ARSIVANA SAYFA
 
11 Kasım '00
SAYI: 42
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Zindan direnişine karşı sistematik devlet provokasyonları
Ölümleri mi bekleyeceğiz?
Kamuda özelleştirme ve mücadelenin sorunları
Kamu emekçilerine sesleniş!
Faşist partiye kongre cilası tutmadı
Gençlik hareketinde yeni bir dönemin işaretleri
YÖK nedir?
YÖK’e karşı yaygın ve kitlesel eylemlilik
6 Kasım eylemlilikleri üzerine
Komsa grevinin başarısı için
Metal işkolundaki satış sözleşmesinin ardından
Sendikalaşma çerçevesinde gelişen işçi direnişleri
SAG direnişçilerinden çağrı
“Çete devletine diz çöktüreceğiz! Biz kazanacağız!”
Süresiz Açlık Grevi üzerine sendikacılar ve öncü işçilerle konuştuk
Devletin F tipi saldırısı durdurulmalıdır!
Bern’de 25 bin kişilik işçi-emekçi gösterisi
Yıkım halkın örgütlü gücüyle püskürtülebilir!
Sermaye cumhuriyeti 77. yılında çürümenin doruğunda!
Fikir ve eleştiri..., Küfür ve hakaret...
Atılım’ın küfürbaz takımına...
Zindanlar'dan
Mücadele Postası
 
Tüm yazılar





 
 
Aydınlardan hücre saldırısı ve SAG konusunda açıklama...

Devletin F tipi saldırısı durdurulmalıdır!


8 Kasım Çarşamba günü Yüksel Caddesi’nde Aydın ve Sanatçı Girişimi tarafından yapılan basın açıklaması saat 12:00’de başladı. Yaklaşık yetmiş kişinin katıldığı açıklamada; devrimci tutsakların açlık grevinde olduğu ve 35. günde açlık grevinin ölüm orucuna çevrileceği kamuoyuna bir kere daha duyuruldu. Devletin F tipi cezaevlerinin yapımından ve uygulamasından derhal vazgeçmesi gerektiği istemi dile getirildi. Katılan aydın ve sanatçıların isimlerinin okunmasının ardından basın açıklaması sona erdi


Bundan yaklaşık dört ay önce sanatın ve bilimin değişik dallarında, düşünen, ürün veren yetmişin üzerinde aydın ve sanatçı bir araya gelerek, F tipi cezaevlerinin neden insanın doğasına ve temel haklarına aykırı olduğunu; cezadan ve cezaevinden öte, insanı ruhsal ve düşünsel açıdan çökertecek, biyolojik bir varlığa indirgeyecek tam bir tecrit anlamı ve amacı taşıdığını; cezaevlerinde yaşanan, sağlıktan sosyal-kültürel ihtiyaçlara kadar pek çok sorunun bu sistemle çözümlenemeyeceğini; devletin, anti-demokratik ve çağdışı bir tutumla, her türlü muhalif düşünceyi içerden kuşatarak yok etmek için bu cezaevlerini gündeme getirdiğini; bu uygulamadan vazgeçilmemesi halinde cezaevlerinde ve dışarda büyük acıların yaşanacağını, bir dizi eylem ve etkinlikle basının ve kamuoyunun gündemine taşımıştı.

Bu girişimler önemli ölçüde yankı bulmuş, toplumun pek çok kesiminden tepkiler yükselmiş, büyüyen tepkiler karşısında Adalet Bakanlığı, bir dizi yasal düzenlemeyle F tipinde iyileştirmeler yapılacağını açıklamak zorunda kalmıştır. Girişim, gelişmeleri yapıcı olacağı umuduyla izlemiş, ancak geçen süre içinde devlet tarafından içerdekileri ve dışardakileri inandıracak adımların atılmadığını; ucuz ve sığ siyasi çekişmeler ve hesaplarla konunun bir oyalamaya dönüştürüldüğünü; F tipi cezaevleri yapımının hızla sürdüğünü; çete-mafya şeflerinin cezaevlerini içerden nasıl teslim aldığını ve neler yaptığını; bunu fırsat bilen sayın bakanın, kendi aczinin sonuçlarını, nasıl F tipi cezaevlerinin gerekçesine dönüştürdüğünü hayretle ve üzüntüyle gözlemiştir.

Gelinen noktada, dışardan beklenilen adımların atılmadığını gören bir grup siyasi mahkum açlık grevine başladılar ve bugün açlık grevleri 20. gününe girdi. Otuzuncu günden itibaren de bunu ölüm oruçlarına çevireceklerini kamuoyuna duyurdular. Yirmi gündür süren bu eylem karşısında devlet, o bilinen kayıtsız, duyarsız ve önemsemez tutumunu sürdürüyor. Dahası cezaevlerinde af talebiyle yapılan her türlü eylemi –bu arada çetecilerin aralarındaki kirli hesaplaşmayı bile- büyük bir şark kurnazlığı ile F tipine gerekçe yapmaya devam ediyor. Aileler ve toplumun büyük bir kesimi ise açlık grevlerinin varacağı kırım noktasını büyük bir kaygıyla izliyor.

Bizler, bu ülkenin sanat ve bilim alanında düşünce üreten ve ürün veren insanları, henüz dönülmez bir noktaya varılmadan, devlete ve bütün kamoyuna şu çağrıyı yapmayı insani ve tarihi bir görev ve sorumluluk olarak görüyoruz:

1- Bakanlığın sözünü ettiği yasal düzenlemelerin hiçbiri, F tipi cezaevlerinin tecrit ve hücre özelliğini ortadan kaldırmayacağından, devlet derhal bu cezaevlerinin yapımından ve uygulamasından vazgeçmelidir.

2- Projelendirilmesi gereken, insanların hangi tip cezaevlerinde nasıl tutulacağı ya da yok edileceği değil, bütün bir ülkede insani yaşam koşullarının nasıl yaratılacağıdır. Bunun da bugün için birinci koşulu, halka karşı suç işleyenlerin affı değil, düşünce ve eylemleriyle emekten yana mücadele edenlerin derhal bırakılmasıdır.

3- Parti, sendika, vakıf, dernek, oda ve benzeri, toplumun tüm demokratik yapıları, F tipi cezaevleri ve af konusunu çok acil şekilde gündemlerine alarak, en geniş bir örgütlülük ve katılım içinde düzenleyecekleri eylemlerle, devletin F tipi saldırısını durdurmalıdır.

Biz, Aydın ve Sanatçı Girişimi; aileler, içerdeki tutuklu ve hükümlüler ve toplumun tüm duyarlı kesimleri adına, her şey için çok geç olmadan, bu taleplerimizi bir kez daha devlete ve kamuoyuna duyurmayı onurlu bir görev olarak gördüğümüzü bildiririz.

8 Kasım ‘00

Katılanlar:
Fikret Başkaya, Zerrin Taşpınar, Şükrü Erbaş, Ahmet Telli, Mehmet Özer, Bülent Kılıç, Ali Balkız, Fettah Köleli, Yılmaz Demiral, Aydın Çubukçu, İlhan Akalın, Mahmut Temizyürek, Akif Kurtuluş, Nurettin Rençber, Emine Şahin, Oktay Etiman, Abdullah Yadın, Ömer Leventoğlu, Mustafa Köz, Hüseyin Şahin, Erkan Yıldız, Özgen Seçkin, Adnan Satıcı, Selma Ağabeyoğlu, Aydın Şimşek, Hüseyin Atabaş, Babür Pınar, Necmettin Salaz

İstanbul’dan basın açıklamasına destek veren aydın ve sanatçılar:
Hasan Öztoprak-şair, Aslı Erdoğan-yazar, Namık Kuyumcu-şair, Fadıl Öztürk-şair, Mustafa Öztüranlı-şair, Turabi Saltık-A. yazar, Sıpmo Maje Lale-A. Yazar, Mehmet Çetin-yazar, Celal Çimen-şair, Nesimi Aday-şair, Nihat Behram-şair -yazar, Süha Tuğtepe-yazar, Nevzat Çelik-şair, Yavuz Özden-şair, Tülin Yeşilyurt-şair, Mehmet H. Doğan-yazar, Gonca Özmen-şair, Metin Celal-şair, Fethi Naci-eleştirmen, Metin Cengiz-şair, Turhan Günay-gazeteci, Sunay Akın-şair, Aydın Ilgaz-yayıncı, Kemal Kutu-redaktör, Koray Arıkan-grafiker, Hayri Bayar-öğretmen, Ufuk Uras-öğretim üyesi, Ergun Candan-yayıncı, Gülseren Engin-yazar, Emine Erbaş-şair, Suna Aras-şair, Ekrem Ataer-müzisyen, S. Sorgun-şair, Anıl Meriçelli-şair, Demirtaş Ceyhun-yazar, Y. Pazarkaya-yazar, Yılmaz Elmas-yazar, A. Hatipoğlu-şair, Güngör Gencay-şair, Z. Bayar-yazar, Aydın Doğan-yayıncı, Seyyit Nezer, Zafer Yılmaz-yayıncı, Musa Ağacık-gazeteci, Feridun Andaç-yazar.





Hücreler ölümdür izin vermeyeceğiz!


Yurtdışı örgütümüzün yaptığı çağrıya uyarak, cezaevlerindeki yoldaşlarımızın ve siper yoldaşlarımızın 20 Ekim’de başlattığı Süresiz Açlık Grevi ve Ölüm Orucu direnişine yurtdışı cephesinden anlamlı bir destek örgütlemek üzere harekete geçmiş bulunuyoruz.

Bu çerçevede Köln birimi olarak biraraya geldik. Partimizin ve yurtdışı örgütümüzün dile getirdiği perspektifler doğrultusunda neler yapacağımızı, yapabileceğimizi tartıştık. Yürüteceğimiz faaliyeti kendiliğindenciliğe bırakmamak amacıya, gün gün yürütülmek üzere somut bir çalışma planı çıkardık. Bu çalışma planının aksamadan yürütülebimesi için kendimizden başlayarak çevremizdeki tüm ilişkilerimizin seferber edilmesini kararlaştırdık. Her imkanı değerlendirmek gerekiyordu.

Bu anlayışla ilk iş olarak bir taraftarımızın düğününü, sürmekte olan Süresiz Açlık Grevi ve Ölüm Orucu direnişinin duyurulduğu, oraya gelen kitleye direnişe destek vermeleri çağrısının yapıldığı bir alana çevirmek üzere seferber olduk. Düğünde tek tek masaları dolaşarak elimizdeki materyalleri dağıttık. Yanısıra kişisel diyaloglara girerek direnişin nedenleri ve amaçları konusunda propaganda yaptık. Bununla da yetinmeyip önceden hazırladığımız bağış kutularını tek tek masalarda dolaştırarak bağış topladık. Düğünlerin kendine özgü atmosferinden dolayı tüm düşündüklerimizi gerçekleştirememekle birlikte, esas olarak amacımıza ulaştığımız söyleyebiliriz.

Hemen akabinde elimize ulaşan merkezi ve yerel bildiri ve açıklamaları Köln çapında dağıtmaya yöneldik. Halk pazarında Türkçe ve Almanca bildiriler dağıttık. Dağıtım sırasında karşılaştığımız kimi işçi ve emekçilerin “Ne yapabiliriz, nasıl destek sunabiliriz?” şeklindeki soruları kitlelerin duyarlılığına bir gösterge.

Türkçe ve Almanca bildiri ve açıklamalarımızı dağıttığımız yerlerden biri de Köln’deki Ford fabrikası oldu. Çoğalttığımız çok sayıda bildiriyi sabah ve öğlen vardiyasının yoğun biçimde giriş ve çıkış yaptığı saatte dağıttık.

Süresiz Açlık Grevi ve Ölüm Orucu direnişini anlatan afiş ve pul gibi görsel malzemeleri kentin çeşitli yerlerine yapıştırmak yürüttüğümüz bir diğer faaliyet oldu.

Bu arada bir de Süresiz Açlık Grevi konusunda acilen duyarlı davranıp harekete geçme çağrısı niteliğinde “Katliamları durdurun!” başlıklı bir el ilanı hazırlayıp dağıttık. Direnişin kaçıncı gününde olduğunu da belirten bu tür el ilanlarının yararlı olacağını düşünüyoruz. Bu nedenle de bu tür seslenmeye bundan sonra da devam edeceğiz.

Şimdi gündemimizde 11 Kasım Cumartesi günü Almanya’nın Duisburg kentinde yapılacak yürüyüş var, ona hazırlanıyoruz. Aynı gün orada, eli yüzlerce devrimcinin kanına bulanmış faşistlerin toplantısı da olacak. Faşist MHP’nin eli kanlı lideri Devlet Bahçeli’de bu toplantıya katılacak. Aynı gün Alman devrimci ve anti-faşistleri ile omuz omuza yürüyeceğiz. Birlikte faşizm, faşistler ve faşist barbarlığın komünist ve devrimcilere yönelik bugünkü biçimi olan hücre tipi saldırısıyla hesaplaşacağız.

Önümüzdeki günlerde daha da yoğunlaşarak, daha organize bir biçimde faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Zindan direnişine bulunduğumuz kentten en anlamlı desteği sunabilmek için her türlü çabayı sarfedeceğiz.
Hücreler ölümdür izin vermeyeceğiz!
Yaşasın SAG ve ÖO Direnişimiz!

Köln’den TKİP taraftarları





Katliamı durdurun!


Türkiye’deki siyasi tutsaklar 21 gündür Süresiz Açlık Grevi’ndeler.

Direniş kısa bir süre sonra Ölüm Orucu’na dönüştürülecek. Şimdiden sesimizi yükseltmez, öfke ve tepkimizi sokaklara, meydanlara taşımazsak, cezaevleri yeni ölümlere, yeni katliamlara sahne olacaktır.

Zaman hızla akıp gidiyor. Yarın çok geç olabilir. Susmak, beklemek, ölümlere, katliamlara seyirci kalmaktır.

Derhal harekete geçelim!

Faşist Türk devletinin zorbalık ve barbarlığına, siyasi tutsakları düşüncelerinden ve onurlarından vazgeçirmek amaçlı saldırılarına “dur” diyelim, siyasi tutsaklara sahip çıkalım!
“Hücreler ölümdür!”
Yeni ölümlere, katliamlara izin vermeyelim!

9 Kasım ‘00
Köln Bir-Kar
İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformu