- Kızıl Bayrak'tan
- 1 Mayıs’ı devrimci taleplerimizle
- 1 Mayıs'ta alanlara
- 1 Mayıs’ı sendika ağalarının barikatını
- Düzenin gündemi ve 1 Mayıs
- 1 Mayıs’ta kavga alanlarına!
- Küçük-burjuva akımların
- Emperyalist yağmaya ve talana karşı
- Türk-İş Başkanlar Kurulu ve Emek
- Direnişçi İZSU işçilerinin kaleminden...
- Tutuklu ve Hükümlü Yakınları
- Parti amblemi üzerine
- Geçici başarının gizledikleri<
- Zindanlar yıkılsın, tutsaklara özgürlük!
- Bartın Cezaevi’ndeki devrimci tutsakların
- Washington gösterileri: Seattle
- Bolivya:
- Zimbabwe:
- İran:
- Komünist militanlardan...
- Faaliyet alanlarından...
- Mücadele postası...





 
 
Emperyalist yağmaya ve talana karşı

1 Mayıs’ta mücadele bayrağını yükseltelim!


Ülkemizin tüm yeraltı ve yerüstü kaynakları emperyalizm ve onun işbirlikçisi tekelci sermaye sınıfı tarafından azgınca yagmalanıyor. Emperyalist yagma ve talan arttıkça, işçi ve emekçilerin yaşam ve çalışma koşulları her gün biraz daha kötüye gidiyor. Emperyalizmin mali polisi İMF, onyıllardır Türkiye’nin ekonomisini yönetiyor. Her İMF sömürü paketi yaşadıgımız yıkımı daha da derinleştiriyor. Yıllardır düzenli bir şekilde ödenen dış borçlar, tükenmek bir yana katlanarak artıyor. ‘87’de 35 milyar dolar olan dış borç, İMF’nin “mucize” paketleri sayesinde şimdi 120 milyar dolara fırlamıştır. Emperyalistler ve tekelci sermayedarlar sefa sürerlerken, işçi ve emekçiler her geçen gün işsizligin, açlıgın, sefaletin girdabına daha fazla itiliyorlar. Yani alınan borçlar bir avuç asalagın kasasına akarken, işçi ve emekçilerden daha fazla fedakarlık isteniyor. Emperyalist tarım tekelleri için yeni pazarlar açmak adına tarımsal üretim yıkıma ugratılıyor.

Bütün degerleri emegimizle biz yaratıyoruz, bir avuç burjuva ise el koyuyor. Egitime ve saglıga bütçeden ayrılan pay her geçen yıl azalıyor. Sermayedarlara bütçeden daha fazla kaynak aktarmak için sosyal güvenlik kurumlarını tasfiye etmeye başladılar. Bizlere mezarda emekliligi dayattılar. İMF ve TÜSİAD programı etrafında tekleşmiş olan burjuva düzen partileri hep bir agızdan aynı masalı tekrarlıyorlar; özelleştirmeler hızlandırılmalı, sosyal güvenlige ayrılan pay azaltılmalı, SSK açıklarını kapatmak için katkı payları arttırılmalı vb. İMF tarafından dayatılan yıkım politikaları tüm burjuva partileri tarafından destekleniyor. Seçmenlerine propaganda yaparken “milliyetçilik” demagojilerini dillerinden düşürmeyenler, İMF’nin emirlerini bir an önce yerine getirmek için gece-gündüz çalışmaktadırlar. İşçi ve emekçilerin alınterleriyle kurulan devasa KİT’leri emperyalist efendilerine altın tepside sunmaktadırlar.

Emperyalizm, sadece bizim bölgemizde degil, tüm dünyada, savaş, kan ve gözyaşını sıradan olaylar haline getirmek istiyor. Yoksul halkları birbirine karşı kışkırtıp, gelişmelerini ve güçlerini birleştirmelerini engelliyor. Kıtlık ve açlık içinde kıvranan Afrika’yı silah deposu haline getiriyor. Zenginlerin daha zengin, yoksulların ise birleşip emperyalizme karşı savaşmak yerine birbirlerini yoketmelerini teşvik eden düzenin adıdır, emperyalizm. Tüm dünyada 2000 yılı 1 Mayıs’ı, emperyalizme karşı ezilen ve sömürülenlerin, yoksulların birleşmesi ve ortak düşmana karşı mücadele etmesi için önemli bir imkandır. Çünkü tüm dünya üzerinde evrensel olan tek şey vardır: Alınteri ve emegiyle yaşamaya çalışan milyonların sömürü ve baskıyı sona erdirme özlemleri... Farklı dillerden, dinlerden, ırklardan, cinsiyetlerden olsalar da, tüm emekçilerin ortak rüyasıdır bu. ABD’de İMF ve Dünya Bankası’nın dünya emekçilerine yaşattıkları yıkımları ve acıları protesto eden binlerce sınıf kardeşimiz de, Güney Kore’de özelleştirmelere karşı grevleri yaygınlaştıran sınıf kardeşlerimiz de 1 Mayıs’ta aynı talep ve şiarları haykıracaklar.
Kahrolsun emperyalizm!
İMF yıkım programlarına hayır! Krizlerin faturasını kapitalistler ödesin!
Tüm emperyalist kuruluşlarla ilişkiler kesilsin!
Dış borçlar geçersiz sayılsın, ödemeler durdurulsun!
Emperyalizmin ve sermayenin saldırılarına karşı 1 Mayıs’ta alanlara!
Yaşasın devrim ve sosyalizm!


1 Mayıs sınıf kavgasını yükseltme günüdür!


Sermaye devleti, her yıl oldugu gibi bu yıl da, 1 Mayıs’ı sahiplenmemizi ve mücadelemizde yolumuzu aydınlatacak bir ışık olmasını engellemek için elinden geleni yapıyor. Bu saldırılarında en başta sendika agalarını kullanıyorlar. 1 Mayıs’ın sermaye sınıfına karşı mücadele günü olarak bilinçlerde yer etmesinden korktukları için “işçi bayramı” gibi zararsız bir kılıfa sokmaya çalışıyorlar. İşçiler, “halay çeksinler, göbek atsınlar, eglensinler, sonrada fabrikalarına dönüp, sermaye sınıfının sömürüsüne ve baskısına kuzu kuzu katlansınlar”, diyorlar.

İşçi sınıfı ve emekçiler, neyin bayramını yapacaklar 1 Mayıs’ta? Ekmeklerinin her geçen gün daha küçülmesini kutlamak için mi bayram edecekler? Mezarda emeklilik yasasını mı kutlayacaklar? Bizim bayram günlerimiz, kurtuluş günlerimizle birlikte gelecek.

Ellerinden gelse, 1 Mayıs gününü takvimlerden silecekler. Sokak gösterilerini yasaklayacaklar. Ama bu yöntemin ters teptigini geçmiş yılların deneyimlerinden çok iyi biliyorlar. Yasadışı gösterilerin sınıf mücadelesine militan bir ruh katmasını istemiyorlar. Sendika agalarının 1 Mayıs’ı göstermelik eylemlerle geçiştirmesi, mücadele istegi duyan işçileri yorması, onların daha çok işlerine geliyor.

Sermaye devletinin sokak gösterilerine dönük olarak uyguladıgı dizginsiz terör, her 1 Mayıs öncesi oldugu gibi yine yogunlaştı. Burjuva medyada tekrar tekrar bu görüntüler yayınlanıyor. Devlet terörünün bu kadar pervasızca uygulanabilmesinin en önemli nedeni, sınıf mücadelesinin zayıflıgıdır. Kitle eylemlerine karşı devlet terörünü sona erdirmek için, disiplinli ve kararlı sınıf eylemlerini yaygınlaştırmak gerekir. Dayak korkusuyla sokaklardan geri durmak, yalnızca devleti daha da pervasızlaştırır.

Sermaye devleti, işçi ve emekçilerin, ögrencilerin eylemlerine karşı uyguladıgı çıplak terörle kitleler üzerinde korku salarak, elde etmek istedigi başarıya şimdilik ulaşabiliyor. Sendika agaları ve reformistler buradan hareketle, 1 Mayıs’ın aşırılıklara kaçılmadan, sermaye sınıfının ve devletinin keyfini kaçırmadan, “yasal” sınırlar içinde kalınarak kutlanması gerektigi sonucuna ulaşıyorlar. Ve bir kez daha düzenin elde etmek istedigi başarıya katkıda bulunmuş oluyorlar. Sermaye devletinin istedigi tam da budur. 1 Mayıs gerçek içerigiyle kutlanmasın, işçilerin sınıfsal bilinçlerini yükseltmeye katkıda bulunmasın, insanlar bir yere toplansın, devletin çizdigi sınırlara boyun egmenin ezikligi içinde, ümitsizlikleri artarak evlerine, işlerine geri dönsünler. Evet devletin istedigi tam da budur.

1 Mayıs işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. 1 Mayıs’ta yapılacak olan eylemlerin de bu öze uygun olması, bu amaçlara katkıda bulunması gerekir. Tüm dünyada sınıf kardeşlerimiz 1 Mayıs’ta sokaklara çıkacaklar, alanları dolduracaklar, taleplerini haykıracaklar, sermaye sınıfına güçlerini gösterecekler. Türkiye işçi sınıfı da, sermaye sınıfının artarak devam eden saldırılarına karşı, tüm dünya işçi sınıfının destegini de arkasında hissederek, mücadele ateşini 1 Mayıs’ta yakmalıdır. Özelleştirmeler, sosyal yıkım paketleri, düşük ücretler ve bunların hepsini kapsayan sömürüye ve baskıya karşı tek yumruk haline geldigini ve talepleri kabul edilene kadar tavizsiz bir şekilde mücadeleyi bırakmayacagını göstermelidir.


ARSIV ANA SAYFA