02 Martt '02
Sayı: 08 (48)


  Kızıl Bayrak'tan
  İdam tartışmasının gizledikleri
  Emperyalist saldırganlığa karşı safları sıklaştıralım!
  Emperyalist savaşa ve sömürüye karşı 8 Mart’ta mücadele alanlarına!
  Sermaye iktidarı Türkiye’yi ABD emperyalizminin savaş arabasına koşuyor
  Dışarda saldırganlık ve savaş, içerde baskı ve terör
  TİS’lerde bir kez daha “hedeflenen enflasyon” aldatmacası
  Özelleştirme saldırısı tüm hızıyla sürüyor
  Karen Fogg olayı ve emperyalizmle ilişkilerin içyüzü
  Emekçi kadın ve savaş
  Bir anket deneyimi ışığında kadın...
  Sınıf çalışması ve kültür-sanat cephesi
  Ek mesailer ve sınıfa etkileri
  İzmir İHD’nin ÖO Direnişi etkinliği...
  YÖK yasası meclisten geri çekilsin talebiyle direnişe!
  Güney Kore’de görkemli işçi eylemi
  Filistin halkıyla dayanışmayı yükseltelim!
  Emperyalist saldırganlık örgütü NATO tahkim ediliyor
  Partili yoldaşlarımıza, devrimci yurtseverlere ve halkımıza açık çağrı!..
  Tasfiye ve karşıtına dönüşmede yeni bir boyut...
  İşçi sınıfının devrimci programı altında
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Aynı anda üç ayrı bölgede savaşmak üzere “şok taburlar” oluşturuyor...

Emperyalist saldırganlık örgütü NATO
tahkim ediliyor

Tüm bir yirminci yüzyıl tarihi emperyalist sistemin savunma değil, saldırı stratejisi üzerine kurulduğunun sayısız kanıtıyla doludur. Avrupa’yı tahrip eden, yüz milyona yakın insanın hayatına mal olan iki paylaşım savaşı, bağımsızlığı için savaşan halklara karşı yürütülen kanlı savaşlar ilk akla gelenlerdir. Bu saldırganlık, kapitalizmin tekelci aşamaya ulaşmasıyla sistemin vazgeçilmez, temel bir özelliği haline geldi. NATO üzerinden yapılan yeni hazırlıklar bunu bir kez daha doğruluyor.

NATO küresel bir kontr-gerilla örgütüne dönüştürülüyor

Bütün kapitalist devletlerin kontr-gerilla örgütlenmelerine sahip oldukları artık bir sır değildir. ‘90’lı yılların başında İtalya’da açığa çıkartılan Gladio; kapitalist ülkelerin ilericilere ve komünistlere, işçi önderlerine ve diğer muhaliflere karşı kirli yöntemlerle mücadele etmek amacıyla gizli örgütlenmeler kurduklarını gözler önüne serdi. Bunlara “en demokratik” kabul edilen ülkeler de dahildir. Bu olgu, kapitalizmin çürümüş bir şiddet toplumu olduğunun somut göstergelerinden biridir. Bağımlı kapitalist ülkelerde ise, (bunların en bariz örneği Türkiyedir) çeteleşmenin vardığı boyut, devletin bir bütün olarak kontr-gerilla örgütlenmesine dönüşmüş olmasında ifade bulmaktadır.

Günümüze kadar Gladio örgütlenmeleri, aralarında belli bağlantılar olmakla beraber esas olarak her ülkede ayrı faaliyet yürütüyorlardı. Bu kirli savaş faaliyetinin boyutu ise, her ülkedeki sınıf savaşının seyrine göre değişiyor. NATO’ya yüklenecek yeni misyonla kirli savaşlar, artık tek merkezden yönetilecek ve duruma göre, “ihtiyaç duyulması” halinde bu savaşa NATO güçleri de katılacak. Bu amaçla bir “kriz yönetimi” oluşturuluyor.

Bu uygulamanın ilk adımı olarak, “sivil-asker işbirliği” ile 19 ülkenin katılımıyla bir tatbikat gerçekleştirildi. 31 Ocak-6 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen tatbikat, “NATO anlaşmasının 5. madde kapsamında ortaya çıkabilecek bir krize” müdahale senaryosuna dayanıyor(muş). Sivil-asker işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan “kriz yönetimi”nin devreye gireceği durumlara bakınca, 5. maddenin bir kılıf olduğu ortaya çıkıyor. Bu durumlar arasında yabancı bir ülkeyle savaş, doğal afetler, kıtlık sorunları sıralanırken, asıl dikkat çekici olanı toplumsal ayaklanmalar oluşturmaktadır.

Kuşkusuz ki, oluşturulacak kriz yönetiminin devreye gireceği durumlar son maddede ifade edilen toplumsal ayaklanmalar olacaktır. Bu durumlar, ya anti-emperyalist halk hareketleri, ya anti-kapitalist, küreselleşme karşıtı hareket ya da tek tek ülkelerde yükselen devrimci sınıf mücadeleleri olacaktır. Kriz yönetiminin devreye girdiği ülkelerde hükümetin yürütmeye ilişkin bazı yetkilerini doğrudan üzerine alacağı da açıklanmıştır.

NATO ülkeleri arasında devrimci sınıf mücadelesinin gelişme potansiyelinin en yüksek olduğu ülke bugün için Türkiye’dir. Nitekim Türkiye; Genelkurmay Başkanlığı karargahı, NATO daimi ve askeri temsilcileri, MGK Genel sekreterliği, çeşitli bakanlıklarla devlet kuruluşlarının temsilcilerinin oluşturduğu “Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi” ile sözkonusu tatbikata katıldı. Bu yeni oluşum işçi sınıfını, emekçileri ve elbette devrimci güçleri yakından ilgilendirmektedir. Zira bu hazırlık, tam da onlara karşı, yükselecek devrimci mücadeleyi ezmek üzere yapılmaktadır. Bu da devrimci güçlerin bugünden bu oluşumu hesaba katan bir hazırlık yapmalarının önemine işaret ediyor.

NATO “şok taburlar” oluşturuyor

İşçi sınıfı ve halklara karşı bir suç örgütü olan NATO, “uluslararası terörle mücadele” gerekçesiyle kendini tahkim etmeye devam ediyor. Suç dosyası oldukça kabarık olan bu saldırgan ittifak, bir anda dünyanın her tarafında savaş yürütecek düzeye gelmek için hazırlık yapmaktadır. Bu amaçla “gerektiğinde” kullanılmak üzere üç “acil müdahale birimi” oluşturuluyor. Daha önce oluşturulan “ Kriz yönetimi” ile birleştirildiğinde yüzbinlerce askeri içine alan yeni birliklerin kurulmasının anlamı daha iyi anlaşılır.

NATO’nun kuracağı bu yeni saldırı ordusu, aynı andan dünyanın herhangi üç noktasında iki yıl süreyle savaş sürdürecek nitelikte olacak. Herhangi bir kriz noktasına konuşlandırılacak asker sayısı 100 bine kadar ulaşabilecek. Bu durumda aynı anda üç bölgede savaşacak toplam asker sayısının 250 bin olması planlanıyor. Bu devasa “şok taburların” en modern silahlarla donatılmış olacağı hesaba katıldığında ne düzeyde bir yıkıcı gücün oluşturulmak istendiği hakkında bir fikir vermektedir. Böylece NATO emperyalist/kapitalizme karşı mücadelenin yükseldiği alanlara ya da onların çıkarlarına ters düşen ülkelere karşı pervasızca saldırabilecektir.

NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olmakla övünen Türk burjuvazisi ve onun adına ülkeyi yönetenler, peş peşe gündeme gelen bu iki gelişme ile uşaklıklarını daha ileri düzeyde ispatlama olanağına kavuşmuş olacaklar. Kurulacak yeni taburlarda yer almaya hazırlanan Türk ordusu, gelecekte başka halklara karşı yürütülecek savaşlarda emperyalizmin maşalığını yaparken, ülke içinde ezmekte zorlandığı bir devrimci ayaklanma ile karşılaştığında ise NATO’dan yardım isteyecektir.

Dünyanın yeniden paylaşımı amacıyla savaş başlatan emperyalistler, geçmiş deneyimlerinden de yararlanarak, kapitalizm ve savaş karşıtı mücadelenin yayılabileceğini hesaba katarak askeri güçlerini tahkim ediyorlar. Dünyanın ilerici ve devrimci güçleri de buna göre hazırlanmak durumundadırlar.