İçindekiler:

15 Ocak 2026
Sayı: KB 2026/01

Anti-emperyalist mücadeleyi büyütelim!
2025'in aynasında dünya
ABD'nin Venezuela'ya saldırısı
Emperyalistlerden vasallara yakışan tutum
İran'da yeni protesto dalgası
Trump-Netanyahu buluşması
Sermaye partilerinin ortak söylemi...
Yeni süreç, rejimin tahkimi
Kürtlerin kazanımları hedefte!
HTŞ'den Kürtlere "savaş" ilanı
Emperyalist saldırganlık karşısında susanlar
ABD, Türkiye ve Kürt sorunu
Halklara ölüm, İsrail'e toprak
İran'da kitle eylemleri devam ediyor
ABD'nin Venezuela'ya çökme planı
ABD'nin Latin Amerika stratejisi
Monroe oldu, "Donroe Doktrini"
31. Rosa Luxemburg Konferansı üzerine
Birleşik, kitlesel, siyasal bir sınıf hareketi
2025 yılı ve gençliğin "Mart isyanı"
Kadın işçiler bir adım öne!
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

2025 yılı aynasında sınıf mücadelesi tablosunda ihtiyaç:

Birleşik, kitlesel, siyasal bir sınıf hareketi

 

Yeni bir yıla girmek üzereyiz. İşçi sınıfı nispeten hareketli sayılabilecek bir yılı geride bırakıyor. 2025 yılı, ekonomik kriz eksenli saldırıların yoğunlaştığı, çalışma ve yaşam koşullarının gerilediği, hak gasplarının pervasızca dayatıldığı, baskı ve yasakların arttığı, demokratik hak ve özgürlüklere dönük saldırıların alabildiğine boyutlandığı bir yıl oldu. Ekonomik, sosyal ve siyasal alanda bütünlüklü yaşanan bu tablo karşısında ise işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin tepkisinin yaygınlaştığı, hak arama eylemlerinin arttığı, grev ve direnişlerin ülke genelinde kendini hissettirdiği bir yıl yaşandı. 

Saray rejiminin “Orta Vadeli Program” olarak gündeme getirdiği ekonomik ve sosyal yıkım saldırıları bu yıl da artarak devam etti. Sarayın ekonomi bakanı Mehmet Şimşek’in krizden çıkış reçetesi olarak sunduğu düşük ücret, yüksek vergi, sosyal hakların tırpanlanması, üretimin artırılması vb. emek düşmanı hedeflere dayalı program ile işçi sınıfı ve emekçilere kapsamlı bir yıkım dayatıldı. Krizin tüm faturasının emekçilere çıkartılması üzerine kurulu OVP’nin sonuçları derinleşen yoksulluk, sefalet ve milyonlara dayatılan kölece çalışma koşulları oldu. Buna eşlik eden pervasız işten atmalar, fabrika taşımalar, fabrika kapatmalar diğer öne çıkan başlık durumundaydı. İMF’siz İMF programı isimlendirmesini hak eden ekonomi programının toplum yaşamında yarattığı yıkım, işçilerde, emekçilerde, emeklilerde tepki ve öfkenin birikmesine, yer yer bu tepkilerin eylemli bir tarzda ortaya çıkmasına yol açtı.

***

Asgari ücrete resmi enflasyonun dahi altında bir zam (yüzde 30) yapılarak, neredeyse tüm işçileri etkileyen sefalet düzeyi belirlendi. Yıl boyunca bu sefalet zam oranlarını eksen alan kapitalistler Ocak zamlarında, tekil fabrika sözleşmelerinde, sendikalı-sendikasız tüm işletmelerde bu oranı aşmayan, çoğu yerde bunun altında oranlarla zam dayatmasında bulundu. Sefalet ücreti dayatmalarına tepki, Ocak zamları sürecinden başlayarak tekil fabrika eylemlilikleri, üretim yavaşlatma ve iş durdurmalar olarak gerçekleşti. Antep Başpınar’da ağırlıklı olarak tekstil işçilerinin gerçekleştirdiği iş durdurma eylemleri, Ocak zammı döneminde havzanın neredeyse tamamını etkileyen bir içerik kazandı. Onlarca fabrikada işçiler eyleme geçtiler. Yine ülkenin değişik yerlerinde tekstilden hizmet işkoluna, petrokimyadan metale, iş durdurmalar ve tepki açıklamaları gündeme geldi. İzmir’de DİGEL tekstil işçileri düşük zam dayatmasına karşı iş durdurdu, Teksif’e üye oldu, vb...

2025 yılı metal işçilerinin grevleriyle karşılandı ve geçmiş yıllara oranla greve çıkan fabrikalarda belirgin bir artış yaşandı. Grev yasaklarını tanımayarak sürdürülen ve düşük ücret, 3 yıllık sözleşme, esnek çalışma dayatmasına karşı Hitachi Energy, GE Grid Solutions, Arıtaş Kriyojenik, Schneider Elektric, Green Transfo işçileri yılın ilk günlerinde de grevlerini sürdürdüler. Grev yasağını tanımama tutumu önemli bir çıkışı ifade etti. Grevler dayatmaları aşarak bağıtlandı. İzmir’de Tek Gıda-İş üyesi tütün işçileri uzun yıllar aradan sonra üç fabrikada greve çıktı. Chinatool, Kaynak Teknik, Tezcan Galvaniz işçileri grev bayrağını yükseltirken, İzmir’de ilçe belediyelerinde TİS süreci greve evrildi. Mayıs ayı sonunda ise İzBB’ye bağlı 23 bin işçi 7 gün süren grevle dayatmalara karşı mücadele etti. Yıl içinde TİS süreçlerinde anlaşma sağlanamaması üzerine petrokimya fabrikalarında grev yoğunluğu yaşandı. DYO, TPİ, Pulver Kimya, Gübretaş, Toros Tarım, Reckitt Benckiser, Portakal Plastik vb. fabrikalardan işçiler grev silahını kullanırken, Tüpraş işçileri satış sözleşmesine karşı rafinerilerde eylemler gerçekleştirdi. Kocaeli ve İzmir’de yol kapatarak sermayeye ve sendikal bürokrasiye tepkisini gösterdi. Yine birçok fabrikada tekil TİS süreci yaşandı, grev aşamasında sözleşmeler imzalandı. Eti Maden işçilerinin grevi “milli güvenlik” gerekçesiyle yasaklandı. 

2025 yılında sınıf hareketi açısından öne çıkan bir diğer başlık, kamu TİS’lerinde 600 bin kamu işçisine dayatılan sefalet zammı ve gösterilen tepki oldu. Kamu işçileri ülkenin farklı noktalarında dayatmayı protesto ettiler. Kocaeli ve İstanbul’da yol kapatarak seslerini yükselttiler. Sendikal bürokrasinin oyalayıcı girişimleri yer yer kamu işçilerinin eylemlerinin hedefi haline geldi. “Genel grev” şiarının yükseltildiği bu eylemler sendikal bürokrasinin özel uğraşlarıyla bitirildi. Yüzde 85 zam talebine karşı yüzde 16 ile sözleşme imzalandı. 

İşten atmalara, hak gasplarına karşı mücadele yıl boyunca sürdü. Kuryeler, özellikle inşaat işçileri kazanılmış haklarının gaspına karşı şirket binaları önünde eylemler gerçekleştirdiler. Temel Conta, Digel Tekstil, Yolbulan Metal gibi irili ufaklı fabrikalarda sendikalaşma girişimleri, kapı önü direnişleri yaşandı. İzmir’de ve kayyım atanan neredeyse tüm belediyelerde işten atmalara karşı eylemler gerçekleştirildi. İzmir’in ilçe belediyeleri ve büyükşehirde ücretlerin yatırılmaması, sosyal hakların ödenmemesi üzerine yıl boyu eylemler, iş durdurmalar yaşandı. Buca Belediyesi işçileri alacakları için belediye binasını işgal etti. Madenin özelleştirilmesine karşı Çayırhan’da işçiler madene kapandı ve Ankara’ya yürüme kararı aldı. Sendikal bürokrasi barikatı burada da devreye girdi.  

Farklı memur konfederasyonlarına üye kamu emekçileri sefalet zammına karşı 18 Ağustos’ta iş bırakarak kent meydanlarında eylemler gerçekleştirdi. Bütçe görüşmeleri sürecinde ise mitingler, açıklamalar ile tepkiler dile getirildi. Derin bir yoksulluk yaşayan emekliler de yıl boyunca farklı eylemlerle tepkilerini ortaya koydular.

MESS-TİS sürecinde anlaşma sağlanamaması üzerine metal işçileri şu sıralar fabrika eylemleri gerçekleştiriyor ve grev hazırlığı yapıyorlar. Smart Solar, TüvTürk, Şık Makas, Digel Tekstil, File Market, Temel Conta, Özel Okmeydanı Hastanesi vb.’de ekonomik ve sendikal hak mücadelesi devam ediyor. 

***

Kısaca özetlemeye çalıştığımız sınıf eylemleri eksiklikler barındırsa da, yılın genel tablosuna dair asgari bir çerçeve sunuyor. Krizin faturası ağırlaşıyor, düşük ücretler, ağır çalışma dayatmaları ve sosyal hak gasplarına kitlesel işten atma saldırıları ekleniyor. Sendikalı-sendikasız birçok fabrikadan işçi kıyımı haberleri geliyor. Vestel’de son bir yılda 6 bin işçinin işten çıkartıldığı, tekstilde fabrika kapatmaların ve yurtdışına taşımaların on binlerce işçiyi işsiz bıraktığı, TİS imzalanan fabrikalarda işten atmaların giderek yaygınlaştığı görülüyor. 

Bu sonu gelmeyen yıkım saldırıları ile işçi sınıfı ve emekçilerin eylemi arasında ise ciddi bir açı bulunuyor. Yıl boyu gerçekleşen işçi eylemleri her şeye rağmen bir sınırlılığı ifade ediyor. Henüz saldırıları püskürtmek için yeterli gücü ortaya koyamıyor. Öte yandan, her mücadele deneyimi önünde bulunan engellerin nasıl aşılması gerektiğine işaret ediyor. Tablo aynı zamanda biriken mücadele potansiyeli açısından önemli olanakları gösteriyor. 

İşçi sınıfının geniş kesimlerinin asgari sendikal örgütlülükten yoksunluğu, sendikalı işçilerin büyük bir bölümünün ise sendikal bürokrasinin etki ve denetiminde olması ve bunlara eşlik eden bilinç zayıflığı, sınıf hareketinin gelişiminin önünü kesen engeller.  Yıl boyu gerçekleşen eylemler fabrika merkezli ve ekonomik, sosyal hak talepli eylemler olarak kendini ortaya koydu. Taleplerin kazanılıp kazanılmamasından bağımsız olarak sınıf hareketinin parçalı-dağınık yapısının aşılması noktasında çok az şey kattı. Bilinç ve örgütlülük düzeyindeki geriliğin yanı sıra sendikal bürokrasinin kötürümleştirici etkisinin sınırlarına takıldı. Sendikasız fabrikalarda kendiliğinden, sendikalı fabrikalarda ise grev olarak kendini ifade eden öfke ve tepki sınırlarını aşamadığı, mücadelede istikrar sağlayamadığı ölçüde saldırıları püskürtmek olanağından yoksun kaldı. TPI’da iflas ile birlikte yaşanan hak gaspı, DYO’da sözleşmenin imzalanmasının ardından gündeme getirilen işten atma ve taşeronlaşmaya karşı duruşun örgütlenememesi bu çerçevede önemli örnekler.  

İşçi sınıfı hareketi yeni bir yılı karşılamaya hazırlanırken, ekonomik, sosyal ve siyasal saldırılar artarak devam ediyor. Tekil fabrikalarda sınırlı da olsa süren grev ve direnişlerle yeni yıl karşılanacak. Geçmiş deneyimlerin ortaya çıkarttığı açıklıklarla yeni yıla hazırlanmak kaçınılamayacak bir sorumluluk durumunda. 

Birincisi, fabrika merkezli mücadeleler kendi sınırlarının dışına çıkıp birleşemediği, fabrika eksenli talepler “krizin faturasına karşı” topyekûn bir sınıf mücadelesi ve dayanışmasına evrilemediğinde, yaşanan kısır döngünün aşılamaması... İkincisi, taban iradesini esas alan, fiili meşru mücadele çizgisinin yol gösterdiği bir pratik gündeme getirilemediği koşullarda “kazanım” elde etmenin, bunun yaratacağı olanakları sınıf hareketinin gelişimine bağlamanın sınırlılığı... Üçüncüsü ise, geniş örgütsüzlük atmosferinde, sendikalı işletmelerdeki mücadele potansiyelinin sınıfın genelini etkileyerek mücadeleyi güçlendirme imkanlarının, sendikal ihanet şebekelerinin etki ve denetiminden kurtarılması çabasının yakıcılığı... Elbette tüm bunların bileşkesi olarak sınıfın devrimci siyasal bilincinin gelişimi, ekonomik-sosyal mücadelenin siyasal sınıf mücadelesinin güçlendirilmesi hedefine bağlanmasının kendini dayatması...

İşçi sınıfı hareketinin içinde bulunduğu kabuğu kırması, taban iradesini esas alan ve fiili-meşru mücadele çizgisinde gelişen birleşik ve kitlesel bir hareket olarak alacağı mesafeye bağlı olacaktır. 2025 yılı bunun olanaklarının artmakta olduğunu gösteren bir yıl olarak geride kalıyor.