6 Temmuz'02
Sayı: 26 (66)


  Kızıl Bayrak'tan
  Yıkım ve yağma programına karşı mücadelede birleşelim!..
  Niyet mektubu ve kamuda tasfiye
  İş kanunu tasarısıyla kıdem hakkı da gaspediliyor...
  İMF artık siyasete de müdahaleye başladı
  Sivas'ın ışığı sönmeyecek!
  Sivas'ın katili sermaye devleti!
  BİR-KAR'dan direnişçi İSDEMİR işçilerine...
  İSDEMİR direnişi ve sınıfa karşı sorumluluklar
  İnsanca yaşamaya yetecek vergiden muaf asgari ücret!
  İşçi ve emekçi eylemlerinden...
  Kamu emekçilerinin 12 yıllık fiili-meşru mücadelesi 2 saate sığdırıldı
  "Bilim Kurulu"nun esnek üretim gerekçeleri ve gerçekler
  Düzenin sol kulvarında yeni bir oyuncu
   "Solcu aydın" geçinen holding kalemşörlerinin AB feveranları
   İsrail siyonizmi Filistin'de kalıcı işgal peşinde
   Bir kültürel etkinlik deneyimi...
   Venezüela’da yeni faşist darbe hazırlığı
   Emperyalistlerden "umut yolculuğuna” duvar
   Emperyalist G8 zirvesi..
   “Güneydoğu Müsteşarlığı” ile OHAL’e devam!...
   Cezaevleri Sempozyumu...
   Küreselleşmenin sonu mu?
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Kurultay reformist önderliğin teslimiyetçi ve icazetçi çizgisini bir kez daha tescil etti...

Kamu emekçilerinin 12 yıllık fiili-meşru mücadelesi 2 saate sığdırıldı

Eğitim-Sen 3 Temmuz’da 536 delegenin katılımıyla Tüzük Kurultayı gerçekleştirdi. Bilindiği gibi Kurultay, sahte yasanın geçmesinden sonra, devletin tüzükte bulunan birkaç maddeye itiraz etmesi sonucu yapıldı.

Kurultay öncesi Eğitim-Sen yönetiminin başını tutan 4’lü teslimiyetçi çetenin (ÖDP, HADEP, EMEP, Sendikal Birlik) yaptığı pazarlık sonucu profesyonel sendikacılık ve şube sayısının azaltılması ile ilgili maddeler Genel Kurul’a bırakıldı. Anadilde eğitim talebi; sendikanın kapatılması ya da feshi durumunda malvarlığının nereye kalacağı; Danışma Kurulu’nu kaldıran ve bu madde ile bağlantılı maddeler; yeni yönetim kurulunun toplanması, görev dağılımını belirleyen madde; tüzük kurultaylarında tüzük değişikliği için yeterli oy sayısı ve sendika üyelerinin birden fazla organa seçilemeyecekleri ile ilgili maddelerde değişiklik yapıldı.

Kurultay Alaattin Dinçer’in açılış konuşması ile başladı. Mücadelede yitirilenler anısına yapılan saygı duruşunun ardından Divan seçildi ve gündem belirlendi.

Muhalif ses ve düşüncelerin kürsüden ifade edilmesinin önünü kesmek amacıyla tüzük değişikliği için verilen önergelere %10 imza şartı getirilmesi yönünde önerge verildi. Divanın bu sınırın yasada da bulunduğunu ifade etmesi üzerine söz alan BSH delegesi, yasada böyle bir dayatmanın olmadığını, kurultayda mücadelenin geleceğinin tartışıldığını, bundan dolayı herkesin düşüncelerini sunması, önergelerini vermesi gerektiğini söyledi. Önerge üzerine lehte konuşma yapan bir delege ise bir kişinin bile tüzükte beğenmediği bir madde için önerge verebileceğini, bunun da tabanın iradesini yansıtmayacağını, dolayısıyla bu tür bir kısıtlayıcı maddenin bulunması gerektiğini söyledi. Böylece önerge bir kişi tarafından dahi verilmiş olsa, oylama sırasında tabanın iradesinin kendin göstereceği görmezden gelindi. Yapılan oylama sonucu önerge oy çokluğu ile kabul edildi.

Zamanı iyi kullanmak gerekçesiyle, önergelerin lehinde, aleyhinde ve önerge üzerinde birer konuşma ile delegelerin söz hakkını sınırlandıran önerge üzerine konuşma yapan bir delege; azınlığın susturulmak istendiğini, yaratılan değerlerin hiçe sayıldığını ifade etti, azınlığın görüşlerini duymaktan dahi neden korkulduğunu kurula sordu. Bu itiraz üzerine önerge lehinde konuşma yapmak için söz alan bir delege ise, kurultay öncesi gereksiz bir gerilim yaratıldığını ifade etti. Yapılan itiraza rağmen önerge oy çokluğu ile kabul edildi.

Tüzük değişikliği için en az 2/5 (216) oy çokluğu aranması belirlendikten sonra tüzük değişikliğini kapsayan önergelerin verilmesine geçildi.

Devletin “anadilde eğitim” talebinin tüzükten çıkarılması için yaptığı itiraz üzerine yönetimdeki ÖDP, EMEP, HADEP üçlüsünün kurultay öncesi yaptığı görüşmede ilgili maddeyi “anadilinde öğretim” şeklinde değiştirme yönlü anlaşması ile sendikanın amaçlarını belirleyen 2. Madde’nin b bendindeki,

“Toplumun bütün bireylerinin demokratik, laik, bilimsel ve parasız bir eğitimden kendi anadilinde, eşitlik içinde ve özgürce yararlanabilmesini savunur ve demokrasinin tüm kurum ve kurullarıyla yerleşmesini ve bir yaşam biçimi haline getirilmesini amaçlar” ifadesi,

“Toplumun bütün bireylerinin temel insan hakları ve özgürlükleri doğrultusunda demokratik, laik, bilimsel ve parasız eğitim görmesini, bireylerin anadillerinde öğretim görmesini ve kültürlerini geliştirmesini savunur” şeklinde oy çokluğu ile değiştirildi.

Sendikal Birlik, ön görüşmelerde bu maddenin kaldırılması yönlü dayatmada bulunmuştu. Buna rağmen geriye kalan 3’lünün kendi aralarında anlaşması üzerine Sendikal Birlik’in temsil ettiği sosyal şoven grup bu maddeye oy vermedi, fakat madde üzerine aleyhte görüş de sunmadı.

Madde üzerine aleyhte söz alan BSH delegesi Yüksel Yıldırım anlamlı bir konuşma yaptı ve şunları söyledi: “12-13 yıllık mücadele sürecinde eğitim emekçilerinin yarattığı bazı değerler var... Neydi bunlar? Birincisi grevli-toplusözleşmeli sendika hakkıydı. Tüzükte yok. İkincisi neydi? Fiili-meşru mücadele hattıydı. O da yok. Üçüncüsü anadilde eğitim hakkıydı, onu da yuvarlayarak yazmışlar. Dördüncüsü de yıllardır savunduğumuz ve birlikte omuz omuza mücadele ettiğimiz arkadaşlarla kimsenin söz hakkının kısılmaması üzerinden azınlığın çoğunluk olma, fikrini geliştirme, yayma ve benzeri idi. Bugün biraz önce de yaşadığımız gibi bu haklar niye reddedilmiştir, yasada yok, yasaya aykırı, yasa bilmem ne diye. Daha önce yasamız mı vardı arkadaşlar? Biz buraları kurarken yasaları taktık mı şimdi takıyoruz. Arkasına binlerce, yüzbinlerce güç varken, bir avuç insanken yasayı takmadık. Bir yığın insanken yasayı takmaya başladık. Yasanın olması çok mu önemli? Çok mu değerli? Değerlerimizi, mücadelemizi mi yerleştiriyormuş?

“Yoksa bizi kapatırlar! Kapatsınlar. Açmadık mı daha önce sendikalarımızı, kırmadık mı mühürleri? Kapatırlarsa bunun da yolu var. Ama biz değerlerimizden çark etmemek zorundayız. Eğitim-Sen’i Eğitim-Sen yapan, bizi biz yapan, diğerlerinden ayıran değerlerimizi korumak zorundayız. Hani bugünkü konuşmasında Genel Sekreterimiz tüzük önemlidir, kimsenin sesi kısılmayacak, özgürce konuşacağız diyordu. Bugün yaptığınız yarın size geri dönebilir. Tarih tekerrür edebilir. Herşey tekrar geri dönüp yüzünüze çarpabilir. Çünkü bu tüzüktür. Tüzük bir kurumun anayasasıdır. Bunun üzerinden yürümek zorundayız.

“Bir biçimde imzaları 54’e tamamlarız. Bu çok önemli değil burada... Başka hiçbir önergeye imza atmayacağız kararı alsalar da ve hiç kimse atmasa da, tamamlanır. Ama bu, burda yapılmak istenen, biz sizi konuşturmak istemiyoruz, biz sizin görüşlerinizi dinlemek istemiyoruz demektir. Önergelerimizi kabul etmeyebilirsiniz arkadaşlar, kabul etmeme hakkınız var. Ama dinleyin ne söylüyoruz? Biz de bu örgütün içinde yeralıyoruz, biz de bu örgüt için bir şeyler yaptık. Niye örgütümüzün daha kötü duruma gelmesi için uğraşalım? Niye kurulun önünü tıkayalım? Böyle bir savımız yok. Ama dinleyin neler öneriyoruz?.. Dinleme hakkını niye bu kadar hor görüyorsunuz kendinize? 7 tane önergeyi beş dakikada geçireceksiniz. Çünkü kimse aleyhinde konuşmayacak... Bunca yıllık mücadelemizin soucu bu mu? Burda problem imzayı 54-55’e tamamlamak değil. Bunun tekrar altını çiziyorum. Burada problem bizi dinlemek istememenizdir. Evet madem bizi dinlemek istemiyorsunuz biz de kararınızın meşru olmadığını söylüyoruz ve genel kurulu terkediyoruz.”

Ardından içinde BSH ve Katılımcı Sendikal İnisiyatif’in (içinde Siyami Erdem, İsmail Hakkı Ortaköy vb. kişilerin de bulunduğu ÖDP’ten tasfiye edilen grup) bulunduğu yaklaşık 40 kişilik bir grup “Direne direne kazanacığız!”, “Söz, yetki, karar çalışanlara!”, “Yaşasın devrimci dayanışma!” sloganları atarak salonu terketti.

Bunun üzerine söz alan bir delege KESK MYK’sının ihanetçi tutumunu meşrulaştıran ve söyledikleriyle çelişen bir konuşma yaptı. Ardından değişiklik 17 red oyuna karşı 360 oyla kabul edildi.

Yasa sonrası, tüzüğün Genel Merkez organları ile ilgili 18. Maddesi’nin f bendine eklenen, Danışma Kurulu’nun tüzükten çıkarılması için verilen önergeye geçildi. Önergenin aleyhinde konuşmak için sözalan HÖP delegesi; “Eğitim-Sen 1. Olağanüstü Kurulu 12 yıllık demokratik fiili mücadelemizin geldiği son noktayı gösteriyor. Bu son nokta da teslimiyettir. Kanaatimce bu son genel kurul teslimiyetin belgelendiği bir genel kurul olarak tarihe geçecek. Çünkü bu 12 yıllık süreçte insanlar canlarıyla, kanlarıyla, sürgün ve baskılara rağmen fiili mücadelemizle bugünlere kadar geldi. Bu sendikanın tarihinde mühürleri sökmek var. Gelinen noktada sendikayı ehlileştirmek, sendikayı düzenin suyuna teslim etmek niyeti yatıyor. Arkadaşların kararına saygı duyuyorum ama her koşulda, her zeminde devrimcilein, ilerici insanların bu sendikada söz söyleme hakkı vardır” dedi.

18. Madde ve bu madde ile bağlantılı 24. Maddenin b bendi ile Danışma Kurulu’nun oluşumu, görev ve yetkilerini düzenleyen 35, 36 ve 37. maddeler oy çokluğu ile kabul edildi. Danışma Kurulu’nun oluşumu “MYK, Merkez Disiplin Kurulu, Merkez Denetleme Kurulu, Şube Yönetim Kurulları, İl Temsilcilik Yönetim Kurulları, İlçe Baştemsilcileri ve her şubenin genel merkez delegesi sayısı oranından işyeri temsilcilerinden oluşur” şeklindeydi. Görev ve yetkileri ise “sendikal çalışmayı değerlendirmek, aynı dönemin sendikal programının oluşumuna katkıda bulunmak” idi. Kurul’un çalışma esaslarını “toplu görüşme öncesi, MYK’nın çağrısı üzerine yılda bir kez toplanmak” oluşturuyordu. İşyeri temsilcileri yoluyla tabanın kendini ifade etmesini sağlayan ancak karar alma yetkisi olmayan ve kendi iradeleriyle tüzüğe ekledikleri Danışma Kurulu dahi eformistlere çok ileri (!) gelmiş olacak ki zaten geri özellikler taşıyan bu maddeleri de tüzükten çıkardılar.

Yapılan bir diğer değişiklik ise, yeni seçilen yönetim kurulunun toplanması ve görev dağılımı yapması üzerine aranan salt çoğunluğu belirleyen madde idi. Sendikanın kapanması ve feshi durumunda malvarlığının KESK’e devredilmesi oy birliği ile kabul edildi. Kurultay’da 58. maddede de değişikliğe gidilerek; sendika üyelerinin, merkez, şube ve taşra örgütünde birden fazla organa seçilemeyecekleri, seçilmeleri halinde birinden birini tercih edecekleri hükmü getirildi.

Kamu emekçilerinin 12 yıllık fiili-meşru mücadelesinin 2 saate sığdırıldığı Kurultay, Alaattin Dinçer’in kapanış konuşması ile bitti.

Sosyalist Kamu Emekçileri