9 Haziran'01
Sayı: 12


  Kızıl Bayrak'tan
  Onbir yıllık mücadelenin kritik safhası
  Kazanmak için 4 Mart'lardan daha da ileriye!
  KESK eylemlerinden
  Direniş bayrağı Aymasan işçisinin elinde
  Sınıf hareketinden
  Ölüm Orucu Direnişi'ne karşı devletin yeni taktiği
  Ölüm Orucu Direnişi 233. gününde sürüyor!
  Gençlik hareketi
  Kriz ve devrimci sınıf çizgisi/7
  Tarımda yıkım ve sonuçları
  15-16 Haziran, sol hareket ve işçi hareketi
  Hatice Yürekli anısına Ekim Gençliği Kampı
   Uluslararası hareket
  İşçi-emekçi kadını devrimci mücadeleye kazanmanın sorunları
  "Sana söz can yoldaşım zafer bizim olacak"
  Geleceğimize sahip çıkalım!
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



  Kızıl Bayrak'tan...

 

Kamu emekçileri, ‘90’lı yılların başında “grevli-toplusözleşmeli sendika hakkı” talebiyle başlattıkları mücadeleyle sendikalarını kurdular. Sermaye devletinin sendikalaşmanın önündeki tüm yasa ve yasakları bizzat mücadele alanlarında aşıldı. Sermaye devleti, mücadelenin kendisine dayattığı bu sendikaları bir yerden sonra tanımak zorunda kaldı.

Kamu emekçileri bugün mücadele alanlarında bedel ödeyerek kurdukları sendikal haklarını gaspeden yasaya karşı militanca direniyorlar. Devletin bombaları, copu direnişlerinde herhangi bir yılgınlığa yol açmak şöyle dursun kararlılıkları ve kitlesellikleri büyüyor. Sahte sendika yasasına karşı verilen mücadelenin hareketin iç zayıflık ve engellerine takılmadan ne derece başarıya ulaşacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ancak şu unutulmamalıdır ki, zaferin kazanılmasında işçi sınıfının alacağı tutum belirleyici olacaktır.

Kamu emekçilerinin sahte sendikaya geçit vermemek ve grevli-toplusözleşmeli sendika hakkını kazanmak için meydanlarda vahşi bir polis zoruna maruz kaldığı saatlerde, işçi sınıfı hareketi cephesinden de önemli bir gelişme yaşanıyordu. Kamu işyerlerinde sendika ağalarınca satılan TİS’lerden farklı bir yol izleyerek greve başlayan Şişe-cam işçilerinin grevi; Bakanlar Kurulu kararıyla “Milli güvenliği zedelediği” gerekçesiyle ertelendi. Yani yasaklandı. Böylelikle mevcut tablo içerisinde, sermaye devleti karşısında kamu emekçilerinden sonra önemli bir direniş mevzisi daha saldırıya uğramış oldu. Amaç, mevcut direniş mevzilerinin çoğalmasının ve güçlenmesinin önüne geçmek için, varolanları ezmektir.

Şişe-cam grevinin ertelenmesi grevli-toplusözleşmeli sendika hak talebinin bugün sınıf hareketi için de ne denli yakıcı bir talep olduğunu bir kez daha göstermiştir. İşçi sınıfının mücadele alanlarında kazandığı sendikal haklar devletin sistemli saldırılarıyla uzunca bir süredir fiili olarak gaspedilmiş durumdadır. Bu, haklar ancak mücadele alanlarında kazanılır ve korunulur gerçeğinin yalın bir doğrulamasıdır. Beraberinde; “Tüm çalışanlar için grevli ve toplusözleşmeli sendika hakkı”, “Sınırsız grev ve genel grev hakkı” ve “lokavtın yasaklanması” talepleri etrafında birleşmek ve mücadele etmenin aciliyetini göstermektedir. Grev yasaklarını boşa çıkarabilmek, sendikal örgütlenmelerin önündeki her türlü yasağın parçalanması ancak ve ancak dişe diş bir mücadeleden geçmektedir.

Sermayenin direniş odaklarını ezme saldırısının öncelikli ve en vahşi biçimlerde sürdüğü alan zindanlardır. F tipi saldırısıyla devrimci örgütlülükler ve devrim davası boğulmaya çalışılmaktadır. Yanısıra saldırı, işçi ve emekçilerin örgütsüzleştirme saldırısının da başlıca halkasıdır. Bu anlamıyla devrimci tutsaklar ortaya koydukları direnişle, hem saldırının kendilerine yönelen bu parçasına ve hem de işçi ve emekçilere dönük genel saldırının önüne etten bir barikat kurmuşlardır.

Sermaye düzenine karşı direnişin bayrağını onlar taşımaktadırlar.

Bu bilinçle direnişi yaygınlaştırıp, mücadele barikatlarını güçlendirelim. Geleceğimizin karartılmasına, örgütlülüklerimizin dağıtılmasına izin vermeyelim. Saldırı yasalarını, yasakları ve hücreleri parçalamak için mücadele alanlarında kazanıncaya kadar militan bir direniş hattını örelim.
Direne direne kazanacağız!