14 Haziran'03
Sayı: 23 (113)


  Kızıl Bayrak'tan
  15-16 Haziran sendika ağalarına rağmen yaratılır!
  Özelleştirmeye karşı birleşik, etkin ve militan bir mücadele için...
  Cumhurbaşkanı "kölelik yasası"nı hukuka uygun buldu!
  İzmit mitinginde binler haykırdı...
  İzmit mitinginde işçilerle konuştuk...
  Petkim işçileri Ankara'ya yürüdü
  Sağlık işçilerinden Almanya'daki grevci metal ve çelik işçilerine...
  19 Aralık katliamı ve üstü örtülemeyen gerçekler
  BEKO'da esnek çalışma oturtuluyor
  Kamu TİS'leri devam ediyor...
  Filistin halkı "yol haritası" adlatmacasına kanmıyor...
  Haydutların maskesi düştü!
  Kölelik yasasına karşı örgütlenmeye, birleşik mücadeleye!/2
  Yolsuzluk düzeninde yosuzluk soruşturması!
  Ekim Gençliği'nden...
  Bültenlerden...
  Onurlu kavgamızın namuslu kalem işçileri: Nazım Hikmet, Ahmed Arif, Orhan Kemal...
  "Genel af kampanyası"
  Ulusal kurtuluş sorunu ve çözüm seçeneği
  İşçi Kültür Evleri'nden açıklama:
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Filistin halkı ‘yol haritası’ aldatmacasına kanmıyor...

Ortadoğu’da barış anti-emperyalist ve
anti-siyonist mücadele ile mümkün olabilir!

Filistin direnişi tasfiye edilmeden Ortadoğu’da istediği düzenlemeyi yapamayacağını bilen Beyaz Saray’a hakim çete, Irak işgalinden hemen sonra bu soruna el attı. Barışa giden yol adı altında “yol haritası” planını sunan haydutbaşı Bush oldu. Sadece planı sunan kişiye bakarak bile yapılmak istenen işin Filistin halkının yararına olmadığını anlamak mümkün.

Bush’un, Şaron ile Abbas’ı Ürdün’ün Akabe kentinde biraraya getirmesi basında, “barış yolunda olumlu adımlar atıldı” türünden başlıklarla yeraldı. Özellikle kasap Şaron’un sarfettiği kimi sözler abartılı bir şekilde yansıtıldı. İsrail’in “işgalci” olduğunu kabul etmesi, Filistin devletinin kurulmasından yana olduğunu söylemesi, öne çıkartılan ifadeler oldu. İnkarcı siyonistlerin başını çeken Şaron daha önce bu tür açıklamalarda bulunmamıştı. Hatta Filistin devletinin Ürdün’de olduğunu iddia edip bütün Filistinliler’i bu ülkeye sürmek gerektiğini de açıktan savunuyordu.

Samimiyeti bir yana, Şaron’un “yol haritası” planının başarıya ulaşması için bu tür sözler sarfetmesinde şaşılacak bir şey yok. Zira Bush’un bu işi ciddiye aldığı açık. Filistin direnişi, ABD için mutlaka aşılması gerek bir engel kabul edildiği için bu soruna önem vermesi de kaçınılmaz. Bush-Şaron yakınlığı dikkate alındığında, Beyrut kasabının açıklamalarını bu yakınlıktan bağımsız düşünmek mümkün değil.

Şaron’un İsrail meclisinde protesto edilmesine neden olan bu sözlerinin pratik yaşamda hiçbir karşılığı yoktur. Şaron’u bile yuhalayacak kadar ırkçı kesimlere (bunların çoğu kendi partisi Likud’un milletvekilleriydi) karşı kendini savunan Şaron, “Hiçbir Filistinli mültecinin İsrail’e dönmesine izin vermeyeceklerini” yineledi. Filistin Başbakanı Mahmut Abbas’ın militanlara karşı önlem alması gerektiğini savunan Şaron, aksi takdirde barış yolunda ilerleme olamayacağına dair meclise güvence verdi. “Barış” yolunda ilerlemek için Abbas’ın önüne Filistin direnişini kırmayı şart koşan ırkçı yaklaşımın gerçek bir barışa katkı sunması elbette beklenemez.

Yasadışı Yahudi yerleşimlerinin yıkılacağına ilişkin açıklama ile bazı yerleşimlerin yıkıldığına dair haberler de bu sorunun gerçek boyutlarını örten bir şekilde ele alınıyor. Asıl sorun, Filistin’i bir kalbura çeviren, içinde yüzbinlerce ırkçı Yahudi’nin yaşadığı “resmi” yerleşimlerdir. Siyonistlerin amacı az sayıda “yasadışı” yerleşim (bunların büyük çoğunluğu Şaron’un başbakanlığı döneminde kurulmuştu) alanının yıkılması, geriye kalanların meşrulaştırılmasıdır. Bu yaklaşımdan da anlaşılacağı gibi, “yol haritası”, Filistin halkının yaşadığı temel sorunların çözümüne zerre kadar katkısı olmayan bir plandır.

Mahmut Abbas’ın içine düştüğü ikilem

Abbas’ın Akabe toplantısında yaptığı açıklamalar hangi noktaya savrulduğunu gösteriyor. Abbas, bu çelişkinin askeri bir çözümü olmadığını, İsrailliler’e yönelik terörizmi kınadıklarını, intifadanın silahlanmasını durdurmak için tüm kaynakları kullanacaklarını, bunun için herşeyi yapacaklarını söyledi. İsrail halkının çektiği acılardan da sözetmeyi ihmal etmedi. Oysa 50 yılı aşkın bir süreden beri bedel ödeyen, acı çeken, kitlesel bir şekilde katledilen, mülteci konumuna düşürülen Filistin halkı olduğu halde, ne Şaron ne de Bush bundan sözetme gereği bile duymadılar.

Abbas’ın Filistin halkının hiçbir somut kazanım elde etmeden, siyonist işgale karşı sürmekte olan direnişe son verilmesi anlamına gelen sözleri, Filistin direniş örgütleri tarafından tepkiyle karşılandı. Bunun üzerine Hamas, Abbas’la devam eden görüşmelerine son verdi. Yeniden başlamak için Abbas’ın Akabe’de verdiği sözleri geri almasını şart koştu. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, El Fetih’e bağlı El Aksa Şehitleri Tugayı ve İslami Cihad örgütleri de Filistin topraklarındaki işgal devam ettiği sürece direnişin de devam edeceğini açıkladılar.

İsrail ile Gazze Şeridi arasındaki Erez geçiş noktasındaki işgal askerlerine karşı gerçekleştirilen ortak saldırı (Hamas, İslami Cihad ve El Aksa Şehitleri Tugayı eylemi ortak üstlendi) direnişin devam edeceğine dair kararlılığı gösterdi. Eylem üzerine Abbas’a yüklenen İsrail yönetimi, Abbas’ın bir an önce harekete geçmesini, yani direnişçilere karşı saldırıya geçmesini istedi. Zira İsrail her fırsatta Filistinliler’i birbirine düşürmek için çaba harcıyor. “Şiddeti durdurmak için elimizden gelen herşeyi yapacağız” demesine rağmen Abbas, bu yönde atılacak bir adımın iç savaşa kadar varabileceğinin farkında. Bu konuda ihtiyatlı davranan Abbas, “Şiddete başvurmayacağını, hiç kimsenin kendilerini iç savaşa sürüklemesine izin vermeyeceklerini” açıklayarak, direnişçi örgütlerle göruml;şmelere devam edileceğine işaret etti. Zira Filistin’de iç çatışma, en uzlaşmacı kesimlerin bile kolay göze alabileceği bir şey değildir. Bu aşamada Abbas, birkaç kırıntı karşılığında siyonistlere teslim olma noktasına varacak uzlaşma arayışına girerek, İsrail baskısı ile Filistin direnişi arasına sıkışmış durumda

Bush’un çizdiği “yol haritası”
fiyaskoyla sonuçlanmaya mahkum!

4 işgalci askerin ölümüyle sonuçlanan Erez saldırısı ile Akabe toplantısına meydan okuyan Filistinli direnişçiler, Bush-Şaron patentli onursuz dayatmalara boyun eğmeyeceklerini gösterdiler (bu arada, işgal ordusu askerlerini hedef alan başka eylemler de oldu). Ayrıca eylemin üç örgüt tarafından üstlenilmesi de daha önce rastlanmayan bir durum. Bu da direnişi sürdürmekte kararlı olan örgütlerin ortak hareket etme yönünde bir eğilim taşıdıklarına işaret ediyor. Eylemle ilgili bir değerlendirme yapan Hamas sözcüsü El Rantisi, eylemin, “Filistin halkının direniş kararlılığının bir göstergesi” olduğunu söyledi. İslami Cihad lideri Muhammed El Hindi de, “Bu operasyon Akabe propagandasına rağmen, işgal sürdükçe direnişin de devam edeceğini gösteriyor” diye açıklama yaptı.

Abbas yönetiminin direnişçilere karşı saldırıya geçmemesi üzerine katliamlarına devam eden siyonist ordu, Hamas sözcüsü Abdülaziz El Rantisi’yi hedef alan bir füze saldırısı gerçekleştirdi. Saldırıdan yaralı kurtulan El Rantisi, yatağından yaptığı açıklamada bu saldırının intikamının mutlaka alınacağını söyledi. Cebelye mülteci kampına da Apaçi helikopterleri ile füze saldırısı gerçekleştiren işgalci ordu, bir günde 6 Filistinli’yi katletti, onlarcasını da yaraladı. Siyonist ordunun kuşatma ve ev yıkımları da devam ediyor.

Gelişmeler üzerine bir açıklama yapan haydutbaşı Bush, İsrail’e daha ihtiyatlı hareket etme tavsiyesinde bulunarak, “Ne olursa olsun barış sürecine devam edeceğiz” dedi. Filistin direnişini barışın düşmanı diye nitelendiren Beyaz Saray sözcüsü Scott McClellan ise, “Terörist altyapıyı yıkmak için ellerinden gelen herşeyi yapmaları gerektiğini” söyledi.

Görüldüğü gibi Filistin halkı iki tescilli katil -Bush ve Şaron- tarafından dayatılan teslimiyet tuzağına düşmedi. Öte yandan ise ne Şaron, ne de siyonistler vahşi icraatlarına göstermelik de olsa ara vermek niyetinde değiller. (Kudüs’te gerçekleşen son intihar eyleminin ardından tüm Filistin’de estirilen katliamcı terör bunun böyle olacağını daha şimdiden göstermiş bulunuyor). Bu da “barış için yol haritası” planın bir aldatmacadan ibaret olduğunu gösteriyor.

Buna rağmen Teksas’lı Bush, bu planın uygulanmasını çok yakından izleyeceğini söylüyor. Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice, yakınlarda basına verdiği bir demeçte, siyonistlere duyduğu derin hayranlığı ifade edecek söz bulmakta güçlük çekerek, Dışişleri Bakanı Colin Powell’dan “yol haritası”nın öncelikli konu olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Kendisinin de bir “sığır çobanı” kadar hassas bir şekilde süreçle yakından ilgileneceğini söyledi.

Teksas’lı kovboyların sığır çobanlığında uzman oldukları bir gerçek, ancak haydutbaşı, Ortadoğu’da barışı inşa etmenin sığır çobanlığıyla bir ilgisi olmadığını hesaba katamıyor.

Ortadoğu halkları onlarca yıldır barışa hasret yaşıyor. Emperyalist siyonist hesaplar/politikalar ise bir asırdır bu özlemin önündeki en büyük engeldir. Bu tarihsel özlemi gerçekleştirmek, ancak aradaki engelleri ortadan kaldırmakla mümkündür. Bu da bölge işçi ve emekçilerinin emperyalist/siyonist güçleri Ortadoğu’dan söküp atmasını zorunlu kılıyor.