14 Aralık '02
Sayı: 48 (88)


  Kızıl Bayrak'tan
  Pazarlık masasındaki Türkiye
  AB'ye uyum için "demokratikleşme" üzerine sahte söylemler ve gerçekler
  T. Erdoğan'ın ABD ziyareti
  Kopenhag Zirvesi ve Kıbrıs sorunu
  AKP'nin vaadleri ve icraatları
  İMF heyeti gözden geçirme görüşmeleri için Türkiye'de...
  Savaş hazırlıkları tamamlanıyor
  1 Aralık eylemlerinden...
  Etkin bir kitle çalışmasının önemi
  Sermayenin topyekûn saldırısına karşı direnişe geçelim!
  Seçimler sonrası yeni dönem
  19 Aralık katliamının 3. yıldönümü...
  9. ÖO Ekibi'nin açıklaması...
  Esenyurt İşçi Bülteni'nin Aralık sayısından...
  Ankara Öncü İşçi-Emekçi Platformu Bülteni'nin Aralık sayısından...
  Emperyalist savaş hazırlığının gölgesinde Filistin'de siyonist katliamlar
  Emperyalist savaş ve Kürdistan
  Sınıfı, Parti'yi ve Devrimi destekleyelim!
  Ford'un kirli savaştaki rolü
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP) çalışanlarının açıklaması:

Doğru bildiğimiz yolda yürümeye
devam edeceğiz!..

Esenyurt halkına, ilerici kamuoyuna!..

Seçimlerde ara tutumlar dışta tutulduğunda, iki sınıf, iki program ve bunun ürünü iki platform karşı karşıya idi. Bir yanda İMF-TÜSİAD yıkım programlarında ortaklaşan Amerikancı düzen partileri diğer yanda ise işçi sınıfının devrimci programının temsilcisi BDSP’nin bağımsız devrimci adayları. BDSP işçi ve emekçilere sorunlarının çözümünün düzen partileri arasında yapılacak bir seçimde değil, ücretli kölelik düzenine karşı mücadelede olduğunu anlatmanın, işçi ve emekçileri kendi gerçek talepleri etrafında biraraya getirip çözümün devrimde ve sosyalizmde olduğunu göstermenin bir aracı olarak kuruldu. BDSP seçim döneminin yaratacağı politizasyonu ve imkanları bu amaç doğrultusunda kullanmak için bağımsız devrimci milletvekili adayları ile seçimlere katıldı

Gerek ortaya koyduğumuz politik duruşa gerek ise gösterdiğimiz pratik çabaya emekçi Esenyurt halkı yakından tanıktır. Bu açıdan ek olarak bir şeyler söylemeye kendi cephemizden çok fazla gerek duymamaktayız, zira söylenebilecek çoğu şeyi pratikte göstermiş olmanın tokluğunu yaşamaktayız. Elbette eksikliklerimiz, zayıflıklarımız, yetersizliklerimiz oldu. Bu açılardan Esenyurt emekçilerinin görüşlerini iletmelerini beklemekteyiz.

Faşist saldırılar bizleri yıldıramaz

BDSP olarak ortaya koyduğumuz politik platform ve gösterdiğimiz pratik çaba dostlarımızın ilgisi kadar düşmanın saldırılarına da konu oldu. Esenyurt’ta seçim afişi yapan arkadaşlarımız MHP’li faşistlerin silahlı saldırısına uğradı. Bu saldırı sonucu bir arkadaşımız bacağından vurularak yaralandı. Olay yerine gelen jandarmanın saldıran faşistler yerine arkadaşlarımızı gözaltına alması saldırının planlı olduğunu ve asıl kaynağını da ayrıca göstermekte idi. Bir önceki seçimlerde meclise giren ve değiştiği yönünde medyada yoğun bir kampanyanın gündemi yapılan MHP, efendilerinin isteği doğrultusunda 57. hükümetin ortağı olarak işçilere, emekçilere ve devrimcilere karşı mecliste yürüttüğü saldırıları, yine efendilerinin isteğiyle seçim süreci boyunca seçim konvoylarına, bürolarına, eçim çalışması yürüten ilerici ve devrimci çevrelere saldırarak devam ettirdi. Maraş, Sivas ve Çorum katliamlarından, Bahçelievler’de Gazi Mahallesi’nde işlenen cinayetlerden tanıdığımız MHP hala bildiğimiz MHP’dir. Geçen seçimlerde değişti denilerek meclise sokulan faşist güruh meclise girememenin ardından aynı çevrelerce şimdi yeni katliamlar için hazırlanıyor. Dün konağın hizmet¸isiydi. Bugün tıpkı eski zamanlarda olduğu gibi yeniden kapıya bağlanmış it oldu. Yani bir parça kemik karşılığında her türlü kanlı ve kirli işi yapmaya hazırlar.

Saldırının gerçek hedefi Esenyurt halkıdır

Devrimcilere karşı yapılan bu saldırının asıl hedefi elbette ki emekçi Esenyurt halkıdır. Düzen ve bekçileri bugün için devrimcilerden değil asıl olarak devrimcilerin işçi ve emekçilere gerçekleri göstermesinden; onları harekete geçirmesinden korkmaktadır. Bu açıdan arkadaşlarımıza karşı yapılan bu faşist saldırı doğru yolda yürüdüğümüzü de göstermektedir.

Sermaye düzeni uyguladığı politikalarla bir yandan emekçilere ağır bir sefalet dayatırken, diğer yandan da onları ahlaki ve kültürel bir yozlaşmanın, çürümenin içine itmektedir. Emekçiler Türk, Kürt, Alevi, Sünni diye bölünüp aralarında sahte düşmanlıklar yaratılmaktadır. Magazin kültürü, futbol fanatizmi, ahlaki yozlaşma, uyuşturucu, kumar, gerici eğitim gibi şeylerle de insanlarımız çürütülmektedir. Böylece emekçiler apolitikleşmekte; sorunlarının gerçek nedenlerini görmeleri zorlaşmaktadır. Sermaye sınıfı sömürü, talan ve zulüm düzenini rahatça sürdürebilmek için bunu bilinçli bir politika olarak uygulamaktadır.

Özellikle son dönemde Esenyurt’ta MHP’nin örgütlenme çalışmalarının hızlanması yine bununla bağlantılı olarak bar, pavyon ve kumarhanelerin sayısının hızla artması bu politikanın bir parçasıdır. Esenyurt’ta bir yandan devrimcilere karşı yapılan saldırıların, diğer yandan yaratılmak istenen çürüme ve yozlaşmanın asıl hedefi Esenyurt emekçileri özellikle de gençliğidir. Esenyurt gençliği ve emekçi aileleri uyuşturucu, kumar, kaçakçılık, katliam, tetikçilik ve her türden kanlı ve kirli işin uzmanı olan MHP’li çetelerin ve onların iplerini ellerinde tutan düzenin bu uygulamalarına karşı uyanık olmalı ve mücadele etmelidir.

Faşist saldırılara, Esenyurt’un çöplüğe
çevrilmesine izin vermeyelim!

MHP’li faşistlerin saldırıları doğru yolda yürüdüğümüzü ve birilerini rahatsız ettiğimizi göstermektedir. Bu saldırılar bugüne kadar bizleri yıldırmadığı gibi bundan sonra da yıldıramaz. Biz bildiğimiz yolda yürümeyi, işçi ve emekçilerin sesi olmayı, sermaye düzeninin ve uşaklarının korkularını büyütmeyi sürdüreceğiz. Faşist MHP’nin devrimcilere yönelik saldırılarını yanıtsız bırakmayacağımız gibi Esenyurt’ta yaratılmak istenilen çürüme ve yozlaşmaya da izin vermeyeceğiz.

Esenyurt emekçilerini bizlere destek olmaya, devrimci mücadeleye omuz vermeye, ilerici kamuoyunu ise duyarlı olmaya çağırıyoruz.

(Esenyurt İşçi Bülteni’nin
Aralık 2002 tarihli sayısından alınmıştır...)



19 Aralık katliamını unutmadık!

Bundan tam 2 yıl önce, 19 Aralık 2000 tarihinde eşine az rastlanır bir katliama tanıklık etti gözlerimiz. Sermaye devletinin kolluk güçleri tam 20 cezaevinde birden saldırdı devrimci tutsaklara. 30’a yakın devrimciyi yakarak, kurşunlayarak öldürdüler, yüzlercesini yaraladılar. Saldırılardan sağ kurtulanları ise F tipi cezaevlerine götürdüler, hücrelerin karanlığına gömdüler.

19 Aralık’ta yakarak, kurşunlayarak yoketmeye çalıştıkları yalnızca devrimci tutsaklar değildi gerçekte. Katliam namlularının hedefinde aslında biz vardık; işçi ve emekçiler vardı. Katliam öncesinde Başbakan Ecevit, “cezaevlerine hakim olmadan İMF programını uygulayamayız” diyordu açık açık. İşçi ve emekçileri İMF programlarına, sömürü ve yıkıma razı edebilmenin yolu devrimcileri yoketmekten geçiyordu yani. F tipi hücreler de bunun için gündeme getirildi, Ulucanlar ve 19 Aralık katliamları da.

Devrimci tutsaklar uzun yıllar boyunca, nice bedeller ödeyerek, acılara göğüs gererek bir direniş geleneği yaratmışlardı cezaevlerinde. Çünkü direniş demek emekçilere, halka, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya özlemine bağlılık demekti.

F tipi saldırısını 20 Ekim 2000’de başlattıkları açlık grevi ve ölüm orucu eylemiyle karşılamıştı devrimci tutsaklar. Devletin buna yanıtı 19 Aralık katliamı oldu. Öldürdüler, hücrelere koydular, zorla müdahale işkencesinden geçirdiler ama gene de devrimci tutsaklara boyun eğdiremediler. Eşine az rastlanan katliam, karşısında eşsiz bir direniş buldu. Direnişte bugüne kadar sadece ölüm orucu direnişçisi olarak yüzden fazla devrimci şehit düştü.

Bugün 19 Aralık katliamının üzerinden 2 yıl geçti. Sömürü ve yıkım politikaları hala çelik bir mengene gibi sıkıyor emekçileri; onların hayatını karartıyor. Ülkemiz emperyalist çıkarlara hizmet edecek bir savaşın eşiğinde. Tüm bunlara karşı mücadelede tutulması gereken yolu ise devrimci tutsakların hücre saldırısını, katliam politikalarını boşa çıkartan direniş geleneğinden öğreniyoruz. Onlar bize en ufak bir hak ya da özgürlük kırıntısının bile ölümüne savaşı göze almadan elde edilemeyeceğini öğrettiler, öğretiyorlar.

(Esenyurt İşçi Bülteni’nin
Aralık 2002 tarihli sayısından alınmıştır...)