02 Şubat '02
Sayı: 05 (45)


  Kızıl Bayrak'tan
  Liberal enkaza dönüşen ÖDP
  Demokratik hak ve özgürlüklerin kapsamı...
  Düzenin yaydığı sahte umutlar ve devrimci çözüm
  Kürt halkı üzerindeki faşist ablukaya son!
  İşçi kıyımlarına karşı mücadele yolu seçilmeli
  Direniş hergün kendisini yenileyen ve güçlendiren bir tarzda sürüyor"
  KESK kurullarına doğru...
  Kültür-sanat sorunları ve sınıf mücadelesi
  "Paralı eğitime hayır!" kampanyası sürüyor...
  Özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi...
  İsviçre'de inşaat işçileri: "Mezarda emekliliğe hayır!"
  Emperyalizmin kanlı yüzü gizlenemiyor
  Devletin "muhtırası"na PKK yanıtı
  Kürt aydınlanmasının sorunları
  Ayşe Nur Zarakolu yaşamını yitirdi
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

Kızıl Bayrak'tan

Burjuva siyasal gündemi AB’ye uyum yasaları etrafında süren tartışmalara kilitlenmiş bulunuyor. Adalet Komisyonu’ndan geçen yasa değişikliği tasarıları önümüzdeki günlerde meclise gelecek. Büyük bir olsılıkla bir kaç küçük rotuştan sonra değişiklik önerileri aynen kabul edilecek.

Baskıcı ve yasakçı ruhu eskisinden daha da ağırlaştırılan yasa değişiklik önerilerine karşı toplumda ciddi bir muhalefetin geliştirilememesi meydanı ayak oyunlarıyla imaj tazelemeye çalışan burjuva temsilcisi düzenbazlara bırakıyor. Yasa tasarılarını hazırlayan hükümetin ve komisyonun içinde yer alanlar, demokratikleşme ve ülke çıkarları üzerinden söz düellosuna girerek bir taraftan kendilerine prim yapmaya çalışırken diğer taraftan belli emperyalist odaklara yaranmaya çalışıyorlar.

Bu danışıklı dövüş neredeyse geleneksel bir görünüm kazandı. Sermayenin elindeki en büyük imkan, yasalarla artırılacak olan cezaların ve getirilen yasakların asıl muhatabı olan işçi ve emekçilerin içinde bulunduğu derin suskunluktur. Yasaklanan, cezalandırılan işçi ve emekçilerin en temel hak ve özgürlükleri, milyonların geleceğidir. Paket paket çıkarılan ve üstüne “reform”, “demokratikleşme” vb. etiketler yapıştıralarak gerçekleştirilen saldırılara karşı bugünkü sessizlik ve suskunluk geçicidir. Hiçbir yasa ve yasak, aldatma ve yalan üzerine kurulu hiçbir oyun sonsuza kadar süremez. Ayağa kalkmış işçi ve emekçiler mücadelenin diliyle konuştuğu sürece demokratik hak ve özgürlükler üzerindeki yasakların, artılan baskıların hiçbir hükmü olmayacaktır.

Her yıl Davos’ta yapılması gelenekselleştirilen Dünya Ekonomik Forumu bu yıl güvenlik gerekçesiyle 31 Ocak’ta New York’ta gerçekleştirildi. Kuşkusuz bu değişikliğin asıl nedeni, New York’a taşınarak Avrupa’da gelişecek protesto eylemlerinin önünü kesmekti. Nitekim, bu korku bu yılki toplantıların içeriğine de yansıdı. Gelen ilk haberlere göre toplantıların, tartışmaların ana konusu geçmişteki gibi daha fazla nasıl zenginleşiriz değil, artan yoksuluk ve bunun getirdiği tehlikelere karşı neler yapabiliriz, yoksul ülkeler için neler yapmalıyız vs. oldu. Kısaca bu toplantıya küreselleşeme karşıtı hareket ile Arjantin’deki isyan damgasını vurmuş oldu.

Emperyalist saldırganlığın vahşi biçimlerle yeniden tırmandırıldığı 11 Eylül’den bu yana küreselleşme karşıtı kitlesel muhalefetin bu tür önlemlerle geriletilemeyeceği çok açık. Nitekim Porto Alegro (Brezilya) gelenekselleşen küreselleşme karşıtı Alternatif Zirve’ye bu yıl 60 bin kişi katıldı. Kısaca, emperyalist saldırganlık dünyanın dört bir yanında yeni bir sınıf ve kitle harketini de beraberinde getiriyor. Böyle bir hareketlenmemin daha da güçlenip başarılı sonuçlara ulaşabilmesinin en önemli koşulu ise devrimci önderlik ihtiyacına yanıt verebilmekten geçiyor. Dünyanın tek gündemi emperyalist-kapitalist sömürü, talan ve saldırganlık. En önemli ve acil görev devrimci önderlik. Tüm çabamızı bu görevi yerine getirmeye yoğunlaştırmalıyız.