17 Kasım '01
Sayı: 35


  Kızıl Bayrak'tan
  Son eylemler ışığında sınıf ve kitle hareketinin durumu
  Ankara yürüyüşü ve mitingi: Karşılamalarda coşku, Ankara'da kitlesel gösteri
  Kamuda tasfiye saldırısı
  DİSK, KESK Ankara yürüyüşü ve Emek Platformu'nun eylemleri...
  Armutlu'ya ve Alibeyköy'e operasyon!
  Yoldaşlarının kaleminden Armutlu şehitleri...
  Ekim Gençliği'nden...
  Savaş, anti-emperyalist mücadele ve zor dönem devrimciliği
  "Uygar" batı, "barbar" doğu!...
  Uluslararası hareket
  Emperyalist barbarlık ve çevre tahribatı
  Noam Chomsky ile röportaj...
  Güney Kürdistan, olası gelişmeler ve devrimci yurtsever tutum
  Size verilecek bir gülüm vardı...
   Parti bilinciyle sınıfa, kitlelere!
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Ankara yürüyüşü ve mitingi:

Karşılamalarda coşku,
Ankara’da kitlesel gösteri

“Yoksulluğa, yolsuzluğa ve savaşa hayır” şiarıyla beş koldan başlatılan Ankara yürüyüşü 10 binlerce işçi ve emekçinin katıldığı bir mitingle son buldu.

Sendika bürokrasisinin sınıf ve kitle hareketinin tabanından basıncı karşısında “hava boşaltma” amaçlı olarak eyleme geçtiği biliniyor. 5 Kasım yürüyüşünün 9 Kasım’da Ankara mitingiyle sonlanma süreci tümüyle bu gerçeği doğrulamıştır. Eylem öncesinde yürüyüşçülerin tesbitinden, belirlenen sloganlara kadar kitle üzerinde denetim sağlama çabaları bu niyetin bir sonucu olarak gerçekleşti.

Süleyman Çelebi’nin yürüyüş güzergahı boyunca yaptığı konuşmalar seçim yasasının değiştirilmesi ve emeğin çıkarlarını savunan bir hükümetin başa geçmesi gerektiği yönlü oldu. Bu konuşmaların CHP’den alınan ses aracı üzerinden yapması ise kitleye önerilen alternatifin ne olduğunu ortaya koymaktadır.

KESK bürokrasisi ise yürüyüşü, sahte sendika yasasının meclisten geçmesinden sonra KESK bünyesinde kendisine karşı oluşan tepkinin yatıştırılması, yaklaşan genel kurullara hazırlık ve Kamu-Sen’in teşhiri üzerinden prim yapmanın bir olanağı olarak değerlendirdi.

Sendika bürokrasisinin politik rant sağlama, hava boşaltma ve kitlelerin mücadele eğilimini düzene yedekleme niyeti dışta tutulursa eylem sürecinin ortaya çıkarttığı tablo geleceğe ilişkin olumlu işaretler sunmaktadır.

Yürüyüşçülerin ve onları karşılayan kitlenin sendika bürokrasisine duyduğu güvensizliğe rağmen İzmit ve Gebze gibi fabrikaların yoğun olarak bulunduğu bölgelerden eyleme ilgi yoğun oldu. Bu güvensizliği ve eylemin amacını özlü bir biçimde özetleyen Genel-İş üyelerinin Gebze’de atmış olduğu slogan oldukça anlamlıydı. S. Çelebi’nin yürüyüşün amacını anlatarak işçinin, emekçinin, köylünün, gençliğin sorunları için yürüdüklerini belirten konuşmasından sonra muğlak bir biçimde ifade ettiği genel grev tehditine karşı işçiler tarafından atılan, “Bizler inandık siz de inanın!” sloganı sınıf cephesinden eylemin nasıl görüldüğünü özetlemiş oldu.

Tüm bu güvensizliğe ve yılgınlığa rağmen Goodyear, Pirelli, Brisa, Phillips, Kordsa, Toprak Sağlık ve İlaç işçilerinin karşılamaları 200-250 kişilik katılımlarla gerçekleşti. Kartal, Gebze ve İzmit girişi ve şehir merkezindeki karşılamalar, iş saati olmasına rağmen, kimi zaman bini aşkın bir kitle ile gerçekleşti.

Eylem süresince savaş, hükümet ve İMF karşıtı sloganlar sıklıkla atıldı ve sloganlara katılım coşkulu ve kitlesel oldu. Merkezi olarak belirlenen sloganların dışında, yürüyüş görevlilerinin ve sendika bürokratlarının huzursuzluğuna rağmen taban inisiyatifiyle atılan hücre karşıtı sloganlar kitle tarafından sahiplenildi.

Yürüyüşçülerin ağırlıklı olarak sendika yönetimindeki reformist anlayışların denetimindeki unsurlardan seçilmiş olmasına ve eylem devletle yapılan uzlaşma çerçevesinde gerçekleşmesine rağmen İzmit ve Sakarya’da polis ve emniyet görevlilerine kürsüden yapılan teşekkür katılımcıların tepkisine neden oldu. Yürüyüş boyunca sembolik engellemeler dışında polis ve jandarma barikatı ile karşılaşılmadı. Yapılan uzlaşma sonucu polisin yürüyüşü kentlerden uzak güzergahlara yöneltmesi ve buna karşı gösterilen ılımlı tavır da benzer bir tepkiye yol açtı. Bu durum yürüyüşçülerin ruh halini olumsuz etkilemesine rağmen yürüyüşün farklı nedenlerden dolayı aksaması dahi eylemcilerin direniş sloganlarını yükseltmesine ve kararlı bir tutum almasına yetti.

Yürüyüşün uzlaşma sonucu gerçekleşmesi, yürüyüşçülerin işyerlerinden sağlanan katılımlarla gerçekleşmemesi, eylemin hava boşaltma eylemi olduğunun bilinmesi yürüyüşün olumsuz yanlarını oluştursa da fabrika ve kent merkezlerindeki coşkulu karşılamalar ve Ankara mitingi önemli bir moral kazanım oldu. Dinlenme yerlerinde yapılan sohbetler Ankara’nın zayıf geçeceği yönündeydi. Çok fazla dile gelmese de en iyi ihtimalle 5 bin kişilik bir katılım bekleniyordu.

Ankara Tandoğan’da onbinlerin karşılaması, buradan Abdi İpekçi Parkı’na doğru yapılan yürüyüş ve Sıhhıye’deki coşkulu karşılama yürüyüş sırasında oluşan olumsuz havayı dağıttı. Yürüyüşçüler tarafından atılan Kızılay’a çıkma hedefli sloganlar kitle tarafından sahiplenildi. Tüm eylem boyunca ve kürsünün bastırma çabalarına rağmen kitlenin sloganları Kızılay’ı hedefledi.
Kürsü önünde toplanan kitlenin, ağırlığını yürüyüşçülerin oluşturmasına rağmen, sendika bürokrasisini hedef alan sloganlara belli bir düzeyde katılınması, katılmayanların ise tepki göstermemesi sendikal ihanete karşı duyulan güvensizlik ve öfkenin vardığı düzey açısından oldukça dikkat çekiciydi.

Sıhhıye’de alana giriş sırasında yürüyüşçülerin attığı “İçerde dışarda hücreleri parçala!”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur!” sloganı ve bu sloganların gerideki ve Ankara’da karşılayan kitle tarafından sahiplenilmesi de oldukça anlamlıydı. Tutsak yakınları ve devrimcilerin kürsü önünde görsel materyalleri ile konumlanmasının ve kitlenin sahiplenmesinin yarattığı basınç sonucu kürsüden F tiplerine değinilmesi sağlandı.

Eylemin yetersizliğine, sendika bürokratlarına duyulan güvensizliğe rağmen hafta içi gerçekleşen eyleme onbinlerin katılımı, varolan yılgınlık ve yorgunluk ruh haline rağmen sınıf kitlelerinin sahip oldukları mücadele dinamizminin güçlülüğüne bir işarettir. Beraberinde kitlenin “Genel grev genel direniş” sloganını sıklıkla ve kararlı bir şekilde atılması da sınıfın ileri bölüklerinin kazanımanın yoluna ilişkin sahip olduğu bilinç açıklığını göstermektedir.