7 Nisan'01
Sayı: 03


  Kızıl Bayrak'tan
  Esnaf eylemleri, burjuvazinin hesapları ve devrimci sınıf tutumu
  Sendika ağalarının işi bu kez kolay değil!
  Sınıf hareketine devrimci müdahale sorumluluğu
  Öncü İşçi İnisiyatifi'nin çalışmalarından
  Öncü işçilere önemli sorumluluklar düşüyor
  Sınıf ve kitle hareketi
  Ara sınıf eylemlilikleri ve gösterdikleri
  Ölüm Orucu Direnişi sürüyor!
  Gençlik
  Düzenin krizi'ne liberal sol reçeteler/2
  Özelleştirme saldırısı ve Telekom
  Kriz ve devrimci sınıf çizgisi/1
  Krizin sosyal faturası
  Newroz kutlamaları imralı çizgisinin iflasını belgeler!
  Uluslararası hareket
  Ölüm Orucu Direnişi 25. haftasında!
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

İsviçre’de ÖÖ ile dayanışma yürüyüşü...

F tipi hücrelere karşı
mücadelemiz devam ediyor!

Türkiye cezaevlerinde süren direnişin başlangıcından bu yana İsviçre’de çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi. Başka kentlerde sorunla karşılaşılmazken, Basel yönetimi ve polis yetkilileri oldukça saldırgan bir tutum sergilediler. DETUDAK’ın yapmak istediği bir yürüyüş yasaklanırken, bir diğeri provoke edilerek, yabancı düşmanı kampanyalara alet edilmek istendi. Bu gerici tutum karşısında geri adım atmadık. Bu tutumu teşhir ettik ve siyasi tutsakların sesi ve soluğu olmaya devam ettik. Ulaşabildiğimiz ölçüde İsviçreli örgüt ve kuruluşları biraraya getirerek, hem bu gerici tutumu teşhir etmek ve hem de 150. günlere gelen Ölüm Orucu Direnişi’ni desteklemek kararı aldık.

24 Mart için İsviçreli dostlarımız yürüyüş izni için başvuruda bulundular. Bu defa yürüyüşe izin vermek zorunda kaldılar. Çünkü daha önceki yürüyüş yasaklaması, yasalara aykırı olduğu için halen mahkemelikti. Ve bu defa Türkiyeli örgütler yalnız değillerdi. Yürüyüş izni alınır alınmaz DETUDAK ve İsviçreli örgüt ve kişilerden oluşan yürüyüş komitesi faaliyetlerini hızlandırdı. Gazetelere ilanlar verildi. Almanca ve Türkçe bildiriler, ilanlar, afişlerle yaygın bir çalışma yapıldı. Bu arada oldukça işimize yarayan bir gelişme oldu. 24 Mart aynı zamanda Basel’de uluslararası ziynet ve süs eşyaları fuarına denk geliyordu. O gün bütün dünya basını orada olacaktı ve oldukça kalabalık bir turist akını bekleniyordu. Böyle bir dönemde yürüyüş yapmamız Basel Ticaretdası’nın işine gelmiyordu.

Yürüyüşten 4 gün önce polise başvurulup yürüyüşün yasaklanması talep edilmişti. Bunun mümkün olmadığı görülünce yürüyüşten vazgeçmemiz için bizimle ilişkiye geçildi. Tabii ki bu talebi reddettik. Bunun üzerine basın toplantısı yaparak polisi böyle bir yürüyüşe izin vermekle, düzenleyicileri de fırsatçı olmakla suçladılar. Ardından televizyon kanalları, radyolar, gazeteler, röportaj için düzenleyicileri aramaya başladılar. Bu olanağı en iyi biçimde kullandık. Sermayenin insan hayatını hiçe saydığını, sadece kârlarını düşündüklerini açıkladık ve kitleleri 150 günlerde olan Ölüm Orucu Direnişi’ne destek vermeye çağırdık.

Bin kişinin üzerinde insanın katıldığı yürüyüşte İsviçreli dostlarımız hatırı sayılır bir kalabalıkla katılmışlardı. Yürüyüşe ilgi oldukça büyüktü. Medyanın yanısıra çarşıda olan insanlar ilgiyle izliyor, konuşmaları dinliyor, anlamaya çalışılıyordu. Çarşının en kalabalık yerinde yürüyüş durduruldu ve DETUDAK adına Almanca bir konuşma yapıldı. Yürüyüş boyunca susmayan sloganların yanısıra İsviçreli dostlarımızın Almanca konuşmalarıyla sesimizi binlerce insana duyurmuş olduk.

Yürüyüşün bitim yerinde inşaat ve ilaç sektöründe yetkili olan GBI sendikası sekreteri kitleyi coşturan bir konuşma yaptı. Türk devletini ağır dille eleştiren sendikacı, İsviçre devletini de sessiz kalmak ve Türkiye ile en iyi ekonomik ve diplomat ilişkileri sürdürerek katliama ortak olmakla suçladı. Ardından konuşmalara devam edildi ve yapılan saygı duruşuyla yürüyüş sona erdirildi. Bir basın toplantısı yaparak, direniş devam ettiği sürece eylemlerimizi sürdüreceğimizi açıkladık.

Bir-Kar/İsviçre




Güney Kore:
Otomobil işçileri yine polisle militanca çatıştılar

Güney Kore’nin başkenti Seul’da, 1 Nisan Pazar günü, devletin ekonomi politikalarına ve kitlesel işten çıkarılmalara karşı protesto yürüyüşü gerçekleştirildi. İşçiler yine polisle militanca çatıştılar. KCTU’nun (Kore Demokratik Sendikalar Konfederasyonu) diğer muhalefet hareketlerinin de desteğini alarak yaptığı yürüyüşe 5 bin işçi ve öğrenci katıldı.

İşçi ve öğrenciler esas olarak, Inchon’daki Daewoo Motor işletmesinde 1700 işçinin işten atılmasını protesto ettiler. Daewoo işçileri aylardır grevler ve yürüyüşlerle işten atılmalara karşı direniyorlardı. Protesto yürüyüşüne katılanlar ayrıca cunta döneminden kalan ve her fırsatta sendikalı işçilere ve sosyal hareketlere karşı kullanılan Milli Güvenlik Yasası’nın da derhal iptal edilmesi taleplerini yükseltirken, ABD’nin roket koruma programına karşı da sloganlarını haykırdılar.

Güney Kore’nin ikinci büyük otomobil tekeli Daewoo’nun ana işletmesi aşırı borçlanma nedeniyle Kasım ayında iflas ettiğini açıklamıştı. Hükümetin satışa sunulan işletmeyi yabancı tekellere satma eğilimi var. Diğer tekellerin geri çekilmesi ile talepliler arasında şu an sadece General Motor bulunuyor. İhale görüşmelerinin sürdüğü bir süreçte işçilerin işten atılmalarının, bu Amerikan tekelinin şartları arasında olduğu tahmin ediliyor.

İşten atılmalara karşı işçiler Şubat ayı sonunda işyerini işgal etmişlerdi. Polis işyerini ancak işçilere vahşice saldırarak boşaltabilmişti. Bunun üzerine işyeri çevresinde iki haftayı aşan süre sokak çatışmaları yaşandı, Inchon ve komşu kent Seul’de pek çok sayıda yürüyüş gerçekleşti.
Daewoo, ekonomide “yeniden yapılanma” örneği olduğu için, protestolar toplumun ezilen kesimlerinin tümünden destek alıyor.

Cumartesi günü kamu sektörü ve ulaştırma sektöründe çalışan işçiler de ekonomide planlanan yapısal değişikliği protesto yürüyüşü yapmışlardı ve yürüyüşe 8 bin emekçi katılmıştı.

Ancak, Daewoo’daki işten atılmalara karşı verilen mücadelenin giderek hızını kaybetmekte olduğu gözleniyor. İşten atılmayan işçiler 8 Mart tarihinde üretime yeniden başladılar. Böylece işten atılan işçilere en büyük darbeyi vurdular. Cumartesi günkü yürüyüşe 20 bin kişi beklendiği halde bu düzeyde bir katılımın sağlanamaması bununla bağlantılı.

Bunun yanısıra, diğer muhalif kesimler ve öğrencilerden gelen dayanışma eylemleri bugüne kadar görülmemiş bir çeşitlilik kazanıyor ve artıyor.




Venezuella’da onbinlerce işçi greve gitti...

Venezuella’da petrol işçileri greve çıktılar. Diğer yandan öğrenciler ve yaşlılar da protesto eylemleri gerçekleştirdiler.

Petrol sektöründeki greve 52 bin işçi katıldı. Bu sayı sektörde çalışan işçilerin % 92’sini oluşturuyor. Perşembe günü sona eren 48 saatlik grev sonunda işçiler, bunun, protestolarının başlangıcı olduğunu vurguladılar. Grev komitesi gerekli makamlarla diyalog kurmaya çalışırken, işçi temsilcileri her an süresiz greve gidebilecekleri açıklamaları yapıyorlar.

Sektör, ülkenin asıl döviz kaynağını oluşturmasından dolayı önemli bir yere sahip.

Büyük bir telaşa kapılan hükümet grevi illegal ilan etti ve grevdeki işçilerin üzerine paramiliter Ulusal Muhafız Birliklerini gönderdi. Birliğin görevi kamu düzenini sağlamaktı! Ulusal Muhafız Birliği komutanı, eylemcilerin ana yolları veya kamu binalarını işgale yönelmesi durumunda saldıracaklarını açıklayarak, gözdağı verdi.

Petrol işçileri grev süresince akaryakıtın diğer işyerlerine gönderilmesini engellemeye çalıştılar.
Petrol işçileri % 15’lik ücret zammı talep ediyorlar. Kamu işletmesi olan “Venezuella Petrol” ise ücretleri kendilerinin belirleyeceğini söylüyor.

Venezuella’da şu an sadece petrol işçileri değil barikatların arkasında olanlar. Orinoco’da, ülkenin tanınmış dökümhanelerinde çalışan işçilere de grev çağrısı yapıldı. Çağrıya uyan 6 bin işçi, yani çalışanların % 90’ı greve gitti. Ülkenin güneyinde ise elektrikçiler fitili ateşlediler. Diğer yandan yaşlılar protestolarıyla başkent merkezini geçici olarak zaptettiler.




Bangladeş’de genel grev...

Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina’nın istifa etmesi istemiyle 3 gün süren grevde polisin saldırması sonucu 4 kişi öldü, 300’ü aşkın kişi yaralandı. Yüzlerce insan gözaltına alındı. Tepkilerin temel nedeni Hasine hükümetinin yolsuzluk ve muhalefete saldırgan tavır takınması.