9 Haziran'01
Sayı: 12


  Kızıl Bayrak'tan
  Onbir yıllık mücadelenin kritik safhası
  Kazanmak için 4 Mart'lardan daha da ileriye!
  KESK eylemlerinden
  Direniş bayrağı Aymasan işçisinin elinde
  Sınıf hareketinden
  Ölüm Orucu Direnişi'ne karşı devletin yeni taktiği
  Ölüm Orucu Direnişi 233. gününde sürüyor!
  Gençlik hareketi
  Kriz ve devrimci sınıf çizgisi/7
  Tarımda yıkım ve sonuçları
  15-16 Haziran, sol hareket ve işçi hareketi
  Hatice Yürekli anısına Ekim Gençliği Kampı
   Uluslararası hareket
  İşçi-emekçi kadını devrimci mücadeleye kazanmanın sorunları
  "Sana söz can yoldaşım zafer bizim olacak"
  Geleceğimize sahip çıkalım!
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Kamu emekçileri sahte sendika yasasına karşı alanlara çıktılar...

 

Kazanmak için 4 Martlar’dan da ileriye!


Kamu emekçileri sahte sendika yasasının mecliste görüşülmeye başlaması üzerine ülke çapında alanlara çıktılar. Sahte sendika yasasını geri çektirme kararlılığını ilan eden emekçiler, yasanın geri çekilmemesi durumunda eylemlerini ülkenin her yanında süresiz oturma eylemine dönüştürecekleri uyarısında bulundular. Ardından işbırakma eylemleri akşam saatlerine kadar sürecek bir oturma eylemine dönüştürüldü.
Sermaye devleti ise, saldırı programının önüne çıkan bu ilk ciddi engel karşısında tam anlamıyla azgınlaşmış durumda. Yapılan eylemliliklere ilk müdahale haberi Mersin’den geldi. Kamu emekçileri Mersin’de vahşice coplandılar. Birçok ilde oturma eylemleri kararlılıkla sürerken, ikinci saldırı akşam saatlerinde Ankara’da gerçekleşti.

Devletin bombasına ve copuna
karşı militan direniş

Mersin’de eylemin yapılacağı alana doğru yürüyen kamu emekçilerini polis saldırı tehditiyle dağıtmaya çalıştı. Ancak kamu emekçilerinin yanıtı direniş oldu. Bunun üzerine kamu emekçileri cop kullanılarak dağıtıldı. Ancak bir süre sonra dağılan kitle sendikalarda yeniden toplanmaya başladı. Bunun üzerine terör sendikalara kadar yaygınlaştırıldı. Kamu emekçileri polis saldırısına karşı sendikalarındaki masa, sandalye vb. eşyaları kullanarak direndiler. Uzun süren direniş sonrasında Mersin’deki bilanço onlarca yaralı ve gözaltı oldu.
Ankara’da ise, yasa tasarısının birinci maddesinin onaylanması üzerine, Ziya Gökalp Caddesi’nde oturma eylemini sürdüren binlerce kamu emekçisi eylemi Kızılay’a taşımak için polis barikatlarına yüklendi. Panzerlerle güçlendirilmiş barikatlar kimi noktalarda yarıldı. Polis bu kez gaz bombaları kullandı. Uzun süre polise direnerek barikatı zorlamaya devam eden kamu emekçileri polisin vahşi terörü karşısında ara sokaklara doğru dağıldılar. Çatışmalar uzun süre ara sokaklarda devam etti. Bu arada birçok kamu emekçisi zor kullanılarak gözaltına alındı.
Devletin gaz bombaları ve cop kullanarak estirdiği terör kamu emekçileri üzerinde yılgınlıktan ziyade kararlılığı arttıran bir rol oynadı. Eylemin sürdüğü birçok alanda saldırıların duyulmasıyla beraber öfke ve kararlılık üst düzeye çıktı. Eylem alanlarına çıkan kitle sayısı artış gösterdi.

Kazanmak için daha ileriye!

Kamu emekçileri direniş tarihlerine yeni bir halka daha eklemiş bulunuyorlar. Eğer kamu emekçi hareketinde yaşanan iç zayıflıklar aşılabilirse, saldırıyı püskürtmemek için hiçbir neden yok. Bu açıdan 4 Mart direnişi bir kez daha kamu emekçilerinin mücadelesine ışık tutmaktadır. Bilindiği gibi, 4 Mart günü ortaya konulan görkemli direniş sonrasında KESK’in reformist yöneticileri çubuğu teslimiyete doğru kırmışlardı. 5 Mart günü artık hareketin karşısında bir barikat olarak duruyorlardı. Hareket, mücadelenin gerektirdiği yeni düzeyi kaldıracak bir önderlikten yoksunluk gibi temel bir zaafiyetle yüzyüzeydi. Bu ihtiyacı ancak devrimci kamu emekçileri karşılayabilirlerdi.Ama gerek örgütsüzlükleri, gerekse gereken iradenin sergilenememesi nedeniyle 4 Mart’ın arkası getirilemedi. Böylece önemli bir olanak yitiridi.
Kamu emekçileri ancak 4 Mart’ı aşacak bir mücadele düzeyi ile saldırıyı püskürtebilirler. Ama Ankara direnişi sonrasında aldıkları tutumun da gösterdiği gibi, KESK reformizmi böyle bir mücadeleyi omuzlayacak irade ve güçten yoksundur. Eylem kararları meclis görüşmelerine endekslenmekte, devlet terörü karşısında mücadele hattı bir adım öne taşınamamaktadır.
Şu unutulmamalıdır ki, KESK yönetimi bugün 4 Mart’tan daha geri bir noktadadır. Onlar 4 Mart’ta kazanmanın yolunu değil, devletin gücünü görmektedirler. Devletin İMF programı üzerinden sergilediği kararlılık gösterileri bu zayıflığı daha da derinleştirmektedir.

4 Mart’ın izinden,
5 Mart’lara izin vermeden...

Bugün hareketin ortaya koyduğu güç ve olanaklar tablosu, önderlik ihtiyacına yanıt vermeyi acil ve yakıcı kılmaktadır. Devrimci kamu emekçileri bu sorumlulukla, 4 Mart’ın izinde ama yeni bir 5 Mart’da izin vermemek bilinciyle hareket etmelidirler. Zaferin gerektirdiği mücadele hattı ancak, devrimci önderliğin mücadele alanlarında yaratılmasından geçmektedir. Bugün süreç artık sarsılmayı ve öne çıkmayı gerektirmektedir.
Zafere ulaşmanın bir diğer belirleyeni ise, işçi sınıfının süreç karşısında alacağı tutumdur. İşçi sınıfının ileri ve öncü unsurları kamu emekçilerinin direnişini kendi direnişi bilerek mücadele saflarında yerlerini almalı, sendikalarına harekete geçme yönünde basınç uygulamalıdırlar.
Kamu emekçilerinin direnişi, bugün sermayenin saldırıları karşısında bunalan işçi sınıfı ve diğer ezilenler için tutulması gereken yolu gösteriyor. Kamu emekçilerinin direnişine her düzeyde sahip çıkılmalı, ileriye taşımak için gereken çaba gösterilmelidir.