17 Kasım '01
Sayı: 35


  Kızıl Bayrak'tan
  Son eylemler ışığında sınıf ve kitle hareketinin durumu
  Ankara yürüyüşü ve mitingi: Karşılamalarda coşku, Ankara'da kitlesel gösteri
  Kamuda tasfiye saldırısı
  DİSK, KESK Ankara yürüyüşü ve Emek Platformu'nun eylemleri...
  Armutlu'ya ve Alibeyköy'e operasyon!
  Yoldaşlarının kaleminden Armutlu şehitleri...
  Ekim Gençliği'nden...
  Savaş, anti-emperyalist mücadele ve zor dönem devrimciliği
  "Uygar" batı, "barbar" doğu!...
  Uluslararası hareket
  Emperyalist barbarlık ve çevre tahribatı
  Noam Chomsky ile röportaj...
  Güney Kürdistan, olası gelişmeler ve devrimci yurtsever tutum
  Size verilecek bir gülüm vardı...
   Parti bilinciyle sınıfa, kitlelere!
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Yoldaşlarının kaleminden
Armutlu şehitleri...

Eyüp Samur:

Eyüp, İstanbul’da 13 Kasım 1978’de doğdu. Aslen Tokat-Zile Kızılcaköylü’dür. Tutuklanıncaya kadar 18 yılını Gazi’de geçirdi. 87’ye kadar tek göz bir konduda yaşadı. Alibeyköy meslek lisesinde okurken, faşistlerle olan kavgaları ve ekonomik zorluklar nedeniyle zaten daha fazla sürdüremeyeceği okuldan atıldı.

Elektrikçilik, konfeksiyon, kundura işçiliği yaptı. 17 yaşındaydı Gazi halkı ayaklandığında. Semtinin tüm gençleri gibi o da katıldı. 1996’da örgütlü oldu.

1999 Kasım’ında tutsak düştü. Ümraniye hapishanesine konuldu. F tipi saldırısı gündeme geldiğinde oradaydı. Ölüm orucu gönüllülerinden biri de oydu.

19-22 Aralık’ı yaşadı, ardından F tipi hücrelerdeki direniş başladı. Ölüm Orucu dördüncü ekibi direnişçilerinden biri olarak 11 Mayıs 2001’de ölüm orucuna başladı.

Açlığın altıncı ayındaydı. Armutlu katliamına karşı feda eyleminin de gönüllüsü oldu ve hiç tereddüt etmeden çaktı kibriti.

Nail Çavuş:

1964 Ocak’ında Sivas’ın Zara ilçesinin Belentarla köyünde dünyaya geldi. Kürt milliyetinden, Zaza ve Aleviydi. Ailesi yoksul bir çiftçi ailesiydi

1971’in sonbarında Hasköy’de bir göz gecekonduya taşındılar. Hem okudu, hem çalıştı. 1975’den 1987 yılına kadar her yaz, okullar tatil olduktan sonra Eminönü-Karaköy’de su sattı.

1983’de Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’na başladı. Bir kaç arkadaş “Gençlik Yazıları” adıyla bir dergi çıkardılar. 1985’de BYYO’de öğrenci derneği çalışmalarında yer aldı. Derneğin kurucu yönetim kurulu başkanlığını yaptı.

1987’de BYYO’dan mezun olduktan sonra Yeni Çözüm dergisinde çalışmaya başladı. 1989 1 Mayıs’ında tutuklandı, Sağmalcılar Hapishanesi’nde üç buçuk ay tutuldu.

1990 Mayıs’ında Ankara Mücadele bürosunda çalışmaya başladı. Kısa süre sonra burada da gözaltına alındı ve tutuklandı. 7 ay kadar Ulucanlar’da tutsak kaldı. Tahliyesinden sonra Sıvas’a gitti bu kez. Sivas’ta Mücadele bürosunu açtı. Ekim 1991’de Ankara polisinin talimatıyla Sivas polisi tarafından bürodan gözaltına alındı ve yeni bir tutsaklık süreci daha başladı. Ulucanlar’da 10 gün tutulduktan sonra Eskişehir Hücre hapishanesine sevk edildi. Burada Süresiz Açlık Grevi direnişinin zaferi üzerine Çankırı Hapishanesine sevk edildi.

Tahliyesinden sonra 1992 Mart’ından itibaren Antep, Adana, Osmaniye de faaliyet yürüttü, tutuklanmadan önceki son görevi Akdeniz Bölge Komitesi Siyasi Sorumluluğuydu.

Tutuklandıktan sonra bir süre Adana Kürkçüler ve Malatya E Tipi Hapishanelerinde kaldı. 1995’te Çanakkale Hapishanesine sevk edildi.
5 Kasım’da Armutlu katliamını duyduğunda, o bedeli, işte o an ödemek gerektiğine karar verdi. Zulmün üstüne bir alev topu gibi fırlattı tutuşturduğu bedenini.

Muharrem Çetinkaya:

1972’de Malatya Doğanşehir Suçatı Köyünde doğdu. Yoksul, emekçi, Kürt-Alevi bir ailenin üç çocuğundan ortancasıydı. Akçadağı Öğretmen Lisesi’nde okudu. Köyün genel yapısından dolayı, devrimcilere sempati duyuyordu. Yine orta ikideyken, evleri basılmış, abisi gözaltına alınmıştı.

17 yaşında ilk kez hiç ilgisinin olmadığı bir olay nedeniyle gözaltına alındı. Direndi.

Devrimci hareketle ilk ilişkisi 1991’de oldu. ‘91 Haziranı’nda Malatya’da örgütlülükle ilişkiye geçti. ‘92-93 döneminde, dergi dağıtırken, cenaze töreninden çeşitli bahanelerle üç kez gözaltına alındı. Yaklaşık dört ay hapishanede kaldı.

Tahliye olduktan sonra Aralık ‘93’te Aydın Bulmak ile birlikte Dersim’e gidip gerillaya katıldılar. 1996 sonlarına kadar gerillada faaliyet yürüttü. Sonra bir süre hareketten ayrı kaldı ve bu süreçte tutsak düştü.

Hapishane’de yeniden yoldaşlarıyla bir araya geldi. Uzun süre Malatya hapishanesinde kaldı. İçindeki ve dışındaki düşmana karşı zorlu bir savaşa girdi.

19 Aralık katliam saldırısında yoldaşlarıyla omuz omuza direndi. Hücrelerde direnişini sürdürdü.

F tiplerinde, şehit yoldaşlarının yerlerini doldurmak isteyen ölüm orucu gönüllülerinden biriydi. Sincan F tipi hapishanesinin 5. Ekibinde, 3 Haziran’da ölüm orucuna başladı. Armutlu’da direnen halka saldırıldığını duyduğunda tutuşturduğu bedeninden yükselen alevlerle, zulüm ve direniş gerçeğini bir kez daha gösterdi herkese.

Sultan Yıldız:

Sivas Kangal Topardıç köyünde, 20 Şubat 1973’de doğdu. Ortaokulu ve liseyi Adana’da okudu. Burada haklar ve özgürlükler mücadelesinde yer almaya başladı. Kırşehir’de Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk dili ve edebiyatı’nda okurken TÖDEF’lilerle tanıştı. Bulunduğu alanda gençlik mücadelesinin öncülerinden biri oldu. Yine Kırşehir’de yerel bir gazete olan Kızılırmak Gazetesi’nin yazı işleri müdürlüğünü yaptı.

1999’da İstanbul’da Kurtuluş gazetesinde çalışmaya başladı. 2000’de ise F tipi hapishaneler sorununun tüm yakıcılığıyla gündeme girmesi üzerine, kendini tümüyle TAYAD’lıların mücadelesine verdi. Bir TAYAD’lı olarak, ölüm oruçlarına gelinceye kadarki süreçte hemen tüm faaliyetlerde yeraldı.

Ölüm orucu direnişçilerinin bulunduğu evin kapısında karşıladı katilleri. Giremezsiniz dedi.

Şefik Kul, onun katledilmesi emrini vermişti zaten. Katlettiler.

Bülent Durgaç:

 1974 Eylül’ünde Maraş’ın Afşin ilçesi Çomudüz köyünde doğdu. Ailesiyle önce İskenderun’a, ardından Mersin’e taşındılar. Lisedeyken okulu terketmek durumunda kaldı, su tesisatçılığı, dolmuş muavinliği yaptı. Lise yıllarındayken devrimcilere sempati duymaya başladı. 1991’de dolmuş muavinliği yaparken tanıştığı devrimciler aracılığıyla mücadeleye katıldı.

Mersin’de bu sömürü ve zulüm düzenine karşı mücadele ederken, 1993 Haziran’ında tutsak düştü. Okumak, araştırmak onun hiç vazgeçmediği tutkusuydu. Bu nedenle bulunduğu hemen tüm hapishanelerde kütüphane sorumluluğunu üstlendi. Malatya, Çankırı ve Bursa hapishanelerinde kaldı. 1996 ölüm orucunda Ölüm Orucu birinci ekibinde yer aldı. 69 gün yoldaşlarıyla birlikte adım adım ölümün üzerine yürüdü. Bu eylem sonrası, unutkanlık, vücudunda denge sorunları yaşadı.

19 Aralık katliamı sırasında Bursa’daydı. Yoldaşlarıyla birlikte direndi. Ve işkencelerle Edirne F tipi hapishanesinin hücrelerine atıldı. İşkenceciler, onun gözlerinde de aradıklarını bulamadılar. 19 Aralık’ı yaşamış olmak onun için “daha kararlı ve inançlı olmak” demekti.

13 Ekim 2001’e kadar Edirne F tipi hapishanesinde kaldı. 13 Ekim’de Adli Tıp Raporuyla 6 aylığına tahliye edildi. Armutlu’da işkencecilerin katlettiği Bülent Durgaç, sekiz buçuk yıldır hapishanedeydi ve tahliye olalı iki hafta olmuştu.

Arzu Güler:

8 Mart 1978 Tunceli Hozat doğumludur. Ailesiyle önce Mersin’e ardından İstanbul’a taşındılar. 18 yaşından itibaren tekstil fabrikalarında işçi olarak çalıştı. Küçük yaştan devrimcileri tanıyor, seviyordu. 1992’de Hozat’ta iken devrimcilerle bağ kurdu.

Dersim’de iken elinden geldiğince devrimcilere yardımcı olmaya çalıştı. Mersin’de ve İstanbul’da artık daha fazla mücadelenin içindeydi. Dergi dağıtımından gösterilere, pankart asmaya kadar, halka gerçekleri göstermek için ne yapılması gerekiyorsa yapıyordu. Bu mücadele içinde zaman zaman da gözaltına alındı. 1996’da ‘84 ölüm orucu şehitlerini anma pikniğinde, 98’de bu defa da ‘96 ölüm orucu şehitleri anmasında gözaltına alındı. Hapishanedeki devrimcilerin onun için hep özel bir anlamı oldu.

Arzu Güler ölüm orucu gönüllüsü oldu ve 4 Haziran 2001’de TAYAD’lıların ikinci ölüm orucu ekibinde ölüm orucuna başladı.

Barış Kaş:

1981’de Dersim Pertek Doğrultay köyü doğumlu, 20 yaşında bir gencimizdi.

Dersim’lilerin çoğu gibi, yoksul bir ailedendi. İlkokul 3’ten okulu terk etti. Köyde çiftçilik ve çobanlık yapıyordu. Çocukluğundan beri devrimcileri, dağdaki gerillaları tanımıştır.

Amcası Dursun Kaş Sincan hapishanesinde, yine akrabalarından Ercan Şeker de Sincan’da tutsaktı. Kendisi de, Malatya Hapishanesinde 3,5 ay tutuklu kalarak hapishaneyi tanıdı. Yine 19 Aralık’tan sonra tutuklanarak 2 ay Malatya hapishanesinde tutuldu.

O devrime inanan biriydi. Devrimcilerin özgür bir halk için savaştığını biliyordu. Onun için her zaman devrimcilerin yanındaydı. Onun için devrimcilik, özgürlük, kardeşlik, yani bu düzeni değiştirmek demekti.