02 Martt '02
Sayı: 08 (48)


  Kızıl Bayrak'tan
  İdam tartışmasının gizledikleri
  Emperyalist saldırganlığa karşı safları sıklaştıralım!
  Emperyalist savaşa ve sömürüye karşı 8 Mart’ta mücadele alanlarına!
  Sermaye iktidarı Türkiye’yi ABD emperyalizminin savaş arabasına koşuyor
  Dışarda saldırganlık ve savaş, içerde baskı ve terör
  TİS’lerde bir kez daha “hedeflenen enflasyon” aldatmacası
  Özelleştirme saldırısı tüm hızıyla sürüyor
  Karen Fogg olayı ve emperyalizmle ilişkilerin içyüzü
  Emekçi kadın ve savaş
  Bir anket deneyimi ışığında kadın...
  Sınıf çalışması ve kültür-sanat cephesi
  Ek mesailer ve sınıfa etkileri
  İzmir İHD’nin ÖO Direnişi etkinliği...
  YÖK yasası meclisten geri çekilsin talebiyle direnişe!
  Güney Kore’de görkemli işçi eylemi
  Filistin halkıyla dayanışmayı yükseltelim!
  Emperyalist saldırganlık örgütü NATO tahkim ediliyor
  Partili yoldaşlarımıza, devrimci yurtseverlere ve halkımıza açık çağrı!..
  Tasfiye ve karşıtına dönüşmede yeni bir boyut...
  İşçi sınıfının devrimci programı altında
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
İzmir İHD’nin ÖO Direnişi ile ilgili etkinliği...

“Dışarıda kanıksanan durumu değiştirebilsek bu içeriye de yansıyacak”

16 Şubat’taki eylemin ardından gerçekleşen söyleşi etkinliğini İHD Şube Başkanı Günseli Kaya yönetti. Gelinen sürece kısaca değindikten sonra gelen konuklar görüş ve önerilerini dile getirdiler.

G. Kaya konuşmasında şunları söyledi: “...Biz İHD olarak gerek 19 Aralık öncesi gerek sonrasında hem kurum olarak hem de Hücre Karşıtı Platform’da yer alarak, ölümlerin durdurulması ve diyaloğun için elimizden gelen herşeyi yaptık. Hatta 10-15 kişiyle bile eylem yaptık. 70’i aşkın davamız var ve 4.5 milyar tutarında para cezası aldık. Bunlarla övünmüyoruz. Çünkü yapılması gereken yapılmalı idi. 19 Aralık’tan önce şu veya bu biçimde ilgi gösteren sendikalar ve diğer kurumlar 19 Aralık’tan sonra iyice çekildiler. Baro ve TTB ile ortak birçok işi ve bilgi akışını sağladık. Şimdi ise Baroların önerdiği ‘3 kapı-3 kilit’ formülasyonunu desteklemekle kalmıyor, bu öneri ekseninde diğer kurumları harekete geçirmeye çalışıyoruz.”

Daha sonra Günnaz ana, Hatice ana ve diğer tutsak yakınları söz alarak özellikle ziyaret esnasında yaşadıkları sorunları aktardılar. Bıktıran ve tacize varan aramalar, getirilen eşyaların yakınlarına verilmemesi, gelen ve giden mektupların karalanması, tutsakların görüş ve mahkemeye gidişlerinde ayakkabılarına kadar yapılan, insan onuruna yakışmayan arama ve dayatmalar ve buna karşı çıkanların kaba dayaktan geçirilmesi vb. baskıları anlattılar. Bu yaşananları başta yasal sol partiler olmak üzere değişik kurumlara anlattığımızda ve destek istediğimizde neredeyse bizleri bir dövmedikleri kalıyor dediler.

Hatice ana yaşadıklarını şöyle anlattı: “Öyle ki, bir sol partinin imza kampanyası vardı. Ben F tipindeki yaşananları biraz olsun anlatmaya çalıştığımda ‘sosyalistim’ diye geçinen bir yetkili aynen şunları söylüyordu bana; ‘uslu olsalardı girmeseydiler’. Ben de onlara sizin söylediklerinizi polis ve jandarma da söylüyor dedim” . Bir baba ise şu sözleri ekledi: “Düzen bu partileri öylesine ehlileştirdi ki, sözde de olsa destek olmayı bırak, devletin yaptığı zulmü onaylar duruma geldiler.”

İzmir Barosu Cezaevi Komisyonu avukatlarından Av. Bahattin Özdemir ise şunları söyledi: “Öyle bir duruma geldik ki, birkaç avukat arkadaş birlikte biz de tutuklu ve hükümlü yakını olduk. Sadece ben yüze yakın suç duyurusunda bulundum. Hukuksal boyutta bakıldığında bile o kadar hak ihlali yaşanıyor ki, ne yapacağımızı şaşırır duruma düştük. İçerinin havası ile dışarının havası bir değil. Dört baronun önerdiği ‘3 kapı-3 kilit’ aslında tecriti ortadan kaldırmıyor. Biraz olsun sınırlıyor. Dışarıda kanıksanan durum biraz değişse veya değiştirebilsek bu durum içeriye de yansıyacak. Ama öyle gözüküyor ki, hemen olacak gibi değil.”

İki saati aşkın süren söyleşide birkaç somut öneri sunuldu. Bunlardan birkaçı “film gösterimi, panel ve bildiri dağıtımı yapılması” idi.

İHD Şube Başkanı Günseli Kaya bir işçi sendikasının F tipi cezaevi konulu söyleşi için salonunu vermesinin sevindirici olduğunu belirttikten sonra, “Hak ihlalleri ve baskılar sadece cezaevlerinde değil işçiler, emekçiler, öğrenciler ve diğer meslek gruplarına da uygulanmaktadır. Gün geçtikçe yenileri eklenmektedir. Umarız bu başlangıç olur, daha geniş paltformlarda bir araya geliriz” diyerek, sorunun dışarı ayağına dikkat çekti. Diğer konuşmacılar da “hayatımız F tipine çevrilmektedir” sözleriyle sorunun özünü ortaya koydular.

R. Deniz/İzmir



İHD eylemleri...

İstanbul İHD eylemine saldırı...

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi F tipi cezaevlerine karşı süren Ölüm Oruçları’nın sona ermesi için bir basın açıklaması düzenledi.

“3 kapı 3 kilit” formülünün kabul edilmesini ve Ölüm Oruçları’nın daha fazla can kaybı olmadan bitmesini isteyen İHD üyeleri, 20 Şubat’ta saat 13:00’de Sultanahmet Parkı’nda biraraya geldiler. Ancak basın açıklaması yapılmasına izin vermeyen kolluk güçleri, aralarında Şube Başkanı Eren Keskin ve ailelerin de bulunduğu kitleye vahşice saldırdı. 16 kişiyi gözaltına aldı. Akşam Sultanahmet Adliyesi’ne götürülen insan hakları savunucuları serbest bırakıldılar.

SY Kızıl Bayrak/İstanbul

İzmir İHD’nin “3 kapı 3 kilit” eylemi...

16 Şubat’ta İHD İzmir Şubesi Konak Meydanı’nda “3 kapı 3 kilit” önerisi için saat 13:00’te bir basın açıklaması ve oturma eylemi gerçekleştirdi.

Eyleme 115 kişi katıldı. Basın açıklamasını İHD İzmir Şube yönetiminden Necati Barışık okudu. Gelinen süreci özetleyen açıklamada, dört baro başkanı tarafından önerilen “3 kapı 3 kilit” formülasyonunun ölümleri durdurabileceği belirtildi ve “Fakat buna dahi Adalet Bakanı H. Sami Türk’ün olumsuz baktığı bilinmektedir. Biz insan hakları savunucuları olarak bir kez daha sesleniyoruz; bir adım olarak ‘3 kapı 3 kilit’ önerisi kabul edilsin ölümler durdurulsun.” denildi.

Basın açıklamasının ardından kitle sessiz bir şekilde oturma eylemine geçti. İHD Şube Başkanı Günseli Kaya, ÇHD Şube Başkanı Mustafa Ufacık, YK üyesi Zeynel Kaya, İzmir Barosu Cezaevi Komisyonu’ndan Av. Bahattin Özdemir, “3 kapı 3 kilit” önerisi için toplanan 2 bin imzayı Adalet Bakanlığı’na göndermek üzere postaneye gittiler. Heyeti oturma eylemi yaparak bekleyen kitle bu sırada marş ve türküler söyledi. Heyetin dönüşünde kitle onları alkışlarla karşıladı.

Basın açıklaması sırasında “İçerde dışarda hücreleri parçala!”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak!”, “Tecridi kaldırın ölümleri durdurun!”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek!” vb. sloganlar atıldı. Eylem bitiminde saat 14:00’te TÜMTİS toplanma salonunda F tipi saldırısı ve Ölüm Orucu üzerine yapılacak söyleşi için çağrı yapıldıktan sonra kitle dağıldı.

SY Kızıl Bayrak/İzmir



Esenyurt’ta hücrelere karşı ortak eylem...

“İçerde dışarda hücreleri parçala!”

Ölüm Orucu Direnişi devletin tüm manevralarına rağmen dirençle devam ediyor. Zindanlarda büyük bir kararlılıkla süren görkemli direnişe ne yazık ki dışarıdan anlamlı bir destek verilemiyor.

Dışarda suskunluk fesadını kırmak, direnişi sahiplenmek, onu işçi ve emekçilere maletmek, devrimci ve komünistlerin önündeki en önemli sorumluluklardan biri durumunda.

Bu sorumluluğa kendi cephemizden sahip çıkmak için, Esenyurt’taki SY Kızıl Bayrak, Atılım, Vatan, Devrimci Demokrasi ve Özgür Gelecek okurları olarak pazarda bir eylem yapma kararı aldık.

Bir dizi aksaklık yaşasak da eylemimizi 17 Şubat günü gerçekleştirdik. Eyleme yaklaşık 40 kişi katıldı. Şehitlerimizin resimleri ve dövizlerimizle pazarda yürüyüşe geçtik. Yürüyüş sırasında “Yaşasın Ölüm Orucu direnişimiz!”, “İçerde dışarda hücreleri parçala”!, “Katil devlet hesap verecek!” sloganlarını attık. Megafonla pazarda alışveriş yapan emekçilere dönük propaganda yaptık. İnsanların bir kısmı eylemimize alkışlarla destek verdiler. Kısa bir yürüyüşten sonra eylem sona erdi. Eylemimiz doğal olarak düzen güçlerini rahatsız etti, sonraki günlerde semt pazarları jandarma tarafından tutuldu.

Hücre saldırısına karşı eylemlerin güçlendirilip geliştirilerek sürdürülmesi gerektiği açık. Kendi cephemizden bunun gereklerini yerine getirmek için çaba sarfedeceğiz.

Esenyurt’tan SY Kızıl Bayrak okurları



Ölüm Orucu Direnişi coşkuyla sahiplenildi

23 Şubat günü Frankfurt’ta Ölüm Orucu direnişiyle ilgili kitlesel bir yürüyüş ve miting gerçekleştirildi. Eylem, son günlerde Türkiye’de barolar, aydınlar ve bazı demokratik kitle örgütleri tarafından gündemleştirilen “3 kapı 3 kilit” projesine yurtdışından destek vermek amacıyla yapıldı. Eylemi Devrimci Demokrasi, İşçi Köylü, Atılım, SY Kızıl Bayrak, Devrimci Proletarya birlikte organize ettiler.

ÖO Direnişi’nin uzun bir zamana yayılması nedeniyle yurtdışında direnişe yönelik duyarlılık giderek azalıyordu. Fakat 23 Şubat günü gerçekleşen yürüyüş direnişin yeniden sahiplenilebileceğini ortaya koydu.

Kendi cephemizden iyi bir ön hazırlık yapamadığımız için yürüyüşe tüm güçlerimizi seferber edemedik. Bu olumsuzluğa rağmen yürüyüşte disiplinli ve coşkulu bir biçimde yerimizi aldık.

BİR-KAR/Frankfurt