17 Temmuz'01
Sayı: 17


  Kızıl Bayrak'tan
  Uşaklıkta ve onursuzlukta sınır tanımıyorlar!
  Telekom krizi ya da İMF'ye uşaklığın son perdesi!
  Cumhurbaşkanı'nın vetosu ve reformizm.
  Sendikal ihanet barikatı ve devrimci taban inisiyatifi
  Sınıf hareketi
  Devrimciler ölmez, devrim davası yenilmez!
  Ölüm Orucu 268. günüde sürüyor
  Direniş, direnişçi ve parti..
  PKK-DÇS: "Savaşırız ha..." demagojisi, iç huzursuzlukları bastırmaya dönüktür!...
  Direnişçi Sümerbank işçilerine mektup...
  Gücün örgütlülüğündür!
  Uluslararası hareket
  Ulucanlar katliamı davası
  Katilam ve düzen medyası
  Direnişçilerin kaleminden
   Açıklamalardan
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



  Kızıl Bayrak'tan...

 

Köşk'ten sahte sendika yasasına da onay çıktı.
Demek ki, Sezer'in hukukunu da yazan coplar, panzerler, gaz bombalarıymış! Demek ki, hukuk masabaşlarında değil sokaklarda yazılıyormuş!..

Yasama, yürütme ve bilcümle güçleri elinde bulunduran iktidardaki sınıf için bile geçerli olan bu kuralın, örgütlü mücadelesi dışında hiçbir yaptırımı, hiçbir gücü bulunmayan ezilen sınıflar açısından önemi mutlaka hesaba katılmak zorundadır.

Ancak, hesaplarını temsil ettikleri işçi ve emekçilerden yana değil de, gücü karşısında eğildikleri düzen üzerinden yapanlar, sınıflar mücadelesinin bu katı kuralını hep unutuyor, hep görmezden geliyorlar. Daha da önemlisi, işgal ettikleri sendikal mevzilerin imkanlarını kullanarak, kitlelere de unutturmaya çalışıyorlar.

Tıpkı sahte sendika yasası saldırısında KESK bürokratlarının yaptığı gibi.

Saldırıyı püskürtmenin tek imkanı olan kitlesel bir direnişin önünü almak için bin dereden su getiren, meclise endeksli eylem takvimleri çıkardığı yetmiyormuş gibi onu bile boşa düşüren, bir gecede karar alıp sabahında iptal eden; yasanın meclisten geçmesiyle birlikte sokağı tümüyle boşaltıp yüzlerini Cumhurbaşkanı'nın "hukukçu" kimliğine çeviren, bu süreci de yakarı telgrafları çekmekle tüketen KESK yöneticileri, onaylanan yasayla, kimliklerine tıpatıp uyan bir hukuka kavuşmuş bulunuyorlar. Hayalini kurdukları bürokratik işleyişi, bundan böyle, devlet bürokrasisiyle masabaşı sohbetleri şeklinde yaşama geçirebilecek olmanın rahatlığı ve telaşı içinde örgütlenme kampanyalarını hızlandırıyorlar.

Ancak sosyal mücadelelerin hukukunu tanımayanlar eninde sonunda hüsrana uğramaktan kurtulamaz. Gün gelir, ihanet barikatlarını da süpürüp geçecek bir mücadele seli kaplar ortalığı. Damlaya damlaya göl olur, taşa taşa sel...

Bu sele su taşımaya devam yoldaşlar!..