19 Mayıs'01
Sayı: 09


  Kızıl Bayrak'tan
  Kölece dayatmalara uşakça minnettarlık
  Sözde işgüvencesi mecliste...
  Kamu emekçilerini tasfiyeyi hedefleyen sahte sendika yasası çıkıyor!
  Kamu emekçileri hareketi
  Zindan çatışmasındaki kilitlenmeyi aşma sorunu
  4. Ölüm Orucu ekibi direniş saflarında!
  Ölüm Orucu'nu destekleme eylemleri...
  Özelleştirme salıdırısına karşı mücadelenin sorunları
  Kriz ve devrimci sınıf çizgisi/4
  Kölelik zincirlerini kıralım!
  Uluslararası hareket
  Sadık uşak Türkiye "Ulusal Füze Savunma Sistemi"ni destekliyor
  Hatice Yürekli yoldaş ölümsüzdür!
  "Kazanan biz olacağız, kazanan devrim davası olacak!"
  Faşizmin işkencehanelerinde devrim savunması
  Sincan hücrelerinde sistematik işkence!
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Almanya:

Lufthansa pilotlarının grevi sürüyor


Almanya’da Mayıs başından beri Lufthansa ile 4200 pilotu temsilen Cockpit Sendikası arasında süren toplu iş sözleşmesinde yine sonuç alınamadı. Pilotlar yeniden 24 saatlik greve gittiler. Bu üçüncü grevde de binlerce uçak seferi iptal edildi, onbinlerce yolcu uçamadı.

Geçtiğimiz süreçte değişik işkollarındaki toplu sözleşmelerde işçi ve emekçileri sermayeye satan sendika bürokratları, pilotların kazanmaları durumunda ek ücret talebinin yükselebileceği telaşındalar. Pilotların taleplerine boyun eğmemesi için Lufthansa patronlarına çağrıda bulunuyorlar.

IG-Metal Sendikası Başkanı, hava yollarındaki toplusözleşmelerin “Almanya için kötü sonuçlar doğuracağını”, “elit grup olan pilotların çıkarlarının ön planda tutulduğu toplu sözleşmelerin sonuçlarının çok değişik çevreleri de etkileyeceğini” söyleyerek uyarılarda bulundu. Pilotlar yüklü bir ücret artışı alırsa yer ve kabin personeli de iş bırakarak ek zam talep eder ve ek ücret talebi tüm Almanya’nın gündemine girer diyerek, Luftahansa patronlarını sert tavır takınması konusunda uyardı. IG-Metal bürokratları geçtiğimiz yıl %2.1 ücret zammı ile metal işçilerini satmış ve bununla “toplumsal çıkarları gözettiklerini” savunmuşlardı. Bu ücret artışı enflasyon karşısında eriyip tükendi.

Pilotlara bir diğer tepki de (Mart ayında hizmet sektöründeki sendikaların birleşmesi ile kurulan ve 3 milyon üyeli en büyük sendika olduğuyla övünen) Birleşik Hizmet Sendikası’ndan (Ver.di) geldi. Nisan ayı içinde yer personeli için yapılan Ver.di ile Lufthansa arasındaki toplu sözleşmelerde sendika %3.1’e boyun eğmişti. Ver.di Sendikası sözcüsü, pilotların talepleri ile ilgili özel muameleden başkalarının da pay almak isteyeceğini, yer ve uçuş personelinin taleplerinin de yükseleceğini bilmeli, diyerek Lufthansa yöneticilerini iyi düşünmeleri yönünde uyardı. Ver.di başkan yardımcısı ise, pilotların talepleriyle “ortak ve dayanışmacı bir TİS politikasının konsepti yokediliyor” diyerek, bunun “sosyal adalet düşüncesine atılmış bir tokat” olduğunu söyledi.

Sermayenin borazanı burjuva medya da, bütün setörlerde ek ücret talebinin yükselebileceğini, pilotların başarı elde etmemesi için çaba harcanması gerektiğini yazıyor.

Geçtiğimiz yıl toplusözleşmelerde işçi ve emekçileri satan sendika bürokratları, şimdi de pilotların taleplerine karşı Lufthansa patronlarının arkasında yer alarak, gerçekte kimin hizmetinde olduklarını tüm açıklığıyla ortaya koyuyorlar.

Pilotların mücadelesi çalışanlar üzerinde etkisini gösteriyor. Alman British Airwaye şirketinde çalışan yer ve hava personeli, daha fazla ücret ve çalışma koşullarının düzeltilmesi için bir uyarı grevi yaptı.




Yunanistan’da son üç haftada
üçüncü genel grev...


Yunanistan’da Avrupa Birliği tarafından hazırlanarak dayatılan sosyal güvenlik sistemi ile ilgili yasa tasarısı işçi ve emekçiler cephesinde protesto edilmeye devam ediyor.

Yunanistan’da geçtiğimiz günlerde yeniden bir genel grev yaşandı. Son üç hafta içinde gerçekleşen bu üçüncü genel greve katılım %50 oranında oldu ve 2.5 milyon kişi katıldı. Kamu sektöründe ve özel sektörde çalışan işçiler, köylü sendikaları, deniz ve karayolları ulaşımı, şehirlerarası, adalar arası ve şehir içi ulaşım dahil tüm hayat durdu. Atina’da 30 bin kişi protesto yürüyüşü yaptı.

Emeklilik için çalışma süresini 35 yıldan 40 yıla çıkarmayı öngören ve sosyal güvenliğin tasfiyesini içeren yasa tasarısı ilk kez 26 Nisan’da genel grev ile karşılanmıştı. Bir uçtan bir uca tüm ülkeyi felce uğratan bu genel grev eylemi hükümete geri adım attırmış, hükümet sosyal güvenlik ile ilgili görüşmelere yeniden başlamayı planlamıştı. İşçi sendikalarının bazıları bunu yeni bir diyalogun başlatılmasında önemli bir adım olarak değerlendirirken, bazıları yeni hakların kazanılması gerektiğini savunarak işçi ve emekçileri sokaklarda mücadeleye çağırmıştı.

Tüm ülke 1 Mayıs’ta ikinci kez yeniden genel bir grev ile sarsılmıştı. Greve yüzde yüz katılım sağlanmıştı.




Paris’te Mumia Abu Jamal ile
dayanışma eylemi


12 Mayıs Cumartesi günü Partis’te, Mumia Abu Jamal’in serbest bırakılması için bir dayanışma yürüyüşü düzenlendi. Fransız Komünist Partisi, troçkist partiler ve diğer sol örgütlerin de içinde bulunduğu komite tarafından düzenlenen yürüyüşe yaklaşık 3 bin kişi katıldı.

Fransız demokratik güçlerini birleştiren bu yürüyüşe biz de DETUDAK olarak katıldık. Bu vesileyle, Türkiye cezaevlerindeki direnişi ve Ölüm Oruçları’nın son durumunu bildiri ve sloganlarımızla duyurmaya çalıştık. Kortejimizde yaklaşık 200 kişi vardı. Sık sık, “ Yaşasın Türkiye’deki politik tutsakların direnişi!”, “Kahrolsun Türkiye’deki faşist rejim!”, “Türkiye’deki katliamlara son!” sloganlar atıldı ve dövizler taşındı.

Bir-Kar/Paris




Dolandırıcı medya patronu Berlusconi
İtalya’da yeni başbakan!


13 Mayıs 2001 Pazar günü yapılan seçimleri Forza İtalia (Fİ) lideri Berlusconi kazandı. Böylece, şu an İtalya’da en güçlü parti durumunda olan ve başbakan olmak için önünde hiçbir engel kalmayan Berlusconi, kabinesini oluşturmak için kolları sıvadı.

Büyük sermayedar Gianni Agnelli’nin önerisi üzerine Ferrari şefini Ticaret Bakanı olarak görevlendirmeyi düşünen Berlusconi, nasıl bir politika izleyeceğini şimdiden ortaya koyuyor.

Tekeller, vergi kaçakçılığı ve dolandırıcılıktan hüküm giymiş bir başbakanın arkasında durarak, ona akıl hocalığı yapıyor. İtalya’da yeni Başbakan Berlusconi’nin bu kirli geçmişi ile ilgilenmeyenler, bir ülkenin kaderini bankada sadece 10.000 DM’ı olan sol lider Francesco Rutelli’ye teslim etmek istemiyorlar

Beş yıl önce yapılan seçimlerde %21 oy alan Rutelli’nin partisi bu seçimde %17 oy alarak ikinci parti oldu. Böylelikle “Ulivo” birliğinin (Rutelli) parlamentodaki sandalye sayısı 130 olurken, “Özgürlükler Evi”nin (Berlusconi) sayısı 177’ye yükseldi.

Bazı Avrupa Birliği ülkeleri Berlusconi’nin (Fİ) ittifak ortakları olan popülist Bossi ve faşist Fini’ye dikkat çektiler. Fransa Dışişleri Bakanı Vedrine, Avrupa’nın bu hükümeti gözaltında tutması ve uyanık olması gerektiğini dile getirdi. Alman hükümeti ise henüz bir değerlendirme yapmış değil. İsviçre Başbakanı Göran Persson ise yaptığı açıklamada, Berlusconi’nin partisi “Avrupa değerleri”ni yıpratmaya yönelik herhangi bir işaret vermediğini söyledi.

Avusturya’da Özgürlükler Partisi (FPÖ) lideri Jörg Haider İtalya’da yapılan seçimlerin sonucunu Avrupa’nın zaferi olarak değerlendirip kutlama mesajı gönderdi. Şaşırtıcı olmayan bu tutumun gerisinde, İtalya’da yabancılara karşı uyguladığı politikalarla “İtalya’nın Haider’i” olarak bilinen Bossi’nin, Berlusconi’nin iktidar ortağı olması var.

Seçimlerden önce İtalya’da ve diğer ülkelerde büyük tepkilerle karşılaşan, üç özel televizyon kanalı sahibi ve yanısıra 14 milyar dolarlık servetiyle başbakanlık için uygun olmadığı söylenen Berlusconi’nin hangi sınıfı temsil ettiği önümüzdeki süreçte işçi ve emekçiler tarafından tüm açıklığıyla görülecek.

S. Bahar