- Kızıl Bayrak'tan
- 1 Mayıs’ı devrimci taleplerimizle
- 1 Mayıs'ta alanlara
- 1 Mayıs’ı sendika ağalarının barikatını
- Düzenin gündemi ve 1 Mayıs
- 1 Mayıs’ta kavga alanlarına!
- Küçük-burjuva akımların
- Emperyalist yağmaya ve talana karşı
- Türk-İş Başkanlar Kurulu ve Emek
- Direnişçi İZSU işçilerinin kaleminden...
- Tutuklu ve Hükümlü Yakınları
- Parti amblemi üzerine
- Geçici başarının gizledikleri<
- Zindanlar yıkılsın, tutsaklara özgürlük!
- Bartın Cezaevi’ndeki devrimci tutsakların
- Washington gösterileri: Seattle
- Bolivya:
- Zimbabwe:
- İran:
- Komünist militanlardan...
- Faaliyet alanlarından...
- Mücadele postası...





 
 
Habip ve Ümitler’in teorik-ideolojik birikimleri, pratik ve örgütsel deneyimleri üzerinde yetişiyoruz!..


İki sınıfın, proletarya ve burjuvazinin karşı karşıya geldigi, karşılıklı savaş bayraklarının açıldıgı 1 Mayıs’ın öncesindeyiz. Biz komünistler de haftalar öncesinden işçi sınıfının birlik, mücadele dayanışma günü olan 1 Mayıs’a işçi-emekçi kitlelerinin en geniş katılımını örgütlemek, özüne uygun bir 1 Mayıs’ı yaratabilmek göreviyle faaliyetimize başladık. Toplantılar, etkinlikler düzenledik. Onbinlerce bildiri, binlerce afiş, kuş, vb. propaganda-ajitasyon materyalleriyle, başta temel sektörler, orta ölçekli fabrikalar olmak üzere girilmedik işçi-emekçi semti bırakmamak üzere faaliyetimize başladık. Topkapı-Avcılar E-5 hattına çıktıgımız ilk afiş çalışmasında düşman saldırısıyla karşılaştık. Bir yoldaşımız gözaltına alındı.

Daha sonraki günlerde yarım kalan işimizi tamamlamak üzere Küçükçekmece’den çalışmaya başladık. Burada iki noktayı vurarak Cennet’e geçtik. Bitirmek üzereyken, yine düşmanın saldırısıyla karşılaştık. Geri çekildigimiz sırada havaya ateş açtılar. Üç el havaya ateş ettikten sonra silahı üzerime dogrulttu. Kurşun hemen yanımdaki agaca isabet etti. Üç yoldaş geri çekilmeyi başarırken, ben gözaltına alındım.

Otoya bindigim andan itibaren, önce sorularla şaşırtmaya çalıştılar. İsim, adres, afişten sonra randevu yeri vb. soruyorlar, bense hiçbir soruya cevap vermeyecegimi söylüyor ve susuyorum. Karakola geldigimizde gözlerim baglandı ve bir süre ayakta bekletildim. Bu sürede aralıklarla kaba dayaga başvuruyorlar, çeşitli kagıtları imzalamam için zorluyorlardı. Bu dayatmaların hiçbirine boyun egmedim, hiçbir tutanaga imza atmadım. Birkaç saat sonra tim geldi ve beni sorgu odasına aldılar.

Oldukça “kibar” olmalarından niyetleri hemen anlaşılıyor; psikolojik işkence! Tavrımın anlamsız oldugu, afişlerin yasal oldugu, vb. üzerine konuşmaya başlıyorlar. Amaçları bilgi istemek degil, istedikleri önemsiz şeyler, isim, kimlik bilgisi vb. Onlar da arada sordukları sorular. Asıl amaç kafanda çelişkiler yaratmak, yoldaşlarına, inandıgın davaya karşı güvensizlige düşürmek, suskunlugunu kırmak, sohbet ortamı yaratabilmek. Bunun için ellerimin neden tombul oluşundan, kendilerine istedigim gibi küfür edebilecegime kadar birçok konuya giriyorlar. Aşagılık psikolojisi geliştirmeye çalışıyorlar. Sen sadece bir dergicisin, neyin tavrını alıyorsun, önderleriniz güler buna, sana bir tokat dahi atmayız, bu seni ciddiye almak olur. Çıktıgında bir tokat dahi atmadılar diye kendi kendini yiyeceksin, vb... Zaman zaman karakola getirirken yaptıkları gibi, daha parti bile olamadınız, siz kimsiniz ki diye yem atmalar.

Görünen o ki, daha önce cellat-papaz oyunu oynarken, bu kez büyük ölçüde celladı devredışı bırakıyorlar. İşkenceci olmadıklarından, yardım etmek istediklerinden dem vurup açlık grevi, istediklerini yapmamak, suskun kalmak gibi tavırlar karşısında 7 gün Vatan’a alacakları tehdidini savuruyorlar.

15 yaşındaki lise ögrencisine, 50 yaşındaki anaya tecavüz eden, insanları işkencelerden geçirip katleden bu çakallar bugün kuzu kılıgına girerek, akılları sıra bizleri teslim alabileceklerini sanıyorlar. Kendi deyimleriyle de biz iki ayrı saftayız, onlar bu düzenin çanak yalayıcıları, bizler ise devrimin savaşçılarıyız. Onlar burjuvaziyi, bizler ise proletaryayı temsil ediyoruz. Burjuvazi ve proletarya nasıl uzlaşmaz iki sınıf ise bizler de öyleyiz. Bizim için direnmekten başka bir seçenek yoktur.

Düşmanın bu yöntemini yine de ciddiye almak, buna karşı özellikle genç güçleri ve çeper ilişkileri Marksizm-Leninizm ile donatmak, parti bilinci ve örgütsel kimlik ile kuşatmak gerekiyor. Bizler düşmanı tarihsel olarak küçümseriz. Ama onun siyasi-örgütlü gücünü ciddiye alır ve gözetiriz. Bunu sadece bir teorik kavrayış olarak ele almaz, aynı zamanda pratik tutumun konusu eder, özel olarak egitilmiş bu savaş aygıtı karşısında, her cephede illegalitenin kurallarını tam bir titizlikle uygularız.

Partinin yedigi son operasyon bu açıdan önemli bir deneyim olmuştur. Birçok yoldaşın tutuklanmasına ragmen, tam da denildigi gibi, devirmeyen darbe güçlendirmiştir. Ümit yoldaşın dedigi gibi, “ugrunda tereddütsüz ölünecek dava”yı kazanmış bulunuyoruz. Bu ugurda şehit düşen Habip ve Ümit yoldaşların teorik-ideolojik birikimi ve pratik örgütsel deneyimleri ışıgında partiyle daha saglam adımlarla yürüyoruz. Psikolojik-fiziki tüm saldırılarınız, dost ve düşmanın önünde göklere çektigimiz programımıza çarparak tuzla buz olmaktadır.

    Eceli olacagız kokuşmuş yüreklerinizin
    Genç fidanları attıgınız kanlı topragı
    Tırnaklarımızla eşecegiz
    Her bir çukura umut ekecegiz özenle
    Yeşerecek fidanlarımız
    Boy verecek, filizlenecek
    Ve kurutup atacak temelinden
    Ta köklerini kurutacak
    Yalnız güzellikler yeşerecek
    Kanlarımızla suladıgımız
    Bereketli topraklarımızda...

Komünist faaliyet saldırıdan iki gün sonra başarıyla tamamlandı. En sıkı tutulan noktalar dahil olmak üzere, aynı güzergah afişlerimizle donatıldı.
Yaşasın Marksizm-Leninizm!
Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın işçi sınıfının komünist partisi!

Komünist bir militan



1 Mayıs kabuslarını gerçege dönüştürmek için

Etkin ve yaygın 1 Mayıs faaliyeti


Sermayenin saldırılarının çok yogun oldugu bir dönemden geçiyoruz. Saldırılara her geçen gün yenileri ekleniyor. İşçi ve emekçiler giderek daha çok açlık, yoksulluk ve sefalet içine sürükleniyor. Bu saldırılar karşısında işçi-emekçilerin küçümsenmeyecek eylemleri gerçekleşiyor. İşte 1 Mayıs böyle bir sürece denk geliyor. Mevcut veriler ışıgında baktıgımızda, bu 1 Mayıs’ın daha kararlı, coşkulu ve kitlesel geçecegi görülüyor.

Komünistler olarak, 1 Mayıs’ı işçi-emekçilerin devrimci eylemi olarak örebilmek için sıkı bir hazırlık sürecine girdik. Zira 1 Mayıs’ı önceleyen süreçte ortaya konulacak iradi çalışma ve inisiyatifin ne derece önemli oldugunun bilincindeyiz.

Faaliyetimize başlamadan önce yaptıgımız planın özü, en geniş işçi-emekçi kitlelere ulaşabilmekti. Bu temelde yürüttügümüz çalışma, işçi-emekçi platformu girişimleri ve materyallerin (afiş, bildiri, kuş, pul) dagıtımı olmak üzere iki yönlüydü.

Materyallerin tümünde yeralan 1 Mayıs’a çagrı talepleri, hücre tipine karşı mücadele, Kürt halkının özgürlügü ve sermayenin saldırılarına karşı durabilmek için gerekli olan birligin 1 Mayıs’ta ortaya konulmasının zorunluluguna yapılan vurguları içeriyordu.

İlk olarak çalışmamıza afişle başladık. Anadolu Yakası E-5’ini, Kadıköy’den Tuzla’ya kadar donattık. Ardından emekçi semtlerine yöneldik. Gülsuyu Mahallesi’ni kimsenin gözünden kaçmayacak bir tarzda afişledik. Tam bitirmek üzere iken Esenkent Terörle Mücadele ekipleri bizi fark edip üzerimize yöneldiler. İzimizi kaybettirdikten sonra, tekrar dönerek meydanda kuşlarımızı uçurduk. Daha sonra Kartal’daki fabrikalar yoluna afişlerimizi yaptık. Burada da Kartal Polis Karakolu’na baglı sivil ve resmi ekiplerle kısa bir kovalamaca yaşadık. Bir gün sonra Karlıktepe, Esentepe, Kartal-Cevizli dolmuş yolu ve Kurfalı Mahallesi’ne afiş yaptık.

Ardından bildirilerimizin dagıtımına başladık. Kartal Belediye, ABB, Aymasan, Siemens, Singer, Yalçın Tekstil fabrikaları ile tekstil atölyelerine dagıtımımızı yaptık. İşçiler bildirilerimizi oldukça olumlu karşıladılar. Aymasan’da ise bu olumluluk daha üst bir seviyedeydi. Daha sonra bildirilerimizi emekçi semtlerine dagıtmaya başladık. Gülsuyu Mahallesi’ne girdik. Burada bildirilerimizi dagıtırken bir yandan da kuş yapıyor, böylelikle faaliyetimizi güçlendiriyorduk. Dört sokagı bitirdikten sonra bir meydana dogru yola koyulduk. Tam o sırada karşımıza bir sivil ekip otosu çıktı. Ara sokaklara dagıldık. Girdigimiz sokaklarda başka ekiplerle karşılaştık. Onlardan da kurtulduk. Fakat girdigimiz her sokak polis doluydu. Böylece ablukayı fark etmiş olduk. Mahallede konumlanmış 4 sivil, 2 resmi ekip otosu, panzer, akrep ve bir çevik otobüsü vardı. Faşist kolluk güçlerinin bir ihbar sonucunda mahalleye yıgdıkları bu “güç” için şaşırdıgımızı belirtmeliyiz . Burada mahallelinin aldıgı tutum bize güç verdi. Devlete uşaklık eden ihbarcı için henüz son sözümüzü söylemedigimizi de belirtelim. Bu yaşananlar elbette ki faaliyetimizi engelleyemedi. Ertesi gün Karlıktepe, Esentepe, Topselvi ve 1 Mayıs mahallelerine dagıtımımızı en yaygın bir biçimde yaptık. Bildirilerimizi dagıttıgımız her yerde kuşlarımızı da kullandık.

Pratik çalışmamızın yogunlugu içerisinde diger bölgedeki bir yoldaşın karşılaştıgı saldırı haberini aldık. Aynı inanç ve kararlılıkla faşist sermaye devletine bir kez daha hatırlatırız; 1 Mayıs kabuslarınızı gerçege dönüştürmek için tüm imkanlarımızı sonuna dek kullanmaktan çekinmeyecegiz.

Anadolu Yakası’ndan komünistler



Hiçbir saldırı devrimci faaliyeti engelleyemeyecek!


Her dönemde oldugu gibi, birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ı devrimci 1 Mayıs yapma çabamızı da hiçbir baskı, terör, işkence ve saldırı engelleyemiyor.

Bölgemizde yürütmekte oldugumuz 1 Mayıs çalışması sırasında, her devrimci faaliyetin karşılaştıgı gözdagı, tehdit ve saldırılarla karşılaşıyoruz. Ancak hiçbir güç bizim, işçi ve emekçilerin orak-çekiçli kızıl bayragını kapitalizmin burçlarına dikmemize ve partimizi işçilerle, emekçilerle, tüm ezilen halklarımızla buluşturmamıza engel olamayacaktır. Kanımızla yazılan özgürlügü ve sosyalizme özlemimizi, sınıfımızla birlikte yaşanır kılacagız.

Faşist sermaye devleti bugüne kadar devrimci mücadeleyi ezmek için her türlü igrenç, insanlık dışı katliamlara yönelmiş, ama bunlar her defasında devrimci ve komünistlerin kararlı tutumlarıyla boşa çıkarılmıştır. Devrimci önderleri işçi ve emekçilerden koparmaya çalışan sermaye devleti hücrelere geçişi meşrulaştırmaya çalışıyor. Ama biz devrimciler yaşamımızın hücreleştirilmesine hiçbir şekilde izin vermeyecegiz. Kaldı ki hücreleştirme sadece devrimcileri degil, tüm ezilenlerin yaşamının da hücreleştirilmesini amaçlıyor. Cezaevindeki onurlu devrimci tutsakların bedel ödemekte tereddüt etmediklerini biliyoruz. Dışarıdaki devrimciler de bedel ödemekte tereddüt etmeyeceklerdir.

Sermaye devleti özelleştirmeler ve tahkim, SSK’nın tasfiyesi vb. bir dizi saldırıyı hızla hayata geçirmektedir. Biz devrimcileri zorlu, ama onurlu bir çalışma beklemektedir. Sermayenin emekçilere yönelik saldırılarını hesaplaşma yeri olan 1 Mayıs alanlarında yanıtlamak için, en geniş işçi-emekçi kitleleri alana taşımalıyız. Biz komünist işçiler, 1 Mayıs faaliyetinin önümüze koydugu acil görevlerin neler oldugunun bilincindeyiz. Bu temelde çalışmamızı yürütüyoruz.

Bugüne dek ödedigimiz hiçbir bedel mücadele kararlılıgımızı zayıflatmadı. Bundan sonra da parti politikalarının ve programımızın hayata geçirilmesi için tüm gücümüzle ve tereddütsüz mücadeleyi sürdürecegiz. Her türlü faşist saldırının, işkencenin, baskı ve terörün karşısına dikilmeye devam edecegiz. Alnı kızıl yıldızlı baş asla secdeye getirilemeyecek. Buradan bir daha söylüyoruz:

Hiçbir katliamınız, baskınız bizim şehitlerimize olan baglılıgımızı, partimizi ve özgürlügümüz olan sosyalizm mücadelemizi engelleyemeyecektir.
Ya kapitalist barbarlık içinde çöküş, ya sosyalizm!
Yaşasın parti, devrim, sosyalizm!

İ. Kardelen/Kartal


ARSIV ANA SAYFA