6 Temmuz'02
Sayı: 26 (66)


  Kızıl Bayrak'tan
  Yıkım ve yağma programına karşı mücadelede birleşelim!..
  Niyet mektubu ve kamuda tasfiye
  İş kanunu tasarısıyla kıdem hakkı da gaspediliyor...
  İMF artık siyasete de müdahaleye başladı
  Sivas'ın ışığı sönmeyecek!
  Sivas'ın katili sermaye devleti!
  BİR-KAR'dan direnişçi İSDEMİR işçilerine...
  İSDEMİR direnişi ve sınıfa karşı sorumluluklar
  İnsanca yaşamaya yetecek vergiden muaf asgari ücret!
  İşçi ve emekçi eylemlerinden...
  Kamu emekçilerinin 12 yıllık fiili-meşru mücadelesi 2 saate sığdırıldı
  "Bilim Kurulu"nun esnek üretim gerekçeleri ve gerçekler
  Düzenin sol kulvarında yeni bir oyuncu
   "Solcu aydın" geçinen holding kalemşörlerinin AB feveranları
   İsrail siyonizmi Filistin'de kalıcı işgal peşinde
   Bir kültürel etkinlik deneyimi...
   Venezüela’da yeni faşist darbe hazırlığı
   Emperyalistlerden "umut yolculuğuna” duvar
   Emperyalist G8 zirvesi..
   “Güneydoğu Müsteşarlığı” ile OHAL’e devam!...
   Cezaevleri Sempozyumu...
   Küreselleşmenin sonu mu?
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
İnsanca yaşamaya yetecek
vergiden muaf asgari ücret!

Asgari Ücret Tespit Komisyonu 1 Temmuz’dan itibaren geçerli olacak asgari ücret miktarını belirledi. Buna göre, 163.6 milyon lira olan asgari ücret 20 milyon 700 bin liralık artışla 184.3 milyona çıkarıldı.

İşçi sınıfının zorlu mücadeleler sonucu elde ettiği ve yaşam standartlarını belli bir seviyede tutmayı sağlayan asgari ücret uygulaması bugün burjuvazinin elinde sınıfa dönük bir saldırı olanağına dönüşmüş bulunuyor. Bir işçinin asgari gıda, sağlık, barınma, eğitim ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçları ölçüsünde belirlenen asgari ücretle işçi sınıfı kapitalist sömürünün yıkıcı etkilerini sınırlı da olsa dizginleyebiliyordu. Ancak sınıfın iktisadi mücadelesinin bile gerilediği koşullarda, burjuvazi asgari ücret üzerinden de saldırı olanağı buldu.

Bugün milyonlarca kişi asgari düzeyde insanca yaşam koşullarından yoksun, sefalet ücretleriyle yaşamaya çalışıyor. Belirlenen asgari ücret aynı zamanda milyonlarca işçinin aldığı tavan ücret anlamına geliyor. Sınıf hareketinin durgunluğu koşullarında burjuvazi için kapıda bekleyen işsizler ordusunu gösterip işçilere düşük ücreti dayatmak hiç de zor olmuyor. Özellikle sanayi sitelerinde işverenler ortak hareket ederek, ücretleri rahatlıkla asgari ücretin altında tutabiliyorlar.

Asgari ücret, sadece asgari ücretle çalışanlara değil, ücretlerin nispeten yüksek olduğu sektörlerde çalışanlara da dönük bir saldırı anlamına geliyor. Burjuvazi TİS dönemlerinde asgari ücrete yapılan zam oranını dayatabiliyor. Ve bu ücretler daha çalışanların eline geçmeden yeni zamlar, enflasyon ve vergilerle, yapılan zamlarla fazlasıyla geri alınıyor.

Örneğin Dünya Kupası süresince sermaye hükümeti sınıfın sessizliğinden faydalanarak ardarda tüketim maddelerine zam yağdırdı. Kupanın henüz başında elektriğe %12 zam yapıldı. Ardından tüpgaza ve otogaza %1.9 ve %1.35 zam yapıldı. 6 Haziran’da kağıt fiyatları %10.5 arttı. Önümüzdeki dönem Milli Eğitim Bakanlığı’nca okutulacak kitaplara %37.28 zam yapılması kararlaştırıldı. Hemen ardından 9 Haziran’da çaya %21 zam yapıldı. Bunu TEKEL ürünlerine yapılan %15’lik ve doğalgaza yapılan %5’lik zamlar izledi. Türkiye’nin tur atlaması hengamesi eşliğinde otogaza % 3, akaryakıta %2.9 zam yapıldı. 19 Haziran’da akaryakıta ve tüpgaza yeniden % 3.37 ve % 3.36 oranlarında zam yapıldı. Bunları % 11’lik TEKEL ve TELEKOM’a yapılan zam izledi. Son olarak da tüpgaza 3. kez zam yapılarak tüpgaz satış fiyatı %2.46 oranında arttırldı. Dünya Kupası’nın bitmesiyle zam furyası şimdilik dindi. Ancak İMF’ye verilen sözler gereği yeni zamlar kapıda bekliyor.

Türk-İş’in araştırmasına göre, 4 kişilik bir ailenin zorunlu gıda harcaması tutarı 334 milyon liraya yükseldi. Aylık gıda, kira, ulaşım, yakacak vb. zorunlu harcamalarından oluşan ve yoksulluk sınırı olarak belirlenen miktar ise 1 milyar 15 milyona ulaştı.

Yapılan son zamlar ile Türk-İş’in yaptığı araştırma, asgari ücrete yapılan zam miktarının ne anlama geldiğini ortaya koyuyor. Sermaye iktidarı emekçileri yıkıma sürükleyerek Türkiye’yi emperyalistler için ucuz işgücü cennetine dönüştürmeyi planlıyor. Bir yandan asgari sefalet ücreti, diğer yandan esnek üretimin yasal kılıfa büründürülmesi ve kıdem tazminatının gaspedilmesi, işçi sınıfının tarihsel kazanımlarını yok etme saldırısının ayaklarını oluşturuyor. Böyle bir dönemde sendikalar göstermelik çıkışlardan bile uzak duruyorlar. Saldırılar karşısında tam bir ihanet içindeler.

İşçi sınıfı, insanca yaşama yetecek vergiden muaf asgari ücret talebini yükselterek, bunu burjuvazinin diğer saldırılarına karşı bir mevziye dönüştürebilmelidir.