14 Haziran'03
Sayı: 23 (113)


  Kızıl Bayrak'tan
  15-16 Haziran sendika ağalarına rağmen yaratılır!
  Özelleştirmeye karşı birleşik, etkin ve militan bir mücadele için...
  Cumhurbaşkanı "kölelik yasası"nı hukuka uygun buldu!
  İzmit mitinginde binler haykırdı...
  İzmit mitinginde işçilerle konuştuk...
  Petkim işçileri Ankara'ya yürüdü
  Sağlık işçilerinden Almanya'daki grevci metal ve çelik işçilerine...
  19 Aralık katliamı ve üstü örtülemeyen gerçekler
  BEKO'da esnek çalışma oturtuluyor
  Kamu TİS'leri devam ediyor...
  Filistin halkı "yol haritası" adlatmacasına kanmıyor...
  Haydutların maskesi düştü!
  Kölelik yasasına karşı örgütlenmeye, birleşik mücadeleye!/2
  Yolsuzluk düzeninde yosuzluk soruşturması!
  Ekim Gençliği'nden...
  Bültenlerden...
  Onurlu kavgamızın namuslu kalem işçileri: Nazım Hikmet, Ahmed Arif, Orhan Kemal...
  "Genel af kampanyası"
  Ulusal kurtuluş sorunu ve çözüm seçeneği
  İşçi Kültür Evleri'nden açıklama:
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Kamu TİS’leri devam ediyor...

TİS’leri kazanmak için görev başına!

Kamuda çalışan 400 bini aşkın işçiyi ilgilendiren TİS görüşmeleri 2003 başında başlatılmıştı. Yeni sermaye hükümeti de başından itibaren İMF’nin talimatlarını aynen uygulama yolunu tuttu. Politikanın esası, kamu işçilerinin ücret artışlarının reel olarak yüzde sıfır ile bağıtlanması ve sosyal hakların budanmasına dayanıyordu.

İMF son gözden geçirme denetiminde, hedeflenen enflasyon rakamı düzeyinde bir ücret artışının uygun olacağını, ama hiç zam verilmemesinin çok daha iyi bir seçenek olduğunu vurguladı. Ayrıca, TİS görüşmelerinin iş yasasına dair düzenlemenin yasalaşmasından sonra sonuçlandırılmasının daha uygun olacağını da hükümete iletti.

Sermaye hükümeti TİS sürecini unutturma çabasında

TİS süreci 6 ay önce başlatıldı. Önceki dönemlerle karşılaştırıldığında süreç oldukça sessiz sedasız bir tarzda işletiliyor. Dışardan bakıldığında, işleyen bir TİS sürecinin varlığından dahi bahsetmek olası değil. TİS sürecinin böylesine derin bir sessizlik içinde sürdürülmesinin nedenlerinden birincisi, yeni iş yasasının çıktığı koşullarda, kapitalistlerin TİS görüşmelerinde çok daha güçlü bir konum elde etmesidir. İkincisi ise, iş yasasının sermaye açısından yaratacağı uygun ortam nedeniyle, sermayenin TİS’e daha dayatmacı bir tarzda yaklaşma fırsatı yakalamasıdır.

TİS’in gelinen noktadaki durumuna ilişkin açıklama yapmaktan Türk-İş yönetimi özenle kaçındı. Büyük bir sabırla muhatap alınacağı günü beklemeyi tercih etti. Hükümetin isteği üzerine Haziran’ın başında başbakan yardımcısı Mehmet Ali Şahin’le Türk-İş bir kez görüşmüş oldu. Bu görüşmenin içeriğine ilişkin olarak da bir açıklama yapılmadı. Sadece M. Ali Şahin’in “Ekonomiden sorumlu bakanlarımız yok, Bakanlar Kurulu’nda görüşmedik. 15 Haziran’a kadar bir teklif hazırlayıp, 16 Haziran’da görüşelim” yönünde bir açıklama yaparak toplantıyı bitirdiği basına yansıdı.

Sendika ağalarının tüm bu gelişmelere yönelik ne dedikleri ise bilinmiyor. Zira onlar da sermaye hükümeti gibi ısrarla suskunluk fesadını sürdürüyorlar.

TİS politikasının altında İMF’nin imzası var

Sermaye hükümetinin TİS sürecini İMF’nin direktifleri doğrultusunda yürüttüğü biliniyor. Kaldı ki bundan önceki sermaye hükümetleri de benzer bir tutum içinde olmuşlardı. Onun da ötesinde, Türkiye ekonomisine İMF ve BD’nin yön verdiği, tüm süreçleri bu iki emperyalist finans kuruluşunun yönettiği biliniyor. Ama ilk kez bir hükümet bu denli açık bir tarzda kölece bağımlılığı itiraf etmek durumunda kaldı. Sermaye hükümeti, gecikmenin nedeninin İMF ile yapılan görüşmelerin henüz sonuçlanmaması olduğunu Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan’ın ağzından açıkladı.

İMF öncelikle işçi, memur ücretlerinin eşitlenmesinde ısrarcı olunması konusunda sermaye hükmetini uyardı. “Memurlar düşük maaş alıyor. Memur ve işçi maaşları aynı düzeye çekilmeli” Peki bu iş nasıl olacak? Zira burada iki tercih söz konusu. Bunlardan birincisi kamu emekçilerinin ücretlerinin kamu işçilerinin ücretleri düzeyine çekilmesi için artırılmasıdır. İkincisi ise, yoksulluk sınırının altında olmasına karşın kamu emekçilerinin maaşlarından fazla olan kamu işçilerinin ücretlerinin, kamu emekçilerinin maaşları düzeyine indirilmesidir. İMF’nin tercihi kuşku yok ki ikincisidir. Sermaye hükümetinin reel olarak ücret artışının sıfırla sınırlandırması politikası tam da bu eğilimin ifadesidir.

Sendika ağaları TİS sürecinin sessiz izleyicileri

İhanet şebekesi, yeni iş yasasına çanak tutarken de sefalet sözleşmelerini imzaya hazırlanırken de, parçası olduğu sermaye sınıfının çıkarlarını temel aldı. Tüm çabasını ve maharetini bu çerçevede harekete geçirdi. Önceki TİS’lerdeki uzlaşmacı, ihanetçi tutumunu bu sözleşmede de sürdürüyor.

Geçmiş dönemin kayıplarını karşılayan bir ücret artışını bırakalım bir tarafa, sendika ağaları kapalı kapılar ardında yaptıkları görüşmelerde hedeflenen enflasyon oranında bir artışa rıza göstereceklerini, sermaye hükümetinin kulağına fısıldıyorlar.

Her TİS sürecinde olduğu gibi sermaye kamu emekçileri ve işçi sınıfını karşı karşıya getirecek kışkırtıcı haberler yayınlıyor. Sendika ağalarından bu konuda da çıt çıkmıyor. İşçi sınıfı ve kamu emekçilerini birbirine karşı kışkırtmaya yönelik kontra haberleri sessizce izlemekte yetiniyorlar.

Sendika ağaları, işçi sınıfını Ortaçağ kölelerine dönüştürmenin adı olan ve örgütsüzleştirme saldırısının zeminini düzleyen yeni iş yasasının basit birer destekçisi oldular. İşçi sınıfının tepkisini frenleyebildikleri oranda, İMF’nin damgasını vurduğu TİS politikasının da destekçisi olarak hareket edeceklerdir, bundan kuşku duyulmasın.

TİS’leri kazanmak için TİS komiteleri!

Sendika ağalarının ihanetçi tutumları, kamu işçilerinin kendi deneyimleriyle de doğrulanmış bilinen bir gerçekliktir. Daha şimdiden TİS’te gelinen aşamanın işçi sınıfının bilgisine sunulması görevlerini dahi yapmayarak, TİS’in sermayenin çıkarları doğrultusunda sonuçlanması için sermaye hükümetine en büyük desteği sendika bürokratları sunmaktadır.

Tabanda tepkinin yoğunlaştığı dönemlerde bir-iki pasif eylemle öfke boşaltma çabasına giren, her toplu sözleşme döneminde esip gürleyen ve ihanet demek olan sözleşmeleri imzalayanlar da sendika bürokratlarından başkası değildi.

Kamu işçileri satış sözleşmelerinin önüne geçme sorumluluğunu üstlenmeli, TİS komiteleri aracılığı ile TİS sürecinin doğrudan parçası haline gelmelidirler. Ancak böylesi örgütlü militan karşı koyuşla sefalet sözleşmesi dayatması boşa çıkarılabilir.

TİS komitelerinin oluşturulması sorumluluğu sınıf devrimcilerinin, kamu alanındaki ilerici, devrimci kamu işçilerinin omuzlarındadır. Kamu işçileri kendi özgücünün ifadesi olan TİS komiteleriyle sürece müdahale edip, sürecin doğrudan tarafı ve yönlendiricisi oldukları koşullarda, sendika ağalarının ihaneti de bir ölçüde olsun boşa çıkarılabilecektir.