19 Mayıs'01
Sayı: 09


  Kızıl Bayrak'tan
  Kölece dayatmalara uşakça minnettarlık
  Sözde işgüvencesi mecliste...
  Kamu emekçilerini tasfiyeyi hedefleyen sahte sendika yasası çıkıyor!
  Kamu emekçileri hareketi
  Zindan çatışmasındaki kilitlenmeyi aşma sorunu
  4. Ölüm Orucu ekibi direniş saflarında!
  Ölüm Orucu'nu destekleme eylemleri...
  Özelleştirme salıdırısına karşı mücadelenin sorunları
  Kriz ve devrimci sınıf çizgisi/4
  Kölelik zincirlerini kıralım!
  Uluslararası hareket
  Sadık uşak Türkiye "Ulusal Füze Savunma Sistemi"ni destekliyor
  Hatice Yürekli yoldaş ölümsüzdür!
  "Kazanan biz olacağız, kazanan devrim davası olacak!"
  Faşizmin işkencehanelerinde devrim savunması
  Sincan hücrelerinde sistematik işkence!
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
ABD emperyalizmi nükleer silahlanmayı tırmandıran yeni projesine destek arayışında...

 

Sadık uşak Türkiye
“Ulusal Füze Savunma Sistemi”ni destekliyor


Uluslararası silah indirimi anlaşmalarına zemin hazırlayan “Anti Balistik Füze Anlaşması” (ABM) 1972’de SSCB ile ABD arasında imzalanmıştı. Reagen döneminde gündeme getirilip geri çekilen “Yıldız Savaşları” projesi, “Ulusal Füze Savunma Sistemi” (NMD) adıyla ABD yeni Başkanı Bush tarafından yeniden gündeme getirildi. NMD, ABM anlaşmasının yok sayılması anlamına geliyor. Rusya ise buna tepki gösteriyor, ABD’nin ABM anlaşmasına uymasını istiyor.

Rusya’nın dışında Almanya, Fransa ve Çin gibi ülkeler de NMD’ye karşı çıkıyor. Bu tepkiyi hesaba katan ABD emperyalizmi heyetler oluşturarak projesine destek arayışına çıktı. İran, K. Kore, Irak ve Çin’in sahip oldukları füzelerin tehdit oluşturduğu savıyla NATO’ya bağlı ülkeler ve bazı Asya ülkeleri (Hindistan, G. Kore gibi) bu sisteme dahil edilmeye çalışılıyor. Böylece ortaya çıkan tepkinin yokedilmesi ve sistemin masraflarına başka ülkelerin katılması hedefleniyor.

Tehdit altında olduğunu iddia eden ABD emperyalizminin kendisi gerçekte insanlık için en büyük nükleer tehdidi oluşturuyor. Bu ülke son 50 yılda sadece füze savunması için 100 milyor dolar harcamıştır. Dünya üzerindeki jandarmalığını nükleer silahlanmayı daha da tırmandırarak devam ettirmek istiyor. Ancak bu amaçla düzenlediği destek turlarından umduğunu bulamadı. Görünürde Türkiye ve Hindistan dışından pek destek veren olmadı. ABD’ye her zaman kuyrukçuluk yapan İngiltere’de bile 100’e yakın milletvekili bu sisteme karşı çıkıyor. Rusya, ABD heyetiyle yapılan görüşmeden sonra, sorulnara çözüm bulmak bir yana daha çok sorunun ortaya çıktığını açıkladı.

Amerikan yönetimi Türkiye’ye gönderdiği heyetin başına eski Ankara büyükelçisi Marc Grossman’ı vererek, bu sadık uşağına verdiği önemi gösteriyor. ABD, uşaklıkta sadakatini fazlasıyla kanıtlayan Türkiye’yi bu yeni projeye dahil etmeyi planlıyor.

Dünya için yeni bir felaket anlamına gelen NMD’nin Ortadoğu ayağı Türkiye ve İsrail olacaktır. Eğer bu sistem hayata geçirilebilirse, Türkiye hem nükleer silah deposu hem de herhangi bir çatışmada ilk hedeflerden biri haline gelecektir. Nitekim Grossman Türkiye’nin bu sisteme entegre olmasına özel bir önem verdiklerini açıklıyor. Bu plana göre Güneydoğu’da bir üssün kurulması hedefleniyor. Üstelik böyle bir üssün kurulmasında masrafların çoğunu Türkiye karşılayacak. Ayrıca bu sistemden bağımsız olarak sermaye devleti ABD’den patriot füzeleri almaya hazırlanıyor

Grossman başkanlığındaki heyet, Başbakan Ecevit, Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve Genelkurmay Başkanı’yla görüşmeler yaptı. Grossman görüşmelerin sistemi tanıtmak amacıyla yapıldığını açıklasa da, kapalı kapılar ardından yapılan görüşmelerin tanıtımla sınırlı kalmadığı açık. Nitekim Türkiye projeye olumlu baktığını açıklamakta gecikmedi. Güya olumlu bakmasını gerektirecek tehditler varmış. Rusya, İran, Irak, Suriye ve Bulgaristan’ın füzelere sahip oldukları ve bu durumun Türkiye açısından kaygı verici olduğu iddia ediliyor. Oysa, emperyalizme uşaklık ve işbirlikçi burjuvazinin sınıf çıkarları gereği saldırgan davranan, etrafına tehditler savuran Türk devletinin ta kendisidir. Ancak uşakların bir kaygısı da var. O da Rusya ve Çin’in de ikna edilmesidir. Bu iki büyük güçle gerginlikler yaşanmaması için bu gereklidir.

Projeyle ilgili görüşmelerin daha üst düzeyde devam edeceği yapılan açıklamalardan anlaşılıyor. Buna göre 13 Haziran’da Brüksel’de yapılacak NATO liderler zirvesinde Bush’un Ecevit’le görüşmesi bekleniyor.

Bush Brüksel zirvesinde NMD’ye karşı çıkan diğer NATO ülkeleri liderlerini ikna etmeye çalışacak. Ancak bu projenin uygulanıp uygulanmaması farklı güç odakları arasındaki rekabete bağlı olacak. Bu aşamada ABD emperyalizmi güçlü rakiplerini (Çin, Rusya, Almanya, Fransa) ikna etme çabasında. Bu ikna çabalarının sonuçsuz kalması durumunda (ki öyle olması ihtimali yüksektir) çelişki ve çatışmaların alacağı biçimi süreç ortaya koyacaktır.

Farklı güç odaklarının NMD’ye karşı çıkması, açık ki bu projenin dünya için taşıdığı tehlikeden dolayı değil. Bu tepki, emperyalist sömürü ve yağmadan alınacak paylarla ilgili. Bu açıdan bakıldığında, ABD emperyalizminin etkinliğini artıracak böyle bir projeye diğer emperyalist odakların karşı çıkması anlaşılır.

Bu tehlikeli projeye asıl tepki göstermesi gereken dünyanın işçi ve emekçileridir. Zira bu sistem dünya halklarının geleceğini doğrudan ilgilendirmektedir. Ancak henüz bu konuda açık bir bilincin oluşmadığı görülüyor. Destek turlarına çıkan ABD heyetleri sadece G. Kore emekçileri tarafından protestolarla karşılanmıştır. Militan mücadelesiyle gündeme gelen G. Kore işçi ve gençliğinin bu projeye ilk tepki verenler olması ayrıca anlamlıdır.
Emperyalist-kapitalist sistem, emekçi halklara yaşattığı felaket ve yıkımlara yenilerini eklemeye devam etmektedir. Burjuvazinin, muazzam boyutlara ulaşan kârlarını daha da artırmak ve güvence altına almak için yapamayacağı kötülük yoktur. İnsanı, toplumu, doğayı ve hatta gezegeni bile tahrip etmekten kaçınmamaktadır. Yıldız savaşları projesi bunun kanıtlarından bir tanesidir. Çürüyen vahşi kapitalizm yokedilmeden insanlığın geleceği güvence altına alınamayacaktır.




Dünyadan kısa kısa...


Panama’da öğrenci ve işçi protestoları

Panama’da 11 Mayıs günü binlerce öğrenci ve işçi, otobüs bilet fiyatlarının artışını protesto etmek isteyince devlet güçlerinin saldırısına uğradı. Protestocuların devlet başkanlığı sarayının çevresindeki bariyerlere yürümesi üzerine ateş açan polis, 14 kişiyi yaraladı. Çıkan çatışmalarda 5 polis yaralanırken, 58 kişi gözaltına alındı. Protestolar üzerine Panama’da okullar tatil edildi.

İşgalci İsrail ordusu Gazze Şeridi’ni ikiye böldü

Filistin’e yönelik katliam ve işgal saldırısını aralıksız sürdüren İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ni ikiye bölerek, Filistinliler’e kuzey ya da güneye geçişii yasakladı. İsrail ordusuna bağlı tankların Gazze Şeridi’nin kuzey ve güneyini birbirine bağlayan ana karayolu olan Selahaddin üzerinde mevzilendiği ve yola beton bloklar konulduğu bildirildi.

Alman ordusundaki sivil personelden uyarı grevi

Alman ordusunda görev yapan sivil personel, daha fazla sosyal güvence talebiyle 15 Mayıs günü ülke çapında uyarı grevi yaptı. Sendikanın grev çağrısına uyan yüzlerce çalışan, haklarını almak için 2 saat iş durdurarak bir eylem gerçekleştirdiler. Sendika, çalışanların sosyal haklarını korumak amacıyla, daha fazla sosyal hak verilmesini öngören bir toplusözleşme hazırlanmasını talep ediyor.

Meksika’da öğretmen grevi

Meksika’da öğretmenler, maaşlarının artırılması ve eğitime daha fazla kaynak ayrılması talebiyle greve gittiler. Ülke çapındaki grev eylemine; Chipas eyaletinde 15 bin, Michoacan’da 5 bin, Pasifik kıyılarındaki Guerrero eyaletinden de 1500 öğretmen katıldı. Grev nedeniyle 1 milyon öğrenci okula gidemedi. Öğretmenler maaşlarına %100’e varan oranlarda artış istiyor, hükümet ise öğretmenlere yalnızca %10.5 artış öneriyor.

Filistin’de “Büyük felaket” günü protestoları

Filistin’de İsrail devletinin kuruluşunun 53. yılında onbinler yürüdü. Arapların ulusal “El Nakba” (“Büyük felaket”) günü anma törenleri dolayısıyla Filistin’de yine olağanüstü hal hakimdi. 10 binlerce Filistinli Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da sokaklara dökülürken, çıkan çatışmalarda 2 Filistinli öldürüldü, çok sayıda kişi yaralandı. Öğleden sonra Filistin topraklarında sirenlerin çalmasıyla trafik durdu ve 3 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Filistin lideri Yaser Arafat, El Nakba günü dolayısıyla televizyonda yaptığı konuşmada, sığınmacılar Filistin topraklarına geri dönmedikçe Ortadoğu’da barışın sağlanamayacağını belirtti.