuk...
  Emperyalist savaş karşıtı platform çalışmaları üzerine...
  Esenyurt İşçi Bülteni'nden...
  Kölelik yasası uygulamaları...
  ABD'nin Liberya fiyaskosu
  Filistin direnişi emperyalist-siyonist planları boşa çıkarıyor
  ABD, Güney, Türkmenler ve TC...
  ABD bataklığa saplanıyor
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Direnişçi Pirelli-Ekolastik işçileriyle konuştuk...

“Direne direne kazanacağız!”

- Gazetemiz işçi sınıfının gazetesidir. Gazetemiz aracığıyla işçi ve emekçilere söylemek istediğiniz bir şey var mı?

1. işçi: Tüm Türkiye’deki işçi kardeşlerimle birlik olursak hiçbir gücün bizi yenemeyeceğini söylemek istiyorum.

- Yaşam koşullarınız nasıl?

1. işçi: Evliyim ve üç çocuğum var. Çocuğumun biri Karamürsel’de okuyor, işitme engelli. Diğeri Kandıra Meslek Lisesi’nde okuyor. Diğerini de bu sene okula vereceğim. Eşim kaza sonucu sakat kaldı ve burada bir tek ambulans vermediler bana. İstanbul’dan ambulans için 170 milyon para istediler. 230 milyon asgari ücret alan birisi 170 milyon ambulans parası verebilir mi? Böyle bir şirkette çalışıyoruz.

- Geçenlerde Kocaeli gazetesinde bir haber yayınlandı. Siz bu eylemi İtalya’ya da taşımayı düşünüyormuşsunuz. Sonuçta biz şunu biliyoruz; İzmit’te örneğin Carrefour, Sabancı’nın yabancı sermaye ile işbirliği yaparak oluşturduğu bir şirket. Pirelli’nin de böyle bir konumu var. Biz diyoruz ki, işçi sınıfı her yerde işçi sınıfıdır, her yerde horlanan, ta ki kendi geleceğini kendi eline alıncaya kadar ...

1. işçi: Brezilya’da “Topraksız İşçiler Hareketi”nin temsilcisi geldi. Onlarla da aynı şeyi görüştük. Dünya işçileri her yerde aynı. İtalya’da bir işçinin maliyeti Pirelli’ye 41 bin dolar. Burada kadrolu işçinin maliyeti dahi 13 bin dolara geliyor. Biz ise onlardan üç-dört kat az alıyoruz. Dün İtalya’dan bir bayan geldi, ona sorduk; orada sendikalı ile taşeron işçinin maaşının aynı olduğunu söyledi.

- Tüm bu sorunların nedeni bu sömürü düzenidir. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? İşçi sınıfının geleceği hangi düzendedir?

1. işçi: İşçi sınıfı birleşmedikten sonra ezilmeye mahkumdur. Benim buradan bütün işçi arkadaşlarıma, emekçilere bir sözüm var; gelin birlik olalım, yoksa bu düzeni kovamayız ülkemizden.

- Peki bu düzeni kovduk. Ne getireceğiz yerine?

1. işçi: Herkesin insanca, kardeşçe yaşayacağı bir düzen olsun. Sosyalizm olsun. Taşeron işçisinin Pirelli’de hiçbir güvencesi yok. Herşey müdürün dudakları arasında. Arkadaşlar yemekten çıkıyor, sigaraları bitmiyor, kapının önünde oturuyorlar. Onların oturduğunu görüyor bekçi. Çağırıyorlar, elbiselerini bile dışarıda veriyorlar. Bu kölelik değilde nedir? Kölelik belki de bundan daha iyiydi. Bu kadar adilik, şerefsizlik olmaz! 16 saat bir işçi çalışabilir mi, buna can dayanır mı?

Belli bir kota koyuyorlar yüklemeci arkadaşlarımıza, mesela metre küp hesabı iş yaptırıyorlar. 4 kişi 350-400 metre küp lastik yükleyecek, 8 saatte 4 tır eder. Şimdi bir kişinin yerine beş işçi aldılar. Onları da kandırıyorlar, ileride kadroya geçersiniz diye. Bu adi düzen değişsin istiyorum ben.

- İşten atma ile birlikte evde neler değişti?

1. işçi: Evde aç kalıyorduk, kuru ekmekle geçiriyorduk, şimdi onu da kestiler. Ama eşim sağolsun. Benim eşim “gerekirse ben çalışacağım, ama benim eşim orada direnecek” dedi.

2. işçi: Diğer ülkelere göre bizim toplumumuzun bazı dayanışma örnekleri var. Çevreden olsun, komşulardan olsun belli bir sürece kadar destekleri var. Ailelerin, dışardaki insanların destekleriyle bu gemiyi yürütmeye çalışıyoruz. Dışarıdan pek destek almamaya çalışıyorduk. Şimdi dışarıya da yöneldik, dışarıdaki insanların bize destekleri oluyor. Bu iş sonuçlanıncaya kadar böyle devam edecek.

Yalnız şunu öğrendim burada. Çoğumuzun siyasi partilere üyeliği oldu. Şunu gördüm ki, insanların düşündükleri gibi değil bazı şeyler. Bazı siyasi liderleri ya da logoları ateist olarak nitelendiriyorduk, ama konumlar çok farklıymış. Bu 20-25 gün içinde onları gördük, dayanışma çok farklıymış. İşçi dayanışması daha değişik oluyormuş. Bunların içine girmediğimiz için bilmiyorduk. Ama insan yaşayarak daha büyük deneyim kazanıyor, okuyarak olmuyor bu işler. Bundan sonra bazı şeyleri ona göre değerlendireceğiz. İnsanların fikirleri değişti. Buradaki insanların çoğu bir siyasi partiye kayıtlı, ama o insanlar üyesi olduğu partilerden destek göremiyorlar. Ama hiç ummadığın insanlar gelip sana destek veriyorlar. Bunlar bizim için bir tecrübe.

- Siz ne düşünüyorsunuz?

3. işçi: Türkiye bir hukuk devleti diyorlar. Hukuk işliyor diyorlar. İşliyorsa buyursun gelsinler, işletsinler. Bir yasa çıkartıyor devlet, iş güvencesi yasası, sendikalı olduğu halde işçi işten çıkartılmayacak diyor. Biz bu yasaya güvendik, sendikaya üye olduk, ertesi gün işten çıkartıldık. Bu yasayı çıkartanlar kimlerse, gelsinler bize sahip çıksınlar.

1. işçi: Bu Ekolas direnişi Türkiye’de bir ilk, taşeron firmalar arasında bir ilk, tarihe geçecek. Biz de tarihe geçmek için elimizden geleni yapacağız. Sadece kendimizin değil, Türkiye’deki taşeron firmalarında çalışan işçi arkadaşlarımızın hakkını da arıyoruz biz burada. Tüm arkadaşlarım bunun bilincinde. Bir ilki başaracağız. Sonuna kadar sürdüreceğiz. Ölmek var dönmek yok!

3. işçi: Türkiye’de bu yasadan sonra ilk olacak bu direniş ve biz ilk olarak Kocaeli’nde başlatmış olduk. Bütün arkadaşların bize göz dikmelerini, kulak vermelerini istiyoruz. Bu işi bir an önce ilgili makamların çözmesini bekliyoruz. Sonuna kadar direneceğiz. Haklıyız, haklı olduğumuz bir yoldan kesinlikle dönmeyeceğiz, bütün arkadaşların kararı budur. Direne direne kazanacağız.

4. işçi: Yeni çıkarılan bir yasaya uyduk, eğer bu yasaya uymak suçsa biz bu suçu işlemeye devam edeceğiz, sonuna kadar da direneceğiz. İşi takip edeceğiz, gereken yerlere başvuracağız, ben inanıyorum ki sonunda bu işi başaracağız. Tüm arkadaşlarla birlikte sendikaya üye olduğumuz için işveren bizi kapı dışarı etti. Eğer sendikaya üye olmak suçsa biz bu suçu işlemeye devam edeceğiz.

- Direnişin hukuki boyutu hakkında bilgi verir misiniz?

Örgütlenme uzmanı: İşverenin yaptığı bu işlem 4857 sayılı iş yasasının 29. maddesine aykırı bir işten çıkarma. Toplu işten çıkarmalarda bir ay öncesinden bakanlığa bildirmek zorunda. Bunları yapmadı. Yine 17. ve 18. maddedeki koşullara uymadı, hangi maddeye dayandığını göstermedi, işten çıkartırken. 2822 sayılı kanuna göre yasadışı lokavt yaptı. Buna dair iş mahkemesine tespit davası açtık, savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Artı işe iade davası açtık. Olayın hukuki boyutu bu. Burada hukuki boyuttan çok mücadele önemli. Çünkü hukuki olarak işin sonucunda varacağımız nokta; işverenin anayasal sendikalaşma hakkını, en temel insan hakkını parayla satın alması olacak ama işe iadeyi vermiyor. Oysa buradaki mücadelenin temel istemi işe tekrar geri dönmek, sendikanın kabul edilmesi. Mevcut kölelik yasasına rağmen, işveren yanlısı hükümlerine rağmen, o yasayı bile hi&ccedi;e sayarak böylesine pervasızca işten çıkardılar. O yasanın bazı maddelerine bile uymadılar. Kölelik yasasına göre bile biz haklı durumdayız. İşyerinde tespit yaptırdık, çıkartılan işçilerin yerine yeni işçi alınmış. Ama yasal olarak sonunda varacağımız nokta, bizim alacağımız tazminattır. Böylece işçinin sendikalaşma hakkını işveren parayla satın almış oluyor. Oysa bizim burada temel talebimiz tazminat almak değil işe geri dönek, sendikanın kabul edilmesi. Bunun yolu da mücadeleden geçiyor.

2. işçi: Çocuklarım üniversiteye gidecek ve ben onların giderlerini nasıl karşılayacağımı bilmiyorum. Ben Pirelli’ye on yılımı verdim, beni çok kullandılar. Meydancı olarak her sorumluluğu üstüme yüklediler. Sanki Nazi kampındaydık. İnsanlık dışı olaylarla karşılaştım. O kadar çok iş verildi ki bana, altından kalkmak mümkün değil. Şimdi düşünüyorum, ben bunları haketmedim. On yıldır çalışıyordum ve 3,5 yıl boyunca sigortasız çalıştırdılar. Sigortalı olmadığım için çocuğumu hastanede rehin koydular. Gittim konuştum, ama benden önce başkalarına sigorta yaptırdılar. 6 nüfusa bakıyorum, aldığım 225 milyon maaş. İki çocuğum üniversitede, birisi endüstri meslek lisesinde, ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. Biz bunları haketmedik. Canımızı verdik, çalıştık burada.

İşten atıldığımızın ertesi günü otobüsle geliyoruz, bizi otobüste alıkoydular. Jandarma geldi bizi karakola götürdü, oradan savcılığa götürdüler. Ama biz onları suçlu duruma düşürdük.

- Diyelim ki işe geri döndünüz. Direnişte olan işçilerden birini patron bir şeyi bahane ederek işten attı. Tekrar böyle bir birliktelik sergileyecek misiniz?

3. işçi: O zaman örgütlü olacağız, mesela sendikamızla içeri girdiğimiz zaman daha örgütlü çalışacağız, daha insanca çalışacağız. Birimize bir şey olduğu zaman anında eylem yapacağız. İşi bıraktığımız zaman yerimize çalıştıracak kimseyi bulamayacaklar.

SY Kızıl Bayrak/İzmit