21 Haziran'03
Sayı: 24 (114)


  Kızıl Bayrak'tan
  Kuşatmayı yarmak için öncü ve devrimci işçiler bir adım öne çıkmalıdır!
  Kamu TİS'leri sürüyor...
  Uğur Ziyal'ın ABD ziyareti ve ötesi...
  ÇEAŞ ve Kepez elektrik operasyonu
  Özelleştirme yağma ve talandır!
  KESK bölge mitingleri...
  Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu araştırmasını bitirdi...
  Irak'ta işgal karşıtı direniş büyüyor...
  "Yol haritası" şimdiden iflas etti!
  Savaş kundakçılarının yeni hedefi İran!
  İran: İç dinamikler ve emperyalist hesaplar
  İşçi hareketinin sorunları ve müdahale sorumluluğu
  Ünifil'de sendikalaşmaya karşı işten atmalar ve işçilerin iş bırakma eylemi
  İşçi ve emekçi eylemlerinden...
  Teslimiyetçi bir liberalin "genel af" hayali ve kuyrukçu argümanları
  Burjuvazi sömürü ve saldırıda tatil yapmıyor...
  Geleceğine sahip çık!
  Fransa'daki büyük kitle hareketliliği hız kesiyor...
  ABD, Ortadoğu ve Filistin...
  Etkinlik ve faaliyetten...
  Fantezi fabrikaları
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
ÇEAŞ ve Kepez’e el konulmasıyla bir kez daha görüldü...

Özelleştirme yağma ve talandır!

1993 yılında özelleştirilerek işletme hakları Uzanlar’a devredilen ÇEAŞ ve Kepez Elektrik şirketlerine devletçe yeniden el konuldu.

Hükümet el koyma gerekçesi olarak bu şirketlerin yaptığı usulsüzlükleri öne sürse de, gerçek nedenin Uzanlar’ı frenlemek olduğu açık. Fakat bu arada yaşanan dalaşma sayesinde kirli çamaşırlar da ortaya döküldü. Kamuoyu, ÇEAŞ ve Kepez Elektrik’te yaşanan pek çok şeyi öğrendi, özelleştirmenin kime hizmet ettiğini, ne tür sonuçlara yol açtığını bir kez daha bütün açıklığıyla görme imkanı buldu.

Bir özelleştirme klasiği

Hükümet yetkililerinin söylediklerinden şunları çıkartıyoruz. Uzanlar yapılan sözleşmenin hiçbir maddesine uymamışlar. Sadece işletme hakkına sahip oldukları halde santralleri, iletim ve dağıtım tesislerini kendi malları gibi kullanmışlar. Yeni kamulaştırılan yerlerin tapusunu hazineye değil kendi üzerlerine yapmışlar. Kamuya ait santrallerden elektrik enerjisi aldıkları durumlarda bunun fiyatını kendi kafalarına göre belirlemişler. İşlerine gelmeyen, yatırım gerektiren tesisleri devralmamışlar. Kamu kuruluşlarına ödemeleri gereken paraları ya geciktirmişler ya da hiç ödememişler.

Uzayıp giden listeye biz de eklemeler yapalım. Özelleştirildiği günden itibaren bu işletmeler çalışanlar için tam bir sömürü cehennemine dönmüş. Buralardaki sendikal örgütlenme tasfiye edilmiş. Esnek çalışma ve taşeronlaştırma hakim kılınmış. Pek çok işçi haftada 9 kişilik gruplar halinde işten atılmış.

Sonuç olarak; Uzanlar hem bu iki şirketi, hem de özelleştirme yoluyla devraldıkları diğer işletmeleri sözleşmelerde yazılı olan kurallara göre değil bütünüyle kendi çıkarlarına göre kullanmışlar. Tam anlamıyla buralarda babalarının çiftliği gibi davranmışlar.

Peki bütün bunlar olurken, bu şirketleri özelleştiren devlet ne yapmış. Tabii ki hiçbir şey. Daha farklı bir şey beklenmediği, bütün bu yağma ve talan sermaye tarafından çok doğal karşılandığı için, hükümetler de kıllarını kıpırdatmamışlar. Özelleştirmenin pisliğinin çok fazla dökülüp saçıldığı zamanlarda gönderilen bir iki müfettişle, açılan birkaç göstermelik soruşturmayla herşeyin üstü kapatılmış, yağma ve talan devam etmiş.

ÇEAŞ ve Kepez’de yaşananlar daha önce de benzerleri yaşanan ve artık klasikleşen bir özelleştirme öyküsüdür. En değerli kamu kuruluşları üç kuruş karşılığında sermaye gruplarına devredilir. Sermaye ele geçirdiği zenginlikleri yağmalamak için ne gerekiyorsa yapar, büyük vurgunlar vurur. Geriye kalan posayı da gerisin geri devlete iade eder. Önce özelleştirilen, bir süre sonra da yeniden el konulan kamu işletmelerinin, bankaların sayısını sayısı giderek kabarmaktadır. Elbette ki tüm bunların faturasını da işçi ve emekçiler ödemektedir.

Özelleştirme ve yeniden el koyma politikaları bir bütündür. Amaç, sermayeye daha fazla kaynak aktarmak, sermaye gruplarına yeni sömürü, yağma ve vurgun alanları sağlamaktır. PETKİM, TEKEL, TÜPRAŞ ve SEKA özelleştirmeleri de başka bir şeye hizmet etmeyecektir.

İşçi ve emekçiler mücadeleyi yükseltmeli, bu yağma ve talana daha fazla izin vermemelidir.

Özelleştirme İdaresi tarafından
Rumeli Grubu’na (Uzanlar’a) devredilen şirketler

Kuruluş adı Satış yılı
1- Bartın Çimento 1993
2- Çukurova Elektrik 1993
3- Ergani Çimento 1997
4- Gaziantep Çimento 1992
5- Gümüşhane Çimento 1996
6- Kepez Elektrik 1993
7- Ladik Çimento 1993
8- Lalapaşa Çimento 1996
9- Şanlıurfa Çimento 1993
10- TOE - 1. satış 1993
TOE - 2. satış 2000
11- Trabzon Çimento 1992
12- Van Çimento 1996
13- Metaş 1995



Elektrik Mühendisleri Odası’nın açıklamasından...

ÇEAŞ, KEPEZ ve son yirmi yıllık enerji politikalarının iflası

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bugün Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik arasında imzalanan imtiyaz sözleşmelerinin iptal edildiğini ve işletilen tesislere de el konulduğunu açıkladı. Bu açıklamayla on yıldan beri süren ve Elektrik Mühendisleri Odası (EMO)’nın da başından beri üzerine gittiği bir kamu yağması ve hukuksuzluk süreci son aşamaya gelmiş oldu.

(...)

Yirmi yıldan beri aynı politika!

Elektrik Mühendisleri Odası yirmi yıldan beri, Türkiye’de yürütülen enerji politikalarının yanlışlığını, bu uygulamaların ülkemizi batağa sokacağını, dışa bağımlı hale getireceğini, kamu kaynaklarının yağmalanacağını ve elektrik fiyatlarının fahiş hale geleceğini söylemiştir. Ancak yurtdışından ve uluslararası sermaye kuruluşlarından gelen ses dışında kulaklarını herşeye tıkayan gelmiş geçmiş hükümetler, EMO’yu duymamayı tercih etmiştir. AKTAŞ, Beyaz Enerji operasyonu, doğalgaz rezaleti, Enerji bakanı Hilmi Güler’in ülkenin enerji alanında soyulduğuna ilişkin demeçleri, şimdi de ÇEAŞ ve Kepez EMO’nun hiç de yabancısı olmadığı sorunlardır.

Biz haklı çıkmaktan bıktık ama ülkeyi soymaya kararlı olanlar cesaretlerinden bir şey kaybetmediler.

ÇEAŞ ve KEPEZ bundan sonra kamu işletmesi olarak kalmalı ve öyle yönetilmelidirler. İlkemizin enerji alanını tam bir batak haline gelen politikalar bir an önce terkedilmeli, enerji alanı yeniden tam anlamıyla kamuya devredilmelidir. Bugün yapılmaya çalışılan düzeltmeler, politikalar köklü bir biçimde değişmediği sürece işe yaramayacaktır. Hükümet sonucu değil, bu sonucu yaratan nedeni tartışmadan enerji alanında çözüm üretemeyecektir.

16 Haziran 2003



Özelleştirmeye karşı eylemler sürüyor!

Petkim’in özelleştirilmesine karşı eylemler sürüyor. 17 Haziran günü Petrol-İş Sendikası üyesi Petkim ve Tüpraş işçileri Aliağa’da eylem yaptılar. Sabah saatlerinde işyerlerinin önünde toplanan 2 bini aşkın işçi buradan AKP Aliağa ilçe binasına yürüdü. Alkış ve sloganlarla yürüyen işçiler yürüyüş güzergahını trafiğe kapattı.

Eylemde konuşan Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı İbrahim Doğangül;“Şimdiye kadar yapılan özelleştirmelerin hepsinin birer soygun olduğunu ve bu özelleştirmelerin hepsinde şaibe olduğunu” söylerek, “Petkim ihalesi de şaibelidir. Hükümet bu şaibeli ihlaleyi halka ve işçilere açıklamak durumundadır, kurumları kime satarlarsa satsınlar, sonuçta hepsi aynı. Biz özelleştirmenin kendisine tümden karşıyız” dedi.

İşçiler daha sonra alkış ve sloganlarla işyerlerine döndüler. Eylem nedeniyle Petkim ve Tüpraş’ta üretim yapılmadı.

15-16 Haziran Direnişi’nin 33. yıldönümü nedeniyle Aliağa’da etkinlikler düzenlendi. Petrol-İş ve Eğitim-Sen’in organize ettiği etkinliklerde panel ve müzik dinletisi gerçekleştirildi, Petkim işçilerinin hazırladıkları “Yeniden 15-16 Haziranlar’a!” adlı oyun sergilendi.

SY Kızıl Bayrak/İzmir



TEKEL işçisi özelleştirmeye karşı
direnişe hazırlanıyor

Özelleştirme saldırısının hedefinde bulunan TEKEL işçileri yaptıkları eylemlerle bu saldırıya karşı direneceklerini gösteriyorlar. 13 Haziran günü ülke çapındaki TEKEL işletmelerinde fabrikaları bir gün boyunca terketmeme eylemi yapan TEKEL işçileri, İzmir’de de yaptıkları eylemlerle kararlılıklarını dile getirdiler. Alsancak’taki TEKEL Yaprak Tütün işletmesinde fabrikayı terketmeyen TEKEL işçileri 14 Haziran sabahı eylemi bitirmeden önce kitlesel bir basın açıklaması yaptılar.

Yaklaşık 1000 kişinin katıldığı eyleme, aynı saldırının diğer hedefi durumundaki PETKİM işçileri de servis araçlarıyla eylem yerine gelerek bu saldırıya karşı birlikte direnileceğini gösterdiler. Özelleştirme karşıtı sloganların atıldığı eylemde, mücadelenin devam edeceği belirtilerek fabrikayı terketmeme eylemine son verildi.

SY Kızıl Bayrak/İzmir