İçindekiler:

15 Ocak 2026
Sayı: KB 2026/01

Anti-emperyalist mücadeleyi büyütelim!
2025'in aynasında dünya
ABD'nin Venezuela'ya saldırısı
Emperyalistlerden vasallara yakışan tutum
İran'da yeni protesto dalgası
Trump-Netanyahu buluşması
Sermaye partilerinin ortak söylemi...
Yeni süreç, rejimin tahkimi
Kürtlerin kazanımları hedefte!
HTŞ'den Kürtlere "savaş" ilanı
Emperyalist saldırganlık karşısında susanlar
ABD, Türkiye ve Kürt sorunu
Halklara ölüm, İsrail'e toprak
İran'da kitle eylemleri devam ediyor
ABD'nin Venezuela'ya çökme planı
ABD'nin Latin Amerika stratejisi
Monroe oldu, "Donroe Doktrini"
31. Rosa Luxemburg Konferansı üzerine
Birleşik, kitlesel, siyasal bir sınıf hareketi
2025 yılı ve gençliğin "Mart isyanı"
Kadın işçiler bir adım öne!
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

Halklara ölüm, İsrail’e toprak

E. Bahri

 

IŞİD artığı çeteleri çatısı altında toplayan HTŞ, emperyalist/siyonist güçler, Ankara’daki Saray rejimi ve Amerikancı Arap Kralları tarafından Suriye’de yönetime getirildi. Bu olayda en büyük rolü Erdoğan’la müritleri oynadı. Nitekim “maskesiz emperyalist” Trump, bu “başarısından” dolayı Erdoğan’ı çok takdir ettiğini defalarca dile getirdi. 

HTŞ’yi başa getirenlerin elbette kendi sefil çıkarları var. Nitekim Şam’da istedikleri rejim iş başına geldikten sonra saldırgan/yağmacı güçlerin çıkarları Suriye’de çatışmaya başladı. Bunun en belirgin örneği soykırımcı İsrail rejimi ile Ankara’daki Saray rejimi arasında yaşanıyor. “Efendisi çok” olan HTŞ öncelikle ABD/İsrail ikilisini, ardından Türkiye’yi, Suudi Arabistan’ı ve Mısır’ı memnun edecek icraatlara devam edecek. 

İlk günden ölüm saçmaya başlayan rejim

IŞİD, El Nusra, Hayat Tahrir eş-Şam gibi onlarca cihatçı örgüt, Suriye halklarını 2011’den beri katlediyordu. İşbaşına geldikleri anda ise, “katli vacip” ilan ettikleri Alevileri hedef aldılar. HTŞ’nin Şam’a taşındığı 8 Aralık 2024’te başlayan Alevi katliamı halen devam ediyor. Mart 2025’te soykırım boyutuna varan katliamlar, sonrasında “rutin” hale getirildi. Yüzbinlerce kişi sadece Alevi olduğu için işinden atıldı, açlığa, sefalete mahkum edildi. Mallarına, topraklarına, evlerine el konuldu. Kadınlar kaçırıldı, toplu tecavüzlere uğradı, cihatçılarla zorla evlendirildi ya da satıldı… 

HTŞ, Alevilerin yanı sıra İsmailileri, Şiileri, Hristiyanları da yer yer hedef aldı. Etnik arındırmaya maruz kalan köy ve mahalleler oldu. Bu halklar halen tedirgin ve ne olacağını bilememenin kaygısıyla yaşıyorlar. 

İkinci katliam dalgası Süveyda ve çevresindeki Dürzileri hedef aldı. O katliam İsrail’e Suriye’nin güneyine doğrudan müdahale etme imkanı sağladı. “Dürzilerin hamisi” rolü üstlenen soykırımcı İsrail rejimi, Colani sarayının çevresini bombalayarak “uyarı” verdi. Cihatçı terör örgütleri, İsrail’e, “katledilen bir halkın hamisi” görüntüsü verme imkanı sundu. Kimi spekülasyonlara göre Dürzi katliamı İsrail’in de isteği ile yapıldı. 

HTŞ en son Saray rejiminin de tahrik etmesiyle Halep’teki Kürtlere saldırdı. Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerine saldıran rejim katliamlara devam edeceklerini bir kez daha ilan etmiş oldu. Kürt hareketine bağlı silahlı güçlerin direnmesi, cihatçı HTŞ’ye bağlı güçlerin Suriye sahilinde Alevilere yaptığını tekrarlama imkanı vermiyor. Ancak mezhepçi oldukları kadar ırkçı da olan HTŞ ve uzantıları, fırsat bulsalar Suriye sahilinde yaptıklarını Halep’te tekrarlarlar. SDG-HTŞ arasında ABD gözetiminde görüşmeler yapılmasına rağmen bu saldırıyı gerçekleştiren rejim, bulduğu her fırsatta katliamlar yapacağını bir kez daha gösterdi. Bu saldırı elbette ABD emperyalizminin yeşil ışığı ve Saray rejiminin desteği ile yürütülmektedir.

Mahallelerde yaşayan Kürtleri sürmek isteyen HTŞ, halka evlerini terk etmeleri için ültimatom vererek, etnik temizlik hareketini Halep kentine de taşımak istediğini belli etti. Mahallelerde örgütlü olan Halk Meclisleri ise evlerini terk etmeyeceklerini, Alevileri ve Dürzileri katleden cihatçılara güvenmediklerini söylüyorlar. 

Bu ise çatışmalar şimdi durdurulsa bile, HTŞ rejimi her fırsatta yeniden saldırıya geçecektir. Zira bu zihniyetin yıkılmış bir ülkeyi imar edip ayağa kaldırmak gibi bir meziyeti yok. Zaten bu yönde ciddi bir iddiaları da bulunmuyor. Onlar yakar, yıkar, zulmeder, öldürür…  

İsrail’e uşaklık varsa ABD himaye eder

Trump yönetimi, Şam’daki Amerikancı-cihatçı rejimi tahkim ediyor. Bunun için yaptırımları askıya aldı, başına 10 milyon dolar ödül koyduğu Colani’yi Beyaz Saray’da ağırladı. Azılı bir terörist olan Colani’nin Birleşmiş Milletler kürsüsüne çıkmasını sağladı. Elbette tüm bunları, HTŞ rejimini soykırımcı İsrail’in bir tür payandası haline getirmek için yapıyor. Ne de olsa ABD emperyalizmi için Tel Aviv’deki soykırımcıların “güvenliği” önceliklidir. 

HTŞ’nin başa getirilmesini “büyük bir zafer” olarak kutlayan savaş suçlusu İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, işgal atlındaki Golan Tepeleri’ne çıkarak gövde gösterisi yaptı. Suriye ordusunun kayda değer tüm askeri varlığını yok etti. Golan’ın yanı sıra Cebel eş-Şeyh ve Suriye’nin güneyinin önemli bir kısmını işgal etti. İşgalci İsrail ordusu başkent Şam’ın 16 kilometre yakınına kadar uzanarak askeri yığınak yaptı. 

HTŞ rejimi tüm bunları izlemekle yetindi. İsrail’i durdurması için Trump’a yalvardı. Ama Colani dahil cihatçı rejimin şefleri, her açıklamalarında İsrail’le iyi geçinmek istediklerini söylediler. Siyonist rejime “jest” yaparak Golan tepelerini haritadan sildiler. Yani Colani Golan’ı İsrail’e “hibe” etti. İsrail Suriye’nin güneyinde geniş bir alanı kontrol ediyor, işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini, hatta Suriye topraklarına Yahudi yerleşimcileri taşımak için hazırlık yaptığını söylüyor. 

İki soykırımcı rejim Paris’te anlaştı

Geçtiğimiz günlerde Fransa’nın başkenti Paris’te ABD-İsrail-HTŞ rejimi temsilcileri toplantı düzenledi. Yapılan pazarlıklarda tarafların anlaşmaya vardığı duyuruldu. ABD’li üst düzey temsilcilerin “arabuluculuğunda” gerçekleşen toplantıda İsrail’i, Washington Büyükelçisi Yehiel Leiter, Başbakan Benyamin Netanyahu’nun askeri konulardaki danışmanı Roman Gofman ve Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan Vekili Gil Reich temsil etti. HTŞ heyetinde ise rejimin sözde Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile İstihbarat Başkanı Hüseyin Selame yer aldı. ABD tarafında ise elçi Steve Witkoff, Trump’ın damadı Jared Kushner ve Tom Barrack hazır bulundu.

Trump yönetiminin Ankara büyükelçisi ve “Orta Doğu sömürge valisi” Tom Barrack, tarafların anlaştığını duyurduğu açıklamada Şam’daki cihatçı rejim için şu ifadeleri kullandı:

“Yeni Suriye hükümeti, İsrail’e karşı hiçbir düşmanca niyeti olmadığını, bunun yerine saygı ve bir arada yaşamaya dayalı bir ilişki arzuladığını açıkça belirtti. İsrail de bu eski komşusunun liderliğiyle bağlar kurmaya istekli ve eski düşman rejimin yerini işbirliğine ve yeni bir paradigmaya bağlı bir yönetimin aldığını takdir ediyor.” 

Siyonist rejim-HTŞ-ABD ortak toplantısında varılan mutabakat şöyle özetlendi:

“Anlık koordinasyon, istihbarat paylaşımı, askeri gerilimin düşürülmesi ve ABD gözetiminde diplomatik angajman sağlamak amacıyla ortak bir iletişim hücresi kurma kararı alındı.”

Görünen o ki, İsrail’e toprak “bahşeden”, savaş suçlusu Netanyahu’nun ayakları altına paspas gibi serilen, Saray rejiminin de isteğiyle Kürtlere saldıran HTŞ rejiminin, efendilerine bu hizmetleri sunduğu sürece halkları katletmesine itiraz eden devlet olmayacak.