2 Haziran'01
Sayı: 11


  Kızıl Bayrak'tan
  Kamu emekçilerinin Ankara çıkarması
  Barikatlar aşıldı, Kızılay zaptedildi!
  Kamu emekçileri direnişlerini sürdürüyorlar...
  İhanet sözleşmesini alanlarda yırtalım!
  İzmir Sümerbank direnişi devam ediyor!
  F tipi ölümün belgesi
  Ölüm Orucu direnişçisi Uğur Türkmen 27 Mayıs'ta ölümsüzleşti...
  Direniş kazanacak!
  Kriz ve devrimci sınıf çizgisi/6
  Ölüm Orucu'ndaki tutsaklardan bazılarının sağlık durumu
  Ölüm Orucu Direnişi'yle dayanışma eylemleri...
  Tarım, hububat ve emperyalizm
  Kıbrıs'ta MGK patentli kirli ve kanlı operasyon!
  Uluslararası hareket
  Devrim kaçkınlarının devrimcilere bitmeyen kini
  Sinan Cemgil, Kadir Manga, Alparslan Özdoğan ve Hüseyin Cevahir'in anıları önünde saygıyla eğiliyoruz...
  Proletaryanın büyük devrimci şairi: Nazım Hikmet
  Hücre karşıtı mücadele
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Kamu emekçileri, sermaye devletinin yasak ve terörüne boyun eğmedi...


Barikatlar aşıldı, Kızılay zaptedildi!


Sermaye devletinin, 4 Mart direnişiyle geri çekmek zorunda kaldığı “sahte sendika yasası”nı yeniden yürürlüğü koymak istemesi karşısında kamu emekçileri bir kez daha alanlara çıktılar. Devletin tüm tehdit, yasak ve faşist terör silahlarını bir bir parçalayıp Kızılay alanını zaptettiler.

Önce eylemin ilk etabı olarak başlatılan temsili yürüyüş kolu, devletin zoruyla karşılaştı. Yürüyüşün Yalova ayağında, kamu emekçileri vahşi bir polis terörüyle karşılandılar. Aynı saatlerde Ankara Emniyet Müdürü, pazar günü Kızılay’da yapılacak eyleme izin verilmeyeceği tehditlerini savuruyordu. Amaç, kamu emekçilerinin Ankara’ya akmalarının önünü kesmekti. Çünkü, düzen cephesinin hafızalarında 4 Mart direnişi halen tazeliğini koruyordu. Kamu emekçileri hareketinin son dönemdeki durgunluğu dahi, onlar için bir güvence oluşturmuyordu. Yeni bir 4 Mart, işçi ve emekçi hareketine tarihin en kapsamlı yıkım programlarından birini dayatan sermaye devletinin işini epeyce zorlaştıracaktı. Bu nedenle ne yapılıp edilip kamu emekçilerinin önü kesilmeliydi.

Sermaye devleti bu bilinçle hazırlıklarını yaptı. Elindeki tüm kirli silahları bir kez daha devreye soktu. Ama nafile kamu emekçilerini durduramadı.

Ankara’nın tüm girişlerine barikat, her barikatta direniş!

Sermaye devletinin, eylem öncesinde sergilediği tehdit ve zorbalık kamu emekçileri üzerinde sinme ve yılgınlık bir yana, tersinden coşku ve kararlılığı arttırıcı bir rol oynadı. Yıllardır Ankara yollarını aşındıran kamu emekçileri, bu eylemlerin hiçbir sonuç vermemesi nedeniyle, bu son eyleme karşı belli bir isteksizliği kuşku yok ki üzerlerinde taşıyorlardı. Ama devletin eylem öncesinde ortaya koyduğu saldırganlık ters tepti. Herşeye rağmen yapılacak bu türden bir eylemin devlet üzerinde ne denli bir basınç yaratabileceği farkedildi ve bu pratikte de somut olarak görüldü.

26 Mayıs Cuma akşamı, KESK üyesi kamu emekçileri, tüm ülke çapında hazırlıkları tamamladılar. Ankara’ya doğru yola çıktılar. Dinlenme tesislerinde halaylar çekildi. Sloganlar atıldı. Atılan sloganlarda direniş kararlılığı, öfke ve coşku göze çarpıyordu. Atılan sloganlar sahte sendika yasası yanında, genellikle Ölüm Orucu Direnişi’ni destekler nitelikteydi.

Sabah saatlerinde Ankara’ya dayanan kamu emekçilerinin önü jandarma ve polis barikatlarıyla kesildi. Amaç, bir terör havası yaratarak kamu emekçilerini birleşemeden dağıtmaktı. Ama bu mümkün olamadı, hesaplar boşa çıkarıldı.

Bir süre, barikatların arkasında bekleyen kamu emekçileri, barikatın kaldırılması yönünde uyarılarda bulunduktan sonra harekete geçtiler. İstanbul kolu, barikatı aşarak İstanbul-Ankara otoyolunda yürümeye başladı. Bir süre yüründükten sonra önleri yine jandarma barikatıyla kesildi. Bunun üzerine yol trafiğe kapatılarak, oturma eylemine başlandı. Bir süre sonra Ankara-İstanbul yolu tümüyle trafiğe kapatılmıştı.

Polatlı’da temsili yürüyüş kolunun yanısıra Ege bölgesinden gelen kamu emekçileri durduruldular. Barikatlara yüklenildi. Kolluk güçleri burada da zor kullandı. Bu saldırıyla birçok kamu emekçisi yaralandı.

İç Anadolu ve Kürdistan’dan gelenler, Gölbaşı civarında durduruldular. Burada kısa süreli çatışmalar yaşandı. Zaman zaman barikatlar yarıldı. Yine birçok kamu emekçisi jandarma ve polis copuyla yaralandılar.

Her barikatın arkasında direniş vardı. Direnişle beraber Ankara’dan çıkan tüm yollar trafiğe kapatılmıştı. Barikat arkasında devlete ve devlet terörüne büyük bir öfke vardı. Coşkulu ve kararlı bir biçimde atılan sloganların başında ise şunlar geliyordu: “Yılgınlık yok direniş var!”, “Emekçiye değil çetelere barikat!”, “Yüklen emekçi kazanacağız!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”

Kızılay’da faşist abluka, sokaklarda memur avı!

Ankara dışından gelen kitle, girişlerde kurulan barikatlar arkasında direnirken, Ankara’daki kamu emekçileri de, tam bir abluka altına alınan Kızılay Meydanı’nı zorluyordu. Bu sürede Kızılay’a çıkan kamu emekçileri vahşice coplanıp gözaltına alındılar. Kızılay’a çıkmak üzere çevre caddelerde toplanan yüzlerce kamu emekçisi de aynı şekilde polis copuyla karşılaştılar. Ankara’da uygulanan faşist terör bununla da sınırlı kalmadı. Kızılay ve çevresinde tam bir sürek avı başlatıldı. Memura benzeyen herkes, sorgusuz sualsiz gözaltına alındı. Yine Ankara’ya ulaşan az sayıdaki kamu emekçisi ve tutsak yakını da, hipodromda polis zoruyla karşılaştılar.

Öğlen saatlerine doğru gözaltına alınanların sayısı artık binli rakamlarla ifade ediliyordu.

Ama Ankara’da da kamu emekçileri direnmeye devam ettiler. Estirilen faşist teröre karşın, yeniden yeniden toplanıp Kızılay’ı zorladılar. Son olarak öğlen saatlerinde toplanan 1000’e yakın emekçi, Zafer Çarşı’sı önüne çıkarak yolu trafiğe kapattı. Polis, bir süre dağılma uyarısında bulunduktan sonra, kamu emekçilerinin direngen tutumu karşısında müdahale edemedi. Sermaye devletinin kamu emekçilerinin militan direnişi karşısında diz çökmek zorunda kalmasıyla beraber, Zafer Çarşısı önündeki polis barikatı geri çekilerek Kızılay yolu açıldı.

Kamu emekçileri saatlerce süren militan direnişleri sonucu, zaferin direnen emekçinin olacağını bir kez daha kanıtladılar. Kamu emekçileri tek vücut halinde direnmiş ve kazanmışlardı. Faşist terör barikatları kaldırıldı. Kamu emekçileri Kızılay Meydanı’na tam bir zafer coşkusuyla akmaya başladılar.

“Barikatı aştık, sıra yasada!”

Barikatları yararak Hipodrom’da toplanan kitle, güneş altında saatlerce beklemesine karşın oldukça diri ve coşkuluydu. Şiarlar gür bir biçimde atılıyor, sahte sendika yasasının püskürtüleceğine dair inanç ifade ediliyordu. Oysa yürüyüş başladığında, yasanın püskürtüleceğine dair belli bir karamsarlık, bir tür inançsızlık göze çarpıyordu. Birçok kamu emekçisi, Ankara’ya gidiyoruz, ama yasanın çıkmasını engeleyemeyeceğiz türünden sözler ediyordu. Barikatlar aşıldıktan sonra bu hava tersine döndü. “Barikatı aştık, sıra yasada!” şiarı en coşkulu ve geniş katılımlı atılan şiardı artık.

Hipodromdan Kızılay’a doğru yürüyüşe geçen kitle, ara vermeksizin slogan atmaya devam etti. Bu arada, çevredeki halk direnişe dönük sempatisini alkışlarla ve sloganlara katılarak gösterdi.

Yürüyüş kolunun Kızılay’a girişi tam anlamıyla bir zafer kutlaması biçiminde oldu. Ankara’daki kamu emekçileri Kızılay’a çıkan yol üzerinde bir kordon oluşturarak yürüyüş kolunu karşıladı. Sloganlar ve alkışlar durmadı.

Kitlenin miting alanına yerleşmesiyle beraber, hep bir ağızdan sloganlar atılmaya devam edildi. 4 Mart’taki gibi tüm kitle bir ağızdan ve yumruklar sıkılı biçimde: “Yılgınlık yok direniş var!”, “Sahte sendika yasasına hayır!” ve “Barikatı aştık, sıra yasada!” sloganlarını haykırdılar.

Ankara direnişi emekçi kitle hareketinin gücünün yeni bir örneği oldu

Alandaki coşku miting sonuna kadar devam etti. Mitingin bittiği ilan edilene kadar alandan ayrılan olmadı. Çünkü, kamu emekçileri attıkları her sloganın, ortaya koydukları her tutumun gelecekleri konusunda ne denli önemli olduğunu birebir yaşayarak öğrenmişlerdi. Ki geçmişin yasak savma mealinden mitinglerindeki ruhsuzluk ve dağınıklığın nedeni, kitlelerin geriliği değil amaca ulaşmak için kullanılan aracın işlevsizliğiydi.

Elbette kamu emekçilerinin sahte sendika yasasının püskürtülebileceğine dönük inançları bu eylem sonrasında geçmişten çok da farklı bir düzeye ulaşabilmiş değildir henüz. Kamu emekçileri halen sendika yönetimlerine güvensizdirler. Sermayeyi dize getirecek bir direnişte halihazırda yalnızdırlar.

Ama bu direnişin en önemli kazanımı, genel olarak işçi ve emekçi kitlelerde varolan yenilgi ruh halinin ve moral değerlerdeki yitimin bir nebze olsun kırılmış olmasıdır. Yıllardır, sermayenin yoğun baskı ve saldırılarına karşı boyun eğmek durumunda kalan kitleler, bu eylemle beraber dişe diş bir mücadeleyle kazanımlar elde edilebileceğini, yasakların ve faşist ablukanın dağıtılabileceğini gördüler. Sermayenin faşist devletinin katliamlarla sergilediği güç gösterilerinin, işçi ve emekçilerin militan direnişleri karşısında nasıl da kağıttan bir kaplan gibi parçalanacağını gördüler.




Komünistler direnişin her anında
kamu emekçilerinin yanındaydı...


Komünistler olarak direnişin her anında kamu emekçileriyle bir aradaydık. Barikatlarda, çatışmalarda yerimizi tereddütsüzce aldık.

Eylemin Ankara etabında Eğitim-Sen korteji içerisinde konumlandık. Gündeme ilişkin dövizlerimizin yanısıra, “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!, “Grevli, toplusözleşmeli sendika hakkı!” ve “Krizin faturası kapitalistlere!” şiarlarını taşıyan pankartlarımızı açtık. Coşkulu ve disiplinli kortejimizle emekçilerle birarada şiarlarımızı yükselttik.

Yürüyüşte ve alanda sahte sendika yasasına karşı direnişin şiarlarıyla, zindanlardaki ölümüne direnişin şiarlarını birbiriyle bağlı bir biçimde yükselttik. Yükselttiğimiz hemen hemen her şiar, diğer kamu emekçi kortejlerinde sahiplendi. Şiarlarımızı ortaklaştırdık.

Kızılay’a girdiğimizde ağırlıklı olarak hücre karşıtı ve ÖO ile dayanışmayı içeren slogalar attık. Çevreden büyük bir coşku ile karşılandık. Zafer çarşısı önünde ise “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!” pankartıyla bulunan Ankara Öncü İşçi Platformu kitlesiyle alkış ve sloganlarla birleştik.
Yürüyüşte ve alanda; hem komünist kamu emekçilerinin hazırladığı bildiriler, hem de Ankara Öncü İşçi Platformu’nun bildirileri yaygın biçimde dağıtıldı. Bu bildirilerle kamu emekçileri kazanıncaya kadar direnmeye ve zindan direnişiyle dayanışmayı yükseltmeye çağrıldı.

Sonuç olarak; direnişe amaca uygun biçim ve araçlarla müdahale edip, asgari bir başarı düzeyi yakalamış olduk.




Eylemin Ankara cephesi:
Yasaklara, barikatlara ve yüzlerce gözaltıya rağmen...

“Zafer direnen emekçinin olacak!”


KESK’in sahte sendika yasasına karşı düzenlediği Kızılay eylemi büyük bir direnişe sahne oldu.

Değişik illerden gelen binlerce kamu emekçisi Ankara’nın girişinde durduruldular. Aynı saatlerde Ankara Kızılay ve Hipodrom ise tam bir polis ablukası altındaydı. Kızılay’da atlı polisler dahil tüm kolluk güçleri "şüpheli" gördükleri ya da "memur kılıklı" saydıkları herkesi gözaltına aldılar.

Eğitim-sen 1 No’lu Şube önünde saat 9:00 gibi toplanan ilk grup birkaç sloganın ardından çembere alınarak coplar ve tekmeler eşliğinde gözaltına alındı. Enerji-Yapı Yol Sen önünde toplanan 100-150 kişlik bir grup ise Kızılay’a doğru yürüyüşe geçtikleri sırada aynı şekilde gözaltına alındı. Bu sırada KESK MYK’sı acil toplanarak Ankara girişlerinde bekleyen emekçilerin barikatları aşmaları yönünde bir karar aldı. Dışarıdan gelen emekçiler barikatları aşarken, Ankara’da toplu ya da tek tek gözaltı terörü hala sürmekteydi. Hipodrom’da ise sabahın erken saatlerinden itibaren tek tek aranarak toplanan emekçiler saat 10:00 civarında, barikatları aşarken tekme tokat gözaltına alındılar.

Böylelikle 2 saat içinde Ankara’da gözaltına alınan kitle sayısı 1000’e çıktı. Hatta bazı TV kanallarında bu sayı 2 bin olarak verildi. Bu gözaltı terörünün yaygın ve kitlesel karakterinin bir göstergesiydi.

Saat 11:00 civarında Valilik sonunda pes ediyor ve Kızılay eyleme açılıyordu!

Aynı saatlerde bir grup emekçi Sakarya’da toparlanarak, Zafer Çarşısı önüne sloganlarla çıktı. Çok kısa bir süre içersinde buradaki kitlenin sayısı 1000 kişiyi buldu. Pankartları ve dövizleriyle coşkulu bir şekilde direnen kitle dışarıdan gelecek emekçileri beklemeye başladı. Bir kaç saat geçtiğinde buradaki kitlenin sayısı 2 bine yaklaşmıştı. Toparlanan bu kitlenin önemli bir bölümünü gençlerin oluşturması dikkat çekiyordu.

Öğleden sonra hipodroma varan emekçiler saat 15:00 civarında Kızılay’a girmeye başladılar. Ankara kitlesi büyük bir coşkuyla karşıladı gelenleri.

Eylem boyunca "Zafer direnen emekçinin olacak!" sloganı bütün kitle tarafından sıklıkla atıldı. Bütün kitlenin Kızılay’a girmesi uzun sürdü. En son kortej de alana girdiğinde saat 16:00’yı geçmişti.

Bir süre sonra başlayan yağmura ve rüzgara rağmen kitle coşkusundan ve kararlılığından bir şey kaybetmedi. Genel olarak Eğitim-Sen ve KESK pankartları arkasında yürüyen kitle "Sahte sendika yasasına hayır!", "Zafer direnen emekçinin olacak!", "Direne direne kazanacağız!", "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!", "Barikatı aştık sıra yasada!" vb. sloganlarıyla Kızılay’ı direniş alanına çevirdi. "İçerde, dışarda hücreleri parçala!" sloganı da sıklıkla atılan sloganlardandı. Birçok sendika korteji bu sloganlarla alana giriş yaptı. Tutsak aileleri ve devrimci çevreler de eyleme katıldılar.

Akşam saat 17:00 gibi bütün gözaltıların serbest bırakıldığı haberi alana duyuruldu. Bu duyurunun hemen ardından gözaltından çıkan emekçiler alana pankartlarıyla büyük bir coşkuyla girdiler. Bu girişin hemen ardından eylem sona erdirildi.

SY Kızıl Bayrak/Ankara




Ankara girişine doğu cephesinden kurulan barikatlardan...

“Gemileri yaktık geri dönüş yok!”


Sermaye iktidarı içinde bulunduğu ve boğazına kadar gömüldüğü krizinin faturasını işçi ve emekçilere ödettirmeye çalışıyor. Bunun içinse örgütsüzleştirme saldırısını oldukça yoğunlaştırmıştır. Sahte sendika yasası ile de kamu emekçilerinin örgütlülükleri ellerinden alınmaya çalışılıyor. Sendikalar pazarlık gücünden yoksun dernekler haline getirilmek isteniyor.

Bu saldırıyı bir kez daha püskürtme mücadelesinin önemli bir adımı olarak KESK bileşenlerinin oluşturduğu program dahilinde, yeni 4 Martları yaratmak amacıyla 26 Mayıs’ta kamu emekçileri, dört bir taraftan Ankara Kızılay Meydanı’na akmaya başladılar. Bizler de kendi yerelimizden kamu emekçileriyle beraber erken saatlerde yola çıktık.

Yol boyunca İstanbul ve İzmir güzergahından gelenlerin barikatlarla karşılaştığı, Ankara’ya girmelerinin engellendiği, Ankara’da ise yüzlerce gözaltı yaşandığı haberleri geliyordu. Çok geçmeden Ankara-Samsun ve Kayseri karayolunda (Ankara doğu illeri bağlantılı) devam ederken, Elmadağ öncesi jandarma barikatıyla karşılaştık. Doğu illeri dahil 5 bin civarında kamu emekçisi ile beraber bir tesiste beklemeye başladık. KESK MYK’sının toplantıda olduğu, toplantı sonucuna göre hareket edileceği söylendi.

Kitledeki kararlılık geri dönüşün hiç düşünülmediğini gösteriyordu. Toplanılan yerde halaylar çekilmeye başlandı ve jandarma barikatının önünde sloganlar hiç susmadı.

Ses aracından yapılan anons üzerine, KESK dönem sözcüleri biraraya geldiler. Tekrar bir anons ile karayolunu gidiş ve geliş olmak üzere kapattık. Bütün sendika şubeleri pankartlar ellerinde yürüyerek jandarma barikatıyla karşı karşıya geldik. Jandarma barikatıyla engellenen emekçiler oturmaya başladılar. Yaklaşık 4 saat süren yolu kapatma eylemi süresince jandarmanın kısa süreli müdahaleleri oldu. Jandarma ve polisin duran araç sahiplerini kışkırtmaları boşa çıkartıldı.

Ankara’ya girileceği haberi geldiğinde, önce geliş yolu açıldı. Gidiş yolunu ise araçlarımıza binip konvoy oluşturana kadar açmadık. Duran araçlar bizlerden sonra hareket ettirildi.

Hipodrom’a geldiğimizde kortejler yavaş yavaş hazırlanmaya başlamıştı. Bizler de kamu emekçilerinin açtığı “Krizin faturası kapitalistlere” pankartı arkasında kortej oluşturduk.

Yürüyüş sırasında ve alanda “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Barikatı aştık sıra yasada!”, “Direne direne kazanacağız!”, “İçerde, dışarda hücreleri parçala!”, “Devrimci tutsaklar teslim alınamaz!”, “Kahrolsun İMF, kahrolsun emperyalizm!”, “Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak!”, “Bedel ödedik bedel ödeteceğiz!”, “Hatice Yürekli yoldaş ölümsüzdür!” sloganlarını haykırdık.

Eylem boyunca ve sonrasında, daha önceki bütün eylemlerden farklı olarak polis, panzer, robocop, arama noktası denen hiçbir şey yoktu. Ankara Valiliği Kızılay Meydanı’nı yasaklamasına rağmen emekçiler alanı gerçek anlamda zaptetmişlerdi. Çankaya tarafına yerleştirilenler dışında hiçbir yerde polis görünmüyordu.

Mitingin bitminde kamu emekçileriyle birlikte illerimize dönmeye başladık. Emekçilerin mücadele alanından galip gelerek ayrılmaları, motivasyonu ve mücadele azmini daha da güçlendirdi. Emekçilerin konuşmaları ve değerlendirmeleri de bu yöndeydi.

Kırşehir’den bir komünist




Kamu emekçileri eylemler devam ediyor....

“Sahte yasayı püskürteceğiz!”


KESK MYK’sı Kızılay eylemi sonrasında yeni bir eylem takvimi açıklamasıyla birlikte kamu emekçileri tüm Türkiye çapında alanlara çıktı.

İstanbul’da da 31 Mayıs 2001 tarihinde Kadıköy iskele önü, Bakırköy Özgürlük Meydanı ve Aksaray Metro önü olmak üzere üç ayrı noktada alanlara çıkılarak, sahte sendikaya izin vermeme kararlılığı ortaya konuldu.

İstanbul Aksaray Metro önünde toplanan 200 civarında kamu emekçisi sık sık, “Sahte yasayı püskürteceğiz!”, “İMF tipi yaşama hayır!”, “Ne İMF ne Derviş, genel grev genel direniş!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganlarını attılar.

KESK örgütlenme sekreteri Hüseyin Ayyıldız basın açıklamasını okudu.

Eyleme SES, Tüm Bel-Sen ve BES (“Yaşasın grevli toplu sözleşmeli sendikal mücadelemiz!” pankartıyla) katıldılar. Çeşitli işçi sendikalarından verilen temsili destek “Yaşasın sınıf dayanışması!” sloganları ile karşılandı.

Eylem slogan ve alkışlarla saat 13.00’de bitirildi.

İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda gerçekleşen basın açıklaması da aynı saatte yapıldı. Yaklaşık 100 kişinin katıldığı eylemde, “Yaşasın toplu sözleşmeli sendika mücadelemiz!” pankartı açıldı. “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “Direne direne kazanacağız!”, “Hükümet yasayı al başına çal!” sloganları atıldı.

KESK’e bağlı çeşitli sendikaların katıldığı bu iki eylemde sergilenen canlılık ve kararlılık, Ankara mitinginde ortaya konan militanlığın anlık bir şey olmadığını gösteriyordu.

Yeni eylem takvimi:

KESK’in sahte sendika yasasına karşı açıkladığı eylem takvimine göre;
1 Haziran Cumartesi saat 18.00-19.00 arası Aksaray Metro önünde olunacak.
2 Haziran Pazar günü saat 13.00’te Saraçhane’den Aksaray Metro önüne yürünecek.
4 Haziran Salı günü saat 18.00’de Tünel’den Galatasaray Lisesi önüne yürünecek.
Salı ve Çarşamba günü yasanın mecliste görüşülmesi kararına göre iş bırakma ve sürekli alan eylemi yapılacak.

SY Kızıl Bayrak/İstanbul




İzmir KESK eyleminde kamu emekçileriyle konuştuk:

“Eylemlerin hak alıcı bir çerçeveye bürünmesi şart”


- Sahte sendika yasası hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu saldırı nasıl püskürtülebilir?

Eğitim-Sen üyesi kamu emekçisi: Grevsiz, toplu sözleşmesiz, sendika olmayacağı inancındayım. Bunun için sahte sendika yasasına sonuna kadar karşıyım. Grevli, toplusözleşmeli gerçek bir sendika istiyoruz. Yeni yasayla birlikte sendikalar, dernekten farksız bir hale getirilmek isteniyor.

Saldırıyı püskürtebilmenin yolu birlik ve beraberlikten, mücadeleden geçmektedir. Tek tek kimse hiçbir şey yapamaz. Ancak birlikte hareket edilirse, bütün kamu çalışanları biraraya gelirse, birlikte haykırırsak, başarılı olabiliriz.

Tüm Bel-Sen üyesi: Bu yasa sendikaları fiilen ortadan kaldırmaya dönüktür. Sendikalı olabilmenin zorlaştırıldığı bu yasayla birkaç büyük belediye dışında İzmir gibi büyük bir şehirde bile üye bulmakta zorluk çekilecek. Bunun yanında askeri ve yargı işkolundaki binlerce örgütlü üyemiz yasa nedeniyle sendikalı olamayacak.

Haber-Sen üyesi: Yani halkı zapturapt altına almak istiyorlar. Kamu emekçileri meşru haklarını kullanıyorlar. Onlar da bundan rahatsız olduğu için hukuksal düzenlemeler eşliğinde mücadeleyi boğmak istiyorlar. Toplusözleşme ve grev hakkımız elimizden alınmaya çalışılıyor. Bunun fiili olarak yapıldığı yerler de var. Saldırının püskürtülmesi noktasında, Kızılay eyleminden sonra bugünkü eylem bunun ilk ayağını oluşturuyor. Bu eylemler sürecek.

Eylemlerin zamanla hak alıcı bir çerçeveye bürünmesi şart. Niyetimiz bu. Emekçiler yeni 4-5 Martlar’ı yaratmak zorundadır. Yoksa diğer türlü yapılan eylemler basına bile çıkmıyor artık. Eğer bu yasada diretirlerse yeni 4-5 Martlar’ı yaşamak kaçınılmaz olacak. Bu konuda KESK’in yeterli gücü oluduğunu düşünüyorum. Tabandaki insanların bir kısmının çekinceleri var ama diğer taraftan da mücadele isteği de var. Bu insanları ya radikal yapıyor, ya da seyretmeye itiyor. Artık susmanın zamanı değil. Ankara eylemi bu açıdan oldukça iyi oldu. Mücadelemiz sürecek.

SY Kızıl Bayrak/İzmir