23 Mart '02
Sayı: 11 (51)


  Kızıl Bayrak'tan
  Herşeye rağmen yanan isyan ve özgürlük ateşi
  ABD'nin Ortadoğu planları ve Filistin sorunu
  Sıra işçi ve emekçi çocuklarının cepheye sürülmesinde!
  Newroz teslimiyet ve ihanete karşı direniştir
  Çeşitli kentlerde Newroz kutlamaları...
  Cejna Newroz be!
  Yoğunlaşan saldırılara karşı metal işçilerinin örgütlü gücü harekete geçirilmelidir
  Biz kazanacağız!..
  7 saatlik işgünü, 35 saatlik çalışma haftası!
  Feminizm yol değil, bir çıkmaz sokaktır!
  Gençlikten eylem ve etkinlikler...
  Dünyada ve Türkiye'de neo-liberal eğitim politikaları
  "Sermayenin Avrupa'sına hayır!"
  İşgale katılmayı reddediyorum
  ÇHD İstanbul Şubesi'nin suç duyurusundan...
  Sesimizi boğmaya gücünüz yetmez!
  Zorbalık değil devrimci dayanışma!
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Newroz teslimiyet ve ihanete karşı direniştir

Newroz kutlamaları geride kaldı. Bu yılki Newroz kutlamalarının temelde üç ayrı biçim altında gerçekleştiği söylenebilir.

Bunlardan birincisi devletin Newroz kutlamalarına izin vermediği kentlerde gerçekleştirilen, gerçekleştirilmeye çalışılan militan Newroz kutlamalarıydı. İkincisi, devletin izin verdiği kentlerde, ağırlıklı olarak teslimiyetçi çizginin denetiminde gerçekleştirilen ve devletle karşı karşıya gelmemek için çok büyük özen gösterilen, adeta artık Kürtlerin “uslu çocuk” olduğunu kanıtlamak üzere organize edilmiş kutlamalardı. Üçüncüsü ise her zamankinden daha yaygın olarak devletin, özel savaşın bir parçası olarak geliştirdiği sahte Nevruz’lardı.

Devlet terörüne karşı militan direniş çizgisi

Devlet bazı kentlerde HADEP’in Newroz’u mitinglerle kutlama isteğini reddetti. Newroz’u yasakladı. Kendi cephesinden bir kararlılık gösterisine girişen devlet, bir bakıma Kürt halkının coşku ve öfkesini HADEP’in temsil ettiği teslimiyetçi çizginin denetiminden kurtarmış oldu.

HADEP’in kutlamalar üzerindeki denetiminin farklı amaçla da olsa kırıldığı bu kentlerde Newroz’u kutlamak için sokağa çıkanlar yoğun bir polis ablukasıyla karşılaştılar. Özellikle Mersin ve İstanbul’da kitleler devlet güçlerinin gözü dönmüş terörüne maruz kaldılar. Ancak Newroz’u kutlamak isteyenler de en az polisler kadar kararlıydı. Yüzlerce gözaltıya, gaz bombalarına, panzerlerle üzerlerine yürünmesine rağmen, insanlar saatlerce Newroz’u sahiplendiler, onu devlete terketmemek için çatıştılar. Hele Mersin’de sergilenen ısrarlı, militan sokak direnişleri devlet güçlerini çoğu zaman çaresiz bıraktı.

Mersin’de öğleden sonra, İstanbul’da ise akşam saatlerinden itibaren devlet pes etmişti. Emekçi semtlerinde yakılan Newroz ateşlerine müdahale etmeyi bıraktılar. Gerçek Newroz koparılıp alınmıştı.

Kürdistan’daki kutlamaları devlet değil teslimiyetçiler denetledi

Kürdistan’ın hemen bütün illerinde izinli kutlamalar yapıldı.

Geçen yıl çıkan “w” krizinden ders almış olmalılar ki, HADEP’liler bu kez, birçok ilde valiliklere verdikleri izin dilekçelerine “Nevruz” yazmayı tercih ettiler. Bunun ne kadar etkisi oldu bilinmez, ama başta Diyarbakır olmak üzere birçok ilde kutlamalar için izinler alındı.

Diyarbakır’daki Newroz kutlamalarına yaklaşık 150 bin kişilik büyük bir kitle katıldı. Avrupa Parlementosu Milletvekillieri Feleknaz Uca ile Helin Baba da kutlamaları izlediler. Başta Sezen Aksu olmak üzere bir dizi sanatçı da alanda konser verdi.

Siirt’teki kutlamalarda konuşan HADEP Genel Başkan Yardımcısı Kemal Peköz, parti olarak Türkiye’nin AB’ye girmesi için her türlü katkıyı yaptıklarını söyledi.

Elazığ’da ise HADEP İl Başkanı, Emniyet Müdür Yardımcısı’na çiçek vererek onun ve polislerin “Nevruz Bayramı”nı kutladı, böylelikle de “barış süreci”ne güya katkı yapmış oldu.

Bu kadarı bile gösteriyor ki HADEP, kendi denetiminde geçen Newroz kutlamalarını emperyalistlere ve sermaye devletine şirinlik gösterisine dönüştürmeye çalışmış, bunda da belli ölçüde başarılı olmuştur.

Devletten yaygın sahte Nevruz kutlamaları

Devletin bu yıl sahte Nevruz kutlamalarını bir hayli yaygın yaptığı gözlenmektedir. İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlerin yanı sıra Trabzon, Kayseri vb. birçok kentte resmi kutlamaları gerçekleştirildi.

Özel savaşın en yoğun yıllarında dahi devlet biri Ankara’da bir diğeri Diyarbakır’da iki resmi kutlamayla yetiniyordu, daha doğrusu yetinmek durumunda kalıyordu. Çünkü devletin tüm baskısına ve propagandasına rağmen meşru olan Nevruz değil Newroz’du. Resmi kutlamalardan sermayenin kiralık kalemleri dahi çoğu kez gizli bir alayla sözediyordu. Fakat son yıllarda yaşanan gelişmeler Kürt halkına ait pek çok değerin olduğu gibi Newroz’un da içinin boşaltılması, anlamsızlaştırılması noktasında devlete büyük imkanlar sağladı. Nevruz’la Newroz arasındaki fark silinmeye yüz tuttu. Bugün HADEP’lilerin izin almak için dilekçelere “Nevruz” yazabilmelerinin de, resmi kutlamaların bu denli meşrulaşmasının da gerisinde bu aynı olgu yatmaktadır.

Newroz’u sahiplenmek ihanet ve
teslimiyetçiliği reddetmekle mümkündür

Sömürgeci ve sömürücü düzenin sahipleri sevinmekte o kadar acele etmesinler. Bugün teslimiyetçi ihanet platformu sayesinde içini bir ölçüde boşaltmayı başardıkları Newroz asla ve asla istedikleri türden bir Nevruz’a dönüşmeyecektir. Newroz ve onunla birlikte birçok ilerici, devrimci değer Kürt emekçilerinin mücadele hafızasına kazınmıştır. Bugünkü durum geçicidir. Kürt emekçilerinin beynine ve yüreğine kök salmış bu değerler aynı zamanda yeni bir devrimci uyanışın da güvencesidir. Türkiye’nin, Kürdistan’ın ve Ortadoğu’nun her yerinde, Newroz ateşlerinin gerçek sahipleri tarafından tutuşturulduğunu görmek için çok fazla beklemek gerekmeyecektir.