02 Martt '02
Sayı: 08 (48)


  Kızıl Bayrak'tan
  İdam tartışmasının gizledikleri
  Emperyalist saldırganlığa karşı safları sıklaştıralım!
  Emperyalist savaşa ve sömürüye karşı 8 Mart’ta mücadele alanlarına!
  Sermaye iktidarı Türkiye’yi ABD emperyalizminin savaş arabasına koşuyor
  Dışarda saldırganlık ve savaş, içerde baskı ve terör
  TİS’lerde bir kez daha “hedeflenen enflasyon” aldatmacası
  Özelleştirme saldırısı tüm hızıyla sürüyor
  Karen Fogg olayı ve emperyalizmle ilişkilerin içyüzü
  Emekçi kadın ve savaş
  Bir anket deneyimi ışığında kadın...
  Sınıf çalışması ve kültür-sanat cephesi
  Ek mesailer ve sınıfa etkileri
  İzmir İHD’nin ÖO Direnişi etkinliği...
  YÖK yasası meclisten geri çekilsin talebiyle direnişe!
  Güney Kore’de görkemli işçi eylemi
  Filistin halkıyla dayanışmayı yükseltelim!
  Emperyalist saldırganlık örgütü NATO tahkim ediliyor
  Partili yoldaşlarımıza, devrimci yurtseverlere ve halkımıza açık çağrı!..
  Tasfiye ve karşıtına dönüşmede yeni bir boyut...
  İşçi sınıfının devrimci programı altında
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Sömürü ve yıkım saldırılarına karşı işçi ve emekçilerin örgütlü mücadele birliğini sağlayalım!..

Özelleştirme saldırısı tüm hızıyla sürüyor

Hükümet İMF’yle imzalanan kölelik anlaşmasının gereklerini bir bir yerine getiriyor. Özelleştirme saldırısının da bu çerçevede belli bir hız kazandığı görülüyor.

Asıl büyük özelleştirme saldırısı 2003 ve 2004 yılında. Niyet mektubunda da belirtildiği gibi, hükümet, bu yılı daha çok bir hazırlık dönemi olarak değerlendirmeyi planlıyor. Yani bu yıl, özelleştirmeler için gerekli olan yasal düzenlemelerin tamamlanmasıyla, kurumların uygun şekilde yeniden yapılandırılması türünden hazırlık çalışmalarıyla geçecek.

Fakat bu yıl hiç özelleştirme yapılmayacak diye bir şey söz konusu değil. Önünde herhangi bir engel bulunmayan bir dizi özelleştirmenin bu yıl içinde tamamlanması planlanıyor. Bu çerçevede son günlerde hükümet bazı adımlar atmaya başladı. Bunlardan en önemlileri kuşkusuz ki Sümerbank, Petrol Ofisi ve SEKA işletmeleriyle ilgili olanlar.

Petrol Ofisi’nde yağmanın ikinci perdesi

Petrol Ofisi’nin yüzde 51’lik bölümü daha önce özelleştirilmiş ve Doğan Holding ve İş Bankası ortaklığındaki konsorsiyuma satılmıştı. Bu özelleştirme sonucu binlerce POAŞ işçisi bir günde kapının önüne konulmuş, işten atılan işçilerin tepkisi ve mücadele eğilimi ise sendika bürokratlarının ustaca manevralarıyla savuşturulmuştu.

Yapılan bu özelleştirme binlerce POAŞ işçisinin işsiz kalmasına neden oldu. Öte yandan devletin sektörden çekilmesi, akaryakıt dağıtımı alanında her türlü kuralsızlığın önünü de açtı. Bu kuralsızlık ve başıboşluğun bir sonucu olarak bugün benzin istasyonlarının üçte birinde standartlara uymayan hileli akaryakıt satıldığı söyleniyor.

Öte yandan geçmişte ülkenin bir çok ücra bölgesinde Petrol Ofisi’nin benzin istasyonları vardı. Özel sektörün tek derdi kar olduğu için bunların pek çoğu artık kapalı. Bu da özellikle küçük yerleşim yerlerinde akaryakıt teminini neredeyse imkansız hale getirmiş durumda.

Şimdi son öldürücü darbe de vuruluyor. POAŞ’ın geride kalan yüzde 49’luk bölümü de özel şirketlere peşkeş çekiliyor. Özelleştirme İdaresi yaygın bir reklam kampanyasıyla elde kalan POAŞ hisselerinin 27 Şubat’tan itibaren Borsa’da satışa sunulacağını açıkladı.

“Özelleşti güzelleşti” sloganıyla sürdürülen ikinci aşama özelleştirme saldırısı tamamlandığında kamunun bu kurumda hiçbir payı kalmamış, stratejik öneme sahip bu dev kuruluş tümüyle özel şirketlerin eline geçmiş olacak. Özelleştirmenin blok satış yöntemiyle değil de “halka arz” yöntemiyle yapılması sonucu hiçbir biçimde değiştirmeyecek. Çünkü satılan hisseler TÜPRAŞ örneğinde görüldüğü gibi kısa zaman içinde bir iki büyük tekelin elinde toplanacak ve akaryakıt dağıtım piyasasında sadece onların borusu ötmeye başlayacak.

SEKA’da yeni ihaleler açıldı

Geçen hafta SEKA’ya ait Akkuş, Ardanuç, Karacasu işletmeleri ile Yibitaş Kraft Torba’daki SEKA hissesinin blok satış yoluyla özelleştirilmesi için ihaleler açıldı. Bu ihalelerde son teklif verme tarihi 1 Nisan 2002 olarak belirlenmiş bulunuyor.

Bundan bir süre önce SEKA işçisi özelleştirme saldırısına karşı örnek sayılabilecek bir direniş sergilemiş ve hükümete geri adım attırmıştı. Bundan ders alan hükümet bu kez SEKA’yı tümüyle özelleştirmekten kaçınıyor. Kuruma bağlı işletmeleri parça parça satma yoluna gidiyor. İlk özelleştirilecek işletmelerin seçimi de buna göre yapılmış ve gözden en uzak, mücadele potansiyelinin en zayıf olduğu işletmeler seçilmiş. Örneğin Akkuş işletmesi Ordu’da, Ardanuç işletmesi ise Artvin’de.

Hükümetin bu işletmeleri özelleştirmesi, yukarda da değindiğimiz gibi, SEKA’yı bütünüyle özelleştirme planının bir parçasıdır. Amaç; bir yandan, parça parça özelleştirme yoluyla tüm SEKA işletmelerindeki işçilerin birleşik tepkisinin önüne geçmek, öte yandan ise sektörde özelleştirmeyi meşrulaştırmaktır.

Sümerbank’ın tasfiyesi yeni boyutlar kazanıyor

Sümer Holding yönetimi geçtiğimiz haftalarda, sipariş yetersizliğini gerekçe göstererek, kuruma bağlı bir çok işletmede üretimi durdurma kararı aldı. Bir kaç istisna hariç tüm Sümer Holding işletmelerinde üretim durduruldu ve işçiler izine gönderildi. İzinden ne zaman dönüleceği çoğu işletme için belli değil. Kuşku yok ki bu karar da özelleştirme planlarının bir parçasıdır.

Sümerbank’ın özelleştirilmesine dair ilk karar 1987 yılında alındı. Ve o günden bu yana Sümerbank çalışanı rahat yüzü görmedi. Özelleştirilmesi gündeme gelmeden önce Sümerbank’ın 40’ın üzerinde üretim birimi vardı. Bunlardan pekçoğu geçen yıllar içinde tasfiye edildi. Şu anda faal durumda olan sadece 19 işletme var.

Üretilen mallar Sümerbank’ın sayısı 500’e yaklaşan mağazalarında satışa sunulurdu. Mağaza sayısı da tasfiye programı sonucu bugün artık 18’e düşürülmüş durumda. Aynı şekilde 1987’de 39 bin olan personel sayısı da 9 binin altına indi.

Şimdi devlet Sümerbank’ta da son darbeyi vurmaya hazırlanıyor. Üretim durdurma kararını bazı işletmelerin tasfiyesi, bunu da daha genel bir tasfiye saldırısı izleyecek.

Özelleştirmeye karşı mücadelede kaybedilecek vakit yok

Kamuda tasfiye saldırısı ve özelleştirme saldırısı birbiriyle içiçe geçmiş durumdadır. Öyle ki kamuda tasfiyenin öngördüğü zorunlu emeklilik, hak ve ücretlere tırpan gibi politikalar hayata geçirilmeden, büyük özelleştirmelerde mesafe alınması çok zordur. Sermaye sözcülerinin de ifade ettiği gibi, bu tasfiye saldırısı aynı zamanda özelleştirmeler için bir hazırlıktır. Aynı şekilde, KİT’ler özelleştirilmeden de, kamuda emperyalizmin dayattığı türden bir küçülme gerçekleştirmek mümkün değildir. Burdan çıkan sonuç, kamuda tasfiye saldırısına ve özelleştirmeye karşı alınacak tutumun da birbirinden ayrı düşünülemeyeceğidir.

Bir ikincisi, özelleştirme saldırısı topyekün bir saldırıdır. Bugün için sermaye devletinin daha çok hazırlıklarla ilgileniyor olması ve sadece problemsiz özelleştirmelerle yetiniyor görünmesi, özelleştirme karşıtı mücadelenin sonraya ertelenmesine bir gerekçe oluşturamaz.
Sermayenin hesabı çok basit. Sonuca daha kolay ulaşmak için lokmaları küçültüyor. Böylelikle tepkileri de bölüp parçalayacağını, özelleştirmeye karşı birleşik bir karşı duruşu imkansız hale getireceğini düşünüyor.

Bu sinsi politikaya yanıtımız bugünden birleşik mücadeleyi örmek olmalıdır. Özelleştirme ve kamuda tasfiye saldırısı da içinde olmak üzere, emperyalizmin dayattığı tüm sömürü ve yıkım saldırılarına karşı bütün işçi ve emekçilerin örgütlü mücadele birliği şarttır. İşçi ve emekçiler olarak içinden geçtiğimiz bu zorlu dönemi ancak bu şekilde savuşturabilir, saldırıları ancak böyle göğüsleyebiliriz.



Hükümet İMF’ye diyor ki...

“45. Özelleştirme stratejisi, özelleştirme kapsamındaki tüm büyük şirketlerin satılmasına ilişkin hazırlık çalışmalarının 2002 yılında tamamlanmasını amaçlamaktadır. Özelleştirilmeleri için teknik hazırlıkları halihazırda tamamlanmış olan TÜPRAŞ ve POAŞ’ın özelleştirilmesinin yanısıra, 2002 yılında Türk Telekom, Tekel, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş., THY, ERDEMİR, EUAŞ, TEDAŞ, BOTAŞ ve kamuya ait arazilerin özelleştirilmesine ilişkin tüm hazırlık çalışmalarının tamamlanmasını taahhüt etmekteyiz. Ayrıntılı olarak;

* Kesin zamanlaması piyasa koşullarına bağlı olmakla birlikte, Özelleştirme İdaresi’nin POAŞ’ın halka arzının 2002 yılı Mart ayı sonuna kadar, TÜPRAŞ’ın halka arzının 2002 yılı Haziran ayı sonuna kadar gerçekleştirmesi beklenmektedir. Bu, TÜPRAŞ’ın devlete ait hisselerini %50’nin altına düşürecektir. Özelleştirme İdaresi ayrıca, piyasa koşulları elverdiği anda, THY’nın birincil halka arzını gerçekleştirmeye hazırdır.”

(Hükümetin İMF’ye verdiği
18 Ocak 2002 tarihli niyet mektubundan..)