9 Haziran'01
Sayı: 12


  Kızıl Bayrak'tan
  Onbir yıllık mücadelenin kritik safhası
  Kazanmak için 4 Mart'lardan daha da ileriye!
  KESK eylemlerinden
  Direniş bayrağı Aymasan işçisinin elinde
  Sınıf hareketinden
  Ölüm Orucu Direnişi'ne karşı devletin yeni taktiği
  Ölüm Orucu Direnişi 233. gününde sürüyor!
  Gençlik hareketi
  Kriz ve devrimci sınıf çizgisi/7
  Tarımda yıkım ve sonuçları
  15-16 Haziran, sol hareket ve işçi hareketi
  Hatice Yürekli anısına Ekim Gençliği Kampı
   Uluslararası hareket
  İşçi-emekçi kadını devrimci mücadeleye kazanmanın sorunları
  "Sana söz can yoldaşım zafer bizim olacak"
  Geleceğimize sahip çıkalım!
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



  Kapitalist patronun amacı, 1997’de zorlu bir mücadele ile kazanılmış sendikal örgütlülüğü tasfiye etmek...

 

Direniş bayrağı Aymasan işçisinin elinde!


Kartal Topselvi’de kurulu bulunan Aymasan Ayakkabı Malzemeleri San. ve Tic. AŞ’de çalışan 246 işçi 31 Mayıs’ta direnişe başladı. Deri-İş Sendikası’nda örgütlü bulunan Aymasan işçileri, 31 Mayıs sabahı işlerine geldiklerinde kapıya kilit vurulduğunu görüyorlar. Bunun üzerine fabrika önünde "Kapıların açılması, üretime başlanması" amacıyla topluca direnişe başlıyorlar.

‘97’nin sonlarında dişe diş bir mücadele ile sendikalı olmayı başaran Aymasan işçileri, "işlerin durgunluğu ve kriz" bahanesiyle kapı önüne konulmuş durumdalar. Kasım ayından itibaren düzenli ücret alamayan işçiler, ödenmeyen bu ücretleri için patronla bir görüşme yaparak soruna bir çözüm bulmasını istemişler. Patron 1 Haziran’da tekrar görüşme talep etmiş. Ancak daha bu görüşme yapılmadan işçiler 31 Mayıs’ta işten çıkarılmış. Daha önceden kararlaştırıldığı gibi 1 Haziran’da görüşmeye gidilmiş. Patronun katılmayıp temsilcilerini gönderdiği görüşmeden, olumsuz sonuç çıkınca, 5 Haziran Pazartesi için tekrar görüşme kararı alınmış. Bu satırlar yazılırken, bu görüşmeden olumlu bir sonuç çıkmadı

Aymasan, Türkiye deri sektöründe patentli 3. büyük fabrika. Bu açıdan önemi büyük olan fabrikada ciddi bir kriz ve durgunluk sözkonusu değil. Fason üretimin olduğu fabrikada, işlerin bir bölümü Tuzla Organize Deri Sanayii’nde bulunan fabrikada ve Konya’daki fabrikada yapılıyor. Aymasan patronunun asıl amacı sendikal örgütlülüğü tasfiye etmek. Düşük ücretle sezonluk işçi çalıştırmayı amaçlayan patron, işçileri kapı önüne koyarak bu amacına ulaşmaya çalışmaktadır. Ancak Aymasan işçisi, patronun bu oyununa gelmeyerek birlik içerisinde direniş yolunu seçmiştir. İşsizler ordusunun çığ gibi büyüdüğü bir ülkede, işini geri kazanmaktan başka bir seçeneği yoktur Aymasan işçilerinin. Bunun yolunun da zafere kadar yılmadan, yorulmadan mücadeledn geçtiği açıktır.

Patronların polisiyle, medyasıyla, devletiyle, bakanlarıyla örgütlü bir şekilde işçilere saldırdığı bu süreçte, Aymasan işçisi başta olmak üzere, tüm Türkiye işçi ve emekçilerinin saldırılara karşı örgütlü bir güç olarak mücadele etmeleri gerekiyor. Baştan beri vurgulandığı gibi Aymasan işçisi sadece kendi işi ve ekmeği için değil, tüm sınıfın işi ve ekmeği için direniyor. Bu direniş tüm işçi ve emekçileri ilgilendirmektedir artık. Aymasan işçisi bu bilinçle hareket edip birlik ve mücadele ruhunu en üst seviyede tutmak zorundadır. Bugün, işçilerin kendi sınıf çıkarlarından başka hiçbir çıkarı yoktur. Aymasan işçileri bu ortak çıkarlar etrafında kenetlenip direniş bayrağını hep birlikte dalgalandırmalıdır.

Sendikasızlığın, özelleştirmelerin, işsizliğin, esnek çalışmanın bir bir dayatıldığı bu koşullarda, işten çıkarmaya karşı, Aymasan işçisinin gösterdiği direniş, sınıf hareketi için oldukça anlamlıdır. İşçilerden, emekçilerden ve toplumun değişik kesimlerinden gelecek olan destek, işçilerin moral ve motivasyonunu yüksek tutacağı için, direnişin kaderini de değiştirecektir. Mahallelerden, fabrikalardan destek ziyaretlerinin yapılması, işçilere ve direnişe sahip çıkılması, patronlar sınıfına verilecek en iyi cevaptır.

Aymasan işçilerinin direnişi, kazanımların gaspına, örgütsüzlüğe ve İMF programlarına karşı verilen en iyi cevaptır. Bu haklı mücadele, bu onurlu direniş örnek teşkil edecektir. Daha dün mücadeleyi kazanan İzmir Sümerbank işçileri sınıfın güncel mücadelesine bugün nasıl örnek oluşturuyorsa, Aymasan işçilerinin mücadelesi de bir bakıma tüm sınıfa ışık olacaktır. Zafer kazanıldığında, örgütlülükten ve birlikten gelen gücün ne anlama geldiği, tüm sınıf güçlerine gösterilmiş olacaktır.

Aymasan işçileri zamanında, bundan dört sene önce, insanca bir yaşam ve çalışma koşullarını elde edebilmek için örgütlü oldular ve kazandılar. Şimdi bu örgütlülüğü ve kazanımları gaspetmeye çalışıyorlar. İşyerinin kapılarını işçilerin suratına kapatanlar, işçileri açlığa, işsizliğe bataklığa mahkum etmeye çalışıyorlar. Kendimizin ve çocuğumuzun geleceği için yapılan kıyıma karşı tek yumruk olmak zorundayız. El ele, kol kola verip gece gündüz, yağmur çamur demeden kazanana kadar, kapıları açtırana kadar mücadele devam etmelidir.

Direne direne kazanacağız !
İşçilerin birliği sermayeyi yenecek !
Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber, ya hiçbirimiz !



İşten atılan bir işçidendirenişçi Aymasan işçilerine:

“Gücünüzü birliğinizden aldığınız için
er ya da geç kazanacaksınız!”


Direnişin simgesi Aymasan işçilerine merhaba;

Ekonomik kriz bahanesiyle kapı dışarı edilen milyonlarca işçiden biriyim. Sermaye devleti ekonomik krizinden kurtulmak amacıyla önce İMF programı dedi ve özelleştirmeleri, mezarda emekliliği, esnek çalışmayı, düşük ücretleri, tahkimi, sendikasızlığı dayattı. Ancak İMF programlarının iflası anlaşılınca, kriz çözülemeyince, yine İMF’nin dayatmasıyla bu kez Amerika’dan ithal Derviş’in yönetiminde aynı programlar uygulamaya sokuldu. Milyonlarcamız kriz bahanesiyle işten atıldık. Bu yetmezmiş gibi, her gün zam üstüne zam yaparak yaşamımızı iyice çekilmez hale getirdiler.

Öğrenciye paralı eğitimi, işçiye sendikasız, sigortasız, düşük ücretle çalışmayı, memura grevsiz ve toplu iş sözleşmesiz sahte sendika yasasını, devrimcilere katliamlarla birlikte hücrelerin dayatıldığı bir ülkede, sizin direnişiniz saldırılara karşı en iyi cevabı veriyor. Emeği ve alınteriyle en güzel değerleri yaratan işçi sınıfının bir parçası olarak tüm sınıf adına direniyorsunuz. Gücünüzü birlikteliğinizden ve örgütlülüğünüzden aldığınız içindir ki bu direniş, er geç kazanımla sonuçlanacaktır.

Mücadele kimi zaman zorlu ve çetin geçecektir. Bu zorluklar karşısında birlikte hareket edilmesi, kazanılacağına olan kesin inancın yüksekte tutulması daha bir önemlidir. Bu bilinçle hareket edilirse, direnişin kazanımla sonuçlanmaması için hiçbir neden yoktur.

Hepinizi direnişin sıcak coşkusuyla selamlıyorum...

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!

İşten atılan bir işçi/Kartal




Selam olsun Aymasan direnişine!

Zafer direnen işçilerin olacak!


“Bu gidişe bir dur demez, karşı koymazsak eğer, tehlikededir günlük ekmeğimiz, bacamızın tütmesi, evimiz, aşkımız, çocuğumuz, kitap sevgisi, insan sevgisi tehlikededir” dediler ve direnişe başladılar, Aymasan işçileri. 31 Mayıs günü patronun paralı köpekleri ve faşist kolluk güçleri kapıları kapatarak işçileri fabrikaya almadılar. Kısa bir yazılı açıklama yaparak kriz dolayısıyla işyerinin kapandığını, tazminatlarının ise para bulununca ödeneceğini duyurdular. Patron sendikayla yapacağı görüşmeye, tansiyonunun çıktığını söyleyerek katılmadı.

Derviş’in Amerika’dan devşirilmesinden sonra, hükümet saldırı yasalarını bir bir hayata geçirmeye başladı. Yıllardır bedeller ödenerek kazanılan haklar bir bir gaspediliyor. Kamu emekçilerini sahte sendika yasasıyla, çiftçileri şekerı ve tütün yasasıyla karşıladılar. İşçileri ise “0” zam dayatması ve varolan sosyal hakların gaspları ile... Sendikaların yaptığı araştırmaya göre, birbuçuk milyon insanı işsiz bırakarak...

Sermaye iktidarı tam bir pervasızlıkla saldırıyor. Biz işçi ve emekçiler ise bu azgın saldırılar karşısında anlamlı bir tepki ortaya koyabilmiş, sessizliği kırabilmiş değiliz. Aymasan işçileri bu suskunluk dalgasını kırmak için mücadeleye girişmiş durumdalar. İlk bakışta işlerini kaybetmelerinden dolayı direnişe başladıkları düşünülebilir. Ama biz biliyoruz ki, Aymasan işçileri bugüne kadar ellerini uzatabildikleri tüm direniş ve eylemlere daima ses katmışlar, destek vermişlerdir. Onun için bugün Aymasan işçileriyle dayanışmayı yükseltmek, bu onurlu direnişte onları yalnız bırakmamak zorundayız. Onlar bu direnişi kazanmak zorundalar ve inanıyorum ki kazanacaklar.

Aymasan işvereninin hedefi burada örgütlü bulunan Deri-İş Sendikası’nın örgütlülüğünü dağıtmak ve istediği gibi sömüreceği örgütsüz bir işyeri yaratmaktır. Kriz de onun bu planını uygulayabilmek için uygun bir zemin yaratmıştır. Fakat işçilerin kararlı duruşları daha ilk günden suratında bir tokat gibi patlamıştır. İşçiler 31 Mayıs sabahından itibaren fabrika önünde gece-gündüz direnişe geçmişlerdir. 246 işçi, 6 aydır fedakarlık gösterdiklerini, ama maaşlarını alamadıklarını, söz almalarına rağmen aldatıldıklarını belirtiyorlar.

Aymasan işçileri yıllardır sendikalaşmadan dolayı işten atmalarla karşılaşmışlardır. Ama tüm saldırılara hep tok bir karşılık vermişlerdir. Bu nedenle bugün önü, geçmişten gelen direnişçi geleneğin aydınlığıyla daha da açıktır.

Deri sektöründe çalışma koşullarının çok ağır olmasına rağmen genelde işe çok küçük yaşta başlanmaktadır. Bu, yoğun bir çocuk işçi emeğinin sömürülmesi demektir. Aymasan patronunun bir sıkıntısı da buradadır ve rekabet edemediğini öne sürmektedir. Çünkü işçilerin tamamı sendikalıdır, bu da kendi kârında bir parça azalma demektir. Bu nedenle fabrikadaki örgütlülüğü yıkıp, yerine sınırsız ve koşulsuz bir sömürü çarkı kurmayı hedeflemektedir.

Türkiye’de 2000 yılı verilerine göre, deri işkolunda 9071 işletme bulunmaktadır. Bu işletmelerde 62 bin işçi çalışmakta, bunların yalnızca 18 bin 427’i sendikalarda örgütlü bulunmaktadır. Şimdi bu örgütlülük de yokedilmeye çalışılmaktadır.

Aymasan işçilerinin direnişine destek büyük bir önem taşımaktadır. Bu direnişin zaferle taçlanması için en büyük sorumluluk ise 246 Aymasan işçisine düşmektedir. Çünkü son kararı onlar vereceklerdir. Patron işçilerin birliğini bozmak için çeşitli oyunlar tertipleyecektir. Bunlara karşı küçük bir zaaf gösterilmesi direnişin kaybedilmesi demektir.

Yaşasın Aymasan direnişi!
Yaşasın sınıf dayanışması!
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

T. Yıldız



(...)
Ne günün ilk ışığı
ne balık sürülerinin ışıldaması suda
ne güneşe uzanan dal
ferahlık vermiyor içlerine
Çalınan insan emeği yaşatmaz oldu
korkulu rüyalarla uyanarak uykularından
korkunç kararlar verdiler
Karşı koymazsak eğer
tehlikededir günlük ekmeğimiz
bacamızın tütmesi tehlikededir
evimiz, aşkımız, çocuğumuz
pencerede saksı
kitap sevgisi, insan sevgisi
tehlikededir
Gözlerini ölüm bürüdü onların
uyumak, uyanmak tehlikededir
tehlikededir çiçek koklamak
bardakta su, ateşte yemek
bahçede güneş tehlikededir
Tehlikededir göz bebeklerimiz
Adana’nın pamuğunu yabancılar işliyor
dokuma tezgahları tehlikededir
İzmir’in üzümü, fındığı Giresun’un
Samsun’un tütünü tehlikededir
kapanıyor fabrikalar birer birer
varımız yoğumuz tehlikededir
Fakat korkunç kararlara ve tehlikelere aldırış etmeden
boy atan başakların şarkısı devam eder
Topraktan güneşe avaz avaz
çatlayan tohumdaki yaşamak arzusu
her zaman galip, her zaman hür
dağlardan akan suyun sevinci
her zaman genç, delikanlı
kabına sığmaz
(...)
Ve sen göz bebeğim
sen erkek sesinle
“işsiz kalmasın insanlar, öldürmeyelim birbirimizi” dersin
milyonların içinden
milyonlardan ve gün ışığından uzağa götürülür
işkence görür
hapis yatar
sürgün edilirsin
sevilecek şey değilse de bunlar
DAYANILIR...
(...)

A. Damar